GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

09/07/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Girişim

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



AKADEMİ 


Kur'an'ın Altın İkliminde: İnsan çamurdan yaratıldı

Kainatta hiçbir canlının var edilmesi tesadüflere, tekamüllere ve tabiata verilemez. Zira her şeyde bir kast ve iradenin var olduğu görülmektedir. Zannediyorum evrimcilerin çıkmaza düşmelerinin temel sebebi de onların kâinattaki bu irade, şuur, kudret ve hikmeti görememeleri, ya da görmek istememeleridir.

İnsanoğlunun yerküre ile buluşması, yerin bir beşik gibi döşenip hayata müsait hale getirilmesinden sonra olmuştur. Kainatta hiçbir canlının var edilmesi tesadüflere, tekamüllere ve tabiata verilemez. Zira her şeyde bir kast ve iradenin var olduğu görülmektedir. Zannediyorum evrimcilerin çıkmaza düşmelerinin temel sebebi de onların kâinattaki bu irade, şuur, kudret ve hikmeti görememeleri, ya da görmek istememeleridir.

Bu öyle bir çıkmazdır ki, yeni bir kast ve irade söz konusu olmayan onların bu bakar körlükten kurtulmaları mümkün olmayacaktır. Aslında canlıların genel durumu gibi Allah'ın varlığına ve birliğine apaçık delil teşkil eden bir hususun aksine yorumlanması çok gariptir. Ama onlar, kudret elini görememiş ve kâinattaki bu baş döndürücü sistemin yanında hayatı da tabiata ve tesadüflere vermişlerdir.

İnsanın yaratılması

Kur'ân-ı Kerim insanın yaratılmasını şöyle dile getirmektedir: "O (Allah) dur ki her şeyin yaratılışını güzel yaptı. Ve insanı yaratmaya çamurdan başladı." (es-Secde, 32/7)

Çamur, balçık ya da yeryüzündeki minerallerden meydana getirilmiş bulamaç, insanın menşe-i aslîsidir. İnsan vücudunda ne varsa hemen hepsi toprakta da vardır. Allah (celle celâluhû) yeryüzünü teşkil eden elementlerden meselâ; azot, karbon, hidrojen, oksijen, kükürt vb. gibi maddelerin karışımını canlı varlıkların temel unsurları olarak kullanmıştır. Evet O, bu karışımı, adeta bir protein çorbası haline getirmiş, sonra da bu bulamacı şekillendirip ondan insanları yaratmıştır. Başka bir âyette, insanın yaratılışıyla alakalı olarak şöyle denilmektedir: "Andolsun biz insanı pişmemiş (sulu bir) çamurdan, değişmiş, cıvık (ve kokmuş bir) balçıktan yarattık." (el-Hicr, 15/26) (Not: Bu ayete diğer meallerde "Andolsun biz insanı, pişmiş kuru bir çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan yarattık." şeklinde mana verilmiştir.)

Hilkat ve hayat adına suyun önemini vurgulama sadedinde de: "Biz her canlı şeyi sudan yarattık." (el-Enbiyâ, 21/30. "Allah her canlıyı sudan yarattı; onlardan kimi karnı üzerinde (sürünerek) yürür; kimi iki ayak üstünde, kimi de dört (ayak) üstünde yürür. Allah, daha dilediklerini de yaratır; zira Allah, herşeye kadirdir." (en-Nur, 24/45) ayetleri de farklı bir üslupla bu gerçeği ifade ederler.

İnsanın madde-i asliyesi

İnsanın madde-i asliyesinin büyük bir kısmı sudur. En basit hücreden o upuzun Kalifornia çamlarına kadar her canlı cismin mahiyetindeki su, onların temel moleküllerinden kat kat fazladır. Vücudun ¾'ü sudur. Hücrelerin içindeki parçacıklar, bütün asit çeşitleri, moleküller, aminoasitlerin hepsi bir mâyi içinde yüzmekte ve bir mâyi içinde hareket etmektedirler.

