GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

14/07/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Girişim

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



Ekrem DUMANLI

Her Şeye Rağmen

Amerika'nın yeni dindar yüzü

Yıllardır Harvard İlahiyat'ta (Harvard Divinity School) dinlerarası mukayese dersi veren Diana L. Eck, son on yılda önemli bir gerçeği fark eder. Bir zamanlar teorik olarak anlattığı dinlerarası farklılık ve benzerlik, artık sınıfa da yansımaktadır.

Farklı dinlere mensup öğrencilerin genel bir özelliği vardır: Amerikan vatandaşlığı. Bu gerçeğin peşini bırakmaz Eck; çünkü Harvard sıralarına yansıyan bu toplumsal manzara, Amerikan toplumunun içinde bulunduğu değişim sürecinin bir parçasıdır.

Öğrencilerin evine, ailesine, yaşadığı toplum katmanlarına uzanır ünlü profesör. Amerika'ya değişik sebeplerle göç eden birinci, ikinci kuşağa ulaşmaktır maksadı. Röportajlar sırasında önemli bir gerçekle karşılaşır: Amerika'da doğan yeni kuşak, milli kültürüne ait birçok şeyi kaybetmiştir; hatta ana dilini bilmeyen geniş bir kitle çıkmıştır ortaya. Haliyle, bu insanlar, baba ve dedelerinden farklı hayat tarzına sahiptir. Kuşaktan kuşağa intikal eden en önemli sosyal gerçek ise din olgusudur. Din gerçeği, dede ile torun arasındaki köprüdür.

Diana Eck, Amerikan toplumunda müşahede ettiği bu sosyal değişimi ülke çapında görmek, hatta göstermek ister. Boston ve etrafında yakaladığı sosyal katmanların bütün Amerika sathındaki yansımalarını inceleyen bir araştırma başlatır. Pluralism Project (Çoğulculuk Projesi) adı verilen çalışmada Amerika'nın hemen her bölgesindeki kiliseler, havralar, tapınaklar, camiler araştırılır. Bu ibadet merkezlerine gelen insanlarla görüşmeler yapılır. Onların gözüyle din, toplum ve ülke kavramları masaya yatırılır. Sonuçlar bir web sitesinde (www.pluralism.org) bir araya getirilir.

Araştırmanın önemi, devlet tarafından da fark edilmiş ve Başkan Clinton, Diana Eck'e madalya (National Humanities Medal) takmıştı.

Yıllardır süren çalışmalar, geçen ay kitap haline getirildi ve Amerikan kamuoyuna arz edildi. Yeni Dindar Amerika (A New Religious America) adını taşıyan kitap, ısrarla 'biz' kavramını sorguluyor. Eck'e göre Amerika, yeni bir toplum haline dönüşmekte. Bu değişim tehlikeli mi? Hayır! Yazar, çeşitli dinlerin hoşgörü ortamında bir araya gelmesini sosyal bir zenginlik olarak görüyor; hatta bunun dünya barışına katkı sağlayacağını düşünüyor.

Amerikan devleti önünde üç tercih vardır: 'Biz'den olmayanı kovma, onları asimile etme; ya da çoğulcu bir toplum meydana getirme. Her üç kavrama da açıklık getiren kitap Amerikan toplumunu ve devletini şu anki gerçeği görmeye davet ediyor: Amerika artık eski Amerika değildir; yani 'biz' kavramı artık sadece 'beyaz ve Hıristiyan' kimliğini işaretlemiyor. Çünkü 'Sadece din Amerika'yı değiştirmiyor, Amerika da dindarları ve onların din anlayışını değiştiriyor'. Bu açıdan Amerika, yeni bir toplum sentezi yaşıyor.

Kitapta Müslümanlık için ayrı bir bölüm ayrılmış. Zaten kitabın ilk cümlesi şöyle başlıyor: Toledo'da (Ohio) buğday tarlalarının arasından büyük beyaz bir kubbe ve onun minareleri yükseliyor. Eyaletler arası otobanda araba sürdüğünüz zaman bu camiyi görebiliyorsunuz…'

Çoğulculuk düşüncesinin, insan-toplum- devlet ilişkilerinde tek çözüm olduğunu vurgulayan yazar, hadiseye sadece teorik yaklaşmıyor, madalyalı proje çerçevesinde elde ettikleri sonuçlara başvuruyor.

Kitapta ayrıca yakın Amerikan tarihine ışık tutacak önemli gelişmeler zikrediliyor. Mesela Müslümanların toplum hayatında elde ettiği kazanımları, önemli olaylara tuttuğu ayna ile gözler önüne seriyor. 1996'dan beri Beyaz Saray'da ABD başkanı ve eşinin iftar vermesi, 1998'de ABD Deniz Kuvvetleri'nde ilk mescidin açılması, ilk asker-imamın orduda görev yapmaya başlaması, 90'lı yıllarda ABD Posta Servisi'nin Ramazan ayı için pullar bastırıp dağıtması gibi yüzlerce olay art arda sıralanıyor.

Sayısız örneklerin ışığında ortaya çıkan gerçek, 'herkesi kendi konumunda kabul eden' bir hoşgörü anlayışının altını çiziyor. O gerçek keşke Türkiye'den de görülebilse! Bu açıdan Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın Abant'ta yaptığı toplantıda çoğulculuk kavramının ele alınması önemli.…


e.dumanli@zaman.com.tr


@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @



Yazarımızın en son yazıları

28/ 04/ 2001... Bir katilden geriye kalan
05/ 05/ 2001... Bir katil nasıl yargılandı?
12/ 05/ 2001... Bu konferans unutulmayacak
19/ 05/ 2001... İslam'ın cazibesi ve kadın
26/ 05/ 2001... Dede Efendi Harvard'taydı
02/ 06/ 2001... Sahipsiz sanmayın!
16/ 06/ 2001... Devlet okullarında dinî faaliyet
23/ 06/ 2001... RTÜK Yasası'na teşekkür borçluyuz
30/ 06/ 2001... Dinci basın
07/ 07/ 2001... Burası benim evim


| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.