Jinsa ve islam
JİNSA, Türkiye kamuoyu tarafından 28 Şubat’la birlikte tanınır oldu. Bu kuruluş, Amerika’nın güvenliği adına kurulmuş gibi ise de, asıl maksadı, İsrail’in güvenliğini Amerika nezdinde sağlama almaktır.
Amerikan ordusunda görevli veya emekli subayları belli aralıklarla İsrail’e taşıyıp, İsrail’in Amerika için ne derece önemli olduğunu göstermek, onun önde gelen faaliyetleri arasındadır. Kuruluş, bilhassa Orta Doğu’daki İslâmî siyasi hareketler konusunda son derece hassas olup, bunları çok yakından takip eder. Dolayısıyla onun Türkiye kamuoyunca 28 Şubat’la birlikte tanınır olması, şüphesiz boşuna değildir. JİNSA’nın internetteki sitesine girenler, onun merkezinde çekilmiş bir fotoğrafta, 28 Şubat’ın en önde gelen mimarı Çevik Bir’le, dönemin Genelkurmay Başkanı İ. Hakkı Karadayı’yı bu kuruluştan ödüllerini alırken görebilirler.
AKSİYON’un 7–13 Temmuz sayısında, geçtiğimiz günlerde Ankara’ya çıkartma yapıp, Cumhurbaşkanı, Genelkurmay Başkanı ve Dışişleri yetkilileriyle görüşen JİNSA’nın yönetim kurulu üyelerinden Joel Sprayregen ile yapılmış önemli bir röportaj yer alıyor. Bu röportajda Sprayregen, siyasî noktada İslâm’a güvenilemeyeceğini, İslâm ile demokrasinin bağdaşmasının çok zor olduğunu iddia ediyor ve dolayısıyla 28 Şubat’a, ordunun Türk siyasi hayatına müdahalesine olan desteklerini açık yüreklilikle dile getiriyor; yani, demokrasiyi Türk halkına yakıştıramıyor.
Hemen belirtelim ki, İsrail için din çok önemlidir ve İsrail, denebilir ki bir ‘şeriat’ devletidir. Sabık Başbakan Barak’ın ‘lâik’ devrim girişimlerinin nasıl akamete uğradığının üzerinden daha bir yıl geçmedi. Sebt günü (Şabat), elektrik düğmesine dokunmamaya varıncaya kadar, Musevi şeriatının hükümlerine İsrail’de ve daha başka yerlerdeki Musevilerce nasıl uyulduğunu bilmeyen yok. Yine, Musevilerin Koşer konusundaki hassasiyetleri de herkesin malûmu. Bütün bu hassasiyetler için biz, ancak saygı duyarız. Bediüzzaman, İsrail’in Arap dünyası karşısındaki başarısını kaderin hükmü açısından, bu devletin, kendi dinine ve İlâhî dinin şüphesiz Müslümanlarla ortak olan pek çok unsuruna ve Müslümanların da peygamberleri olan İsrailî peygamberlere hürmet ve bağlılıklarının, Arapların İslâm’a ve sözünü ettiğim ortak unsurlara bağlılıklarından çok daha öte olmasıyla izah eder.
İkinci olarak, Musevilik, şeriat noktasında İslâm’da olmayan çok katı kurallar ihtiva eder. Kur’an’la Tevrat’ı karşılaştıran herkes bunu görebilir. Ayrıca fundamentalizm veya ‘kökten dincilik,’ asla İslâm’a özgü bir kavram olmayıp, daha çok Yahudilere ve Hıristiyanlara aittir. Reagan, başkanlık seçimleri kampanyasında, fundamentalist Moral Majority (Ahlâkî Çoğunluk) lideri Jerry Falwell’in aktif desteğinden faydalanmıştı. Bu kuruluş, Amerikan sağının yeni bir temsili olup, belirgin ideolojisi de İsrail’in ve ABD’nin, ‘dünyanın kurtuluşu’ adına rollerini yüceltmektir. Bu konuda, Robert G. Clouse, (Liberty 79, Temmuz–Ağustos, 1984), “Hıristiyan sağın tatbik etmek istediği dînî sistem teolojisi, Tanrı’nın maksadının, Amerika’da değil, İsrail’de merkezîleşmiş olduğuna inanır”; Falwell, “Kuvvetle inanıyorum ki, Tanrı Amerika’yı kutsamıştır; çünkü Amerika, Yahudileri kutsamaktadır. Bu millet, tarlalarının ekinle beyaz, bilimsel araştırmalarının ilgi çeken ve özgürlüğünün sağlama alınmış olarak devam etmesini istiyorsa, İsrail’i desteklemeye devam etmelidir” der. Tim LaHaye ise, “Amerika dünyanın ümidi, İsa Mesih de Amerika’nın ümididir. Şu anda maruz kaldığımız karışıklıklara, bürokrasi, ahlâksızlık ve diğer kötülüklere sebep, bu milleti Tanrı’nın idaresinde dünyanın tanıdığı en büyük millet yapan temel Hıristiyanî prensiplerin aşınmasıdır. Milletimizin büyüklüğünü sağlayan İncil’deki prensiplere dönmedikçe, bizden öncekiler gibi yıkılıp gideceğiz.” ikazında bulunur.
Bütün bu gerçekler karşısında, JİNSA’nın tavrını tasvip etmek mümkün değildir. Bu tavrın, tarih boyu Yahudiliği ve Yahudileri insanlık gözünde tehlikeli gösteren tavır olduğu gibi, bilhassa İsrail’in ve halkının bir türlü emniyete erememesinin altındaki tavır olduğu da unutulmamalıdır.
Yazarımızın en son yazıları
11/
05/
2001...
Bir hadis ve Türkiye'nin bağımsızlığı
18/
05/
2001...
Cebrî lütuflar
25/
05/
2001...
Tarihî çelişki!
01/
06/
2001...
Çelişkinin devamı
08/
06/
2001...
Tükenmişlik mi?
15/
06/
2001...
Kur'an ve din kardeşliği
22/
06/
2001...
Yeni gelişmeler ve gözden kaçanlar
29/
06/
2001...
FP çizgisi üzerine
06/
07/
2001...
Bir gayb haberi böyle gerçekleşir
13/
07/
2001...
Birtakım objektif gerçekler
|