Kamu bankalarına iginç atamalar
Emlak Menkul Değerler'in hileli iflasına sebep oldukları iddia edilen Erkan Er ve İlker Genç, Ziraat ve Halk Bankası genel müdür yardımcılığına atandı.
Kamu bankalarına ilginç isimler atanmaya başlandı. Daha önce yönetici olarak bulundukları banka ve üst düzey memurlukta tartışmalı bir pozisyonda olan isimler şimdi kamu bankalarının üst düzey yöneticisi oldular. Halk Bankası ve Ziraat Bankası'nın ortak yönetim kurulu başkanlığını yapan Vural Akışık, 'kamu bankalarını batıran zihniyete savaş açacağını' söylemesine rağmen bu bankaların genel müdür yardımcılığına 'hileli iflasa sebep olmakla' suçlanan isimleri getirdi.
Emlak Bankası tasfiye edilmeden önce genel müdürlük görevine getirilen Vural Akışık, 'şaibeli' isimleri de beraberinde taşıyor. Emlakbank genel müdür yardımcılığına atanan Erkan Er ve İlker Genç'in, bu bankanın bankacılık faaliyetlerine son verilmesinin ardından aynı sıfatla Ziraat Bankası veya Halkbank'a atanmaları bekleniyor. İstanbul Birinci İflas Müdürlüğü tarafından hazırlanarak İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'na gönderilen raporda; İlker Genç ve Erkan Er'in de aralarında bulunduğu dönemin Emlak Menkul Değerler Yönetim Kurulu üyeleri "müflis Emlak Menkul Değerler AŞ'nin mevcutlarını başkalarına kullandırmak suretiyle israf etmek ve hileli iflasa sebep olmak"la suçlanıyor.
Akışık suçlanıyor
Bununla birlikte Vural Akışık hakkında da çeşitli iddialar yer alıyor. 1988 yılında Türk Merchant Bank AŞ'yi kuran Akışık, bu bankanın yönetim kurulu başkanlığı ve genel müdürlüğü döneminde Emlak Bankası'nın 20 milyon marklık kredi olayına karışmıştı. İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'nın 1994/60217 hazırlık numaralı soruşturma raporunda, 36 kişinin çalıştığı "firmanın bir posta kutusu şirketi olduğu, sadece bankaca verilecek avansı almak üzere kurulduğu" değerlendirmesi yapılırken, MANG firmasına teminat mektubu vererek Emlak Bankası'ndan 20 milyon mark almasını sağlayan Vural Akışık'ın, bu teminat mektubu sebebiyle bankanın 20 milyon markının batmasına sebep olduğu belirtiliyor.
Savunma istendi
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredilen batık bankaların başına getirilen Tevfik Altınok hakkında ise Koç Grubu'na döviz üzerinden alınan krediyi Türk Lirası bazında düşük faizle aktarmakla suçlanıyor. Tevfik Altınok'un, 1993 yılında Hazine Müşteşarı iken yurtdışında döviz bazında yıllık yüzde 8,875 faizle temin edilen krediden 18,7 milyon USD tutarındaki kısmını Türk Lirası'na çevirerek yıllık yüzde 7,5 faiz ile 4 yıl ödemesiz 10 yıl vade ile Koçbank'a devrettiği ortaya çıktı. Altınok, Hazine Müsteşarlığının ardından Koç Holding'de genel koordinatör olarak göreve başlamıştı. Hazine, yurtdışından aldığı 18,7 milyon USD Doları'nın ödemesini dolar üzerinden ve faiziyle birlikte yaparken, devrettiği bu krediyi Türk Lirası cinsinden 1 milyon doların altında bir miktar olarak Koçbank'tan geri aldı. Hazine hesaplarını inceleyen Sayıştay usulsüzlüğü fark ederek Tevfik Altınok'un savunmasını istedi.
