GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

14/07/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Girişim

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



HABERLER 


Çok renklilikte ittifak

Abant'ta buluşan farklı kesimler 'çoğulculuk'un öneminde 'uzlaştılar'. Prof. Dr. Mehmet Aydın: Hayatta farklı görüşlere yer vermemek, kısırlığa yol açar. Prof. Dr. Mete Tunçay: İnsanların birbirine benzediği toplumda değişme olmaz. Türk Ocakları Bşk. Nuri Gürgür: Her fikrin ortak ifade alanı bulması sosyal barış için önemli. Gazeteci-yazar Ali Bulaç: İslam'da çoğulculuk var. Yorumla oluşan durum özü yansıtmıyor. Manisa Milletvekili Rıza Akçalı: Siyaset, toplumdaki çatışmalarda taraf değil hakem olmalı. Prof. Dr. Burhan Kuzu: Çoğulcu demokrasiye ulaşmak için yarışmacı siyaset önemli.

Çoğulculuk ve toplumsal uzlaşma konusunun masaya yatırıldığı 4. Abant Platformu, dün Abant Place Otel'de komisyon çalışmaları ile başladı. Abant Platformu tarafından organize edilen toplantıya; Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı, Türk Dünyası Yazarlar ve Sanatçılar Vakfı, Demokraside Birlik Vakfı ve Türk Ocakları Vakfı da destek veriyor.

Açılış konuşmasını yapan Abant Platformu Genel Koordinatörü Prof. Dr. Mehmet Aydın, platformun en önemli özelliğinin, ülkemiz için değer arz eden konu başlıklarının, her görüşten insanlarca tartışılması olduğunu söyledi. Farklı görüşlere ve ötekine tahammül edebilmenin esas olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Aydın, "Bugüne kadar zaten çoğulculuk bizim ana eksenimizdi. Hayatta farklı görüşlere yer vermeme bir kısırlık üretiyor ve toplumsal anlamda barışı zedeliyor. Hayatta çeşitlilik ve farklılıklar mevcut. Bunların bilinmesi ve tanınması lazım." dedi.

Prof. Dr. Aydın, Abant'ta insanların birbirlerinden öğrendiklerini, bilginin en kıymetlisinin hayata katkıda bulunan olduğunu vurguladı. Abant'ta yaşananların bu ülkeye yansıması gerekliliğine işaret eden Prof. Dr. Aydın, çoğulcu ve demokrat olan her türlü sivil kuruluş ile Abant benzeri platformlarda işbirliğine hazır olduklarını söyledi.

"Farklılıklar değişimi getirir"

Toplantı koordinatörlerinden Prof. Dr. Mete Tunçay ise "Ben sosyalistim; ama o kimliğimle burada bulunmuyorum." dedi. Çoğulculuk kavramının bazen faşizan bir eğilimi de beraberinde getirebileceği uyarısını yapan Tunçay, "Bizim amacımız laik, katılımcı, demokratik ve hukuka saygılı bir çoğulculuk. Bir toplumda bütün insanlar birbirine benzerse o toplumda değişme olmaz. Değişme olmadan demokrasiden de söz edilemez." diye konuştu.

Türk Ocakları Başkanı Nuri Gürgür de Türkiye'nin böyle bir fikir ortamına olan ihtiyacını dile getirdi. Gürgür, Abant Platformu'nda her fikrin ortak ifade alanı bulmasının ülkemizde toplumsal barışın sağlanması açısından önemine işaret etti. Toplumda fikir tartışmalarının yapılacağı beyin fırtınalarına ihtiyaç olduğunu vurgulayan Bolu Valisi Mehmet Ali Türker de, Abant Platformu'nun bu ihtiyaca cevap verdiğini söyledi.

İslam çoğulcu

Genel Kurul öncesi toplanan iki ayrı komisyonda üyeler, 'çoğulculuğu' masaya yatırdılar gazeteci- yazar Ali Bulaç, İslam'ın kendisinde çoğulculuk bulunduğunu, İslam'a getirilen siyasi yorum ve müdahalelerle oluşan durumun özü yansıtmaktan uzak olduğunu kaydetti. Milletvekili Rıza Akçalı da siyasetin sorun üreten bir kurum olmaktan çıkarılıp sorun çözen bir yapıya dönüşmesi gerektiğini söyledi. Akçalı, siyasetin toplumdaki çatışmalarda taraf değil hakem olması gerektiğinin de altını çizdi. Prof. Dr. Burhan Kuzu da, çoğulcu bir demokrasiye ulaşmak için yarışmacı bir siyaset anlayışının önemine işaret etti.

Demokraside Birlik Vakfı Başkanı Mehmet Bozdemir ise Türkiye siyasetindeki çarpık yapılanmanın demokrasinin gelişmesine engel olduğunu söyledi. Komisyonlarda tartışılan konular bugün yapılacak Genel Kurul'da da müzakere edilecek.

(Zafer Özcan - Mehmet Güler / BOLU (Zaman)




Diyalog hepimizin görevi

Biz farklı fikirleri kavga ortamında tanıdık. Ötekini öldürerek tanıdık. Şimdi bu noktadan diyalog noktasına geldik. Diyalog sürecinin çabuklaşması için hepimize görev düşüyor.

