Acı vatan Almanya
Bağımsız Göç Komisyonu'nun hazırladığı raporda, Almanya bir göçmen ülkesi olarak tanımlanırken, her yıl 50 bin yabancı işgücünün getirilmesi tavsiyesinde bulunuldu.
Peki ya bizimkiler, 'Alamancılar' ne alemde?
Türkiye'yi ziyaret eden gurbetçi sayısı da geçen yıla oranla yüzde 10 azalma başgöstermiş. "Türkiye'ye gideceğiz de ne yapacağız?" diye düşünüyorlar herhalde.
Türkiye'yi defterden silen gurbetçiler artık ölülerini bile göndermek istemiyorlar. Almanya'daki Müslüman mezarlıklarının sayısı 20'ye, satın alınan gayrimenkul sayısı ise 125 bine ulaşmış.
İnsanımız gidince dönmemeyi tercih ediyor. Almanya'nın göçmenlere kapıyı açmasından sonra bu durum daha da artacak. Ne de olsa, Türkiye'de hemen herkesin Almanya'da uzaktan ya da yakından tanıdığı birkaç akraba ya da hısmı var.
Peki ya yabancılarda durum nasıl? Geçtiğimiz yıla oranla Türkiye'ye gelen yabancı ziyaretçi sayısında ise yüzde 22'lik bir artış varmış.
Hani ülke topraklarının yabancılara satılabilmesi için izin çıktı ya. Aslında iyi bir karar. Baksanıza, bizimkiler oraya gitmeye, onlar da buraya gelmeye nasıl can atıyorlar!
Kör dövüşü
Uzakdoğu'da yıldızı parlayan yeni bir etkinlik var. Gözleri bezle bağlanmış boksörlerin döğüştüğü bu ilginç boks stili, ilk defa Tayland'daki bir antrenman salonunda uygulanmaya başlanmış. Ancak daha ilk maçta seyircileri kahkahalara boğan bir olay yaşanmış ve boksörlerden birisi yanında fazla dolaşan hakemin çenesine bir kroşe indirmiş.
Taylandlı yetkililer, bu 'kör dövüşü'nün yaygınlaşması için bir federasyon kuracaklarını açıklamışlar.
Bizim federasyona falan ihtiyacımız yok. Yıllardır siyaset arenasında bu 'kör dövüşü'nü başarılı bir şekilde zaten yürütüyoruz. Üstelik biz de kurallar daha da acımasız. Döğüşçülerden sadece bir tanesinin gözleri bağlanıyor, o da yetmiyor elleri ve ayakları da bağlanıyor. Sonra rakip, hakemle birlikte olup bu boksörü bir güzel benzetiyor. İkinci maç ise ancak yaralar iyileştikten sonra ama yine aynı şartlarda oluyor. Bu böyle sürüp gidiyor.
İşin en güzel yanı ise, seyircilerden bir kısmının hâlâ, gözleri, elleri, ayakları bağlanıp habire dayak yiyen boksörün bir gün gelip maçı kazanacağı umudunu taşıması.
Tanışalım
Meclis kapandıktan sonra Ankara'da siyaset iki yerde odaklandı. Bir tanesi, Fazilet Partisi'nin kapatılmasından sonra o cephede yaşananlar. Bir parti kurulacak, iki parti kurulacak derken, arka arkaya gelen transferler. Kapatılan FP'liler şimdi DYP ve MHP'den kendi saflarına güç katıyorlar. MHP'lilerin "Transfer sezonu açıldı" derken, anlatmak istedikleri tam olarak bu muydu bilmiyoruz; ama ortalık bir hayli canlı ve heyecanlı.
Bu arada DSP'de de bir hareketlilik var. Başbakan Bülent Ecevit ve eşi Rahşan Ecevit, partilerine mensup milletvekillerini gruplar halinde evlerine misafir ediyorlar. Çay ve pasta ikram ediyorlar. Söylenenlere göre, DSP'li milletvekillerinden bir kısmı henüz kendi milletvekillerini bile tanımıyormuş. Çay ve pasta partisinin veriliş amacı tanışma için değil elbette. Ecevit çifti özellikle son kongrede yaşananlardan sonra tabana inmeye çalışıyor olsa gerek.
DSP milletvekillerinin kendi aralarındaki tanışma merasimlerini biraz es geçelim ve asıl vatandaşla sandıkta olacak tanışmaya dikkat verelim. Bu tanışma bu sefer, bir hayli ses getirecek gibi.
Komiklik
Rusya'nın Sibirya kesiminde meydana gelen uçak kazasında ölenlerin ailelerine 413'er dolar tazminat ödenmesine karar verilmiş. Bir canın karşılığı 413 dolar, yani 500 milyon liradan biraz fazla.
Bizden daha çok olmasın, ama dışarıda da böyle komiklikler olabiliyormuş, demek ki!
|