Yenilikçiler hakkındaki mütaleamdır!
Sühûnet çıkmış bilmem kaça; millet periyşan. Giceleri ferah fahur yatub uyumak dahi bir kısım mıntakalarda mümkin olamayor imiş.
Ey azizler, bari bu hususa dokanmayım dedimdi fekat görüyorsunuz ki mecburumdur: Şol sıcaklarda bu derece müteessir olmamızın esbâbını ikiye tenkis etmek mümkindir: Beton ve moderen mimarlık.
Fî tarih Alâiyye kazâsını ziyaret edicek şol meşhur kal’asını da bir göreyim dedimdi; gördüm ki kal’âda birtakım eskiden kalma evler vardır ve temamen taştan inşâ olunmuşlardır. Haa, demek ki bu mıntakada temekkün etmenin ilk şartı, meskeni taştan yapmaktır. Zira hâricen fiyakasız görünmekle beraber dahili yazın ferah, kışın ise sıcak olur. Yok ecdâd öyle dememiş de evlerinizi betondan inşâ ediniz demiş ki bilcümle Alâiyelilerin meskenleri betondan mâmuldür. E, terleyiniz ey azizler, size lâyıktır netekim.
Moderen mimarlık fennini unutmadım; sıra onlara da geliyor. Yahu ey moderen mimarlar, siz bu milletin başına sanki bir tabii âfet misinizdir? Dikkat buyruldu ise melmeketin okumuş–yazmış evlatları arasında en ziyade hatt–ı müstakimden inhiraf eyleyenler bu moderen mimarlardır. Vaktiyle yazdım idi; bir moderen mimarı, evvela bir an’anevi usulle icra–yı zenaat eyleyen bir dülgerin yedeğinde lâakal beş sene çıraklık etmedikçe kapıya–bacaya yaklaştırmak caiz olmaz; hele lise tahsilinden sonra dört sene mektepte okutup bir sâbiye “sen mimar oldun” demek kadar garîb bir iş yoktur. İnşâ ettikleri nânelere şöyle bir atf–ı nazar eyleyiniz; akıl kârı mıdır efendiler? Hangar gibi geniş pencereler, on onbeş kat üst üste sefer tası gibi dizilmiş mecburiyethâneler; ne iklim nazar–ı dikkate alınmıştır, ne de o meskende oturacak insanların hususiyet ve mûtadı?
E, haniya moderen ilim pek terakki etmiş idi?
Bu mohteremlerin neşrettiği mecmualara ara sıra bakarım; iki cihet bana çok ibretâmiz görünmüştür: İlki, bol bol moderen mimarlık doktirini yaymak, ikincisi ise melmeket kurtarmaktır. Şu lâfzıma bir mim koyunuz aziz kaarilerim; hangi meslek erbâbı, işinden ziyade melmeket kurtarmağa sarf–ı mesai ediyor ise mesleğinde peşiynen muvaffakıyetsizdir ki bu hükme siyaset erbâbı da dahildir.
Netekim şu benim fakirhaneyi dülger nazarıyla şööle bir muayene edeyorum da mimar elinden çıkmamış olduğuna her zeman şükredesim geliyor. Zira öğünmek gibi olmasın fakirhanem ahşap iskelet üzerine kurulmuş olup, divarları, eski usûl kerpiç ile Bağdadî tarzda doldurup üzerlerine mis gibi kireçten sıva çekilmiştir. Tavanlar ise altlı üstlü iki sıra ahşap tabaka arasına samanla karıştırılmış hususi bir harç döşenmek suretiyle inşâ olunduğundan soğuğa ve sıcağa karşı gaayet mukavimdir. İnşallah herkese nasib olur fekat şu feci sıcaklarda, şahsan şu benim fakirhanede gaayet ferah bir yaz geçirmekte olduğumu söylemeye mecburum bizzat.
Efendim gelsin pulat gibi ayran çorbaları, gitsin vişne şerbetleri; altına mis gibi yufka, üstüne 56 lokomotif gibi inileyerek çalışan semaver. Tabii bu şedid sıcaklarda Bodurumlara kadar sefer edüb de kendilerini telef eden erbâb–ı zevki azarlayor değilimdir; bunca rezillik ve meşakkat göküslenildiğine göre elbet de oraların kendine mahsus bir faziyleti, en azından menbâ–ı ibret teşkil edecek kertede bir hususiyyeti vardır herhal!
Imdi deyeceksiniz ki, “Ey Recai Beyimiz, biz bu iki göz beton yuvayı çevirene kadar akla karayı seçtik; bu devirde ahşap veyahut kesme taştan ev inşâ etmek nerede görülmüş ki bize tavsiye etmektesiniz fülan?” Ey kaari, elyevm sûreta haklı imiş gibi görünebilirsiniz lâkin çaresizlik her zaman haklılık mânâsına gelmez. Siz de fursatını bulur bulmaz doğru olanı tercih edebilirsiniz fekat doğruyu bilmeden nasıl tercihte bulunabilecek idiydiniz ki?
Binaenaleyh melmekette taş ocakları ve kerpiç imalathâneleri yeniden faaliyete geçirilerek bilumum moderen mimarlık tahsili görmüş meslek erbâbını Evropa melmeketlerine ihraç cihetine gidilmelidir; işbu husus, “Yenilikçi hareket muvaffak olur mu aceba Recai Bey?” sualinin cevabından daha ehemmdir; bilmiş olasınız bâhusustur.
r.gullapdan@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
13/
05/
2001...
Birkaç kaari meyiline alenen cevabımdır
20/
05/
2001...
Şuara takımını alnından kaşımak babındandır
27/
05/
2001...
İrfan Bey'in nasıl pırovokasyona geldiği beyanındadır
03/
06/
2001...
Küçüksuda gördüm sizi; Köfte-piyazdan bildim sizi!
10/
06/
2001...
Bir Cim Bom maçı seyretmekliğimin muhtasar hikayesidir
17/
06/
2001...
Evvelâ usûl bilader, evvelâ usûl!
24/
06/
2001...
Bir kısım okuyucuyu i'tabımdır
01/
07/
2001...
Mektebin bacaları; ders verir Recaileri!
08/
07/
2001...
Başvekil tek başına, Kızılay'da karşıdan karşıya geçebilir mi hakkındadır
22/
07/
2001...
Sarmısak dedim de aklıma geldi...
|