Abant Toplantısı'nın 'Siyaset ve Toplum Komisyonu'nda söz alan Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Süleyman Çelebi, ülkemizde yıllardır farklı görüş ve düşüncelerin şiddet ve baskı yöntemiyle yok edilmek istendiğini söyledi. Türkiye'de farklı fikirlerin kavga ortamında, 'ötekini' öldürerek tanındığını ve diyalog noktasına gelindiğini vurgulayan Çelebi, diyalog sürecinin çabuklaşması için herkese görev düştüğünü kaydetti. Çelebi şunları söyledi: "Bir kesim farklı bir inancın yok edilmesini caiz olarak niteledi. Bir kesim farklı düşüncenin yok edilmesi için şiddet uyguladı. Bir kesim de, 'Bunlar sermayenin temsilcisidir. Onu öldürmek devrimciliktir, ilericiliktir.' düşüncesiyle tavır aldı. Biz böyle bir şiddet notasından bu noktaya geldik. Şimdi diyaloğu tartışıyoruz. Bu iyi bir başlangıç ama kolay bir süreç değil. Artık bizim bazı acı tecrübeler yaşamadan bazı şeyleri öğrenmemiz gerekir."

Hayata geçirilmeli

Abant gibi platformlarda çok yerinde ve gerekli konuşmalar yapıldığını; ancak önemli olanın bunu hayata geçirmek olduğunun altını çizen Çelebi, "Eğer söylediklerimiz lafta kalırsa sadece deşarj olmuş oluruz." diye konuştu. Çelebi, Türkiye'de çoğulculuk ile ilgili sorunların bir de ekonomik boyutu olduğunun da altını çizerek, gelir dağılımındaki uçurumun ve ekonomik bunalımların toplumu gerdiğine işaret etti. Çelebi ayrıca Türkiye'nin çoğulcu yapısı için önem arz eden sivil toplum kuruluşları ve sendikaların devletten baskı görmesinden yakındı.




Bilgin'e 51,5 yıl hapis talebi

Etibank soruşturması kapsamında, bankanın eski sahibi Dinç Bilgin ile işadamları Cavit Çağlar, Nail Keçili ve Mustafa Çağlar'a 51,5 yıla kadar ağır hapis istendi.

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredilen Etibank soruşturması kapsamında bankanın eski sahibi Dinç Bilgin ile Cavit Çağlar, Nail Keçili, Mustafa Çağlar'ın da aralarında bulunduğu 18 sanık hakkında 51,5 yıla kadar ağır hapis istemiyle dava açıldı.

Ne ceza istendi?

Edinilen bilgiye göre, Dinç Bilgin'in 'çete lideri olmak', 'dolandırıcılık', 'Bankalar Yasası'na muhalefet', 'evrakta sahtecilik' suçlarından 51,5 yıla kadar hapsi, Devlet eski Bakanı Cavit Çağlar'ın 'çeteye üye olmak', 'dolandırıcılık', 'evrakta sahtecilik' suçlarından 23,5 yıla kadar hapsi, Nail Keçili'nin 'çeteye üye olmak', sanıklar Ayşe Hande Güven, Mustafa Çağlar, Önay Şevket Bilgin, Nevzat Ak, İbrahim Hakkı Karakaya, Türker İnanoğlu'nun da aralarında bulunduğu diğer sanıkların ise 'çeteye yardım ve yataklık' suçlarından cezalandırılmaları isteniyor.

25 takipsizlik

Aralarında Turizm eski Bakanı Bahattin Yücel, Deniz Kuvvetleri eski Komutanı Vural Beyazıt, Zafer Mutlu ve Havaş'ın sahiplerinden Turgay Ciner'in de bulunduğu 25 sanık hakkında ise yeterli delil olmadığından takipsizlik kararı verildiği belirtiliyor.

İfadeleri alınamayan bankanın eski genel müdürlerinden gıyabi tutuklu sanıklar Zeki Ünal ve Şükrü Karahasanoğlu'nun ise dosyalarının ayrıldığı yapılan basın açıklamasında belirtildi. Sanıkların yargılanmasına önümüzdeki günlerde başlanacak.

Bülent Ceyhan / İSTANBUL




Atlı kapkaç savaşçıları

Atlı Jandarma Birliği, İstanbul'da piknik yaptığı bölgelerinde kapkaç yaparak, ormanlık ve engebeli arazide izini kaybettiren gaspçılara göz açtırmıyor.

Belgrad Ormanları'nda konuşlanan ekip, Sarıyer, Kilyos, Tarabya'da kapkaççıların korkulu rüyası oldu. Birlik, orman içerisinde polisin araçla giremediği arazilere rahatlıkla ulaşabiliyor. Atlı birlik, şehir içerisinde de görev yapıyor. Bir askerî yetkili, Atlı Jandarma Birlik Komutanlığı'nın 1998'de kurulduğunu, şu anda İstanbul'da 4 kişilik bir ekibin hizmet verdiğini söyledi. 5 Temmuz'da merkezleri olan Ankara'dan İstanbul'a geldiklerini belirten yetkili, özellikle hafta sonlarında kendilerine çok iş düştüğünü ifade etti. 1 subay ve 12 astsubaydan oluşan atlı birlik, yaz sonunda tekrar merkezleri olan Ankara'ya dönecek. Said Edige / İSTANBUL (Zaman)




Talim Terbiye yanlış yaptı

Talim ve Terbiye Kurulu, kitap inceleme yönünden yeni bir hatayla çalkalanıyor. Kurul, ilköğretim 2. sınıflar için hazırlanan kitaplar 18 punto ile yazılması gerektiği halde 14 puntoyla yazılmış bir kitabı (İlköğretim Türkçe Ders Kitabı 2) öğrencilere tavsiye etti.

