Şişmanlar Cenova'da
Cenova'da bugün bir araya gelecek yedi sanayileşmiş ülke ve Rusya'nın gündeminde, Arjantin ve Türkiye de yer alıyor.
Dünya ekonomisinde etkin konumda bulunan yedi sanayileşmiş ülke ve Rusya'nın katılımı ile oluşan 'Zenginler Kulübü'nün (G–8) 28. zirvesi bugün İtalya'nın Cenova kentinde başlıyor.
ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Kanada, Japonya ve Rusya'nın katıldığı G–8 zirvesi, 'ABD'nin füze savunma kalkanı denemesi, Irak'a uygulanmaya çalışılan 'akıllı yaptırım' tartışmaları, Pekin ile Moskova arasındaki 'Dostluk ve İşbirliği Anlaşması' ve Kyoto Protokolü ile ilgili tartışmalar sebebiyle büyük bir önem taşıyor.
Gündeme yeni tadlar
Zirvede temel konu olan dünya ekonomisinin yanı sıra, AIDS hastalığının yayılmasını önlemeye ilişkin girişimler ve global ısınma konuları da görüşülecek. G–8, kurulduğu 1975 yılından beri ilk kez, ölümcül hastalık ve müzmin fakirlik ile kasıp kavrulan Afrika kıtası ile gelişmekte olan dünyanın etkili ve meşrû bir idaresi için Birleşmiş Milletler (BM) ailesini tamamlayıcı bir ortak olarak sürece dahil edecek. Zenginler Kulübü'nün, Soğuk Savaş sonrası dönemin geleneği olan 'paraların Rusya'ya yönlendirilmesi' alışkanlığı yerine mali kaynaklarını bundan sonra küreselleşmenin de ortaya çıkardığı bir zorunluluk olarak hastalıklar ve az gelişmişlikle mücadeleye aktarması bekleniyor.
Bazı uzmanlara göre, bu açıdan Cenova'daki zirvenin tarihi bir dönüm oluşturması umuluyor. Bu yönde atılacak adımların başında çoğunluğu Afrika'da bulunan fakir ülkelerin borçlarının hafifletilmesi, AIDS ve sıtma gibi hastalıklarla mücadelede BM'ye maddi destekte bulunmak yer alıyor. ABD Başkanı George Bush, önceki gün Dünya Bankası'nda yaptığı konuşmada, Dünya Bankası ve diğer gelişmiş bankaların fakir ülkelerin eğitim, sağlık, beslenme, su, temizlik ve diğer temel insanî ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik sağladığı kredinin yüzde 50'sinin hibe edilmesini isteyerek bu yönde bir sinyal verdi.
Zirveye katılacak olan BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın da patronları bu yönde teşvik etmesi bekleniyor. Ancak Dünya Bankası Başkanı James Wolfensohn'ın geçtiğimiz günlerde yaptığı bir uyarı, bu konuda önemli bir gerçeğin göz ardı edilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor. Wolfensohn, zengin ülkelerin 'bir yandan yoksul ülkelerin borç yüklerini hafifletici önlemler alırken, diğer yandan bu ülkelerin ihracatına sınırlama getirmelerinin, iki yüzlü bir hareket olduğunu anlamaları gerektiğini' ifade etmişti.
Patronlar da sıkıntılı
Bu arada, zirvede bir araya gelecek patronların kendi sıkıntıları da dikkat çekiyor. ABD, ekonomisinde yaşanan belirgin gerilemenin yanı sıra Avrupa ve Japonya ekonomilerinde de büyüme sorunu mevcut. Bu durum özellikle finans bakanlarının 8 Temmuz'da Roma'da yaptıkları toplantıda ortaya konarak, ekonomideki düşüşün beklenenin üstünde olduğunun altı çizildi.
G–8'in 'petrol güçleri' olan diğer üyeleri İngiltere, Kanada ve şimdilerde Rusya daha iyi bir durumdalar. Rusya'nın, siyasi ve küresel sorunlar alanında G–8 üyeliği için olumlu bir grafik çizdiği, ekonomik alanda da olumlu işaretler verdiği uzmanlarca kaydediliyor. Ancak, patronların ekonomi toplantılarının bazılarında hâlâ kendine yer bulmuş değil.
