Sabah'ın ders alacağı yok!
Sabah ve TÜSİAD için 24 Ekim 2000 tarihi aslında büyük dersler çıkartılması gereken bir gün olması gerekiyor. O gün Sabah'ta TÜSİAD Başkanı Erkut Yücaoğlu'nun ağzından "Ufkumuz 10 yıla çıktı" manşeti vardı. Sabah'ın manşetinde şu ifadeler yer alıyordu: "Erkut Yücaoğlu, iş dünyasının uygulanan programla ufkunu açan bir ortam yakaladığını belirterek, 'Artık 1–2 yıllık değil, 10 yıllık program yapacak düzeye ulaştığımızı görüyoruz. Bunu çok net söylüyorum.' dedi."
Sonrasında ne olduğu hepimizin malumu. Önce kasımda sallandık, sonra da şubatta devrildik. 10 yıl önünü görebildiğini ileri sürenler bir gün sonrasını bile göremez oldular. Bütün bunları niye mi yazdık? Sabah'ta dün yer alan bir haberi okuyunca hiç ibret alınmadığını gördük de ondan. Derviş'in IMF'ye verdiği "niyet mektubu"nu açıklayan gazete çok iddialı şu cümleyi kullanmış: "Önümüzü bile göremiyoruz" diyenlere işte yol rehberi. Hem de sadece bu yılın değil, 2006'ya kadar tüm önemli göstergeleri yayınlıyoruz." Sonra da gazete 2006'ya kadar doların, enflasyonun, faizlerin ne olacağını yazmış. Neyse ki Sabah bu defa biraz daha ihtiyatlı. Artık 10 yılı değil, 5 yıl sonrasını görebiliyor!
Günün Yazısı: Neyiz biz?
Şimdi aynaya bakalım: Neyiz biz?
Refah'ın kapatılma kararı onaylanınca sevinen; Türkiye, insan hakları ihlallerinden dolayı durmadan mahkum edildikçe Avrupa'ya küfredenler miyiz?
Kapatılma kararı onaylanınca 'Avrupa'dan hukuk dersi' diye alkışlayan; aynı demokrasi ve hukuk coğrafyasından demokratikleşme tavsiyeleri alınca 'kimse bize ders veremez' diye efelenenler miyiz? Neyiz biz?
Türk hukuk sisteminin bir kararı Avrupa mahkemesinde benimsenince 'helal olsun size' diye tezahürat yapan, Türk hukuk sisteminin kararları Avrupa yargısında yerin dibine sokulunca 'yuh size' diye küfredenler miyiz? Neyiz biz?
Refah kararını manşetlere çıkarıp dışkı yedirilenlerin, işkencede tecavüz edilenlerin, evi yakılanların, düşünceleri zincirlenenlerin Avrupa'daki hak arayışlarını, en azından tazminat hak edişlerini üç satır bile görmezden gelenler miyiz? Neyiz biz?
Bütün bunları ters çevirin...
Avrupa'da hak arayıp bulunca 'işte hukuk', bulamayınca 'Avrupa'nın oyunu' diyenler miyiz?
İkiyüzlülüğü öncelikle arayacağımız yer, aynadaki kendi suretimiz.
Umur Talu / Star
Biri şortu gördü, diğeri haşemayı
Yenilikçilerin Afyon kampından yansıyan iki farklı görüntü: Milliyet'te "Haşemalar çıktı ortaya" başlıklı haberde "Tayyipçiler boş vakitlerinde haşemalarını giyip sıcak su havuzlarının keyfini çıkardılar." denilerek, "eski tas eski hamam"a vurgu yapıldı. Oysa Star'da tam tersi vardı. "Büyük yenilik" başlıklı Star haberde "Refah ve Fazilet dönemlerinin aksine, yenilikçiler, otel odalarında mini barlardaki bira ve şarapları boşalttırmadı. Havuza haşema ile değil, mayo ile girdi..." deniliyor. Hangisine inanalım dersiniz?
Cumhuriyet arzusu!
"Berlin eyaletinde, İslam Federasyonu'nun okullarda din dersi vermesi yasaklandı" diyen Cumhuriyet "Milli Görüş'e bir darbe daha" başlığını kullandı. Gazetenin haberi şöyle: Berlin Eyaleti Eğitim Bakanı Klaus Böger, kadın erkek eşitliği içermediği gerekçesiyle İF tarafından okullarda verilmesi istenen din dersi programının uygulanmasını yasakladı." Din dersinin yasaklanmasına bu kadar sevinen Cumhuriyet hangi ülkenin gazetesi acaba?
"Öteki"de acı son!
"Türkiye büyük bir tehlikeye doğru adım adım ilerliyor. Ülke tekrar göz göre göre taşralı siyasete teslim ediliyor." ifadesiyle yazısına başlamış Serdar Turgut. "Öteki Türkiye" ile ilgili yazılar yazan ve adeta "öteki"nin sözcüsü konumunu üstlenen bir kalemin ucundan dökülen satırlar bunlar. Eski yazıları olmasa es geçilebilirdi ama iki yıldır verilen "Öteki Türkiye" kavgasının baş aktörünün geldiği noktanın bu olması acı oluyor doğrusu.
|