GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

10/08/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Girişim

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



 


Sadece şakaymış

10 gün önce süper benzin, kurşunsuz benzin, normal benzin, gazyağı ve motorin pompa fiyatlarında yüzde 1 ila 1,2 arasında indirime gidilmişti. Türkiye'de akaryakıtın fiyatı düşüyor! Şoke olmuştunuz değil mi? Belki de, "Bundan sonra her şey daha güzel olacak!" diye düşündünüz. Ama yanıldınız. Hem de fena halde. 8 günlük bir şakadan sonra, Türkiye'de hayat tekrar normale(!) döndü. Yüzde 2'lik yeni zamla, aracınızın deposunu 'full'lemek biraz daha zorlaştı. Bir hafta için benzin 12 bin lira ucuzlayıp, 20 bin lira pahalandı. 'Bu ne iş?' diye düşünüyorsanız; her ne kadar nisan ayının ilk günlerini yaşamıyorsak da bu sadece bir şakaydı, ufak bir şaka!




Hop dedik

Finlandiya'nın Aaland adasında hız limiti 50 km olan bir yolda 79 kilometre ile gitmeye kalkınca trafik polislerine yakalanan Anders Wiklöf, 28 bin Euro (yaklaşık 33 milyar lira falan yapıyor) ödemek zorunda kalmış.

Şaka falan değil. Rüya hiç değil. Çünkü Wiklöf, adanın en zenginlerinden biri. Orada trafik cezaları da bizimkinden biraz farklı. Finlandiya yasalarında, trafik suçlarına verilen ceza, hatalı sürücünün günlük kazancı esas alınarak veriliyor. Hız limitini aşmanın bedeli 16 günlük kazanç. Öyle bizdeki gibi fiks mönü değil.

Adaleti görüyor musunuz? Aynısı bizde olsa, bir asgari ücretli hız limitini aşarsa (arabayı nereden bulacak, diye elbette sormuyoruz) 65 milyon lira ceza ödeyecek, aynı suçu patronlar işlerse kim bilir ne kadar ödeyecek? İyi de ya patron aracını şoföre kullandırıyorsa, ceza hangisinin kazancına göre hesaplanacak?




TACİZ

Kapkaç ve dayağa maruz kalan ve özellikle de şu ya da bu şekilde tacize uğrayan bayanlar, usta dövüş hocalarına başvurup onlardan tekwando, karate ve kick boks öğreniyorlarmış.

Hükümetin son zam tacizlerinden sonra, gidip biz de mi bir kursa yazılsak, ne yapsak?




HASTALIK

Dünya Sağlık Teşkilatı, tatilcilerin yüzde 65'inin çeşitli hastalıklara yakalandığını açıkladı. Bunların yüzde 15'i hastanelik olurken, içlerinde hayatlarını kaybedenler de oluyormuş.

Bize ne canım? Onu da Türkiye'ye gelen turistler düşünsün.




Hiç yoktan öneriler

GDÜK (Gazete-Dergi Üst Kurulu) kurulmalı. Böylece boyalı basın çocukların bedensel, zihinsel ve ahlaki gelişimini etkiledikleri gerekçesine bağlı olarak, bir gün basım durdurma kararıyla günaşırı yayınlanmaya başlar artık.

'Milenyum Anayasası' oluşturulmalı. Bin yılı kapsayan bu anayasada, bir kişinin milletvekili olabilmesi için zeka testine tabi tutulması şartı getirilebilir.

O tipi cezaevleri açılmalı. Bu tip cezaevlerinde mahkumlar, volta atmak yerine dönüp dururlar. Böylece dünyanın kaç bucak olduğunu da öğrenmiş olurlar.

TİHM (Türkiye İnsan Hakları Mahkemesi) kurulmalı. Bu

mahkemede;

a) Sadece hayvanları savunup insanların mağduriyetine sırt çevirenler,

b) İnsanların temel haklarını ellerinden alanlar,

c) Kişileri üniversite ve SSK kapılarında süründürenler,

d) Maçtan sonra silah kullananlar,

e) Yalan haberlerle vatandaşı aldatanlar,

f) Hortumun su çekmekten başka işe de yaradığını uygulayarak gösterenler,

g) Borsayı çalkalandıranlar yargılanmalı!

(Nuri Kırmızcı)




Paça

Devlet Bakanı Fikret Ünlü, tenis giysilerini düzenleyen bir yönetmelik yayınladı. Yönetmelikte şort boylarına çekidüzen veriliyor. Bundan sonra tenis oynarken giyilecek şortlar, bacağın üst kısmının ortasından daha uzun olmayacakmış.

Hey Allah'ım! Şunların uğraştıkları şeye bak. Bu düzenlemeye neden ihtiyaç duydular acaba? Yoksa birileri gidip kulaklarına yeni kurulan partilerin kurucu üyelerinin de şimdiden tenis öğrenmeye başladığını falan mı fısıldadı? Hani malum; tekellerindeki malı kimseye kaptırmak istemezler ya!




Kaynak

Hazine yetkilileri, şu anda bütçede kaynak olarak dağıtılabilecek fazla bir şeyin kalmadığını söylüyor ve ardından da ekliyorlar: "Siyasetçilerin oyun alanı giderek daralıyor."

İyice bir baksaydınız, kıyıya köşeye. Hazine tamtakır, kuru bakır olacak değil ya. Kıyıda köşede hortumlanacak bir iki kırıntı kalmıştır mutlaka.




İltica

Avrupa'da Ocak–Haziran 2001 tarihleri arasında 14 bin Türk iltica isteğinde bulunmuş.

Niye o kadar az acaba? Yoksa bizimkiler Avrupa yerine başka ülkeleri mi tercih ediyorlar?



s.karakis@zaman.com.tr         h.sutay@zaman.com.tr
 

| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.