GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

28/07/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Girişim

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



 


Cezaevi ve Kutlular

Soğukluğunu, daha dikenli telleri, kalın duvarları görünürken kendisini hissettiren mekânlar. Onbinlerce hayalin, isteğin, fikrin, dört duvarla çevrelendiği binalar. Herkesin ve kesimin gün saydığı, volta attığı çilehaneler.

Neredeyse insanlığın başlangıcına kadar uzanan mücazat ve mükafat (cezalandırma ve mükafatlandırma) günümüzde daha da modernleri icat edilen bu cezaevlerini sonuçlamış. Üzerine türkülerin, ağıtların yakıldığı, dışarıya hasret gayretlerin yıllar süren tüneller kazdırdığı, çatışmalarla, baskınlarla, gözyaşlarıyla beraber anılan 'mahpushane veya hapishane' günümüzde 'ceza ve tutukevi' olarak Türkçeleştirilmiş.

İşte işadamı, gazeteci olmak üzere yaklaşık yirmi kişi geçtiğimiz çarşamba günü bu binalardan birisinin önündeyiz. Her yerde kendisini hissettiren bürokrasi, burada da karşımıza çıkıyor. Ziyarete veya ziyaretçiye müsaade etmek için bakanlık görüşü almak zorunda bırakılan savcılar ne yapacaklarını şaşırmış durumda. Cezaevlerine konan ziyaretçi kotası oldukça uzaklardan gelen insanların saatlerine, günlerine hatta bazen de görüşüp hasret gideremeden mahzun bir şekilde dönmelerine sebep oluyor.

Sadece içerdekine değil, ziyaretçiye de sabrı öğreten bürokratik süreçleri tamamladıktan sonra nihayet ziyaret gerçekleşiyor.

Ziyaret ettiğimiz zat Mehmet Kutlular. Yılların gazetecisi. Halihazırda da onbeş yirmi bin tirajlık bir gazetenin sahibi. Her gün ziyaretine gelen yüzlerce kişi göz önünde bulundurulduğunda onbinlerce seveni bulunan bir zat. İki aya yakındır dört duvar arasına mahkum edilmiş, 2002 Mart'ına kadar da bu çilesi devam edecek.

Cezaevi yetkililerine mahkumların suçunu soruyoruz. Genele yakını cinayet işlemiş, diğer kısmı ise orman yakanlar. Bir de bir kutlu insan.

İşlediği suç; çok enteresandır; ama uzatılan mikrofona görüşlerini açıklamak. Bu beyanattan dolayı sokağa dökülen yok. Görevini ihmal eden kimse de çıkmamış. Yani ne devlete ne de millete herhangi bir zararı dokunmamış. Geçmişinde herhangi bir leke yok. Banka hortumlamamış, devletin rantlı kredilerine tamah etmemiş, vergi kaçırmamış, cinayet işlememiş. Irza tasaddide bulunmamış. Ama o, bu düşüncelerinden dolayı şu anda parmaklıklar arkasında ailesinden, çocuklarından, yakınlarından, sevdiklerinden uzakta benzerleri gibi kaderine razı Medrese—i Yusufiye'de talebelik ve muallimlik yapıyor.

Tıpkı 'Gurbet Hapsi'nde kıtaya çemenzare çevirmeye çalışırken vefat eden Kutlu gibi.

Tıpkı ülkenin ve insanlığın geleceği için kendisini feda etmiş, diğer bir kutlu Mahzun Gönül'ün cımbızlanan kasetlerle mahkum edilmeye çalışılması, 'Yurtdışı Gurbet Hapishanesi'nde bile rahat bırakılmaması gibi...

Tıpkı milletin imanını selamette görmesi halinde cehennemin alevleri arasında yanmaya razı olmuş, hayatı harp meydanlarında, ülke hapishanelerinde, nezarethanelerde geçmiş, dünya zevki adına bir lezzet alamamış Pir—i Mugan gibi.

Tıpkı...

Bu kutlular için dünya hayatı zaten dağdağalı ve çile dolu. Asılları dururken sanal dünya rahatı peşine düşmeleri de söz konusu değildir.

Verilen bu hürriyet ve düşünce kısıtlamalarının onları yıldırması da mümkün değil. Ancak bu kutluları toplumdan uzaklaştırmaya çalışanlar, hangi derde çare bulmaya çalışıyorlar acaba.

Dibe vurmuş ekonomiye mi?

Felç olmuş eğitime mi? Buharlaşmış itibara mı?

Patlama noktasına gelmiş halka mı?

Sizce hangisine?..

Bu vesile ile Mehmet Kutlular abiye tekrar geçmiş olsun derken, diğer kutlulara da sabır ve sıhhat temenni ederim.




AKADEMİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ KÜTÜPHANESİ

Orası bir merkez. Ancak benzerlerinden oldukça farklı: Çünkü orada araştırmacılar, Orta Asya üzerine yapacakları çalışmalar için gerekli materyalleri fazlasıyla temin edebiliyor.

Çünkü internet ve karakteristik kütüphanesinde konulu araştırma paketi hizmeti sunulduğundan istediği konuda bütün dokümanlara ulaşabiliyor.

Çünkü orada Orta Asya üzerine konferans, seminer ve paneller düzenleniyor.

Çünkü orada sosyal bilimler sahasındaki akademik proje tekliflerini değerlendiriliyor.

Çünkü orada akademisyenlere çeşitli kurumların sağladığı iş imkanları bildiriliyor.

Bütün bu hizmetlerin yanında her sayısı bir şaheser olan yüzlerce bilim adamının oldukça değerli ve faydalı çalışmalarını içeren Akademik Araştırmalar Dergisi çıkarılıyor.

Kurucu ve genel müdürlüğünü Dr. Ali Bayram'ın yaptığı merkezde 18 farklı dil ve lehçede 20 bine yakın kitap ve mecmua bulunuyor.

Şu an için merkezde bulunan 20 bine yakın kitaptan 2250'den fazlası sistemde sorgulanabiliyor.

Kısacası artık ortam yoktu, kaynak yoktu, imkan yoktu bahanelerinin arkasına sığınmamız oldukça zor.

Hemen ulaşmak mı istiyorsunuz? İşte iletişim ve irtibat kaynakları:

Adres: Bulgurlu Mh. Huzurevler cd. Sevgi Sk. Elagöz Ap. 3/1 81190 Üsküdar İstanbul / TÜRKİYE

Telefon: +90 216 461 19 83

E—posta: info@academical.org



n.bayhan@zaman.com.tr
 

| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.