Kim bu Şile'de vakıf makbuzu kesenler?
Havaların ısınmasıyla beraber, insanlar sahillere ve sayfiye yerlerine akın etmeye başladılar. Bu hareketlilikten bazı insanlar, hakları olmadığı halde faydalanmaya çalışıyor. Hiç olmadık yerde karşınıza çıkar arabanız için park parası isterler, içtiğiniz çeşmeden güğümlerinize ücret keserler. Kısacası neredeyse teneffüs edeceğiniz havayı bile size satmaya kalkarlar. Geçtiğimiz gün Şile'den daha garip şikayetler gelmeye başladı. Gezmeye giden bir grup vatandaş merkezden oldukça uzak bir sahile gitmeyi düşünürler.
Böyle bir sahil bulup tam yaklaşıyorlarken birileri arabayı durdurup para ister. Güya bir vakıf adına bu parayı istiyorlar. Acaba bu parayı alan kişileri yetkililer tanıyor mu?
Vatandaşın tatilini zehir eden bu tür uygulamaların önüne geçecek bir merci kalmadı mı acaba?
Bürokrasi çıkmazı?
Ülkemizin içinde bulunduğu en büyük sıkıntılardan biri de bürokrasi çıkmazı ve zorlaştırılan işlerdir. Öyle ki, dışarıdan birine 'şu şu işleri bozmak ve zora koşmak için bir şeyler yap' deseniz bu derece başaramaz. Şimdi yazacağım husus, bu iddiaya güzel bir örnek olacaktır:
Resmi dairelerde telefon savurganlığının önlenmesi ve memurlardan katılım payı alınması için Başbakanlık'tan gelen şu talimata bakınız: "01.02.2001'den itibaren bir önceki yılın kontür sayısı oranlarının % 80'i aşması halinde, dahili telefonla tuşlu çıkış yapılması ve direkt telefon ücretleri ilgililerden fazla konuşma ücreti olarak her ay tahsil edilerek..." Her kurum, elemanlarınca yapılan telefon görüşmelerinin dökümünü almak ve bir önceki sene evraklarını bularak karşılaştırmak için uğraşıp duruyor. Bunun yerine 'her memur için aylık iki veya üç milyon TL sınır konulmuş olup üzerinde konuşma yapanların kontür bedelleri toplamı veya yüzde şu kadarı ilgili memurun maaşından kesilir...' dense daha iyi ve sonuç alınması daha kolay olmaz mı?
Bizim temel hastalıklarımızdan biri, hep mevzuatta ve uygulamasında boğulmak mıdır?
Prof. Dr. Abdulkerim Abdulkadiroğlu
Ağaçlar kesilmesin, kitaplar atılmasın
Ülkemizden her yıl milyonlarca doların yurtdışına çıkışına eğitim camiasının neden olması çok üzücü ve çok düşündürücü. Bir yıl içinde İngilizce mi değişiyor? Yine her yıl fen bilimlerinin temelinde dinamitler mi patlıyor da her yıl okul kitapları değiştiriliyor? Üç-beş kuruş için IMF ve Dünya Bankası'na avuç açtığımız yeterince utandırıcı ve düşündürücü değil mi? Bu israfa izin verenler, bunun günahından hiç rahatsızlık duymuyorlar mı? Milli Eğitim'i yönlendirenler bunu nasıl göremezler? Bu mümkün değil; ama çaresiz kalıyorlarsa eğer, lütfen kıramadıkları çarkı ve dişlilerini millete açıklamaktan korkmasınlar. Çünkü bu bir milli israf ve yararsız bir uygulamadır.
Özellikle yabancı dil kitapları ve yabancı dille eğitim verilen okullardaki fen bilimleri kitapları her sene değiştirilerek ailelere gereksiz masraf ve ülkeye
israf yaptırılıyor. Oysa aynı kitapları en azından 5 nesil öğrenci rahatlıkla kullanabilir. Bizler böyle okuduk. Ders kitapları değişikliğinin maddi etkileri ve bazılarına yararları dışında hiçbir etkisi yok. Büyük oğluma aldığım kitapları ne hemen arkasından gelen küçük oğlum, ne de başka bir vatan evladına kullandıramıyorum. Paramız yurtiçinde kalsın ve milli varlığımız daha anlamlı kullanılsın istiyorum.
Sayın Prof. Dr. Mustafa Öztürk çok güzel bir uygulama başlatmak istiyor; ama buna izin vereceklerini hiç sanmıyorum. Kesilen ağaçlara gelince: Göreceli olarak sevinebiliriz. Çünkü değiştirilen kitapların çoğu ithal; çünkü kâr marjı daha fazla!?!.
Mehmet Uysal / Samsun
İçel Müftüsü Bilgin: Maaşlar zamanında ödeniyor
06.07.2001 tarihli köşemizde 'Vekil imamlar rahatsız' konulu yazımıza Müftü Mazhar Bilgin imzasıyla İçel Müftülüğü'nden yapılan açıklama şöyle;
"1- Vekil imam-hatiplik görevi yapan vekillere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 175. maddesinde belirtildiği gibi vekalet edilen görevin kadro derecesinin 1. kademesinin 3/2 oranında maaş ödenir.
2- 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 174. maddesinde vekalet aylıklarının ödenebilmesi için görevin fiilen yapılması şartı vardır.
İlimiz Müftülüğü'nde çalışan vekil imam-hatipler Nisan/2001 ayına kadar maaşlarını elden aldıklarından ayın ilk günleri, tatile geldiği günlerde o ayın hafta başında almaktadırlar. Ancak; Mayıs 2001 tarihinden itibaren çalışanların vekil de olsa ücretini bankadan alması gerektiğinden müftülük olarak zamanında maaşlar defterdarlık muhasebe müdürlüğü aracılığı ile TC Ziraat Bankası'na havale edilmiştir. Ziraat Bankası da EFT usulü ile anlaşmalı olduğumuz bankaya göndermektedir.
Müftülüğümüzce ve bankaca vekil imam-hatiplerin maaşlarının ödenmesinde herhangi bir gecikme söz konusu değildir."
|