Kurul yine, 14 puntoyla yazılması gerektiği halde ilköğretim 3. sınıf öğrencilerine 12 puntoyla yazılmış kitapları önerdi. Milli Eğitim Bakanlığı, kendi çıkardığı Türkçe 2 Ders Kitabı'nı ise yönetmelik hükümleri gereği 18 puntoyla yazdı. Bütün ders kitaplarını inceleyerek tavsiye eden Kurul'un, yönetmelik kriterlerinde yer alan en basit şartları bile yerine getirmeden kitap tavsiye etmesi şaşkınlıkla karşılandı.

Tebeşir yeme çağrısı

Öte yandan Talim ve Terbiye Kurulu, 8 Mayıs 2001 tarih ve 73 sayılı kararıyla da içinde yanlış bilgilerin olduğu 'Güzel Konuşma ve Yazma 1-2' kitabını ilköğretim öğrencilerine tavsiye etmişti. Kitapta, "tebeşir yutarak sesin inceltileceği" gibi yanlış bilgiler yer alıyor.

İbrahim Asalıoğlu / ANKARA (Zaman)




Ağrı'da dağcı kayıp

5 gün önce Ağrı Dağı'na tırmanışa geçen Sertaç Tümerdem'in kaybolduğu bildirildi.

Tümerdem'e tırmanışında kılavuzluk yapan ve buzul alanın başladığı 4 bin 500 metreye kadar dağcıya eşlik ettikten sonra aşağı inen Ahmet Çakmaz, dün Iğdır İl Jandarma Komutanlığı'na giderek, Tümerdem'in inmesi gerektiğini, kendisi ile uzun süre irtibat kurulamadığını, dağcının kaybolduğundan şüphelendiği ihbarında bulundu.

Son olarak önceki gün sabah saatlerinde A.A muhabiriyle telefon görüşmesi yapan, kendisinin 5 bin metrede olduğunu söyleyen ve zirve yaptıktan sonra aynı gün inişe geçeceğini bildiren Tümerdem'den daha sonra haber alınamadı.




Sıcaklar bastırıyor

Türkiye'de hafta başından itibaren hava sıcaklığının artması bekleniyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nden yapılan açıklamaya göre, hava sıcaklığı tüm yurtta mevsim normallerinin 1-3 derece üzerinde seyrediyor.

Tahminlere göre, Türkiye bugün ve yarın aynı sistemlerin etkisi altında kalırken, hava sıcaklığında önemli bir değişiklik beklenmiyor. Doğu Karadeniz ile Doğu Anadolu'nun kuzeydoğu kesimleri hafta sonunu sağanak yağışlı geçirecek. Hafta başından itibaren hava sıcaklığının tüm yurtta biraz daha artmaya başlaması ve etkisini önümüzdeki hafta sonuna kadar sürdürmesi bekleniyor. En yüksek hava sıcaklığının 40 derecenin üzerinde Güneydoğu Anadolu ile Güney Ege'nin iç kesimlerinde yaşanması beklenirken, yurdun diğer bölgelerinde ise en yüksek sıcaklığın 30-40 derece arasında gerçekleşeceği tahmin ediliyor.




5 delinin başarısı

Yaygın olarak kullanılan alarm sistemlerine pek çok açıdan alternatif olabilecek cihazın mucitleri Mehmet Oflaz ve Can Ilıca.

Mehmet Oflaz, ODTÜ Elektrik ve Elektronik Mühendisliği'nden mezun olmuş, Can Ilıca ise Yıldız Teknik Üniversitesi Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği'nden. Oflaz'la Ilıca, çalıştıkları bir firmada tanışmışlar. Yapmak istediklerinin birbirine yakın olduğunu görünce, ortak çalışmaya ve İstanbul'da bir iş kurmaya karar vermişler. Daha sonra üç kişi de onlara katılınca, 1999'da 10 metrekarelik bir alanda "5D" isimli firmalarını kurmuşlar.

Firma isminin açılımını sorduğumuz Can Ilıca, "Beş deli anlamına geliyor." diye cevap veriyor ve ekliyor: "Çünkü sıfır sermayeyle büyük işlere soyunduğumuzu ve bunun bir delilik olduğunu biliyorduk." Yaklaşık 8-9 aylık bir çalışmanın ardından dünyada ilk kez kendilerinin icat edip geliştirdiği bir ürünün seri üretimine başlamışlar. İlk ürünleri, basınca duyarlı bir güvenlik alarm cihazı. Kapalı bir alan içine yerleştirilen cihaz, pencerenin ya da kapının açılmasıyla ortaya çıkan basınç farklılığını algılıyor ve alarm çalmaya başlıyor.

Ürünlerinin diğer alarm sistemlerinden farkının neler olduğu yönündeki sorumuza Ilıca, şöyle cevap veriyor: "Diğer sistemlerde, harekete, ısıya ve sese duyarlı olan 'gözler, sadece yerleştirildikleri bölgenin yakınındaki farklılığı algılayabiliyor. Ve çoğunu etkisiz kılmak mümkün. Daha iyi bir güvenlik için daha fazla göz gerekiyor. Diğer alarm sistemlerinde bir vakıadan sonra, cihazın tekrar çalışabilmesi için, cihazı ayarlamak gerekiyor. Oysa basınca duyarlı bu sistemde cihaz 30 saniye sonra otomatik olarak tekrar kendini yeniliyor."