(Ahmet Bıyık / ANKARA (cha))
Sanayici revizyonda ısrarlı
Ekonomide yaşanan belirsizlik sanayicileri çileden çıkardı. İstanbul'da bir araya gelen Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Konsey başkanları ile İstanbul, Ankara, İzmir oda ve borsa başkanları ortak bir açıklama yaparak hükümetin çok acilen kabinede revizyona gitmesini istediler.
İstanbul Sanayi Odası'nda yapılan toplantı sonrası ortak açıklamayı okuyan ve gazetecilerin sorularını cevaplandıran TOBB Sanayi Odaları Konsey Başkanı Kemal Çolakoğlu, ekonomide yaşanan durgunluk, kurlarda ve faizlerde yaşanan dalgalanmanın tahammül edilemeyecek bir noktaya geldiğini vurgulayarak, hükümetin acilen kabine değişikliğine gitmesi gerektiğini belirtti. Mevcut olumsuz durumun devam etmesinin çok daha kötü sonuçlar doğuracağını söyleyen Çolakoğlu, "Bugün gelinen güvensizlik ve belirsizlik ortamının ortadan kaldırılması için hükümet radikal tedbirler almalıdır. Bunun için de ekonomik ve sosyal konsey acilen toplanmalı ve uygulamalar toplumun tüm kesimleri ile oluşturulacak çalışma grupları ile izlenmelidir." dedi. Kemal Çolakoğlu, belirsizliğin ortadan kaldırılması için bir seçim istemediklerini ancak hükümete güvenin devamı için radikal birtakım değişiklikler istediklerini söyledi. Çolakoğlu, "Kabine, tasarrufa örnek teşkil edecek, içerisinde konunun uzmanı milletvekillerinin yer aldığı hükümetten geçmektedir. Teknokrat hükümeti diye bir şey söz konusu değil. Siyasi partiler, seçim yasası gibi temel değişikliklerdir"şeklinde konuştu.
İSO Başkanı Hüsamettin Kavi de bir soru üzerine, "Temel sorun, güvensizlik ve belirsizlik ortamına son vermek için gerekli tedbirlerin alınmasıdır. Bu konuda en kısa zamanda hükümetin acil tedbirleri alarak yeni bir heyecan başlatması gerekiyor. Bu heyecan mevcut yapı ile sağlanamaz. Kasım krizinden sonraki süreçteki belirsizliğin Türk toplumuna faturası çok ağır olmuştur." açıklamasını yaptı. Ekonomi Servisi
Avrupa'nın kilidi İTO'da
Amerikan sanayi devi Ingersoll—Rand ile işbirliği anlaşması imzalayan İTO Kilit, bu şirketin Avrupa'daki üretim merkezi olacak.
Haziran ayı içinde İTO Kilit ile üretim ve dağıtım ortaklığına giden Amerikan sanayi devi Ingersoll—Rand Türkiye'yi Avrupa ve Ortadoğu pazarı için üretim merkezi haline getirmeyi planlıyor.
Yapılan işbirliği çerçevesinde Ingersoll—Rand (IR) İngiltere'deki tesislerini sökerek Gebze'ye taşıyacak. Ingersoll—Rand Gebze'deki yeni tesislerinden yılda 25 milyon dolar ihracat yapmayı planlarken, şirket Avrupa ve Ortadoğu pazarları için Türkiye'yi üs seçti. Türkiye'ye gelerek Gebze'de incelemelerde bulunan Ingersoll—Rand'ın kilit ve güvenlik bölümü dünya başkanı P.Randy Simith, şirketin İngiltere'deki fabrikasını Türkiye'ye taşıyacağını açıkladı.
Ingersoll—Rand sanayi ürünleri, altyapı ürünleri, klima sistemleri, güvenlik ile mimari hırdavat sektöründe Asya, Avrupa, Latin Amerika ve Kuzey Amerika'daki 125'ten fazla fabrikası ve 56 bin çalışanı ile faaliyet gösteriyor. Şirket 8,8 milyar dolar cirosuyla Fortune 500 sıralamasında 205. sırada yer alıyor.
