GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

14/07/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Girişim

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



Faruk MERCAN

Sadece para korsanları mı?

İyi haber alan bir bürokrat, nisan başında İstanbul'daki bir baloda, "Yurtdışında kaleme alınmış bir rapora göre yıl sonunda dolar 2 milyon TL olacak." deyince şaşırmıştım.

İki hafta sonra, bir pazar günü Zaman'ın ekonomi haberleri müdürü Fikri Türkel'le birlikte, kamuoyunda tanınan bir işadamının evindeydik. ABD'deki gelişmeleri de yakından bilen bu işadamı, şubat krizini şöyle yorumladı: "Türkiye henüz dibe vurmadı."

Yeni kriz baş gösterince, haziran başında bir işadamına, müşterisi olduğu büyük bir bankadan gelen temsilcilerin söylediği şu sözleri hatırladım: "Temmuzda yeni bir kriz bekliyoruz." Herkes istikrar programının başarılı olmasını beklerken, geçen yılın ekim ayında patlak veren bu krizler için, o günlerde Ankara'da bankalara çekidüzen vermekle görevli kurulun başındaki kişi olarak Zekeriya Temizel'in söylediği şu sözlere bir bakalım:

"Kriz iki aşamada tetiklendi. Her şey Amerika merkezli iki hacker (korsan) fonun borsadan bir milyar dolar çekmesiyle başladı. Bunlar, Türkiye'de faaliyette bulunan bir yabancı banka aracılığıyla bir milyar dolar çekince piyasa tedirgin bir bekleyişe geçti. Bu psikolojik atakla birlikte krizi tetikleyen ikinci psikolojik dalga geldi. Bazı yerli bankalar bunu fırsat bilip piyasada kan davalı oldukları daha küçük bazı bankalara karşı saldırıya geçti. Bu ikinci dalga, krizi borsadan bankalara sıçrattı."

Acaba 10 aydır yaşadığımız bu olayların, içeride ve dışarıdaki bazı para korsanları ile pusuya yatıp bu anları bekleyen köşe dönmeci kişilerin icra ettiği bir kriz politikasının ötesinde bazı boyutları da var mıdır?

Dün İstanbul'da ilginç bir toplantı yapıldı. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) başta olmak üzere çeşitli üniversitelerin maden fakülteleri hocaları, medyanın karşısına geçip, "Türkiye'nin kurtuluşu yeraltı kaynaklarını işletmesindedir." dediler. 2000'li yılların maden stratejisi adı verilen çalışmaya göre, bor ve altın başta olmak üzere altımızda 2 trilyon doları aşan değerde maden var. "2010 yılına kadar 8 milyar dolar yatırımla 62 milyar dolar, sonraki on yıl içinde 22 milyar dolar yatırımla 216 milyar dolar kazanırız" bilgisi verildi. Toplantıyı yöneten Prof. Güven Önal, "Türkiye için biçilen kalkınma modellerinin bize uygun olmadığını ekonomik krizler de gösterdi." dedi.

İki DSP milletvekili tarafından Başbakan Bülent Ecevit'e sunulan altın raporuna göre, Bergama'da siyanürle altın üretimine karşı 11 yıldır yürütülen kampanyaları Alman kuruluşların desteklemesinin sebebi, bu ülkenin her yıl Türkiye'ye 800 milyon dolar değerinde altın ihraç etmesiydi. İTÜ'den Prof. Gündüz Ateşok, "Rapora göre altın üretimine karşı bu hareketlerin arkasındaki para kaynaklarının araştırılması lazım. Başbakanlık ve İçişleri Bakanlığı şu anda bu araştırmayı yapıyor. Bergama'daki tesis, atık sistemiyle de dünyanın bir numaralı tesisi." dedi.

Almanya'da siyanürle altın üretimi yasak; ancak dışarıda altın üreten Alman şirketleri de bu işi siyanürle yapıyor ve dünyanın en büyük siyanür üreticisi bir Alman şirketi. Dünyada 700 civarındaki altın tesisinin hemen hepsi bu sisteme göre çalışıyor. Ama sadece geçen yıl 200 ton altın ithal eden Türkiye, yıllardır 6 bin 500 ton altın rezervinde üretim yapamıyor.

İTÜ Çevre Mühendisliği'nden Prof. Derin Orhan, "Türkiye'de Bergama'dan daha iyi bir çevre projesi görmedim" derken, Prof. Ahmet Ercan, "Sigarada ve kuru fasülyede altın suyundan daha fazla siyanür var." yorumunu yaptı. Verilen bilgilere göre şu anda dünyada 120 bin ton altın dönüyor. Yerin altında ise, 6 bin 500 tonu Türkiye'de olmak üzere toplam 43 bin ton altın madeni var.

Hem Emniyet, hem de Başbakanlık adına Milli İstihbarat Teşkilatı Bergama olayını araştıracağına göre demek ki, olaya karşı casusluk teşhisi konulmuş. Günün birinde, 10 aydır Türkiye'yi sarsan ekonomik kriz için de benzer bir araştırma yapılırsa, işin içinde para korsanları dışında başka aktörler olup olmadığını öğrenme şansımız olacak.


f.mercan@zaman.com.tr


@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @



Yazarımızın en son yazıları

13/ 05/ 2001... 'Orgütümüz sizi yok edecek'
19/ 05/ 2001... Toz duman içinde dörtlü komite
26/ 05/ 2001... Lockheed bir ceza daha alır mı?
02/ 06/ 2001... Sorunun özü yüzde 91'de
09/ 06/ 2001... Maçın galibi henüz belli değil
16/ 06/ 2001... Kırmızı halıların iki ayrı yüzü
18/ 06/ 2001... Torun Yakup Cemil tartışması
23/ 06/ 2001... Bir istihbarat başkanının ziyareti
30/ 06/ 2001... Kod adı ‘Etkin siyasetçi yakını’
07/ 07/ 2001... O gece tam 50 patlama olsaydı


| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.