Büyümüş de küçülmüş!
Şebnem Karacan, çocuklar kadar büyüklerin de sevgi odağı Gülücük'ün kahramanı. Şebnem Güler Karacan'ın, çeşitli gösterilerde kullanmak üzere yaptırdığı Gülücük kuklasını oğlu Saltuk Buğra da çok seviyor. Karacan'ın hayali kahramanı Gülücük'ten birçok dinleyici o kadar çok etkilenmiş ki; onu gerçek zanne-denler, ona bir şey vermek isteyenler bile çıkmış.
Sevimli, afacan, çok bilmiş, devamlı soru soran, inanılması zor iddiaları olan bir çocuk Gülücük, ya da sadece bir çocuk sesi. Çocuk sesi; çünkü bu sesin arkasındaki bir yetişkin: Şebnem Güler Karacan... TRT, TGRT, AKRA radyolarının ardından şimdi Moral FM'de. Gülücük onun kukla çocuğu. Ama Gülücük'le geçen diyaloglar dinleyenleri oldukça şaşırtıyor. Aksiyon dergisinde Ebru Nida Bilici imzasıyla yer alan haberde bir çocuk programı olmasına rağmen yetişkinler tarafından da beğeni ile dinlenen Şebnem Güler Karacan'a bu başarının sırrı soruluyor. Karacan ise Gülücük'e duyulan ilgiyi bakın nasıl açıklıyor: "Birçoğumuza uslu duran, lafa karışmayan, isteklerini bastıran çocuklar örnek gösterildi, öyle olmamız istendi. Oysa Gülücük farklı ve kendine güvenen bir çocuk. Belki ben de çocukluğumda yaşayamadığım şeyleri Gülücük'le yaşıyorum. Gülücük'le kendimi buldum." İstanbul (Zaman)
Ya hasta hakları?
Doktor ve hemşirelerin sert ve kırıcı davranışları, hastane personelinin azarlayıcı tavrı karşısında hasta insanların da bazı hakları olduğu artık bilinmeli.
Hastanelerin hastaları mağdur eden uygulamaları, doktor ve hemşirelerin hastalara karşı sert ve kırıcı davranışları, hastane personelinin hastaları azarlayıcı tavırları, hastaların da hakları olduğu konusunu gündeme getirdi. Prof. Dr. Şükrü Hatun, dayanağını "güven" kavramının oluşturduğu hasta-hekim ilişkisinin, günümüzde hastaları ve hekimleri kuşatan sıradan bir ilişki haline geldiğini, hastaların, gelişen tıp teknolojisi, giderek karmaşıklaşan sağlık sistemi ve insancıllıktan uzaklaşan hekimlik karşısında kendilerini güçsüz ve korunmaya muhtaç hissettiklerini belirtiyor. Hatun, sağlık hizmetlerini paraya terk eden gelişmelerin hem hastaları hem de hekimleri köşeye sıkıştırdığını kaydediyor ve ekliyor: "Bu noktada, insanın onurunun ve bütünlüğünün korunmasını ve hastaya kişi olarak gösterilen saygının artırılmasını amaçlayan çabalar gerekmektedir. Hasta haklarının amacı önce sağlıklı olma hakkıdır. Hasta hakları dayanağını, insan haklarından almaktadır. İnsan olarak saygı görme, kendi yaşamını belirleme, güvenli bir yaşam sürdürme, özel yaşamda saygı görme gibi ilkeler hasta haklarının da temelini oluşturuyor. İşte bu nedenle sağlık hizmetleri herkes için eşit, ulaşılabilir ve sürekli olmalıdır."
Prof. Dr. Şükrü Hatun, hasta haklarının en öncelikli amacının, temel insan haklarının korunmasını sağlayarak başta çocuklar, psikiyatrik hastalar, yaşlılar ve ağır hastalar olmak üzere tüm hastalara sunulan hizmetin insancıllaştırılması olduğunu ifade ediyor. Hatun, geliştirilen hasta hakları sayesinde, hastaların sağlık hizmetlerinden tam olarak yararlanmasının ve sistemle ilgili sorunların olumsuz etkisini azaltmanın mümkün olacağını da sözlerine ekliyor. (Gülten Sarı / ANKARA)
Hastalar haklarından haberdar mı?
Sağlık kuruluşları da, vatandaş da habersiz.
Prof. Dr. Şükrü Hatun, Hasta Hakları Bildirgesi'nde; hastanın hekimini özgürce seçme, hiçbir baskı altında kalmadan karar verebilen hekim tarafından bakılabilme, kendisine önerilen tedaviyi kabul veya reddetmeye, kendisiyle ilgili tıbbi veya özel bilgilerin gizliliğine saygı duyulmasını beklemeye, onurlu bir şekilde ölmeye, ruhi ve ahlaki teselliyi kabul veya reddetmeye hakkı olduğunu belirtiyor.
Hiç boşluğa süzüldünüz mü?