Dünyada halihazırda kendini yer yer hissettiren kriz belirtilerinin yanı sıra, patronların kâbusu olan 'enerji krizi' konusunun da işbirliği için bir etken olacağı sanılıyor. Özellikle Arjantin ve Türkiye'de yaşanan krizlerin IMF tarafından yapılan programlarla bir türlü aşılamaması da patronlarda, 1997–99 krizini atlatmış olmanın getirdiği güven duygusunu da belli ölçüde yıpratmış durumda.
Zirvenin ilkleri
Cenova Zirvesi katılacak liderler açısından da ilkleri barındırıyor. ABD Başkanı George Bush'un yanı sıra Japonya Başbakanı Junichiro Koizumi de daha önce hiçbir G–8 zirvesinde yer almadılar. Zirvenin gidişatını ne derece etkiler bilinmez; ancak katılımcı liderlerin ülkelerinde önemli ölçüde kamuoyu desteğine sahip olmaları göze çarpan önemli bir nokta. Bush bir tarafa bırakılacak olursa Kanada Başbakanı Chrétien, İngiltere Başbakanı Blair ve İtalya Başbakanı Berlusconi yakın zamanda yapılan seçimlerden önemli bir destekle çıkmış durumdalar. Japon Başbakanı Koizumi ile Putin'in de kamuoyunda önemli bir desteğe sahip oldukları biliniyor.
Cenova'da patronların ele alacakları asıl baş ağrıtan konuları, uzun zamandan beri tartışılan ABD'nin Ulusal Füze Savunma Kalkanı (NMD) projesi ile küresel ısınmaya karşı oluşturulan Kyoto Protokolü'nün oluşturması bekleniyor. Bu iki konunun merkezinde ise uluslararası muhalefete rağmen bildiğini okuyan Başkan Bush var.
Baş ağrıtan konular
NMD konusunda en açık muhalefet Rusya'dan gelirken, ikinci sırada Washington'ın müzmin muhalifi Fransa yer alıyor. NMD uğruna geçtiğimiz hafta Pasifik Okyanusu'nda gerçekleştirilen başarılı füze denemesine ABD'nin yakın müttefiki Kanada dahi tepki göstermiş durumda.
Washington'ın bütün bu tepkileri kulakardı ederek eski Başkan Reagan döneminden kalan 'Yıldız Savaşları' projesinin yeni bölümlerini incelemeye başlaması ise tartışmalara yeni bir boyut katacak gibi. Bush ile Rus meslektaşı Vladimir Putin'in zirve kapsamında bir araya gelerek bu konuyu derinlemesine ele alması bekleniyor. İki liderin ajandalarında ayrıca Irak'a 'akıllı yaptırımlar' uygulanmasına ilişkin Rusya'nın BM'deki muhalefeti de yer alıyor.
ABD Başkanı George W. Bush'un eleştiri oklarını üzerine çekmesine yol açan diğer bir konu ise sera etkisi yaratan zararlı gazların azaltılmasına ilişkin Kyoto Protokolü'nün yürürlüğe girmesi konusunda Washington'ın olumsuz tutumu. ABD imzalamadığı için hayata geçirilemeyen söz konusu protokol konusunda Bush'a yüklenilmesi bekleniyor. Zirve öncesi Bonn'da bir BM Küresel Isınma Konferansı düzenlenmesi bu konuda dikkat çekerken, Kyoto Protokolü üzerinde bir uzlaşmanın mümkün olduğu mesajları verildi. Bu mesajların içinin ne kadar dolu olduğu ABD'nin zirvede sergileyeceği tavırla kendini belli edecek. Celil Sağır / İstanbul (Zaman)
G-8'in hikayesi
'Zenginler Kulübü'nün (G-8), ortaya çıkışının arkasında 1970'li yıllara damgasını vuran petrol krizi ve para piyasalarındaki dalgalanmalar var.