Emniyet ve güvenlik ihtiyaçlarına uygun mekanik ve elektronik çözümler üreten İTO Kilit, Türkiye'nin ilk kilit üreticisi olarak 1954 yılında kuruldu. 600 kişilik uzman bir kadronun çalıştığı İTO Kilit'te 200 çeşit kilit üretilirken, 40 ülkeye ihracat yapılıyor. Ekonomi Servisi
Zarar eden havaalanına kilit
Düşük kapasiteyle hizmet verdiği ve devleti milyarlarca lira zarara uğrattığı gerekçesiyle 6 havaalanı kademeli olarak trafiğe kapatılıyor.
Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürlüğü, geçtiğimiz yıl zarar eden ve yaşanan ekonomik kriz yüzünden talebin her geçen gün azaldığı Sinop, Sivas, Uşak, Tokat, Zonguldak, Çaycuma ve Balıkesir Merkez havaalanlarının hava trafiğine kapatılması kararının alındığını bildirdi. Bundan sonra, bu hava limanlarından özel olarak uçmak isteyenlerin en az iki gün önceden DHMİ'yi haberdar etmeleri gerekiyor.
Sadece 7'si kârda
DHMİ yetkilileri, Türkiye'deki 39 havaalanı ve meydandan yalnızca 7'sinin kâr ettiğini belirterek, 32 havaalanı ve meydanın toplam 14,5 trilyon lira zarar ettiğini belirtiyorlar. Geçtiğimiz yıl, Isparta'nın 1 trilyon 417 milyar, Trabzon'un 1 trilyon 9 milyar, Adana'nın 948 milyar, Elazığ'ın 810 milyar, Samsun'un 795 milyar ve Erzurum Havaalanı'nın 754 milyar zarar ederek ilk beş sırada yer aldığına dikkat çeken yetkililer, Türkiye'nin dünyaya açılan en büyük kapısı olan Atatürk Hava Limanı'nın ise geçtiğimiz yıl her üç dakikada bir uçak iniş kalkışına sahne olduğunu ifade ettiler.
6 havaalanının kapatılmasına karar veren DHMİ'nin bir yandan da Kocaeli Cengiz Topel, Hakkari Yüksekova, Afyon ve Ordu—Giresun havaalanlarının proje ve inşaat faaliyetlerinin de sürdüğünü açıklamaları ise şaşkınlık meydana getirdi.
Savunma Sanayii'nden yeni havayolu
Savunma Sanayii Müsteşarlığı'nın Pendik Kurtköy'deki Sabiha Gökçen Havaalanı'nı daha rantabl hale getirmek amacıyla kendilerine ait yeni bir havayolu kurmayı planlamaları tepkilere sebep oldu.
Ekonomik kriz nedeniyle geçtiğimiz yıl seferlerini durduran İstanbul Havayolları Genel Müdürü ve Türkiye Özel Sektör Havacılık İşletmeleri Derneği (TÖSHİD) eski Başkanı Safi Ergin, Türk havayollarını özelleştirmek için yıllardır uğraşan devletin, hizmete girdiği günden bu yana beklenen ilgiyi görmeyen Sabiha Gökçen Havaalanı'nı daha faal duruma getirmek için yaklaşık 100 milyon dolar harcayarak jet filosu kurmayı planlamasının son derece yanlış bir düşünce olduğunu söyledi.
THY Tanıtım ve Halkla İlişkiler Başkanı Faik Akın da şirketin tüm talepleri karşılayacak güçte olmadığını ifade ederek, kendi boşluklarını dolduracak her türlü girişime destek verdiklerini kaydetti.
Bölge sanayicileri ne dedi?
Balıkesir Genç İşadamları Derneği (BAGİAD) Başkanı Levent Tellioğlu: Uçak sefer saatlerinin değişmesine evet, kapatılmasına karşıyım.
Uşak Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu üyesi Hazım Sesli: THY'den bir yıllık bileti peşin almak istedik. Ama cevap bile alamadık. Bütün gayretlere rağmen havaalanı kapatıldı.