5D, Türkiye'de "ilk" olacak bir çalışma daha yürütüyor. O da, ürünlerinin testini otomatik olarak yapacak bir cihaz imal etmek. Mehmet Oflaz, "Önce ithal ettiğimiz, daha sonra çok düşük bir maliyetle ürettiğimiz radyo frekans alıcı-vericileri gibi bu cihazı da kendimiz üreteceğiz." diyor.

Önce 14 kişiden oluşan bir pazarlama grubuyla başlamışlar işe. Şu anda pazarlamacı olarak çalışanların sayısı yaklaşık 100.

Tamamı ithal diğer alarm sistemlerinde cihazlar peşin ödemeyle 2-3 bin dolar civarında satılırken, onlar ürünlerini 600 milyona satıyorlar. Krize rağmen sipariş sayısında artış yaşandığını dile getiren Oflaz, "Çünkü artık terzi dükkanına girilip kumaş, kasaba girilip et çalınıyor." sözleriyle açıklıyor bu artışın sebebini.




Düz liseliye müjde

Genel lise mezunları, 1-1,5 yıl telafi eğitimi alarak meslek lisesi mezunu olabilecekler. Meslek diploması aldıktan sonra da üniversiteye sınavsız girecekler.

Milli Eğitim Bakanlığı'nın yeni düzenlemesi ile, üniversiteyi kazanamayınca ne yapacağını şaşıran düz lise mezunlarına yeni bir imkan sağlanacak. Düz lise mezunları, MEB'in detaylarını daha sonra belirleyeceği telafi eğitimine girerek, meslek lisesinin istedikleri bir bölümünden mezun olabilecekler. Düz lisede genel kültür derslerini aldığı için bu derslerden muaf olacak öğrenciler, tercih ettikleri bölümün teorik ve pratik derslerini meslek liselerinde görecekler. Telafi eğitimi alana göre 1-1,5 yılı kapsayacak. Bu şekilde öğrenciler hem genel lise, hem de meslek lisesi diploması sahibi olacak. Meslek lisesi diploması alan genel lise öğrencileri, yeni diplomalarındaki alanlarıyla ilgili meslek yüksekokullarına sınavsız girebilecek. Yani, genel lise diplomasıyla üniversiteye giremeyen öğrenciler, meslek lisesi diploması ile 2 yıllık meslek yüksekokullarına girebilecekler.

Yeni uygulama genel lise öğrencilerini memnun ederken, meslek lisesi öğrencilerinin tepkisine sebep olacak. Çünkü, sınırlı sayıdaki meslek yüksekokuluna sınavsız geçebilme hayali kuran meslek lisesi öğrencileri, yeni rakiplerle yarışacaklar. Meslek lisesinden meslek yüksekokuluna 'sınavsız geçiş' öngörülse de diploma notu gibi baraj konulması bekleniyor. Öte yandan Milli Eğitim Bakanlığı, meslek liselerine talebi artırmak için yeni tedbirler aldı. Buna göre, işyerleri sadece mesleki eğitim görenleri istihdam edebilecek. İstihdam edileceklerin almaları gereken mesleki eğitimin seviyesi ve türü ile halen çalışanların durumu, Milli Eğitim Bakanlığı'nca çıkarılacak yönetmelikle belirlenecek. Meslek lisesi diploması alan genel lise öğrencileri de işyerlerinde çalışabilecekler.

Diğer taraftan ortaöğretimi tek çatı altında toplamayı hedefleyen bakanlık, bu konuda önemli bir adımı meslekî ve teknik eğitim merkezleri ile atacak. Bu merkezler örgün ve yaygın meslekî ve teknik eğitim programları bir arada uygulanacak ve sertifika, belge ve en önemlisi diploma verecek. ( İbrahim Asalıoğlu / ANKARA (Zaman)




İsviçre'de öldürülen Türk Yunak'ta toprağa verildi

İsviçre'de, polis tarafından dövülerek öldürülen 42 yaşındaki Türk mülteci Cemal Gömeç, memleketi olan Konya-Yunak'ta toprağa verildi.

Cenaze töreninde ayakta durmakta zorlanan Gömeç'in yakınları, gözyaşlarına boğuldu. Basın mensuplarının sorularını cevaplandıran Cemal Gömeç'in babası Kadir Gömeç, İsviçre hükümeti aleyhine dava açacaklarını söyledi. Kardeşini toprağa veren ağabey Hüseyin Gömeç de, Avrupa lkelerinin, insan hakları konusunda her fırsatta Türkiye'yi eleştirdiğini hatırlatarak, insan haklarını asıl Avrupa ülkelerinin ihlal ettiklerini ifade etti.

Elindeki bıçakla balkona çıkan Cemal Gömeç, İsviçre polisi tarafından cop darbeleri ile sert biçimde etkisiz hale getirilmiş ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmişti.

Servet Dağ-Köksal Yıldırım / ANKARA(cha)




Putin'den tehlikeli imza

Putin, Boğazlar'dan nükleer atık taşınmasını öngören projeyi imzaladı. Buna göre, Avrupa'dan 10 yıl içinde 20 bin ton nükleer atık Boğazlar yoluyla Rusya'ya nakledilecek. Türkiye isyanda.

Çevre Bakanı Fevzi Aytekin, Rusya'nın Boğazlar'dan gemilerle nükleer atık geçirmesi projesine ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Söz konusu projenin, Avrupa'dan 10 yıl içinde 20 bin ton nükleer atığın 20 milyar dolar karşılığında Boğazlar'dan geçirilerek Rusya'da depolanmasına ilişkin olduğunu belirten Aytekin, projenin, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından onaylandığını ve yürürlüğe girdiğini kaydetti.

