GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

14/07/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Girişim

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



Abdullah AYMAZ

Göze Takılanlar

Dünyaya yayılan İslamiyet'in ticari dinamiği

Bazılarının zannettiği gibi İslamiyet bir köy ve çöl dini değildir. En başta Allah'ın sonsuz ilminden gelmektedir. Geçmiş ve geleceği bir nokta gören ve gelişecek bütün ilimlerin de var edicisi olan bir Zatın zaman ve mekan olarak her şeyi kuşatıcı ilminden gelen İslam'ı, insan beyninden çıkmış bir dinmiş gibi dar bir noktaya sıkıştırmaya kimsenin gücü yetmez. Bu ve benzeri iftiraların mahiyeti ve sebebi bugün artık anlaşılmış bulunmaktadır.

Ayrıca İslamiyet'in ilk indiği yer de uçsuz bucaksız çöl yalnızlığında yaşayan insanların bâdiyedeki çadırları da değildir. Bunlar çürük iddialardır. Zira ilk Müslümanların çölde yaşayan bedeviler olmadığını "Li îlâfi", yani "Kureyş Sûresi"nden bile anlayabiliriz. Mekke şehrinde yaşayan Kureyşliler yaz-kış, Yemen ve Şam taraflarına ticarete gidiyorlardı. Mekke ticaret merkezi olduğu gibi Medine de ziraat merkezi idi.

İslam'ın beşiği olan Mekke şehri, Mekkeli büyük tüccarların ticaret ve faaliyet merkeziydi. Güney Filistin'den güneybatı Arabistan'a ve Afrika içlerine kadar olan yerlerde yapılan ticaret ve küçük sanayi hep onların elindeydi. Sonraki devirlerde tezâhür eden İslam'a girişler daha çok, askeri zaferlerden sonra ortaya çıkan sosyal tesirlerle oluyordu. Ancak, doğu ve batı Afrika ile güneydoğu Asya gibi dünyanın birçok bölgeleri vardır ki, buralarda Müslümanlık, daha ziyade işadamlarının faaliyetleri sayesinde yayılmıştır. Bu Müslüman işadamları, putperest muhitlerde dahi günde beş vakit namaz kılmaktan çekinmiyorlardı. Onların bu samimiyeti ve İslam'ın ulviyetini gösteren vakur tavırları, iş icabı temasta bulundukları putperestleri tesir altında bıraktı. Onlar İslam'a girince bu sefer işadamları onlarla evlenmeye başladılar. Evlenmeler, gittikçe çoğaldı.

Neticede putperest bölgelerde küçük küçük Müslüman topluluklar meydana geldi. Bunlar yavaş yavaş büyüdüler. O kadar ki, Müslümanlar bu gelişme sonunda Çin Seddi'nden Atlas Okyanusu'na ve Filipinler'den Viyana önlerine kadar bütün bölgelere hakim oldular. Onun için İslam dünyasının şartları, daha ziyade ticari faaliyetleri teşvik etmiş bulunuyordu. "Seyahat edin, sıhhat bulun." hadis-i şerifinin teşviki yanında o zamanlar, seyahat, Müslümanlar için herkesten daha kolaydı. Her yer serbestti ve tek taraflı bir ticaret merkeziydi. Bütün bunlardan, ticaretin İslam dünyasının muhtelif bölgelerinde, maddi kültüre paralel olarak geliştiği anlaşılmaktadır.

İspanya ve Sicilya, Müslümanların eline geçer geçmez, buralarla diğer İslam ülkeleri arasında hemen ticari münasebetler kurulmaya başladı. İspanya ve Sicilya, yavaş yavaş İslam medeniyetinin zahiri taraflarını taklit etmeye koyuldular. Tabiatıyla bunun sonunda da İslam kültürünü benimsemiş oldular. Evet İspanya'ya gelen Müslümanlar, Şam'daki seviyeli hayatı yaşamaya çalıştıkları zaman, kendilerine hayran olan yerliler de, mümkün mertebe bunların hayatına ortak olmaya çalıştılar. Aynı durum daha sonra XIX. asır Avrupa kolonileri arasında da görüldü. İslamiyet İspanya ve Sicilya'da sadece askeri ve siyasi bir kuvvet olarak değil, aynı zamanda kültürel bakımdan da hüküm sürüyordu.

1990 yılında Malezya'nın en büyük İslam müzesini gezerken, duvarlarında Malezya'ya İslamiyet'i getiren tüccarların temsili resimleri vardı. Metrelerce duvarlara resmedilen Müslüman tüccarların yüzündeki samimiyet ve sevecenlik, onları ticaret adamı olmaktan daha çok lâhutî âlemlerden gelmiş bilge kişiler olarak gösteriyordu.


a.aymaz@zaman.com.tr


@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @



Yazarımızın en son yazıları

09/ 06/ 2001... Osmanlı'nın onbaşısı
10/ 06/ 2001... Diyalogların devamı
16/ 06/ 2001... Su krallığı mı, su perisi mi?
17/ 06/ 2001... İntiharların en çok olduğu ülke ve ışığı görememe hastalığı
23/ 06/ 2001... Şiddetin fail ve kurbanları
24/ 06/ 2001... Çare yine bizde
30/ 06/ 2001... Hüsn-ü misalleri seralarda korur gibi
01/ 07/ 2001... Başörtüsü ile spor dersi
07/ 07/ 2001... Belçikalı Wally Cattoor aradığını buldu
08/ 07/ 2001... Fitne-fesat, muzır madenleri çabuk işletir


| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.