Sivas Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Emin Doğan: Sivas gelişmeye yüz tutmuş bir ilimiz. Eğer havaalanı kapatılırsa bu, Sivas'ın pimini çekmek gibi bir şey olur.
Zonguldak ESKB Başkanı Temel Özdemir: Havaalanı yapmak için dünya kadar para harcadınız. Madem kapatacaktınız neden yaptınız?
Tokat Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Ahmet Hamdi Aydoğan: Kararı protesto ediyoruz. Dış dünya ile bağlantıyı kesiyorlar.
(Mustafa Gün / Erhan Güven / İSTANBUL (cha))
Şekere yeni formül
Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası'nın yeni binasının açılışına katılmak üzere Erzurum'a gelen Sanayi ve Ticaret Bakanı A.Kenan Tanrıkulu, şeker fabrikalarının özelleştirilmesi ile ilgili yeni bir proje üzerinde çalıştıklarını açıkladı.
Bakan Tanrıkulu, şeker fabrikalarının özelleştirilmesini 6 ay ileri aldıklarını, "Şeker fabrikalarını; o yörenin esnafı, çiftçisi, sanayicisini de içine alacak bir şekilde özelleştirme programı hazırlıyoruz." dedi.
'Hükümetin herhangi bir programında herhangi bir sapma oldu mu?' şeklindeki soruya ise Bakan Tanrıkulu, "Program bütün ciddiyetiyle devam ediyor." cevabını verdi. Bakan Tanrıkulu, teknokratlar hükümeti yönündeki bir soruyu ise, "Bu tür söylentileri ve tartışmaları çok anlamsız buluyorum. " dedi.
Abdullah Özyurt / ERZURUM (cha)
Asgari ücrete IMF gölgesi
Asgari Ücret Tespit Komisyonu (AÜTK) tarihinde ilk kez ek bir artış için toplandı.
Bu toplantının yapılmasında Milli Güvenlik Kurulu'nun 'sosyal patlama'ya işaret etmesinin önemli rol oynadığı belirtiliyor.
Asgari Ücret Tespit Komisyonu ek bir ücret belirlemek üzere iki kez toplandı. IMF'nin bir müdahalesi olmazsa AÜTK'nın yeni asgari ücreti açıklaması bekleniyor. Bilindiği gibi Aralık 2000'de 118 milyon 800 bin olan brüt asgari ücret yüzde 17,8 artışla 139 milyon 950 bin liraya çıkartılmıştı. Bu da net olarak yaklaşık 102 milyon liraya tekabül ediyordu. 1 Temmuz'da yapılan artışla da asgari ücretin brütü 146 milyon, neti ise 107 milyon lira oldu. 2000 yılında asgari ücret belirlenirken IMF müdahalesi olmasaydı, brüt asgari ücret 139 milyon 950 bin yerine 153 milyon lira olarak tespit edilecekti. Böylece bugün ek bir ücret belirlemeye bile gerek kalmayabilecekti.
Şahin Ali Şen / ANKARA (cha)
Yabancılara denetim
Başbakan Yardımcısı Yılmaz, "Yabancı bankaların döviz toplamalarına engel olunacak." derken, Devlet Bakanı Derviş yabancı banka temsilcileriyle Ankara'da toplanarak döviz piyasasındaki çalkantıyı görüştü. Piyasalarda manipülasyon yapılıp yapılmadığı da araştırılıyor.
Hükümet, döviz piyasalarında yaşanan çalkantılar sonrası harekete geçti. Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, yabancı bankaların döviz toplamasına karşı tedbirler alınacağını açıklarken, ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş yabancı bankaların temsilcileriyle Ankara'da yaptığı toplantıda dövizdeki çalkantıyı görüştü.