ABD, İngiltere, Almanya, Japonya, İtalya ve Fransa liderlerinin 1975 Kasım'ında Fransa'nın Rambouillet kentinde bir araya gelmeleriyle start alan birliğe, bir yıl sonra Kanada'nın da katılımıyla G-7'nin ideal kadrosu ortaya çıkmış oldu. 1977'deki Londra Zirvesi'nde ise Avrupa Topluluğu kulüp üyeliğine dahil oldu. 1994'teki Napoli zirvesiyle birlikte, G-7 ülkelerinin özelliklerini taşımayan Rusya'yı da bir şekilde birliğe bağlama adına, G-7 artı Rusya formülü ile P-8 (Siyasi-8) oluşturuldu. ABD ve Avrupa'nın kontrollerine almaya çalıştıkları Rusya'nın ekonomik konulara dahli ve birliğe katılımıise 1997' deki Denver zirvesi ve takip eden Birmingham zirvesi ile gerçekleşti.
El mi yaman bey mi?
İtalya kararlı Güvenliği kredibilite sorunu yapan İtalya, küresel-leşme karşıt-larının muhtemel eylemlerine karşı füzeleri de içeren sıradışı önlemler aldı.
Aralarında çevreci örgütler, fakir ülkelerin borçlarının iptal edilmesini isteyen gruplar ve insan hakları savunucusu grupların yer aldığı yaklaşık 120 bin küreselleşme karşıtının protesto eylemlerinde bulunması beklenen zirve öncesi Cenova kentinde anormal güvenlik önlemleri alınmış durumda.
Ülke sınırından başlayan ve kentteki Christopher Columbus Havaalanı'na, karadan havaya savunma füzesi yerleştirilmesine kadar varan güvenlik önlemlerinin arkasında, Seattle, Washington, Prag ve son olarak da Göteborg'da yaşanan olayların korkusu mevcut. Zirve öncesi kentteki bir semt karakolunda patlayan bombalı mektup ise bunun tuzu biberi oldu. Güvenlik konusunu aynı zamanda bir gurur meselesi haline getirmiş olan İtalya, zirvenin yapılacağı 13. yüzyıldan kalma Ducal Sarayı etrafında oluşturduğu kırmızı hattı yaklaşık 4 metrelik metal duvarlarla kapatmış durumda. Önceki sabah sivillere kapatılan bu bölgede yaşayan yaklaşık 40 bin kişiyi ise giriş çıkış için kartlı günler bekliyor.
Güvenliğin 20 bine yakın güvenlik görevlisi ile sağlanacağı zirvede, güvenlik gerekçesiyle ABD Başkanı Bush hariç, liderler, 58 bin 783 kamaralık 'European Vision' adlı gemide kalacak. Güvenliğin yanı sıra görüntüden de tam not almak isteyen İtalya hükümeti, sokaklara çamaşır asma alışkanlığı olan İtalyanlara, zirve boyunca özellikle dünya liderlerinin geçeceği havaalanı–kent merkezi güzergahında bu alışkanlıklarından vazgeçmeleri çağrısı dahi yaptı.
Patronların karneleri
ABD:
Kişi başına düşen milli gelir: 44.441 dolar
Ekonomik büyüme oranı : % 5
Yıllık enflasyon oranı : % 3,6
İşsizlik oranı : % 4,4
İNGİLTERE:
Kişi başına düşen milli gelir: 23.800 dolar
Ekonomik büyüme oranı : % 3
Yıllık enflasyon oranı : % 0,8
İşsizlik oranı : % 5,3
KANADA:
Kişi başına düşen milli gelir: 22.700 dolar
Ekonomik büyüme oranı : % 4,5
Yıllık enflasyon oranı : % 2,73
İşsizlik oranı : % 6,83
FRANSA:
Kişi başına düşen milli gelir: 23.300 dolar
Ekonomik büyüme oranı : % 4
Yıllık enflasyon oranı : % 2
İşsizlik oranı : % 11
ALMANYA:
Kişi başına düşen milli gelir: 22.700 dolar
Ekonomik büyüme oranı : % 1,5
Yıllık enflasyon oranı : % 2
İşsizlik oranı : % 10,5
JAPONYA
Kişi başına düşen milli gelir: 36.984 dolar
Ekonomik büyüme oranı : % 0,2
Yıllık enflasyon oranı : % –0,4
İşsizlik oranı : % 4,8
İTALYA
Kişi başına düşen milli gelir: 20.289 dolar
Ekonomik büyüme oranı : % 1,4
Yıllık enflasyon oranı : % 1,6
İşsizlik oranı : % 10,50
RUSYA
Kişi başına düşen milli gelir: 4.200 dolar
Ekonomik büyüme oranı : % 6,5
Yıllık enflasyon oranı : % 20,8
İşsizlik oranı : % 12,4
Ortak yönleri
–ABD, Almanya, Kanada, Fransa, Britanya, İtalya, Japonya ve Rusya dünyanın en güçlü endüstri ve askerî güçlerine sahipler.
