Onlarınki sessiz ölüm
Her gün giderek ağırlaşan ekonomik kriz; döviz büfelerindeki fiyatlar, Borsa'da şirketlerin işlemleri ve Ankara'da ardı ardına yapılan zirvelerden ziyade, bir lokma ekmeğe, bir yudum suya muhtaç duruma gelen kişilerin yaşam hikayelerinde saklı. Krizin nabzı sadece Borsa'daki iniş çıkışlarla, başını alıp giden dövizle ya da Ankara'da yazılıp çizilenlerle ölçülemiyor. Krizin asıl tahribatı sosyal hayatın tam ortasında saklı. Buz dağının görünmeyen kısmı gibi hayatın arka sokaklarına çekilen kriz mağdurlarının tükenen ümitleri ve de sessiz çığlıklarında aramak gerekiyor ekonomik çöküntünün büyüklüğünü. Krizden önce patronluk yapanlar bir günde bütün varlıklarını kaybetmekle kalmıyor, aynı zamanda işsizler ordusunun da bir neferi oluyor. Kimileri de borcunu ödeyemediğinden kiralık bodrum katının kapısına dayanan icra memurlarından kurtulmak için eşini ve çocuklarını büyük umutlarla ayrıldığı köyüne geri göndermek zorunda kalıyor. İşte hemen her mahallede rastlayabileceğimiz parçalanmış aileler, tükenen umutlar ve de heba olan emekler tablosuna sadece iki örnek.
Bektaş Biniş (35), Kahramanmaraş'tan 1994'te gelmiş İstanbul'a. Köyünde neyi var neyi yok satarak eline sermaye yaptığı parayla önce küçük bir dükkan satın almış ve burada konfeksiyon atölyesi kurmuş. Son krize kadar işleri iyi giden Biniş, 2 bin 500 dolarlık borçla kalktığı 22 Şubat sabahından sonra elindeki her şeyi kaybetmeye başlamış.
Nereden çıktı bu bebek?
Çocuğunuz yeni doğan bebeğinizi kıskanıyorsa telaşa kapılmayın. Çünkü kıskançlık sadece bebeklerde değil, çocuk, ergen, yetişkinlerde de görülen ve doğal olan bir duygu. Yaşa bağlı olarak algılansa da kıskançlığın halledilmesi zor bir duygu olduğunu belirten Doç. Dr. Selahattin Şenol, bu duyguyu yok etmeye çalışmaktansa kontrol edebilmeyi öğrenmek ya da öğretmenin daha mantıklı olacağını belirtiyor.
YANLIŞ DOĞRU
|