GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

09/07/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Girişim

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



 


Sağlık personeli rahatsız

Sağlık hizmetleri sınıfında çalışan; sağlık memuru, laborant, hemşire ve veteriner sağlık teknisyenleri hizmetin devamlılığı ve ehemmiyetinden dolayı zaman mefhumu gözetmeden hizmet vermeye çalışıyor. Ancak bütün bu fedakârlıklarına rağmen diğer kamu çalışanlarından daha az ücret ve sosyal haklara sahip olduklarını iddia ediyorlar.

'Ek göstergeleri alırken, sağlık hizmetlerinde çalışan yüksekokul mezunu personel daha düşük göstergeden maaş almakta olup hem memuriyet hayatında hem de emekliye ayrıldığında önemli oranlarda maddi kayıplara uğramaktadır.' diyen bu sağlık personeli, rahatsızlıklarını şu şekilde dile getiriyorlar:

''25 yılını doldurmuş bir hemşire emekliliğinde, 1. derecenin 4. kademesinde 175.000.000 TL aylık emekli maaşı alırken diğer sınıflardan birinden emekli olan memur 265.000.000 TL aylık emekli maaşı almaktadır. İki sınıf arasındaki emeklilik ikramiye farkı 2.000.000.000 TL'ye kadar çıkmıştır.

Yıllardır süren bu haksız uygulama 31.03.1988 tarihinde çıkarılan 318 Sayılı KHK'ya eklenen "Sağlık ve yardımcı sağlık hizmetleri sınıfına dahil kadrolarda bulunanlardan yükseköğrenimli olanlara uygulanacak olan ek göstergelerde işgal ettikleri kadro dereceleri itibari ile Genel İdari Hizmetler sınıfında kadrolarına tahsisli Ek Gösterge bulunmayanlar için belirlenen ek göstergelerden düşük olamaz." hükmü getirilerek bu eksiklik giderilmeye çalışılmıştır.

Ancak daha sonra çıkarılan 418 sayılı KHK'da ve bu kararnamenin Anayasa Mahkemesi'nce iptali ile çıkarılan 527 sayılı KHK'da sağlık hizmetleri sınıfında çalışanlar dikkate alınmamış, tekrar haksız uygulama başlamıştır. İdari mahkemelere açılan davaların birçoğu lehimize sonuçlanmış olmasına rağmen davaların yavaş ilerlemesi Danıştay'ın kararının çok gecikmiş olması ve içtihadi birleştirme kararı verilememesi nedeni ile sağlık personelinin sorununa çözüm olamamıştır.

Sağlık Bakanlığı'nın 1991 yılından bu tarafa yapmış olduğu çalışmalar çok yavaş ilerlemektedir. 19. dönemde TBMM'ye Başbakanlık Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğü'nün 12.08.1998 tarih ve 1217/4587 Sayılı yazıları ekinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na ekli 1 sayılı ek gösterge cetvelinde sağlık personeli ile ilgili değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi sunulmuş, yine 57. hükümet döneminde ilk olarak meslektaşımız Muğla Milletvekili Tunay Dikmen ve değişik partilerden 18 milletvekili tarafından kanun teklifi hazırlanarak TBMM'ye sunulmuş olup, bu teklif 21.01.2000 tarih ve 2/432 esas no'da kayıtlı dosyada Plan ve Bütçe Komisyonu'nda beklemektedir.''

IMF istiyor diye bir gecede on kanun geçirebilen bir hükümet, sağlık personelinin bu isteklerine de en az IMF kadar önem verir diye düşünüyoruz. Sizce yanılıyor muyuz?




Merkezi minareden ezan konusu

Diyanet İşleri Başkanlığı'nın son günlerde yaptığı bir açıklamaya göre, bundan böyle ezanlar her yerleşim yerinin sadece merkezi camisinde okunacakmış. Daha önce de (yaklaşık üç yıl önce) ezanların hoparlörle okunsa da minarelere çıkılarak okunacağı açıklanmıştı. Türkiye Yazarlar Birliği'nin yayımladığı Türkiye Fikir ve Sanat Yıllığı için yaklaşık iki yıl önce yazdığım Dini Hayat kısmında bu konuya da temas etmiş ve görüşlerimi yazmıştım: Camilere, cami görevlisi adı altında sadece bir görevli tayin edilsin. Ünlü hafızların okuyuşlarından seçilmiş 10-15 ezan kaseti her camiye zimmetle verilsin ve sadece, vakitlere göre ezanların bunlardan okutulması sağlansın... Bu teklifte merkezi camiler dışında ezanların susturulması gibi bir durum söz konusu değildir ve son derece uygulanabilirliği vardır. Ancak ezanların birbirine karışmaması için beş-on dakika içine dağıtılabilir.

Abdulkerim Abdulkadiroğlu




İSKİ: Tuzla Gölü kuraklık sebebiyle kurudu

Daha önce konuyla ilgili yazdığımız yazılar üzerine diğer medya organlarında da değişik bakış açısıyla Tuzla Gölü tartışılmaya başlandı. Bunun üzerine İSKİ şu açıklamayı yaptı:

"Tuzla ve civardaki yerleşim birimlerinin atık sularını toplamak ve tasfiye etmek maksadı ile yapılan tesislerin, göl suyunun çekilmesi ile herhangi bir alakası bulunmamaktadır. Bilindiği gibi göllerin beslenmesi yeraltından ve yüzeysel sularla olmaktadır. Kuraklık sebebiyle yüzeysel sular kurumuştur. Tuzla Gölü de yüzeyden gelen sularla beslenmektedir. Fazla buharlaşma ve 2000-2001 yılının kurak geçmesi sebebiyle gölde sular çekilmiştir.

Çalışmalarımızın neticesinde Tuzla Gölü'nde ve Marmara Denizi'nde müspet gelişmeler olmuştur. Yapılan tesislerin hizmete alınmasıyla Tuzla Gölü'ne akan ve kirlenmeye sebep olan atık sulara mani olunmuştur."



n.bayhan@zaman.com.tr
 

| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.