Başbakan Yardımcısı Yılmaz, ODTÜ'de gazetecilerin sorularını cevaplarken, ekonomi konusunda kısa vadeli tedbirler üzerinde çalışıldığını, somut tedbirlerin önümüzdeki günlerde yürürlüğe sokulacağını ifade etti. Yılmaz, önceki gün yapılan zirve toplantısında, gerek Hazine'den gerek Merkez Bankası'ndan (MB) ve aynı zamanda Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'ndan (BDDK) ekonomideki güncel durumla ilgili geniş bilgi aldıklarını; kısa vadede alınması gereken tedbirleri görüştüklerini, şimdi ise bunların somut tedbirler halinde önümüzdeki günlerde belirlenip yürürlüğe sokulacağını kaydetti.
Yılmaz, bazı bankaların döviz topladığı, bu nedenle MB ve yerel bankaların birlikte hareket edecekleri yolundaki haberler üzerine, "Bundan sonra çok daha yakından izlenecekler. Bu konuda BDDK da önlem alıyor." dedi. Yılmaz, şöyle konuştu:
"Münferit olarak gelen bazı duyumlar var. Bize gelen bu duyumlar aynı zamanda BDDK'ya da gelmiş. Onlar da gerekli önlemleri alıyorlar. Bundan sonra bunları çok daha yakından izleyeceğiz. Bunlar, kabul edeceğiniz gibi, herkesin takdir edeceği gibi, serbest piyasa ekonomisi içerisinde doğal karşılanması gereken olaylar değil. Daha çok Türkiye'deki geçici sıkıntılardan aşırı rant sağlamaya yönelik fırsatçılık ürünleridir. Tabii her devlet gibi biz de bunları engellemekle yükümlüyüz."
Döviz kuru gerçekçi değil
Döviz kurunda ve aynı zamanda faiz oranında yaşanan durumun geçici bir durum olduğuna inandıklarını vurgulayan Yılmaz, "Geriye dönük yaptığımız bütün değerlendirmeler de bunu ortaya koyuyor. Şu anda Türkiye'deki kur, Türk parasının yabancı paralara karşı olan kuru gerçekçi bir kur değil, zannediyorum bazı psikolojik faktörlerin devreden çıkmasıyla gerçekçi bir kura kısa zamanda gelinecektir." şeklinde konuştu.
Derviş yabancılarla görüştü
Öte yandan Devlet Bakanı Derviş de, döviz piyasalarındaki çalkantı sonrasında, yabancı bankaların genel müdürleriyle Ankara'da bir araya gelerek, döviz piyasasında yaşanan çalkantıyı görüştü. Yaklaşık 1,5 saat süren toplantıya, Deutsche Bank, Citibank, Chase Manhattan Bank ve HSBC Bank gibi büyük bankaların temsilcileri katıldılar.
Derviş, Hazine'de yapılan görüşmede yabancı bankalara döviz piyasalarındaki çalkantının sebebini sordu.
Bu arada, ekonomi yönetimi piyasalarda manipülasyon yapılıp yapılmadığını araştırıyor. Yeminli murakıplar bazı bankalarda denetimlere başladı.
Vadeli işlem morali
Ulaştırma Bakanı Öksüz'ün istifasının ardından piyasalarda gözlenen rahatlama hızlandı. Dövizde vadeli piyasanın uzun zamandan beri ilk kez işlemeye başlamasıyla dolar 1 milyon 340 bin liraya, faizler de yüzde 95'e geriledi. Borsa ise yüzde 6,69 primle 9.715 puana çıktı.
Ulaştırma Bakanı Öksüz'ün istifası ve hükümetten gelen güven verici mesajların ardından dövizde vadeli piyasanın tekrar işlemeye başlaması, piyasaların moralini daha da artırdı.
Vadeli işlemler piyasasının uzun zamandan beri dün ilk kez işlerlik kazanması, döviz fiyatlarının kademeli olarak gerilemesini sağladı. Vadeli piyasada işlemlerin başlamasında Merkez Bankası (MB) ile bankaların önceki akşam yaptıkları toplantının etkili olduğu öğrenildi. Toplantıda, MB yetkilileri, dalgalı kur sisteminde spekülasyonların ve hızlı kur artışlarının, vadeli piyasada işlemler yapılarak daha rahat kontrol altına alınabileceğini dile getirdiler.