–Fakir dünyanın borçlarının çoğu G–8 ülkelerine.
–Dünya Ticaret Örgütü (WTO) ve Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) gündemini bu ülkeler belirliyor.
– Neo–liberal ekonomik politikaların arkasında da bu ülkeler var.
– Dünyadaki silah satışlarının çoğunu bunlar gerçekleştiriyor.
–Dünyadaki çevre kirliliğinin baş aktörleri
– Dünyadaki nükleer, kimyasal ve biyolojik silahların çoğunu ellerinde bulunduruyorlar.
Ankara devrede
Makedonya'yı günübirlik ziyaret eden Dışişleri Bakanı Cem, Ankara'nın, Türk azınlığın hakları konusundaki tavrını yineledi.
Dışişleri Bakanı İsmail Cem, Makedonya'daki Arnavut ve Slav partilerin yer aldığı siyasi diyalog forumuna Türk partilerinin de alınması ve Türk azınlığın haklarının, hazırlanmakta olan yeni anayasada '1974 anayasasına ve geçmişe özlem duyurmayacak bir şekilde yer alması' gerektiğini söyledi. Arnavutların daha fazla anayasal hak arayışı sebebiyle şubat ayından bu yana zor günler geçiren Makedonya'ya günübirlik çalışma ziyareti düzenleyen Cem, Makedonya Cumhurbaşkanı Boris Trajkovski, Başbakan Lubço Georgievski ve Dışişleri Bakanı Ilinka Mitreva ile görüştü. Cem Arnavut ve Türk siyasi parti liderlerle de bir araya geldi.
Üçüncü ziyaret
Görüşmelerinde Türkiye'nin Makedonya'da yaşanan kriz ve yeni anayasa çalışmaları konusundaki tezlerini anlatan Cem, 'Makedonya'nın toprak bütünlüğü ve üniter yapısını desteklediklerini' bir kez daha teyit etti. Bu yıl içerisinde Makedonya'ya üçüncü ziyaretini gerçekleştiren İsmail Cem, yeni yapılanma sürecinde 'Bazı talepleri görmezden gelmek sıkıntı yaratır ve bütünlüğü olumsuz etkiler. Aynı şekilde ölçüsüz taleplerde bulunmak da benzer sorunlar yaratır ve bütünlüğe zarar verir.' diyerek bu iki sınır arasındaki doğruyu Makedon halkının bulacağına inandığını söyledi.
Dışişleri Bakanı Cem, Makedon meslektaşı ile düzenlediği ortak basın toplantısında 'ölçüsüz talepler' ile neyi kastettiğini kapalı bırakırken, Mitreva, AB'nin yeni sunduğu taleplerin daha önceki çerçeve anlaşma ile uyuşmadığını, 'ülke içerisindeki gerginliğin artmasına ve güvenliğin zarar görmesine sebep olacağını' söyledi. Mitreva'nın görüşme sırasında Cem'e Arnavutçanın ikinci resmi dil olmasını kabul edemeyeceklerini, bunun üniter yapıya ve ülke bütünlüğüne zarar vereceğini ifade ettiği kaydediliyor.
AB istemedi
Mitreva'nın, anlaşmaya varılaması halinde bu ülkede görev yapacak olan NATO silahsızlandırma birliği konusunda Türkiye'den destek istediği, Cem'in de bu aşamaya gelindiğinde Ankara'nın birlik içinde asker bulunduracağı taahhüdünü yinelediği kaydedildi. Cem, AB'nin Makedonya'ya yapacağı mali yardımı siyasi şartlara bağlamasını yanlış bulduğunu da belirtti..
Bu arada, basın toplantısında bir soru üzerine Mitreva Türk partilerinin de siyasi diyalog sürecinde yer almasını desteklediklerini belirtti. Mitreva, 'Türkler sadık vatandaşlarımızdır. Üniter devlet ile bütünleşmişlerdir. Onların katkıları diyaloğu olumlu etkiler.' dedi. Türk partilerin süreçte yer almamasının arkasında özellikle sürecin mimarı AB'nin olumsuz tavrının yattığı kaydediliyor.
