GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

03/08/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Girişim

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



 


İsim hakkı

İnternette birkaç gündür ilginç bir açık artırma var. Amerika'nın New York şehrinde iki odalı bir apartman dairesinde 2 çocuklarıyla yaşayan Jason Black ve Frances Schroeder çifti doğacak olan 3. çocuklarının isim hakkını 'eBay' ve 'Yahoo' sitelerinde açık artırma yoluyla satıyor. İstedikleri fiyat da az buz değil tam 500 bin dolar. Herhangi bir firma bu parayı verirlerse çocuğun ismi örneğin 'Microsoft', 'Sony' ya da ne bilelim 'BMW' olabilecek.

Aslına bakarsanız bu işten biz de iyi para kazanabiliriz. Malum bizim hükümetlerimizin de birer isimleri oluyor. 56. hükümet, 57. hükümet vs. Bu işe biz de hemen başlasak. Örneğin, şu anda işbaşındaki hükümet isim hakkını internet üzerinden satışa koyabiliriz. Sadece bir çocuğun isim hakkı için 500 bin dolar isteniyorsa, koskoca hükümete kabinesiyle, başbakanıyla ve 3 güzide partimizin milletvekilleriyle, iyi bir para verirler artık. Bu hükümetin ismi de 'IMF Hükümeti' ya da 'Dünya Bankası Hükümeti' gibi bir şey olabilir mesela.




Avrupa şehri

Hafta sonunda düzenlenen bir törenle Ankara, Avrupa Parlamentosu tarafından Onur Bayrağı ile ödüllendirildi. Daha önce Avrupa'da yalnızca 19 şehrin sahip olduğu bayrağı elde eden Ankara, böylece Avrupa'nın 20 ayrıcalıklı şehrinden biri haline geldi.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Ankara'nın ayrıcalıklı bir şehir olacağına dair verdikleri sözü tuttuklarını söyleyip, "Türkiye henüz Avrupa Birliği'ne giremedi; ama biz Ankara olarak bunu başardık." dedi.

Eee! Ankara da artık bir Avrupa şehri olduğuna göre, Ankaralılar da AB üyeleri gibi 'serbest dolaşım hakkı'nı elde etmiş mi oluyorlar bu durumda? Hani öyleyse bilelim de, avantajlarından yararlanmanın yollarına bakalım.




Müslüman mahallesinde

Galatasaray ile Arnavutluk'un Vllaznia takımları arasında önceki akşam Arnavutluk'ta oynanan Şampiyonlar Ligi ön eleme karşılaşmasında önemli bir nokta bir okurumuzun dikkatini çekmiş.

Karşılaşmadaki sakatlanmalar sırasında sedye ile sahaya giren görevli ekiplerin giydikleri elbiselerin sırtında kızıl haç işareti bulunduğunu fark eden Niyazi Metin adlı okurumuz bunu çok yadırgadığını belirtiyor. Çünkü Arnavutluk halkının yüzde 70'i Müslüman, yüzde 30'u da Hıristiyan (Katolik, Ortodoks) olan bir ülke. Bu durumda söz konusu görevlilerin sırtındaki kızıl haçın özel bir anlamı olup olmadığını merak ettiğini belirtip şunu soruyor: "Avrupa futbol otoriteleri, görevlilerin elbiseleri konusunda bir standart getirdi de, bizimkilerin haberi mi yok? Yoksa, giyilen elbiseler 1997'de yaşanan iç savaştan sonra Arnavutluk'a Batı'dan yapılan yardımların bir sembolü mü?"




Kola makinesi

Bizim iki kafadar Amerika'ya gitmişler. Havaalanında birisi çantalarla ilgilenirken diğeri de etrafta geziniyormuş. Yakınında bir kola makinesi, başlamış para atmaya. Bu sırada işi biten arkadaşına bakmış, ha bire kola makinesine para atıp kola alıyor. Etrafında birikmiş yüzlerce kola kutusu. Hemen koşmuş yanına. "Na'pıyosun!" diyecekmiş ki, diğeri hemen müdahale etmiş:

–Karışma bugün şansım çok iyi.




Parti korkusu

Yenilikçi hareket, siyaseti hayli hareketlendirdi. Epey zamandır sesi sedası çıkmayanların gündelik demeçleri gazetelerde boy gösterir oldu. Ama yaptıkları muhalefet, henüz partileşmemiş bir siyasi hareket için fazla abartılı. Yaptıkları da yenilikçilerin eleştirisinden ileri gitmiyor. Kendi yapacaklarını anlatacakları yerde, yenilikçileri eleştirmeye, dahası kötülemeye başlıyorlar. Hele İşçi Partililer var ki, bütün mesailerini bu yolda harcıyor. İşçi Partililer bile bu kadar büyüttüklerine göre, yenilikçilerde 'iş' var demek ki.




Evlatlık eşek

Gazete haberlerinin çoğunu yadırgıyoruz. Geçenlerde bir gazete Güneş Taner'in yolda bulduğu bir eşeği 'evlatlık' edindiğini yazıyordu. Hiç eşek evlatlık edinilir mi? Çocuk mu bu? Sonradan eşeğin sahibi çıkmış da, eşek evlat edinilmekten kurtulmuş. Yoksa 'evlatlık' edinilen eşek kongreye kadar giderdi!




Fasa f-ISO

Anavatan Partisi, ISO 9002 belgesi almış da, kongrede kullanacakmış. Eğer belge partinin iktidara gelişini sağlayacaksa kullansınlar. Hatta paspas yaptırsınlar. Eğer partinin küçülmesini engelleyemeyecekse ISO ile fasa fiso arasında hiç fark kalmaz.




Patla-ma

Sosyal patlama olur mu, olmaz mı sorusunu tartışırken, LPG'li bir aracın patladığı haberi geldi. Bu da bir sosyal patlama değil mi?



s.karakis@zaman.com.tr         h.sutay@zaman.com.tr
 

| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.