GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

08/07/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil 

Girişim

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



MEDYA ANALİZ 


Ya gazetecilik ya siyaset (mi?)

Kurulduğundan bu yana grupla ilgili onlarca çarpıklığa duyarsız kalan Doğan Medya Grubu Yayın Konseyi, partilerde siyasi görev alan çalışanları için harekete geçti. Konsey, siyasete atılan yazarları için 'ya gazecilik ya siyaset' seçiminde bulunmalarını istedi. Konsey,

"DMG Yayın Konseyi, grubumuzda eskiden beri var olan zihniyet doğrultusunda, 29 Eylül 1999'da yaptığı toplantıda, DMG Temel ve Meslek İlkeleri 2'nci maddesine 'Gazeteci herhangi bir siyasi partide aktif olarak görev alamaz' şeklinde bir ilave yapılmasını kararlaştırmıştı." hatırlatmasında bulundu. Bunun üzerine CHP Parti Meclisi'ne seçilen Hürriyet yazarı Tufan Türenç, girişiminin hiçbir sakıncası olmadığını belirtmesine rağmen CHP'den ayrıldı. Türenç'le birlikte Finansal Forum Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Gökhan Çırnaz da CHP'den istifa etti. Milliyet'te yazan emekli Büyükelçi Şükrü Elekdağ ile Radikal yazarı Erol Tuncer ise tercihlerini siyasetten yana kullandılar.

Peki bu yüzeysel teşebbüs ile medya ve siyaset arasındaki çirkin ilişki tamamen koparılmış oluyor mu? Ne yazık ki hayır.. TGC Başkanı Orhan Erinç'in de ilkeler bazında yanlış bulduğu bu yapılanmaya karşı alınan tavır olumlu; ancak yeterli değil. Bu noktada köklü bir değişimin zarureti ortada. Mevcut resimde neler mi var? Mesleğin duayeni Nezih Demirkent, 23 Mayıs 99 tarihli Zaman'da bunu şöyle çiziyor: "Gazeteciyle siyasetçi arasında her türlü ilişki var. Dostluk kurmaktan tutun, takım tutmaya bir yere mensubiyet sağlamak, bir ticari menfaat elde etmek, hatta önemli bir insan haline gelmeye kadar... Her türlü ilişki çok yönlü." Bu çerçevede Türkiye'de olağanüstü, hatta olağan süreçlerde bile şaşırtıcı vesikalar bulmak mümkün. 95 Ekim'inde Sabah Genel Yayın Yönetmeni Zafer Mutlu'nun CHP ve DYP arasında kuryelik yaptığı iddialarına, yine Mutlu'nun 28 Şubat sürecinde istifa ettirdiği vekillerle övünmesine, karşılıklı dosyaların açıldığı Çiller–Doğan Grubu polemiklerine, Yılmaz'ın bazı gazetecileri 'hastalıklı olarak nitelemesine', Derviş'le ilgili propaganda manşetlerine; RTÜK Yasası'yla değişen yayın politikalarına; FP'nin kapatılmasının bir gazetede alkışlarla karşılanmasına (Aslı Aydıntaşbaş, 4 Temmuz 2001, Wall Street Journal (WSJ) gazetesinde çıkan 'In defence of Virtue' (Fazilet savunması) adlı makalesinde yazdı bunu) kadar birçok çarpıcı örnek bir çırpıda akla geliyor. Bu itibarla medyanın elindeki tatlı kozu bırakma niyetinde olmadığının farkında olmamıza rağmen yine de öneriyoruz: Medya–siyaset ayrışımı için var mısınız köklü değişime?..




İki fikir, tek gerçek

Çetin Altan (Sabah):

Türkiye'de gazetecilik hiçbir zaman olmadı. 20 kişiye bir gazetenin düştüğü bir ülkede gazetecilik olmaz. Zaten Türkiye henüz gazeteye ihtiyaç duyacak düzeye gelmiş değil.

Fehmi Koru (Yeni Şafak): Gazeteler, artık geniş halk kitleleri için değil, az sayıda kamuoyu önderi ve karar alma mekanizması içindeki resmî şahsiyetler için çıkarılıyorlar. Amerikan jargonunda 'siyaseten doğru' (politically correct) denilen sosyolojik durum bu. Bir avuç azınlık, dünyanın birçok yerinde olduğu gibi bizde de, 'doğru' ve 'gerçek' nedir, onun ölçüsü olarak sunuluyor.




Manşet ile başyazı çelişti

Milliyet'in manşeti Sezer'i suçladı; başyazarı 'normal' dedi

Cumhurbaşkanı Sezer'in Tütün Yasası'nı veto etmesine Milliyet, gazetecilik etiğinin ötesine geçerek tepki verdi. Gazete, "VE SEZER TÜY DİKTİ" başlığını kullanarak, "Tütün Yasası'nı veto eden Cumhurbaşkanı'nın gerekçesi IMF'ye cevap olarak yorumlandı. Yasanın Meclis tatildeyken veto edilmesi, kredi peşindeki Derviş'i sıkıntıya soktu" yorumunu yaptı. Gazetenin Sezer'i hedef almasına karşılık başyazar Güneri Cıvaoğlu "orta yol" teklif etti. Cıvaoğlu, Sezer'in vetosu için şu yorumda bulundu: "Keşke yasa çok daha önce çıkmış olsaydı. Sezer'in, hukuk gereklerini yerine getirmesi doğaldır. Kaldı ki.. hükümet Telekom sorununu çıkarmasaydı, "veto kararı" IMF toplantısı yapılıp, kredi dilimi serbest bırakıldıktan sonra açıklanmış bulunacaktı... Artık krediler etkilenmeyecekti. Aslında Telekom için bir ara çözüm bulunursa "hükümetin siyasi iradesini, Tütün Yasası için ortaya koyduğu; ama Çankaya'ya takıldığı" IMF'ye izah edilebilir. Ve Meclis açılınca Cumhurbaşkanı'nın kaygılarını yansıttığı konular bertaraf edilerek Tütün Yasası yeniden çıkarılabilir. Ortak bir sağduyuya ihtiyacımız var."



| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.