Dalgalı kur rejiminde uzun vadeli bakış açısı sağlayacak vadeli döviz piyasasında işlemler 26 Temmuz valörlüde 1 milyon 376 bin ve 1 milyon 360 bin, 2 Ağustos'ta 1 milyon 392 bin, 20 Ağustos'ta ise 1 milyon 418 bin liradan birer milyon dolar olarak gerçekleşti. MB'nin yanısıra bankalar da satış yapmaya başlayınca dolar kademeli bir şekilde geriledi.
Düşüş sürecek
Bankalararası piyasanın kapanışında en iyi dolar alış ve satış kotasyonları 1 milyon 334 bin ve 1 milyon 344 bin lirada bulunuyordu. MB dolarda kapanış kurunu alışta 1 milyon 328 bin 831, satışta ise 1 milyon 335 bin 240 lira olarak belirledi. Böylece lira dolar karşısında dün yüzde 2,62 değer kazandı. Kapalıçarşı'da ise güne 1 milyon 368 bin liradan başlayan dolar, 1 milyon 340 bin, mark da 595 bin liradan kapandı.
Bankacılar, dolardaki düşüş trendinin sürmesini bekliyorlar. Hükümette yaşanan MHP—Kemal Derviş gerginliği yüzünden geçen salı günü 1 milyon 600 bin lirayı gören dolar kurunda bir köpük oluştuğunu belirten bir bankacı, "Sorunlar giderildikçe bu köpükte eriyecek." dedi. Önümüzdeki günlerde atılacak radikal adımların ardından piyasalarda bozulan dengenin yeniden oluşacağını dile getiren bankacılar, doların biraz daha düşmesi halinde zararı durdurma (stop—loss) satışlarının devreye girebileceğini ve bu durumda dolardaki gevşemenin hızlanabileceğini ifade ettiler.
Bu arada bono faizleri 5 puan kadar düşerek yüzde 95'e geriledi.
Borsa 10.000'e doğru
Borsa, döviz ve faizde yaşanan gerilemenin verdiği destekle yüzde 6,69 oranında yükseldi. Endeks 609 puanlık yükselişle 9.715 puana çıkarken, 413 trilyon 668 milyar liralık işlem hacmi oluştu. Borsadaki hızlı yükselişte, Doğan Holding'den gelen özel durum olmadığına ilişkin açıklamasının ardından grup şirketlerindeki toparlanma da etkili oldu.
Borsacılar, yukarı hareketin 10.000'li seviyelere kadar sürebileceğini, ancak 10.300 seviyelerinden kâr satışlarının gelebileceğini belirterek, dikkatli olunmasını önerdiler.
Harun Çümen / Ekonomi Servisi
Doğan Holding'den savunma
Doğan Şirketler Grubu Holding, şirket ve iştiraklerinin hisselerinde son iki gündür "olağan piyasa şartlarının gerektirdiğinden farklı hareketlerin" asılsız haber ve söylentilerden kaynaklanmış olabileceği kanaatinde olunduğunu Borsa Başkanlığı'na bildirdi.
Borsa'dan gelen şirket açıklamasında, son iki gündür yaşanan sert düşüşlerle ilgili olarak şöyle denildi:
"Bu durumun bazı çevrelerce çıkarılan hiçbir mesnedi bulunmayan, tamamen asılsız ve spekülasyon amaçlı haberler ve söylentilerden kaynaklanmış olabileceği kanaatine varılmıştır. Mali durumumuzu ve faaliyet sonuçlarımızı olumsuz yönde etkileyebilecek henüz kamuya açıklanmamış özel bir durum bulunmamaktadır."
Öte yandan grubun diğer iştirakleri Hürriyet Gazetecilik, Doğan Yayın Holding, Çelik Halat, Ray Sigorta, Milpa, Milliyet Gazetecilik ve Doğan Burda Rizzoli de Borsa'ya gönderdikleri açıklamalarda, kamuya açıklanmamış özel bir durumun olmadığını duyurdular.