Erhan Başyurt / Üsküp'ten bildiriyor
Mobil savunma sistemi
ABD'nin Ulusal Füze Savunma Sistemi'ne (NMD) karşı Rusya'nın Avrupa için önerdiği savunma sisteminin mobil özellik taşıdığı bildirildi.
Dün, Moskova'da bir basın toplantısı düzenleyen Kremlin'in stratejik istikrarlık danışmanı Mareşal İgor Sergeyev, stratejik olmayan Avrupa anti füze sistemleri ile ilgili Rus tekliflerinin, füze tehditlerinin bulunduğu istikametlerde mobil anti füze sistemlerinin kurulması imkanını sunduğunu ifade etti. Washinton'ın, 1972 yılında SSCB ile ABD arasında imzalanan Anti Balistik Füze (ABM) anlaşmasını terk ederek, NMD'yi kurmaya çalışması karşısında Rusya ise Avrupa'yı savunan bir sistem öneriyor. ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, önceki gün, ülkesinin yakında NMD'nin mahiyetini açıklığa kavuşturacağını söylemişti.
Sergeyev, Rusya tarafının, tekliflerini 'çok çekici ve füzeler açısından tehlikeli istikametlerde yerleştirilebilecek ve ulusal kuvvetlerin çıkarlarına uygun kullanılabilecek mobil anti füze sistemleri' olarak nitelendirdi. Rus Genelkurmay yetkilisi Yuri Baluyevskiy'nin kısa bir süre önce Brüksel'de NATO temsilcileri ile uzmanlık seviyesinde görüşmeler gerçekleştirdiğini haber veren Sergeyev, var olan ya da 'sanal' tehditlerin ortaklaşa değerlendirme ve bu süreci 10—15 yıl için tahmin etme ve durum değerlendirmesinde ortaklaşa sonuca varma gibi önerilerin karşı tarafa aktarıldığını kaydetti.
Mirza Çetinkaya / Moskova
20 Temmuz coşkusu
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı törenlerine katılmak üzere ülkesine gelen Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanı Orgeneral Şener Eruygur'u kabul etti.
Kabulde, Başbakan Derviş Eroğlu, Dışişleri ve Savunma Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçisi Hayati Güven ve Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Şükrü Sarıışık hazır bulundu. Lefkoşa
6 Rus askeri tutuklandı
Çeçen savaşçılara yönelik düzenlenen operasyonlarda sivillere karşı suç işlediği sanılan 6 Rus askerinin tutuklandığı bildirildi.
Kremlin Sarayı'ndan Çeçenistan'daki Rus Savcı Viktor Dahnov'a dayanarak yapılan açıklamada, askerlerin adam kaçırma, hırsızlık ve yetkiyi kötüye kullanmakla suçlanabileceği belirtildi. Ön soruşturmalarda ciddi ihlaller olduğu daha önce belirlenmişti. Moskova
HÖH iki bakanlığa talip
Bulgaristan'da koalisyon hükümeti kurma görüşmelerinde bulunan Türklerin Hak ve Özgürlükler Hareketi'nin (HÖH), yeni hükümette en az iki bakanlık istediği bildirildi.
HÖH lideri Ahmet Doğan, eski Kral 2'nci Simeon liderliğindeki '2'nci Simeon Ulusal Hareketi' (NDSV) ile hükümeti kurabilmeleri için, tarım ve çevre bakanlıklarının kendilerine verilmesi gerektiğini söyledi. Sofya
BM'de Şaron girişimi
İran'da 235 milletvekili, İsrail Başbakanı Ariel Şaron'un savaş suçlusu ilan edilmesi için Birleşmiş Milletler'e (BM) başvurdu.
Milletvekillerinin BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a yazdıkları mektup, önceki gün Tahran milletvekili Hüccetülislam Ali Ekber Muhteşemi tarafından BM'nin Tahran temsilcisi Fransecso Bastagli'ye verildi. Mektupta Şaron'un Miloşeviç gibi yargılanması isteniyor. Tahran
|