Heyecanı cesaret genlerinde bulanların çılgınlığı: Bungee Jumping. İçlerindeki cesaret genini en üst seviyede kullanan ve aradığı heyecanın dozunu sürekli artırmak için elinden geleni yapan çılgınların yaptığı sporlardan biri bungee jumping. Uçmanın dayanılmaz hafifliği bir gün sizin kapınızı da çalabilir.
Görevli, elastik ipin ucundaki harnesi ayak bileklerinize sarıyor ve yükselmek için vince biniyorsunuz. Yükseldikçe korkunuz artıyor. Kafanızda, "Gerçekten bunu yapmak istiyor muyum?" ve benzeri sorularla şüpheci duygularınız birden ayaklanıyor. Ok yaydan çıkmış bir kere... Teknik olarak hazırsınız; ama ya ruhunuz. O birkaç saniyelik süre size saatler gibi geliyor. Ayağa kalkıyorsunuz, ayaklarınızın yarısı boşlukta, elleriniz bir kuşun kanatları gibi açık, aşağıdaki minik insanlar size bakıyor. Kalp atışlarınızı duyuyorsunuz zorla yutkunurken ağzınızdan dökülen "yaparım, yapamam" sözlerini. Ve görevlinin elinin sırtınıza verdiği itici destekle kendinizi boşlukta buluveriyorsunuz. Bir kuş gibi uçmanın tadına mı bakmalı yoksa yere doğru hızla inerken iç organlarınızın sanki dışarı fırlayacakmış gibi baskı yapmasını mı bastırmalı. Aman Allah'ım saniyeler saatlere mi dönüştü? İçgüdüsel olarak attığınız çığlık hem korkunuzu hem heyecanınızı biraz da olsa yatıştırıyor. Yüreğinizden kopup gelen çığlıklar eşliğinde yere çakılmak üzereyken lastik geriliyor ve geriye yukarıya doğru çıkıştasınız. Art arda dört beş kez aynı şey oluyor. Heyecandan, çığlık çığlığa bağırmaktan ter içinde kalıyorsunuz... (Muhammet Öztürk)
Böbreklerini satıyorlar
Konya'da ekonomik kriz sonrasında 100'e yakın vatandaş böbreklerini satmak için müracaatta bulundu.
Böbrek Nakli ve Diyaliz Hastalarına Hizmet Vakfı Konya Şube Başkanı Fuat Sayacı, ekonomik kriz sonrası yüze yakın vatandaşın böbreğini satmak için kendilerine başvurduğunu açıkladı. Türkiye'de 21 bin diyaliz hastasının olduğuna dikkat çeken Başkan Sayacı, Konya'da 400'ün üzerinde diyaliz hastası bulunduğunu belirterek, "Organ bağışlarının da az olması böbrek hastalarını her geçen gün ölüme yaklaştırıyor." dedi.
Ekonomik kriz sonrasında Konya'da 100'e yakın insanın vakfa müracaat ederek, böbreklerini satmak istediğine dikkat çeken Başkan Sayacı, "Ancak kanunlar gereği böyle bir istek yerine getirilemez. Ancak ekonomik sıkıntı çeken vatandaşlarımızın bu konuda bizlere gelerek böbreklerini satmak istediklerini tekrarlıyorlar. Biz, bu insanların böbreklerini satmaları yerine bağışta bulunmasını istiyoruz." diye konuştu. Başkan Sayacı, böbreklerini satmak isteyenlerin genelde işsiz ve geçim sıkıntısı çekenler olduğunu ifade etti.
Sigara içenler genetik risk altında
İngiliz bilim adamları, bir genetik bozukluğun sigara içen erkeklerdeki kalp krizi riskini artırdığını ve bunun nüfusun dörtte birini risk altına soktuğunu belirlediklerini açıkladı.
Lancet adlı tıp dergisinde yayım-lanan araştırma sonuçlarına göre, Apo-e4 adlı geninde hata tespit edilen ve sigara kullanan erkeklerde damar tıkanıklığı ve kalp krizi riskinin, bu bozukluğu taşısın veya taşımasın sigara içmeyen erkeklerden dört kat daha yüksek olduğunu belirten bilim adamları, kadınlarda da aynı riskin bulunabileceğine dikkat çektiler. LONDRA (aa)
AB'de sürekli far, ABS zorunlu
AB Komisyonu, Avrupa'da üretilen tüm taşıtlarda sürekli far yakma ve ABS fren sistemi mecburiyeti getirmeyi kararlaştırdı.
AB'nin yürütme organı olan komisyonun kararına göre, 2002 yılından itibaren, Avrupa'da üretilen tüm taşıtların farları, motor çalıştırılınca otomatik olarak yanacak. BRÜKSEL (aa)
Arabada kalan çocuk öldü
ABD'nin Teksas eyaletinde, güneş altındaki bir otomobilde mahsur kalan 3 yaşındaki çocuk öldü.
Dallas kentinde meydana gelen olayda, Cory Clark adlı çocuğun, arkadaşlarıyla oynarken, babasına ait aracın içine saklandığı sırada aracın kapısının kapandığı ve çocuğun dışarı çıkmayı başaramadığı bildirildi. NEW YORK (aa)
|