Meseleye bu açıdan bakıldığında en küçük hücreden en büyük varlıklara kadar bütün canlılarda temel moleküllerinin hepsinden fazla mâyiatın hakim olduğu görülecektir. Su, kâinatta da bir esastır. İlk canlılar suların kenarlarında yaratılmışlardır. Hayatın temel kaynağının su olduğunu Kur'an, çok erken dönemde ifade etmiştir. Modern ilim onu henüz hecelemektedir. Evet Kur'ân, yukarıda zikredilen ayetlerden de açıkça anlaşılacağı üzere tam 14 asır önce bu hakikati hem de dupduru bir üslupla ifade etmiştir.

"Her canlıyı sudan yarattık"

Hasılı hayatın hangi safhası ele alınırsa alınsın, tek hücrelilerden en kompleks varlıklara kadar her şeyde suyun hakim unsur olduğu görülecektir. Kur'ân'ın bu koca gerçeği bir cümlecikte ifade etmesi ise hem ilginç hem de mânidardır. Zira 1400 sene öncesinin insanı ne hücre bilgisinden ne de varlığın anatomisindeki su oranından haberdardır. Allah (celle celâluhû) Kur'ân-ı Kerim'de, "Her canlıyı sudan yarattık", "Allah, her canlıyı sudan yarattı.", "Andolsun biz insanı pişmemiş (sulu bir) çamurdan, değişmiş, cıvık (ve kokmuş bir) balçıktan yarattık." buyurarak canlıların yaratılışlarındaki aslî unsurları nazara vererek icmâlî manada ilimlere rehberlik yapmakta, tafsilat ve teferruatı zaman ve geleceğin ilim adamlarına bırakmaktadır. Onu icmalde görmeyen kör, tafsilde, detayda arayan da basiretsizdir.

(el-Hicr, 15/26)

"Andolsun biz insanı pişmemiş (sulu bir) çamurdan, değişmiş, cıvık (ve kokmuş bir) balçıktan yarattık."




Ölçü veya Yoldaki Işıklar: Tabiat

Şayet tabiat varlığın kendisinden ibâret ise "Tabiat yarattı." diyenler, bilmem ki, bu sözleriyle "Varlık kendi kendini yarattı." dediklerinin farkında mıdırlar? Yok, "Tabiat" sözünden maksatları, huy, sıfat, seciye, kanun, disiplin gibi şeylerse, tabiatın, kendilerine tezgâh ve beşik olduğu eşyâ ve hâdiseleri nasıl yaratıp tanzim edeceğini izâh etmeleri gerekmez mi?




His Dünyası: Yollardayız

Yollardayız gün battığından beri,

Söyleşerek yıldızlarla yarını...

Bir yalvarma koyu her gece bize;

Sızlanıyor sîneler kederinden.

Bekliyoruz, ümitle ve dipdiri,

Hep bu ifritten kışın baharını..

Renkli hülyalarımızla biz bize,

Âtînin düşleriyle tâ derinden..!

Art arda geceler peçe aralıyor;

Az ötelerde bir sihirli şölen..

Tekmil sevdalılar ve sevgililer,

Yüz yüzeler bu ümit şafağında.

Dalga dalga ufku ışık sarıyor;

Hiç de hayal değil şimdi görülen;

Bir bir diriliyor artık ölüler,

Söz yeninin, eski ölüm ağında.

Muştuyla esiyor seher yelleri;

Bülbül, güle karşı soluk soluğa...

Sis ve duman artık yol azığında..

Her yana sessizce rahmet yağıyor!

Geçtik geçiyoruz eski günleri;

Elveda gayrı o uzun boşluğa..

Gün döndü, mevsim tomurcuk çağında;

Bir bilsen, ne mavi günler doğuyor!?

(M. Fethullah Gülen)



| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.