Memleketimden film manzaraları!
Hacer Çamoğlu 24 yaşında genç bir kadın. Bir gazetenin üçüncü sayfasında karşıladı beni. Bir inşaatın tepesinde 3 yaşındaki oğlunun elini tutmuş yaşlı gözlerle objektiflere bakıyor. Kocası bir hafta önce çalıştığı aynı inşaatın tepesinden düşüp ölmüş.
Sara hastası Hacer. İlaç parası, tutunacak dalı yok.
Yaşıtları Capitol'ün salonunda ellerini arabalara dokundururken, ilaç şişesi ondan uzak. Ölüm yakınlaşmış.
Aşağıda polisler bağırıyorlar Hacer'e, 'Sen intihar edeceksin de, yanına niye küçük çocuğu aldın?' diye sinirleniyorlar. Ve olaydan sonra kadın hastaneye değil karakola götürülüyor.
İşte size her sabah ciğerimize saplanan cam kırıklarından biri.
Bu yüzden ellerimiz, yüreğimiz, ciğerimiz kesikler içinde.
Başka bir haber:
"Sivas'ta, 'görevlerini ihmal ettikleri' gerekçesiyle yargılanan ilköğretim okulu müdürü ile 2 öğretmen, suçlamaları kabul etmediler. Mahkeme başkanının, iddianamede yer alan, '1999-2000 eğitim yılında öğrencilerle ilgilenmemişsiniz, öğrencilerin ilerlemesi için hiçbir gayret sarf etmemişsiniz, ders geçme notunun kaç olduğunu bilmiyormuşsunuz.' suçlamasına öğretmenler, iddiaların asılsız olduğunu söylediler."
Saralı hasta dul kadını binanın tepesine intihar için gönderen ülkenin öğretmenlerinin, ders geçme notunu bilmemeleri kadar doğal bir şey olabilir mi?
Bir cam kesiği daha mı istersiniz?
Buyrun o zaman:
"Bursa E Tipi Cezaevi'nde yapılan aramalarda, Kur'an-ı Kerim içine gizlenmiş bir cep telefonu ele geçirildi. Cezaevinin D Blok D Koğuşu'nda arama yapan görevliler, duvara asılı Kur'an-ı Kerim içine saklanmış bir cep telefonu ve bu telefona ait şarj cihazı buldu."
Yan yana koymak için tutkal cümlelerimi beklemeyin lütfen.
Çatıdaki kadını, mahkemedeki öğretmeni, hapiste kutsal kitabın içine cep telefonu saklayan mahkumu aynı kareye sıkıştırın.
İsterseniz Anadolu Ajansı'nın gündemine girip bu tabloyu renklendirmeyi deneyebilirsiniz:
-İzmir Konak Meydanı'nda işsiz genç, bacaklarına benzin döküp kendini yakmaya kalktı. Yanarak polislerin üzerine koşan genç, sabıkalı olduğu için kimsenin kendisine iş vermediğini söyledi.
-Samsun'un Havza ilçesinde, bunalıma girerek kendini yakan bir kişi, ağır yaralı olarak kurtarıldı. İlhan Teker'in bazı borçları nedeniyle son günlerde sıkıntılı olduğu ve bu nedenle bunalıma girmiş olabileceği bildirildi.
-Ekonomik krizin de etkisiyle ek iş yapan kamu çalışanlarının sayısı arttı. Özellikle büyük kentlerde kamu çalışanları başta pazarlamacılık olmak üzere pazarda ürün satışı, kasiyerlik, barmenlik, özel ders verme gibi mesai sınırları olmayan part time niteliğindeki işlerde çalışarak ek bir gelir elde ettiği bildirildi.
- IMF politikalarını protesto amacıyla, dün eşekle Ankara'ya doğru yola çıkan Nevşehir'in Ürgüp ilçesine bağlı Ortahisar beldesinin DYP'li Belediye Başkanı Erkal Yandı, Aksaray'a ulaştı.
- Zonguldak Belediyesi, güzellik yarışmasında dereceye girenlere taktığı 80 milyon liralık tacı, parasını ödeyemediği için geri istedi. Yarışma birincisi (aynı zamanda yerel basın muhabiri) Esin Edebali "80 milyonluk taçlarımızı alıp, 5 milyon liralık olanını vereceklermiş. 3'üncü güzel vermiş. 2'inci güzel Sanem Efe ile ben kesinlikle vermeyeceğiz.'' dedi.
İnanılmaz bir absürt film senaryosu gibi. Ya da şiir, hikâye, roman.. Resmi haber ajansından düşen her haber, gülmekle ağlamak arasındaki o berbat duygu noktasına oturtuyor bizi. Hükümeti protesto için eşeğe binip başkente yürüyen belediye başkanı ile, 80 milyonluk tacı geri istenen gazete muhabiri güzellik yarışması birincisini hangi ülkenin, ne tür bir filminde aynı seansta görebilirsiniz?
Saat 16.30 itibarıyla AA'dan bazı haber başlıkları:
-Nevşehirde üç günlük bebek cami avlusuna terk edildi!
-Batman'da 7 çocuk sahibi 31 yaşındaki kadın kendini evin tavanına asarak intihar etti.
-Su deposuna düşen 9 yaşındaki çocuk boğuldu!
-İnşaattan düşen çocuk öldü!
-Ayrı yaşadığı kocasını bıçakladı!
-Gece yarısı uyanan 16 yaşındaki genç kız babasının av tüfeğiyle intihar etti.
-K. Maraşlı genç kadın birlikte yaşadığı kişinin 6 yaşındaki oğlunu üzerine kaynar su dökerek öldürdü.
Her gün bu olay sağanağından sonra, yüzü, gözü, eli, ayağı, bacağı kesik içinde kalan bir ülkenin ahfadı olarak, gel de Engin Ardıç'a hak verme, diye içinden geçiriyor insan!!!
n.hazar@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
15/
06/
2001...
O ağacı kesmeyecektin anne!
17/
06/
2001...
Babil'in Asma Cafeleri
19/
06/
2001...
Ses ve özgürlük
22/
06/
2001...
Cumbadaki spiker!
28/
06/
2001...
Şerbetli ülkenin mutsuz insanları!
03/
07/
2001...
Olmaya devlet cihanda
05/
07/
2001...
Oluyor işte!
07/
07/
2001...
Uzayda hiç eşek var mı acaba?
10/
07/
2001...
Ölü jokeyleri
12/
07/
2001...
Bir yol hikayesi
|