GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

25/07/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Girişim

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



 


Adapazarı hâlâ deprem mağduru

1999'da peş peşe yaşadığımız iki büyük depremle, gerek halk gerekse de yönetici kadro olarak perişan olmuştuk. Başta vatandaşlarımız olmak üzere neredeyse bütün dünya, kurtarmadan yiyecek–giyeceğe kadar listesi oldukça kabarık oranda aynî ve nakdî yardımlarda bulundu. Bunların nereye, nasıl harcandığı konusunda zaman zaman medyada değişik söylentiler dillendirildi. Yetkililerden kayda değer bir açıklama yapılmadı. Bunları bir kenara bırakalım. Deprem sonrası ilgili ve yetkili zevat yaraların en kısa zamanda sarılacağına dair beyanatlarda bulunmada gecikmedi. Hatta yardım eden bazı sivil hareketleri engellemek için her türlü yolu bile denediler.

Adapazarı'nda yakınlarını ve yuvalarını kaybetmiş Adapazarlı bazı depremzedeler gazetede ziyaretimize gelerek; aradan iki yıl geçmesine rağmen şehrin yollarının tozdan dumandan geçilemez durumda olduğunu, ağır hasarlı binaları yüksek maliyetinden dolayı yıkamayan vatandaşlarımızın büyük bir risk taşıyarak, bu binalarda ikamet etmek zorunda kaldıklarını belirttiler. Sadece ana arterlerde veya görünen kesimlerde yıkımın tamamlandığını, diğer kesimlerde ise tehlike arz eden binaların aynen durduğunu belirtiyorlar.

'Peki ama neden?' diyeceksiniz.

Anlatılanlara bakılırsa altyapı çalışmaları 16 firmaya ihale edilmesine rağmen neredeyse hepsi tamamlayamadan işi bırakıp gitmiş. Sebebi ise ihaleyi alan firma ile işleri yapan firmaların aynı olmaması. İhaleyi alan firma daha düşük bir kâr marjı ile bunu taşeron firmaya veriyor. Taşeron firma da zaten düşük bir kârla aldığı işi, her gün artan maliyetlerden dolayı çareyi bırakmada görüyor.

İçinde bulunduğumuz günlerde ikinci seri ihalelerin yapılacağı söyleniyor.

Ancak benim anlayamadığım bir konu var; deprem gören iller sadece Adapazarı ile sınırlı kalmamasına rağmen altyapı çalışmalarının gerektiği gibi yürümemesi ve yetkililerin yaraları sarmada gecikmesi neden sadece bu şehrimiz için söz konusu oluyor? Dilerim yetkililerin mantıklı ve açıklayıcı bir cevapları vardır?




O, bir örnek sürücü

Bu köşede mağduriyetin, sıkıntının, şikayetin her çeşidini her gün dile getirip çözüm bulmaya çalışıyoruz. Ancak bu durumdan en az mağdur ve müştekiler kadar biz de rahatsız oluyoruz. Bu güzelim ülkede, bu güzel insanlar çok daha güzel davranışlarla karşılaşmalı diye iç geçirerek yazıyoruz yazıları. Ancak zaman zaman da göğsümüz kabarmıyor değil. Açtığımız zarfta, bilgisayarımıza düşen e–postada veya faksımızdan masamıza akan kağıtta şikayet beklerken, karşılaştığı muamele veya davranıştan dolayı şükran duygularının ve teşekkürlerinin yazılı olduğunu görünce her şeye rağmen ümitvar duygularla taşıyor gönlümüz.

Gazetemizin Baskı Kalite Servisi'nde çalışmakta olan Nurullah Koçak'ın elektronik postayla kürsüye ulaştırdığı mektup da bunlardan biri... Koçak ve arkadaşları Hasan Çalışkan ve Bilal Yılmaz geçtiğimiz pazar günü Niğde Bor'daki bir arkadaşının düğününe iştirak ederler. Pazar akşamı Niğde Seyahat ile yolculuk yapmakta olan üç arkadaş, akşam namazı vakti gelince ibadetlerini ifa etmek için kaptandan izin isterler. Mola saatini ibadet vakti arasında programlayarak Aksaray'da duran kaptan, Koçak'la beraber diğer arkadaşlarının isteğini yerine getirip mutlu olmalarına vesile olur.

Bu hassasiyetinden ve güzel davranışlarından dolayı; Niğde–İstanbul arasında oldukça zevkli bir yolculuk yapmalarına vesile olduğu için Niğde Seyahat ile kaptan Hüseyin Çevik'e teşekkürlerini dile getiriyorlar.

İşte özlediğimiz manzara da bu. Birbirlerini şikayet edip, kalp kırma ve yerme yerine, karşılıklı saygı ve sevgi zemininde insanların birbirlerinden memnun olmaları, bütün toplumun mutluluğu için çalışmaları sizce daha faydalı olmaz mı? Ne dersiniz?




SML mezunları açıkta

Büyük ümitlerle başladılar okullarına. Kıt kanaat imkanlarla ancak geçinen ailelerinden aldıkları ve her aldıklarında da kalplerinde bir sızı duydukları harçlıklarla yıllarını verip okullarını bitirdiler. Kısa yoldan hayata atılarak ailelerine destek olmayı amaçlayan bu gençler, sırf bu düşüncelerden dolayı meslek liselerini seçmişlerdi. Ancak durum hiç de bekledikleri gibi olmamıştı. 'Ben sağlık meslek lisesini bitireli tam altı sene oldu ve bize okul bitiminde tayin sözü vermişlerdi. DMS sınavı dediler o sınavı da kazandık; fakat hâlâ tayinlerden bir haber yok.' diyen Süleyman Çınar, bu gençlerin yaşadıkları sıkıntıları ve içinde bulundukları psikolojik durumu bariz bir şekilde ortaya koyuyor. Bilmem ki on bini aşkın gencimizin ümitlerine yetkililer bir çözüm getirmeyi hiç düşünüyorlar mı?



n.bayhan@zaman.com.tr
 

| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.