Gurbetçi ekonomisi
Ekonomik kriz ve dövizdeki artıştan bunalan Anadolu esnafının tek umudu, bu yıl yoğun bir şekilde ülkemize gelen gurbetçi oldu.
Piyasalarda yaşanan ekonomik kriz ve dövizdeki sürekli artıştan bunalan Anadolu esnafının tek umudu gurbetçilerde. Esnaf gurbetçiyi adeta kurtarıcı gibi bağrına basarken, gurbetçi de elindeki markın değer kazanmasından memnun, sürekli çarşı–pazar alışverişinde. Anadolu şehirlerinde yaz döneminde ağırlık verilen düğün ve sünnet merasimlerinin tarihleri ise özellikle gurbetten gelen akraba ve hemşehrilere göre ayarlanıyor.
Yaşanan turizm patlamasına ek olarak bu yıl ülkemize gelen gurbetçi sayısında da büyük artış yaşanıyor. Hava ve denizyolunun yanı sıra özellikle karayolu ile Edirne'nin Kapıkule ve İpsala Sınır Kapısı'ndan ülkemize giriş yapan gurbetçiler yol boyunca yaptıkları alışverişlerle esnafın yüzünü güldürüyor.
Esnafın yüzü güldü
Çoğunluğunu Almanya, Hollanda, Fransa, Belçika ve Avusturya'da çalışan Türklerin oluşturduğu gurbetçiler, ülkemizdeki ekonomik kriz ortamında esnafa adeta ilaç gibi geldiler. Bu sene dövizdeki, bilhassa marktaki değer artışı ile birlikte gurbetçi vatandaşlarımız harcamalarını da daha rahat yapıyorlar. Gurbetçiler Antalya, Bodrum gibi turizm yörelerinde önemli bir hareketlilik yaşatırken, Anadolu'nun pek çok bölgesinde de piyasayı canlandırdılar. Başta Kayseri, Konya, Yozgat, Kırşehir, Nevşehir gibi Orta Anadolu şehirlerinin yanı sıra Karadeniz yöresinde de önemli bir gurbetçi hareketliliği yaşanıyor.
Düğün bereketi
Gurbetçilerimizin özellikle düğün ve sünnet merasimleri için kuyumculardan çeyrek altın ve cumhuriyet altınına büyük ilgi gösterdikleri, hatta bazılarının torba torba çeyrek altın alıp götürdükleri dile getiriliyor. Gayrimenkul alımına da belli ölçüde canlılık getiren gurbetçiler, esnafın da son umut kapısı oldu. Esnaf, gurbetçilerin gelişi ile birlikte piyasada bir hareket yaşandığını dile getirirken, bu yıl gurbetçilerin adeta ilaç gibi geldiğini kaydediyorlar. Anadolu şehirlerinde iflas eden ve kapanmak üzere olan fabrika ve atölyeler de gurbetçilerin dikkatini çekmeye çalışırken, oto tamir atölyeleri ise 'Almancı'ları bekliyor. (Aydın Haskebabçı / Ekonomi Servisi)
Serinleticilerin işine yaradı
Sıcakların artması su, meşrubat, dondurma ve klima satışlarına yaradı. Sıcak ve nemden bunalan vatandaşlar, klima ile serinlemeye çalışırken, sıvı kaybını da su, meşrubat gibi içeceklerle gideriyorlar.
Hamidiye Kaynak Suları Genel Müdürü Arif Dağlar, sıcakların artmasının su tüketimini artırdığını, özellikle son bir aydır talebin yükseldiğini söyledi. Hair klimalarının distribütörü Akfel Pazarlama Genel Müdürü Hasan Önder, havaların mevsim normallerinin üzerinde gitmesinin satışlarını beklentilerinin üzerine çıkardığını ifade etti.
Arçelik de, son günlerde yaşanan aşırı sıcak ve nem nedeniyle klima satışlarının arttığını duyurdu. Sıcaklar, dondurma satışlarına da yaradı. Mado Dordurma Bakırköy Müdürü Ömer Üstünel, "Günde ortalama 75-100 kilogram dondurma satıyoruz." dedi.