Çevre Bakanlığı'nın, nükleer atıkların Türk kara sularından geçişini önlemek için tüm yasal yollara başvuracağını bildiren Aytekin, petrol taşıyan tankerlerin, nükleer atık taşıyan gemiler ile çarpışması veya kıyıya çarpması durumunda, yalnızca Marmara Denizi ve Boğazlar çevresinde yaşayan insanlar değil, Ege ve Karadeniz'de bulunan bölge ülkelerde yaşayan insanların da hayatlarının tehlikeye gireceğine dikkati çekti.

Aytekin şöyle devam etti: "Ayrıca, nükleer atıkların yakın komşumuz olan Rusya'da depolanması da ülkemiz için büyük risk taşımaktadır. Ayrıca Karadeniz'de 18 limandaki dolum tesislerinden yalnızca 2'si kurallara uygundur. Tankerlerin çoğu da taşıma yapabilecek teknik özelliklere sahip değildir."




'Ankara denizi bilmiyor'

Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarma İşletmeleri (KEGKİ) Genel Müdürü Hücum Tulgar, "Denizi görmeyen kişilere denizi anlatmak kolay değil. Ankara'ya denizi anlatamıyoruz." dedi.

Tulgar, Boğazlar'da kaza riskini en alt seviyeye düşürecek olan radar sistemine karşı çıkanların ise 'şov' peşinde olduklarını iddia etti. Hazine Müsteşarlığı tarafından yayınlanan tasarruf genelgesinde kendilerini tehlikeye sokacak bazı noktalar olduğunu dile getiren Tulgar, "Bu genelge bize mesai ücreti ödememizi, dolayısıyla saat 17.30'dan sonra eleman çalıştırmamamızı söylüyor. Fakat bizler 24 saat boyunca görev yapmak zorunda olan kurumlarız. Gemilere, 'Mesai saatimiz dışında kaza yapmayın.' diyemezsiniz. Bunlar Türk'ün denizcilik bilgisinin noksanlığından kaynaklanan sıkıntılardır." diye konuştu.

KEGKİ'nin Türkiye'nin en fazla gelir getiren ve en fazla Kurumlar Vergisi ödeyen kurum olduğunu hatırlatan Tulgar, kazanılan paraların kendilerine yatırım olarak dönmesinde ise bazı sıkıntılar duyduklarının altını çizerek, şunları söyledi: "Aldığımız römorkörün, skimmerin ne olduğunu bilmeyenler 'Niye alıyorsunuz, niye o kadar alıyorsunuz?' diye soruyor. Ankara 'Her şeyi ben bilirim' havasında. Bırakın da denizlerin emniyeti için hangi cihazın gerekli olduğuna denizciler karar versin. Bürokrasinin aşırı tutucu, merkeziyetçi zihniyetine denizi anlatmakta güçlük çekiyoruz."

Ahmet Dönmez / İSTANBUL(Zaman)




Mazlum-Der kuruldan çekildi

İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (Mazlum-Der) Genel Başkanı Yılmaz Ensarioğlu, "Mazlum-Der, İnsan Hakları il ve ilçe kurullarından çekiliyor." dedi.

Bir basın toplantısı düzenleyen Ensarioğlu, 79 ilde örgütlenen İnsan Hakları il ve ilçe kurullarının toplantılarına sadece İzmir ve Trabzon'da doğrudan çağrıldıklarını belirterek, Türkiye genelinde insan hakları örgütlerinin bu kurullara alınmak istenmemelerinin düşündürücü bir husus olduğunu söyledi. Kurulların düzenlediği bazı toplantılarda insan hakları sorunlarının ve başvurularının hiç gündeme alınmadığını, bazı sorunların ise neredeyse örtbas edildiğini vurgulayan Ensarioğlu, şunları kaydetti: "İnsan haklarının korunmasını sağlamak ve ihlallerini önlemek için gerekli inceleme ve araştırmaları yapmak amacıyla faaliyete geçirilen kurullar, yedinci aylarını geride bırakmalarına rağmen Türkiye'nin insan hakları tablosunda bir iyileşme olmadığı bilinmektedir."




Güneş dinlenecek

İstanbul Üniversitesi önünde 16 Mart 1978'de gerçekleştirilen ve 7 kişinin ölümü ile sonuçlanan bombalı saldırı ile ilgili davada dönemin İçişleri Bakanı H. Fehmi Güneş'in dinlenmesine karar verildi.

İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki davanın dünkü duruşmasında, mahkeme heyeti, Güneş'in talimatla alınan ifadesinin yeterli olmadığı kanaatine vararak mahkeme huzurunda ifadesinin alınmasına karar verdi.

İSTANBUL (Zaman)




Zengin madenlerin fakir bekçisiyiz

Bir grup öğretim üyesi, Türkiye'nin, içinde bulunduğu ekonomik krizden çıkmak için zengin maden yataklarını kullanıma açmasının yeterli olacağını belirterek, hükümeti konuya eğilmeye çağırdılar.

Yıldız Teknik Üniversitesi Sosyal Tesisleri'nde bir araya gelen İstanbul Teknik, Orta Doğu Teknik, İstanbul, 9 Eylül ve Hacettepe üniversitelerinden 18 maden, jeoloji, jeofizik ve çevre bölümü öğretim görevlisi, Bergama'da kurulan altın madeninin de çevreyi kirletmediğini belirterek, işletmeyi desteklediler.

