Hangi ülkenin aydını böyle demokrasi özürlü?
Teknokrat hükümeti önerisi köşelerde sert tepki gördü
Hürriyet yazarı Serdar Turgut'un seslendirdiği, yayın yönetmeni Ertuğrul Özkök'ün desteklediği 'teknokrat hükümeti' önerisi dün köşelerde sert tepkiyle karşılandı. Hürriyet ise tartışmayı özetlerken, Habertürk internet sitesinin yaptığı ankette söz konusu önerinin yüzde 50 destek almasını haber yaptı. Bu arada Milliyet mevzuyu uzmanlarla tartışmayı yeğledi. Ortak görüş 'bu girişimin Türkiye'yi daha da zora sokacağı' şeklindeydi. Köşelerde de yaklaşım bu yöndeydi:
Güngör Mengi (Sabah):
Hükümet 'ara rejim' tartışmalarını geçersiz kılacak yaratıcılığı göstermelidir. En büyük eksiğimiz disiplin... Bunu demokratik otorite sağlamalı!
Sedat Sertoğlu (Sabah):
Demokrasilerde ara rejim diye bir kavram yoktur.. Böyle bir rejimin ülkemize gelmesi, Türkiye'nin uluslararası ligde küme düşmesi anlamına gelir.
Gülay Göktürk (Sabah):
Bugün öyle bir noktadayız ki, eğer seçilmişler, seçmenlerine bu acı ilacı içmenin uzun vadeli çıkarları için şart olduğunu anlatamazlarsa, anlatmaya cesaret edemezlerse, sırtında yumurta küfesi olmayan birileri gelecek ve kimsenin gözünün yaşına bakmadan acı ilacı içirecek. Tabii, gelmişken yedekte tuttuğu başka ilaçları da...
Güneri Civaoğlu (Milliyet):
Hükümet aynaya bakmalı ve böyle gitmeyeceğini görmeli. Kimlerle gitmeyeceğini görüp onlara teşekkür etmeli, yıpranan, Türkiye'yi ve hükümeti çok zorlayan isimleri değiştirmeli.
İsmet Berkan (Radikal):
Şimdilik askere yönelik 'Gel şu işe el at, memleket elden gidiyor' çağrıları dolaylı yoldan yapılıyor. Ama emin olun, kısa süre içinde aynı çağrıların açık açık yapıldığını da görmeye başlayacağız. Böylelikle ekonomik çöküşün faturası demokrasiye çıkartılmak isteniyor. Oysa demokrasinin bu işte hiçbir suçu yok.
Murat Yetkin (Radikal):
Türkiye'den başka hangi ülkede aydınlar 'Demokrasi artık sıkmaya başladı, ara verelim' diye yazılar yazabilir? Hangi ülkenin aydınları demokrasinin aslında 'ekmek, güvenlik ve özgürlüklerin birbirine tercih edilemeyeceği bir sistem olduğu' ilkesini bu kadar ayaklar altına alır? 'Benim keyfim bozulmasın da ne olursa olsun' nasıl bir çürümedir?
Milliyet= Basında çarpıtma!
Yenilikçi kanadın öne çıkan isimleri Abdullah Gül ve Abdüllatif Şener, gazeteleri dolaşarak hareketlerinin anlamını ve ilkelerini anlatıyorlar. Konuyla ilgili haber birkaç gazetede yer aldı. Yenilikçi grup bu bağlamda Milliyet gazetesini de ziyaret etti. Grubun söylediklerinin bütününün gazetede yer alıp almadığı ya da deforme edilip edilmediği yönündeki eleştiri hakkı Gül ve Şener'e aittir. Ancak Milliyet, haber olarak verdiği ifadeleri de birinci sayfasında çarpıtınca konu şimdiden Medyanaliz'in ilgi alanına giriyor. Milliyet'in Abdullah Gül fotoğrafı ve tırnak içinde verilen birinci sayfasının manşetindeki başlık şuydu:
''Erbakan Nazi tipi liderdi''. Lakin ne Gül ne de yanındakilerin böyle bir ifade kullandıklarına ait bir bulgu haberde yok. Gül, RP dahil tüm partileri kastederek sadece şöyle demişti: ''Nazi anlayışı vardı eskiden. Kararı lider verirdi ve tartışılmazdı. Bunu biz de yaşadık. Bütün partilerde de bu tek adamlılık var.'' Milliyet bu satırlardan yola çıkarak söz konusu başlıktaki yorumu yapmış... Gazete böylece Erbakan kiniyle açık bir çarpıtma yaptığını kendi haberiyle ele veriyor... Ancak olayın Milliyet açısından rahatlatıcı bir yanı var; o da şu: Bu tür çarpıtmalar artık Milliyet üzerinde sırıtmıyor...
Altaylı sadece spor yazılarına ara verdi
GS Futbol Kulübü Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen Hürriyet yazarı Fatih Altaylı, sadece pazar günleri yazdığı spor yazılarına ara verdiğini açıkladı. Dün Altaylı'nın köşesinde yayımlanan bu nottan, siyasete atılan çalışanlarının 'ya siyaset ya gazetecilik' tercihinde bulunmalarını isteyen Doğan Medya Yayın Konseyi'nin bir etkisi olmadığı anlaşılıyor. Zira Altaylı, bu kararı ilkeleri gereği aldığını vurguluyor. Bu durumda şu soru akla takılıyor: Eğer Hürriyet'in siyasete atılan yazarları siyaset yazmayacakları garantisi verselerdi Doğan Medya Yayın Konseyi, onların bu çifte mesleğine cevaz verecek miydi?
Öte yandan Altaylı'ya da bizce cevabı içinde saklı iki sorumuz var: 1- Altaylı, uzun süredir köşesinde, listesinde yer aldığı Mehmet Cansun'un rakibi A. Ünal Erzen'i Uzanlar'ın desteklediğini belirterek
-eleştirilerinde haklı ya da haksız olabilir, tartışılan bu değil- sert ithamlarla yıpratıyordu. Bu durum Altaylı'nın bahsettiği ilkelerle örtüşüyor mu?
2- Dün Star yazarı Talay Erker'in yazdığına göre Altaylı, 1,5 ay önce
Mehmet Cansun'u yapılan transferlerdeki uygunsuzlukların mimarı olarak gösteriyor ve ''Başarısız-işe yaramaz, bu adamdan başkan olmaz, bu adama kulüp emanet edilemez.'' diyordu. Altaylı'nın bu görüşünü
değiştiren şey nedir?
|