Şap yasağı
Endonezya, şap hastalığı tehlikesi nedeniyle, Türkiye ve Malezya'dan da et ve diğer besicilik ürünleri ithalatını yasakladı.
Endonezya Tarım Bakanlığı Besicilik Bölümü Direktörü Tri Akoso, yasağın, Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü'nün 6 Temmuz'da şap hastalığının Malezya'nın Kedah bölgesinde baş gösterdiğini bildirmesi üzerine konulduğunu söyledi. Endonezya, şap hastalığı nedeniyle daha önce Brezilya, Arjantin, Peru, Fransa ve İngiliz Adaları'na yasak getirmişti.
Altında 12 ay vade
12 ay vadeli altın satış reklamını gören vatandaşlar buna inanamiyor. Bazıları bunun kamera şakası olduğunu sanıyor.
Türkiye'de ilk defa 12 ay vadeli altın satışı başlatan Altın Şirketler Grubu, vatandaşları inandırmakta zorlanıyor. Vatandaşların güvenlik kameralarını görerek, "Bu bir kamera şakası mı? Hangi kameraya gülümseyeceğiz?" diyerek tepkilerini ortaya koyuyorlar. Büyük yaz kampanyası çerçevesinde 16 Temmuz–16 Eylül tarihleri arasında peşinatsız 12 ay taksit kart ile vade imkanı tanıyan uygulama konusunda görüşlerini aldığımız Altın Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Güçlü sistemin işleyişi ile ilgili şu bilgiyi verdi: Kuveyt Türk ile yapmış olduğumuz anlaşma gereği, vatandaşlarımız kimlik fotokopisi, adresi belirten belge, bir de maaş bordrosu ile birlikte bir kefil eşliğinde bize başvuruyor.
Yüzde 4,5 fiyat farkının altının artış hızından bile düşük kalabildiğini ifade eden Mahmut Güçlü amaçlarını şöyle açıkladı: "Kâr marjımız çok düşük. Amacımız çok kişiye ulaşmak, sürümden kazanmak. Vatandaşlarımızı kriz ortamında bir nebze de olsa rahatlatabilmek. Hayır dua almak."
Örnek ödeme tablosu
12 aylık bir vade seçeneği için ilk iki ay vade farkı alınmıyor. 10 ay çarpı yüzde 4,5 (aylık vade farkı oranı) eşittir yüzde 45 (toplam vade farkı oranı). 100.000.000 çarpı 1,45 eşittir 145.000.000 (toplam ödeme miktarı) 145.000.000/12 ay eşittir 12.083.000 (aylık taksit tutarı).
Şerif Erdikici / Ekonomi Servisi
Anti dampingde sona doğru
Avrupa Komisyonu'nun, Türkiye'de üretilen ya da ihraç edilen renkli televizyon alıcılarıyla ilgili başlattığı anti damping soruşturmasında nihai kararını 15 Ekim tarihine kadar açıklaması bekleniyor.
Vestel Elektronik Sanayi ve Ticaret AŞ'den Borsa'ya gönderilen açıklamada, Vestel'in de aralarında yer aldığı Türk televizyon üreticilerini kapsayan soruşturmanın ilk aşamasının 15 Nisan'da sonuçlandığı ve komisyonca bir geçici vergi konulmasına gerek görülmediği hatırlatıldı.
Söz konusu anti damping soruşturması ile ilgili nihai kararın 15 Ekim tarihine kadar açıklanmasının gerektiği belirtilen açıklamada, "Şu ana kadar komisyon tarafından yapılmış resmi bir açıklama olmamakla beraber, hem soruşturmanın bu aşamaya kadar olan seyri, hem de geçici vergiye gerek duyulmaması, soruşturma ile ilgili nihai kararın herhangi bir anti damping vergisine yol açmadan sonuçlanacağının önemli bir kanıtı olarak düşünülmektedir." denildi.
|