Zengin ülke olabiliriz

İTÜ Maden Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Güven Önal, Türkiye'de bugün bilinen maden kaynaklarının toplam değerinin 2 trilyon doların üzerinde olduğunu vurgulayarak, kendi kaynaklarımıza yönelmeden ve üretimi artırmadan krizden kurtulmanın mümkün olmadığını söyledi. Önal, Bergama Ovacık madeninin yanı sıra diğer altın madenlerinin de üretime açılmasıyla Türkiye'nin borçlardan kurtulmuş zengin ülkeler arasına girebileceğini bildirdi.

Dünyanın bütün gelişmiş ülkelerinin siyanürle altın ürettiğini ve gelişmiş teknolojilerlerle siyanürün verdiği zararın çok düşük seviyelere çekildiğini belirten İTÜ Maden Mühendisliği Fakültesi'nden Prof. Dr. Gündüz Ateşok da, "Artık zengin madenlerin fakir bekçisi rolünü oynamamalıyız. Eğer bilime saygımız varsa, bu altın madenleri işletilmelidir." dedi.

Üretmeyi bıraktık

Jeofizik Mühendisi Prof. Dr. Ahmet Ercan ise "Kimse 'Atam izindeyiz' demesin. Çünkü Türkiye üretmeyi bırakmış, dilenmektedir. Türkiye maden üretimini artırıp dışarıya satmak ile manda ülke olmak arasında karar vermek zorunda. Pek çok maden rezervinde dünyada birinciyiz. Türkiye'nin 6 bin beş yüz ton altın rezervi var. Bu altın 75 milyarla 100 milyar dolar arasında gelir getirecek. Bugün işlemeye başlasak yılda 7 milyar dolar gelir elde ederiz. Oysa sadece geçen yıl 200 ton altın ithal ettik." şeklinde konuştu.

Ercan, sigarada bile altın üretiminde kullanılmış atık sudan 1500 kat daha fazla siyanür bulunduğunu belirterek, siyanürle altın üretimine karşı olanlara tepki gösterdi. (Murat Toprak / İSTANBUL (Zaman))




Arıtılmış siyanürlü su içtiler

Bergama Ovacık'ta siyanürle altın üretmek isteyen ve deneme üretimini sürdüren Normandy firmasının yöneticileri, işletmenin siyanür arıtma barajında yüzdüler ve suyunu içtiler.

Normandy Yönetim Kurulu üyesi ve Genel Müdürü Sabri Karahan, yönetim kurulu görevli üyesi Orhan Güçkan ve operasyondan sorumlu Genel Müdürü Simon Booth, Ovacık'taki tesiste basın toplantısı düzenlediler.

Tesisi gazetecilere gezdiren Karahan, bu alanda dünyadaki en yüksek teknoloji ve güvenliğin sağlandığını, bundan kimsenin endişe duymaması gerektiğini söyledi. Karahan, yapılan ölçümler sonucunda, siyanür ve ağır metal değerleri ile havada hidrojen, siyanür gazı, toz, gürültü ve patlama değerlerinin, Çevre Bakanlığı'na taahhüt edilen sınır değerlerinin hiçbirini aşmadığını kaydetti.

Yılda 3 ton altın

Ovacık madeninin çalışması gerektiğini, yılda 3 ton altın, 3 ton da gümüş çıkarma kapasitesine sahip bu tesisin, ülke ekonomisi için çok önemli bir kaynak olacağını dile getiren Karahan deneme üretiminin sürdüğünü vurgulayarak, üretilen altın-gümüş karışımlı ilk külçeleri gösterdi.

İspat etmek için

Bergama'nın Ovacık ve diğer köylerinde yaşayanlarla dost olmak istediklerini ve buna büyük önem verdiklerini anlatan Karahan, bilimsel olarak kanıtlanmış güvenlik ve teknolojiye güvenmeyenler için görsel şeyler sunmaya da hazır olduklarını kaydetti. Bunun üzerine başta Sabri Karahan, Orhan Güçkan ve Simon Booth olmak üzere firma yöneticileri, siyanürlü suyun arıtıldıktan sonra son olarak geldiği baraja girerek yüzdüler. Yöneticiler, doğaya bırakılacak hale gelen atık suyu içerek, suyun, temiz ve çevreye zararlı olmadığını ispatlamaya çalıştılar.

Mehmet Ersoy

BERGAMA (cha)




Altın ithal ediyoruz

6 bin 500 ton altın rezervine sahip Türkiye, geçen yıl 200 ton altın ithal etti.

Altın üretiminde kullanılan sodyum siyanür, bugün dünyada ABD ve Kanada gibi ülkeler dahil 800 civarında altın madeninde kullanılıyor ve maden çevresindeki insan yaşamına veya tarıma zarar vermiyor.

Dünyada sadece son 5 yılda siyanürle altın üreten 65 maden açıldı. Tüm dünyada altın üretiminin yüzde 85'i sodyum siyanürle yapılıyor.

Madenleri hızla üretime açtığı takdirde Türkiye altın ithal etmek yerine yılda 1,5 milyar dolar ihracat geliri ve IMF'nin bu ay verdiği kredinin birkaç katı olan 6,3 milyar dolar katma değer sağlayabiliyor.

Diğer madenlere de 10 yılda 8 milyar dolar yatırım yapılması halinde 62 milyar dolar getiri sağlanabilecek.




Olur böyle vakalar!

Cenazeler karışırsa... İskenderun SSK Hastanesi'nde cenazeler karıştı. Dudu Uzun'un yakınları yanlışlıkla Bediha Ağa'nın naaşını aldılar, cenaze namazını kılarak toprağa defnettiler!

