Reklamlara ceza yağdı
Altı yıl içinde Reklam Kurulu'na yapılan şikayetler sonucunda firmalara, reklam ajanslarına ve mecra kuruluşlarına toplam 4 trilyon liranın üzerinde ceza
kesildi. Bir ürünün salt üretim aşamasında aranan mükemmeliyet, günümüz ticaret ve enformasyon ortamında artık yetmiyor. Bir başka şeye ihtiyaç
var: Reklam. Reklamlar, müşteri ile ticaret erbabı arasındaki ilişkiyi düzenlerken bazen de ilişkiyi bozacak biçimde yanıltıcı olabiliyor. Reklam Kurulu ise bu tür reklamlarda tüketicinin başvurusunu haklı bulduğu anda para cezası veriyor. Tüketiciyi Koruma Yasası çerçevesinde 6 yıl önce ortaya çıkan kurul, şimdiye kadar 4 trilyon 153 milyar lira ceza kesti. Para cezası sadece reklam verene uygulanmıyor. Yanıltıcı reklam hazırlayan ajanslar, bu tür reklamı yayınlayan mecra kuruluşları da para cezasından nasiplerini alıyorlar. Kurul, incelemeye aldığı reklama gerektiğinde düzeltme, durdurma ve para cezası
verebiliyor. Reklam Kurulu, bu yılın ilk 7 ayında "tüketicinin istismar edildiği ve yanıltıldığı'' gerekçeleriyle firmalara, reklam ajanslarına ve ilgili diğer kuruluşlara, toplam 1 trilyon 183 milyar lira tutarında ceza kesti.
Reklam Kurulu'na son 7 ayda çeşitli yerlerde yayımlanan ilan ve reklamlara ilişkin 248 şikayet başvurusunda bulunulurken, bu başvurular için kurul, 244 dosya açtı. Açılan dosyalar üzerinden 238 başvuruya ilişkin inceleme başlatılırken, halen incelemesi devam eden dosya sayısı 379. Bu yılın ocak—temmuz döneminde Reklam Kurulu'na yapılan başvurulardan 20 reklam ve ilanla ilgili "düzeltme'' cezası verilirken, 43 ilan ve reklam hakkında ise "durdurma'' kararı alındı. Kurul, bu cezaların 536 milyar liralık kısmını firmalara keserken mecra kuruluşlarına düşen pay ise 647 milyar lira
oldu.
Türk reklamcıları işin kolayına kaçıyor
Türkiye'de yalnızca bir gösteriye dönüşen reklamları görmekten bıktık. Türk reklamcısı henüz uluslararası arenada boy ölçüşebilecek kalibreye ulaşamadı.
Konu Reklam Kurulu'nun kestiği cezalardan açılmışken küçük bir araştırma yaparak reklam sektörünün fotoğrafını sizlerle paylaşmak istedim. Bu fotoğrafa hep beraber bakalım.
Dünyanın en önemli reklamcılık etkinliği ve yarışması olarak kabul edilen bir diğer adı da "Reklam Olimpiyatları" olan Uluslararası Reklam Festivali Cannes Lions 2001, geçtiğimiz günlerde Fransa'nın Cannes kentinde düzenlendi.
Türkiye'den Press & Poster kategorisinde 13, film kategorisinde ise 11 iş yarışmaya katıldı. Ancak festival'de Türkiye herhangi bir başarı elde edemedi.
Tüketicinin tepkisini çeken onu istismar edip yanıltan reklama Türkiye'nin Reklam Kurulu para ve durdurma cezası verirken dünyanın en önemli sivil kurulu olan Cannes'da da reklamlarımız başarılı görülmeyerek adeta cezalandırıldılar.
Bu durum, "Biz hata yapmayız, en iyisini biliriz." diyen reklam ajanslarının dünya klasmanında yarışabilmeleri için daha yaratıcı ürünler ortaya çıkarması gerektiğini bir kez daha gösterdi.
Türk reklamcısı henüz uluslararası arenada boy ölçüşebilecek kalibreye ulaşamadı. Reklamcılar, Türk ürünlerini dünya sahnelerine çıkartıp "marka" olmalarına katkı sağlamaları gerekiyor.
Aksi durumda Türkiye'de yalnızca bir gösteriye dönüşen reklamları görmekten bıktık. Reklamcının en büyük görevi bir ürünü markalaştırmaktan geçiyor.
Türk reklamcılarının savunduğu gibi, bir ürünün reklamının olması için marka olması gerekmiyor. Ürünü markalaştırma görevi reklamcıya düşer.
Ürüne yapılan reklam kısa vadede para kazandırabilir; ancak o ürünü markalaştırdıktan sonra yapılan reklam sürekli para getirir. Maalesef Türkiye'de reklamcılar işin kolayına kaçıyorlar.
|