Dalgalı vurgun
Geçtiğimiz salı günü dolar, dev bir “dalga” ile 1,6 milyon TL’ye dayandı. Bir anda piyasalar karıştı, Borsa çöktü, faizler yükseldi.
Dün ise dolar 1 milyon 345 bine geriledi. Yani dolar kurundaki üç günlük gel–git, 250 bin TL’yi buldu.
Bu “dalga” karşısında, eli kolu bağlanmış olan Merkez Bankası da çaresiz kaldı. Yapabildiği müdahaleler geri tepti. O günün akşamında ise Telekom krizinin baş aktörlerinden Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz, MHP lideri Bahçeli’nin isteği üzerine istifa etti.
Basın erken ve yanlış yorumla, “Piyasalar Bakan Yalova’dan sonra bir kelle daha aldı.” dedi. Halbuki, bu görevden alışın ardındaki gerçek, piyasalardaki şok mu, yoksa başka bir hesap ve pazarlık mıydı, henüz belli değildi. Kaldı ki, o günkü panik, Öksüz’ün bir icraatı ya da açıklaması ile başlamamıştı. Sonradan da daha bariz görüldü ki, esas sebep, yabancı bankaların ve bazı spekülatörlerin dolar toplaması imiş.
Aslında o gün, piyasalardaki hareket üzerine öğle saatlerinde açıklama yapma gereği duyan Başbakan Bülent Ecevit birilerinin piyasa ile oynadığını üstü kapalı da olsa açıklamıştı: “Türkiye’de düzen bozulduğunda, çıkarı olanlar bu düzen bozukluğunu sürdürmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Fakat biz bu oyunları halkımızın desteğiyle birlikte bozacağız.” Ecevit’in bu açıklama ile kimi kastettiği belli değildi. Bu çevrelerin kimler olduğunu soran gazetecilere de, “Gazeteciler benden daha iyi bilirler.” cevabını vermişti.
Piyasaların sarsıldığı gün, “Ne oluyor?” diye sorduğum bir bankacı, “Hazine ihaleleri öncesi faiz oranlarının yukarı çekme girişimleri artık vaka–i adiyeden oldu.” diyordu. Bir başka uzman da, iki Amerikan bankasının dövize hücum ettiğinden bahsediyordu. Yani birileri dövizle, faizle oynuyor, fırsatçılık yapıyor. Nitekim o gün Hazine, önceki ihaleye oranla 15 puan daha yüksek faizle zar zor borçlanabildi.
Döviz toplayan yabancı bankaların gerekçesi şu: “Müşterilerimizden gelen istek üzerine yaptık.” Peki bu müşteriler kim? Niye yerli değil de, yabancı bankaların müşterileri saldırıyor dövize?
Önemli bir ayrıntı var. Yabancı bankalar, döviz pozisyon açığı taşımadıkları için doların bu şekilde dalgalanmasından yerli bankalar gibi zarar görmüyorlar. Tam tersi büyük kazançlar elde edebiliyorlar.
Sistem şu: Düşük seviyedeki dövize yoğun bir şekilde talep gösterilerek fiyatın yükselmesi sağlanıyor. Fiyatlar belli bir fiyata geldikten sonra kâr satışları başlıyor. Bu satışlarla birlikte fiyatlar bu sefer aşağı iniyor. Fiyatlar uygun seviyeye indiği noktada da eldeki TL dövize çevriliyor. Bu, Borsa’da bazı “spekülatörlerin” belirli hisseleri belirli fiyata taşıdıktan sonra satışa geçmeleri gibi bir şey.
Uzmanların söylediğine göre, belirsizliğin hüküm sürdüğü, hükümete güvenin sarsıldığı bir vasatta, piyasayı sarsmak için büyük miktarlara da gerek yok. O yüzden küçük spekülatörler bile piyasalarda etkili olabiliyor.
Kabul etmek lazım son “piyasa oyununu” bürokrasi ve ekonomi yönetimi, dolayısıyla hükümet kaybetti. Yetkililer iş işten geçtikten sonra harekete geçebildiler. Önceki gün önde gelen yerli bankaların yöneticileri ile bir araya gelen Devlet Bakanı Kemal Derviş, “Hepimiz aynı gemideyiz” diyerek bankaların spekülatif hareketlerden kaçınmalarını, bu tip girişimlere destek olmamalarını istedi. Yerli bazı bankaların bu görüşme ardından, dövizin gerilemesi için Merkez Bankası’na yardımcı oldukları gözleniyor.
Derviş, dün de yabancı banka temsilcileri ile görüştü. Onlardan da aynı talepte bulundu. Bu isteğe ne kadar uyacaklarını önümüzdeki günlerde göreceğiz.
Son olay, ekonomik ve mali dengeleri bozuk bir ülkede “vurgun”un ne kadar kolay olduğunu gösterdi. Oyuncular ortalıkta cirit atıyor, bürokrasi ve hükümet ise bir şey yapamıyor.
Rica ve uyarılarla bu tür piyasa oyunlarının önüne geçmek mümkün değil. Ülkenin içinde bulunduğu sıkıntılı durumdan faydalanmak isteyen fırsatçılar, eksik olmayacaktır. Hele böylesine ağır bir kriz sürecinde. Dünyada bunun yığınla örneği var.
Türkiye, içeriden ve dışarıdan gelen bu tür saldırılara karşı kendisini koruyacak silahları geliştirmek zorunda. Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, “Bundan sonra bu tür hareketleri daha yakından izleyeceğiz.” diyor. Ancak izlemekle kalınmamalı, hesap da sorulmalıdır.
k.dikbas@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
01/
06/
2001...
Anadolu direniyor
05/
06/
2001...
358 bin hane ellerinizden öper!
12/
06/
2001...
Beterin de beteri
26/
06/
2001...
Borsa’nın krizi
29/
06/
2001...
O’Neill’in açıklaması ve “ek”in de “ek”i
03/
07/
2001...
Marifet 'krizkeşlik'ten kurtulmakta
06/
07/
2001...
Olumlu bir gelişme var
10/
07/
2001...
Daha Kenya'ya yaptıklarını yapmadılar...
13/
07/
2001...
Bu halk bu yükü kaldıramaz
17/
07/
2001...
Biraz da moral...
|