İskenderun SSK Hastanesi'nde herkesi hayrette bırakan bir olay yaşandı. Önceki gün girdiği ameliyat esnasında narkoza dayanamayarak hayatını kaybeden 70 yaşındaki Dudu Uzun ile aynı gün akşam kalp krizi geçirerek hayatını kaybeden 68 yaşındaki Bediha Ağa'nın cenazesi karışınca olanlar oldu.

Dudu Uzun'un naaşını kulak burun boğaz servisinde çalışan damadı Ali Elmas sabah erken saatlerde hastane morgundan alarak, İskenderun'a bağlı Arsuz beldesi Konacık köyüne götürür. Bir an önce kayınvalidesinin cenazesini defnetmek isteyen Ali Elmas ve aile yakınları, hastane morgundan Dudu Uzun yerine kalp krizinden ölen Bediha Ağa'nın naaşını aldıklarının farkında bile olmazlar.

Naaş Konacık köyüne götürülür, cenaze namazı kılınır ve defnedilir. Cenazelerin karıştığı telefonla Konacık köyüne bildirilir. Olay yerine giden emniyet ekipleri ve nöbetçi savcı, yaptıkları incelemelerinin ardından yanlışlıkla Dudu Uzun sanılarak gömülen Bediha Ağa'nın naaşı gömüldüğü yerden çıkartılıp tekrar SSK İskenderun Hastanesi morguna getirilir.

Morgda karşılaşma

SSK Hastanesi morgunda karşı karşıya gelen her iki cenazenin sahipleri, yapılan bu yanlışlıktan ötürü tartıştılar. Yaşanan bu ilginç olayın ardından cenazelerine kavuşan Ağa ailesi "İnsan cenazesini tanıyamaz mı? Bu nasıl yanlışlık?" diyerek, yanlışlığı yapan kişilere veryansın etti. (Mürsel Seher)




Polisler beraat etti

1992 yılında İstanbul Bahçelievler Çiftehavuzlar mevkinde bulunan illegal örgüt DHKP-C'nin örgüt evine düzenlenen baskın sonrasında silahsız 3 kişiyi öldürdükleri iddiasıyla yargılanan 8 polis memuruna beraat kararı verildi.

Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada tutuksuz yargılanan sanıklar Abdullah Birdal, İbrahim Şahin, Adnan Taşdemir, Mehmet Baki, Ayhan Çakır, Aslan Balak, Ali Türker, Reşat Tekin duruşmaya katılmazken avukatları İlhami Yelekçi hazır bulundu. Müdahil taraftan duruşmaya katılan olmadı. İddia makamı, baskına katılan güvenlik güçlerinin, teslim olmaları için megafonla uyardıkları örgüt üyelerinin uyarıya silahla karşılık vermeleri karşısında "zor kullanma yetkilerini" kullanarak eve baskın düzenlediklerini, haklarında açılan "kasten adam öldürmek" suçunu işlemediklerini ve bu nedenle beraatlerine karar verilmesini talep etti. 2. Ağır Ceza Mahkeme heyeti polis memurlarının kendilerine verilen emri yerine getirdikleri" için davadan beraat ettiklerini açıkladı. Mehmet Emin Sanlı/KAYSERİ (cha)




'Dur' ihtarına uymadılar

Hatay'ın Yayladağı ilçesinde, yurda kaçak girenleri taşıyan minibüste bulunanlardan 2 kişi açılan ateş sonucu öldü, 7 kişi de yaralandı.

Yurda kaçak giriş yapıldığı yolundaki ihbarı değerlendiren ekipler, Hisarcık köyü yakınlarında Mehmet Altan yönetimindeki 31 M 0292 plakalı minibüste arama yapmak istediler. Minibüs sürücüsünün uyarıları dikkate almaması ve "Dur" ihtarına rağmen kaçmaya çalışması üzerine jandarma ateş açtı. Açılan ateş sonucu, ağır yaralanan minibüs sürücüsü Mehmet Altan ve Hindistan uyruklu olduğu belirlenen Kreyz Ram hastaneye kaldırılırken yolda öldü. Muhammet Hasan, İbrahim Şükrü, Marşit Taha, Abdulvahap Mahmut, Eşref Süleyman, Muhammet Bin Haris, Muhammet Semmin'in de hafif yaralandı.




Karayoluyla hac şartları belirlendi

Bakanlıkararası Hac ve Umre Kurulu, İstanbul'daki toplantısında karayoluyla yapılacak hac seyahatlerinde uyulacak kuralları belirledi.

Buna göre, karayoluyla hacca gitmek isteyen 65 yaş ve üstündeki vatandaşlar, seyahat yapmalarına engel olmadığını gösteren bir rapor ile sağlık durumlarını belgeleyecekler. Hacı adayları sağlık raporunu, tam teşekküllü bir hastaneden alacaklar. Hacıları taşıyacak araçların modeli en fazla 6 yıllık olacak. Araçlar, yolun uzun olması nedeniyle 40'dan fazla yolcu taşıyamayacak.

Bir ay sürecek

Bu arada Elazığ ve Malatya'da incelemelerde bulunan Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz, karayoluyla hac konusunda Suriye ve Suudi Arabistandan resmi cevap beklendiğini bildirdi. Karayoluyla hac ziyaretinin yapılması durumunda ziyaret süresinin bir ay dolmadan tamamlanabileceğini ifade eden Yılmaz, şöyle dedi: "Hava yoluyla ziyarette uçak sayısı yeterli olmadığı için hacılar 45 gün S. Arabistan'da kalıyor. Oysa karayoluyla ziyaret bir ay dolmadan tamamlanabilir. Bu konuda Suriye'den şifai olarak olumlu cevap aldık. Onlarda arzuluyorlar. Geçmişteki sıkıntılar da bu vesileyle izole edilmiş olacak. Resmi cevap bekliyoruz."




