Star: Görmedim, duymadım
Cem Uzan, G.Saray Kulübü başkanlık seçiminde desteklediği Ateş Ünal Erzen seçilemeyince forma reklamını geri aldığını açıklamıştı. Bu başlı başına bir faciaydı. Ama asıl büyük skandal, GS'nin Avrupa arenasına çıktığı ilk maçın dakikalar öncesinde yaşandı. Bu skandalı tüm gazeteler ve Tv'ler tüm boyutlarıyla verdiler. GS aşkı biten Uzan, forma reklamı için kefil olan Başkan Cansun'un evine haciz göndermişti. Ve icra memurları Cansun'un evindeki bazı eşyaları kamyonlara yükletip götürmüşlerdi.
Haciz olayını önemli kılan GS başkanının hacze uğraması değil, işlemi Uzan'ın yaptırmasıydı. Zaten gazeteler ve Tv'ler de olayın bu boyutu üzerinde durdular. Bir Tv ve gazete hariç. Star Tv, flaş diye verdiği olayda Uzan boyutuna hiç değinmedi. Ertesi gün Star gazetesinde de aynı mantık vardı. Bu gazete ve Tv'ye göre haciz işlemini yapanlar 'meçhul' kişilerdi. Hem Tv hem de gazete, Cansun'un şirketlerinin iflas ettiğini ve GS'ye bu haliyle başkanlık yapmasının zor olduğunu iddia ettiler. Star, haberi şöyle verdi: "GS Başkanı 5 milyon dolarlık borcunu ödeyemeyince İstinye'deki evine haciz memurları gitti. Mehmet Cansun'un iflas ettiği ve büyük bir malî kriz içinde olduğu iddiaları ortaya atıldı."
Sabah'tan tarihî gaf!
Sabah, dün liseli kızların okul formalarıyla çektirdikleri ve bacaklarının gözüktüğü fotoğrafları yayımlayan bir siteyi "İnternette ahlaksızlık" başlığıyla haber yaptı. Sabah, sitenin suç işlediğini belirtirken (cezası da 3 yıla kadar hapis) şöyle diyordu: "Sitede 14–15 yaşlarında, üzerlerinde okul formaları bulunan kız öğrencilerinin fotoğrafları yayınlanıyor. Kızların ve birlikte poz verdikleri öğretmenlerinin, bu pozların internette yer aldığından haberi yok!" Olayın komik ve garip yanı ise bu tepkiyi veren Sabah'ın söz konusu fotoğrafları aynen yayınlaması. Sabah böylece, kendi tanımıyla hem suç işledi hem de kendini ahlaksız kategorisine soktu. (Gazete büyükçe kullandığı fotoğrafta kızların yüzünü karalamıştı; ancak bacaklar olduğu gibi açıktı. Boyca biraz küçük fotoğrafta ise bu karalamaya dahi gerek duyulmadı.) Olayın vahim iki boyutu daha var. Sabah değinmediği için vurgulamak şart oldu:
Öğrencilerin okul içinde ve öğretmenlerinin yanında mini etek boyundaki formalarla bulunmalarının da sorgulanması gerekmez mi?
Sabah, 14–18 yaş arasındaki kızların neredeyse tüm bedenlerinin ifşa edildiği güzellik yarışmaları karşısında niye tavır almadı? Geçen yıl 13 ve 14 yaşında kızların bulunduğu yarışmayı aynı grupta bulundukları atv yayımlamıştı. Sabah ise RTÜK'ün bu sebeple verdiği cezayı duyurmaktan bile çekinmişti.
Doğan'dan Barlas'a mektup
Yeni Şafak yazarı Mehmet Barlas, cumartesi günkü yazısında Aydın Doğan'a bir mektup yazmış, dostça kendisini uyardığını belirterek, Milliyet'in kötü yönetildiğini ve yanlış yolda olduğunu ifade etmişti. Doğan, Barlas'a cevabi bir mektup gönderdi. Mektupta Doğan, öncelikle Yeni Şafak'ın sahibi Albayraklarla hiçbir şahsi meselesi olmadığını ve iki Albayrak kardeşin bir süre önce kendisiyle faydalı bir görüşme yaptıklarını vurguladı. Yeni Şafak ile Milliyet arasındaki polemiğe değinen Doğan, Milliyet'in Albayraklar aleyhindeki haberlerini savundu. Buna karşılık da "Haberlerin tamamına yakınını ben de diğer okurlar gibi gazetede görüyorum." dedi. Doğan, tekelci olmadığını, Yeni Şafak'ın da kendi şirketi tarafından dağıtıldığını ifade ederek, "Birileri dağıtım şirketi kurmak istedi de ben mi mani oldum?" diye sordu. Doğan şöyle devam etti: "Yayın kuruluşlarımız iyi yönetilmektedir ve her türlü ekonomik krize karşı gerekli önlemleri alabilmektedir."
1 yıl öncesinden Özkök'e yanıt
Hürriyet'in yayın yönetmeni Ertuğrul Özkök, dün gazete bünyesindeki sansür kavramını irdeledi ve "İftirayı, yalan yazmayı, hakareti alışkanlık haline getiren bir köşe yazarına müdahale sansür sayılır mı?" diye sordu. "Özkök, bu konuyu çekinerek tartıştığını belirtiyor ve ekliyordu: "Mayınlı bir alana girdim. Ama ne yapayım, kendimi tutamadım." Özkök böyle diyordu; ama Medyanaliz henüz ilk sayılarında (28 Temmuz 2000) sansür konusunu işlerken bu soruyu cevaplamıştı.
Söz konusu çalışmada 'Basın etiğine uymamak da sansürdür' başlığı altında şöyle deniliyordu: "Hür basın her şeyin söylenebildiği, standartları olmayan bir basın anlamına gelmez. Bu noktada medyaya önemli ödevler düşüyor. Zira etik kuralların çiğnenmesi sansürcü zihniyetin ekmeğine yağ sürmektedir. Profesyonellikten, basın ahlakından yoksunluk da bir tür basın özgürlüğü kısıtlamasıdır."
|