GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

15/07/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Girişim

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



MEDYA ANALİZ 


Ara rejim söylentisi başladı

Ekonomideki belirsizliklerin giderilememesi ve her hafta yeni bir krizin yaşanması, düne kadar hükümete 'mutlak' destek veren medyanın da güvensizliğe kayışına yol açtı. Mevcut hükümete güvenilmediği açıkça dile getirilmeye başlanırken, demokratik çizgiden taviz vermeyen isimlerin, 'ara rejim'i seslendirmeleri enteresan bulunuyor.

Hürriyet yazarı Serdar Turgut cuma günkü yazısında 'Ara rejim hükümeti gerekiyor' tezini ileri sürdü. Turgut, hayatının hiçbir döneminde böyle bir başlık atacağını tahmin etmediğini belirterek, formülünü şöyle açıkladı: "Bütün parti liderleri, muhalefet liderleri de dahil olmak üzere bir araya gelip vatanın geleceği için teknokratlardan oluşacak bir ara dönem veya "krizden çıkarma" hükümetine destek verdiklerini açıklamalılar. Sonra kamuoyunun üzerinde anlaşacağı, üzerinde herkesin vicdanen rahat olacağı isimler hemen tespit edilip bunlara görevler verilmeli. İki yıl sonra olacağı söylenen seçim bir yıl sonraya alınmalı. Seçim Kanunu hızla değiştirilerek seçimler için propaganda dönemi 15 güne indirilmeli."

Turgut'un bu formülüne aynı gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök de dün üstü kapalı bir biçimde destek verdi. Özkök, "Eminim Serdar Haklı Çıkacak" başlıklı yazısında öncelikle Enis Öksüz gibi isimlerin istifası, partilerin kendilerine çekidüzen vermesi gibi birkaç formül ortaya attıktan sonra cümlelerini şöyle bağladı: "Bu ülkenin siyasi liderleri eğer ülkelerini birazcık seviyorlarsa, siyasi yapıda bu 'emergency planını' uygulamaya başlamalıdırlar. Ama çok iyi bildiğim bir şey var ki, bunu asla yapmayacaklar. O yüzden yine eminim ki, Serdar haklı çıkacak..." Buna karşılık aynı grubun gazetelerinden Radikal'in Genel Yayın Yönetmeni İsmet Berkan çözümün ağır işlese de demokrasi içinde bulunması gerektiğini savundu.




İnadına umut, inadına kriz

Son bir aydır yaşadığımız krizlerin temel nedeni bir takım uğursuz gazeteler! (mi acaba?) Bu gazeteler hafta başı ısrarla umut aşılıyorlar, hafta içi de inadına bir kriz ortaya çıkıyor. Son dört haftadır bu durum sürekli tekrarlanıyor. Artık pazartesi günleri o hafta bir krizin yaşanıp yaşanmayacağını bir iki gazetenin manşetine bakıp kestirebiliyoruz!

18 Haziran Pazartesi günü birçok gazete haftaya umut 'aşılayarak' başlamıştı. Çünkü gazetelere göre iç borç takası 'başarı'yla gerçekleşmişti. Bu nedenle Borsa yükselecek, döviz fiyatları düşecekti. Ancak hafta içinde tersi oldu, Fazilet'in kapatılma davası nedeniyle hem Borsa düştü hem de döviz aşırı oranda yükseldi. Önceki haftaya da yine umut verilerek başlandı; ancak bu defa Telekom krizi yaşandı.

9 Temmuz Pazartesi günü de iki gazete, Hürriyet ve Sabah, yine umut aşılamaya çalıştılar. Hürriyet 'iyi haber' patlağıyla "TELEKOM İŞİ TAMAM" manşetini kullandı, Sabah da "KRİZ AŞILIYOR" manşetiyle ekonomide iyi bir hafta yaşanacağının sinyalini verdi! Ne acı bir tekerrür ki, bu hafta da kötü bir hafta oldu. Sabah'ın önceki günkü "Fransız patronların sevindiren mesajı: Türkiye'ye güveniyoruz" manşeti de örtmedi gerçeği... Bu kez yaşanan krize "Arjantin etkisi" ismi konuldu. Bize göre adı ve nedeni ne olursa olsun medya ve ülke açısından sonuç yine hüsran idi. "Önümüzdeki hafta ne olacak?" diye merak ettiğinizi biliyorum. Ben de merak ediyorum. Ama sanırım cevabını pazartesi günü bulacağız. Hürriyet ve Sabah'ın manşetlerine bir bakın. Ne diyorlarsa tersi!




Siyasete 'hayır' spora 'evet'

Doğan Medya Yayın Konseyi, kendi bünyelerinde çalışan gazetecilerin herhangi bir siyasi partide görev almalarına geçtiğimiz hafta 'hayır' demiş, bu grupta çalışan ve aktif siyasette yer alan 4 isimden ikisi gazeteciliği, ikisi de siyaseti bırakmıştı. İşin siyaset boyutuna 'hayır' dendi; ama spor boyutunda tam tersi yaşanıyor. Yakın zamana kadar Hürriyet'te yazan Uğur Dündar'dan sonra uzun yıllardır yine aynı gazetede köşe yazarlığı yapan Fatih Altaylı da spor dünyasına yönetici olarak adım attı. Uğur Dündar, Fenerbahçe kulübünde asbaşkan. Fatih Altaylı ise G.Saray kulübünün yeni başkanı Mehmet Cansun'un listesinden yönetime girdi.

O da artık bir yönetici.

Bir süre önce pazar günlerini spor yazılarına ayırdığını açıklayan ve Mehmet Cansun'u öven rakiplerini yeren yazılar kaleme alan Altaylı'nın tavrı, Doğan Grubu'nun 'ya siyaset ya gazetecilik' tercihini dikte etmesindeki endişeler ile birebir örtüşüyor. Bu durumda grubun kulüp yöneticiliğine cevaz veren tutumu çelişkili bulunuyor..



| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.