Bufalo davasında 10 tahliye kararı

Yurda kaçak sokulduğu iddia edilen etlerle ilgili olarak, İsak Romano ve "Drej Ali" lakaplı Ali Yasak'ın da aralarında bulunduğu 71 sanıklı "Buffalo" davasında 10 sanık hakkında tahliye kararı verildi.

Yargıtay'ın "yetki uyuşmazlığını" çözmesinin ardından Ankara 1 No'lu DGM'de görülen dünkü ilk duruşmada sanık İsak Romano'nun da aralarında bulunduğu 10 sanık, "görevi kötüye kullanmak" suçundan tahliye edildi. Ancak sanıklar, ağır ceza mahkemesindeki davaları nedeniyle cezaevinden çıkamadılar.

Dünkü duruşmada İnter Gıda Şirketi'nin sahibi olduğunu söyleyen İsak Romano, iddianamede yazılı suçlamalarla bir ilgisinin olmadığını savundu. Davanın sanıklarından Ali Yasak'ı tanımadığını belirten Romano, yaklaşık 8 aydır tutuklu olduğunu ve bu yüzden mağdur durumda bulunduğunu belirterek tahliyesini istedi.

1'den 7'ye kadar şiddet

İnter Gıda'da sekreter olarak çalışan sanık Sevda Öktem Karaca da savunmasında, "Emniyette bana 'istediğimiz gibi ifade verirsen, seni çıkarırız' dediler. Ben de yazdıkları ifadeyi imzalamak zorunda kaldım. Hatta bana '1'den 7'ye kadar şiddetimiz var. Onu uygularız' dediler" diyerek polis ifadesini reddetti.

Diğer sanıklar Dış Ticaret Müsteşarlığı Serbest Bölgeler Müdürlüğü'nde Genel Müdür Yardımcısı olan Bilal Yeşiltaş, Serbest Bölgeler Genel Müdürlüğü'nde Daire Başkanı Coşkun Gümüşçü, Yusuf Salcan, Hulusi Utebay, Filiz Soydan, M. Fethi Sugözü, Celal Özcan ve Beril Ersan da suçlamaları kabul etmediler.

Sanık avukatlarının tahliye istemlerini dile getirmelerinin ardından mahkeme, İsak Romano'nun da aralarında bulunduğu 10 sanığın tahmiyesine karar verdi. Duruşma eksikliklerin giderilmesi için ertelendi. ANKARA




Uyanık: Şikayet ettik sanık olduk

Maltepe Belediyesi'ndeki usulsüz imar işlerine ilişkin iddialar nedeniyle 52 sanık hakkında açılan dava kapsamında ifade veren eski Belediye Başkanı Bahtiyar Uyanık, kendi şikayeti sonucunda sanık konumuna düştüğünü ileri sürdü.

Duruşmada sorgusu yapılan Uyanık, 1969 yılında başladığı memuriyet hayatında en küçük bir lekesi olmadığını savunarak, 400 bin nüfuslu bir köyü, 9 yıl içinde İstanbul'un en güzel bölgelerinden biri haline getirdiğini söyledi.

Davaya konu soruşturmanın kaymakamlığa yaptığı bu şikayetle başladığını söyleyen Uyanık, "Şikayetimiz neticesinde biz sanık olduk. Bu anlaşılmaz bir durumdur. Belki adalet itibarımızı iade edecektir. Ama eş ve çocuklarımızın yıpranması nasıl telafi edilecek, bilemiyorum." şeklinde konuştu. Belediye Başkan Yardımcısı İbrahim Kaşıkçı da rüşvet aldığı iddialarını reddederek beraatini istedi. Daha sonra dinlenen diğer sanıklar da, haklarındaki suçlamaları kabul etmediler. Duruşma eksikliklerin giderilmesi amacıyla ertelendi. İSTANBUL




Polis müdürü Ayhan Tokcan tutuklandı

Öldürülen Ömer Lütfi Topal'ın eski ortağı Ali Fevzi Bir'i kaçırarak fidye istedikleri iddiasıyla yakalanan 7 kişiden, Kağıthane İlçe Emniyet Müdür Yardımcısı Ayhan Tokcan'ın da aralarında bulunduğu 6 sanık DGM'ce tutuklandı.

Organize Suçlar Şube Müdürlüğü'ndeki işlemlerinin tamamlanmasının ardından İstanbul DGM'ye sevk edilen Ayhan Tokcan, Hüseyin Gökhan Kanat, Metin Kanat, Muhsin Kanat, Kenan Çarpuk, Mustafa Genco ve Murat Bora, savcı Ali Cengiz Hacıosmanoğlu tarafından sorgulandı. Murat Bora'yı serbest bırakan savcı Hacıosmanoğlu, diğer 6 kişiyi tutuklanmaları talebiyle nöbetçi mahkemeye gönderdi. İstanbul 5 No'lu DGM Yedek Hakimliği'nce tekrar sorgulanan Ayhan Tokcan ve diğer 5 sanık "çıkar amaçlı suç örgütü oluşturmak" suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi. Bülent Ceyhan / İSTANBUL (Zaman)



| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.