GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

11/08/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Girişim

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



 

Bir ok rasi

Arka arkaya bürokrasideki jet hızından söz edince İzmirli okuyucumuz Bilal Kayganacıoğlu dayanamayıp, kendi şahit olduğu olayı göndermiş bize.

"Aslen Kastamonuluyum; ama 9 yıldır İzmir'de oturuyorum. Aracım Kastamonu plakalı. Geçtiğimiz yıl ocak ayında bu araca İzmir Otogarı'nın önünde hatalı parktan dolayı trafik cezası kesildi. Cezayı gecikmeden ödedik.

Yine geçtiğimiz yıl temmuz ayında aracı satmaya karar verdik. Bir alıcı bulduk ve devir için gerekli işlemlere başladık. Aracın borcu olmadığına dair belge almak, İzmir'de yaklaşık 1 ay süreceği için Kastamonu'ya gittik. Defterdarlığa (ödediğimiz halde ödenmedi gözüken vergi borcunun dekontunu gösterdikten sonra) aracın borcu olmadığı ve devredilebileceğine dair evrakı aldık.

Nihayetinde aracı sattık, alan adam da plakasını 35'e çevirdi.

Bu yıl temmuz ayının 27'sinde tatil için Kastamonu'ya gittik. Oradaki adrese gelen iki belgeyle irkildim. Bu belgeler ceza makbuzlarıydı ve bir yıl önce sattığımız araca aitti. Üstelik bunlardan birisi hani o yanlış parktan dolayı verilmiş cezaydı.

Sevgili bürokrasim benden, 1 yıl önce sattığım ve satarken bana 'borcu yoktur' diye belge verdiği aracımın borcunu istiyordu. Durup düşündüm, bir trafik cezası ruhsattaki adrese 1,5 yıl sonra tebliğ ediliyordu, üstelik aracı da 1 yıl evvel satmıştım. Cezanın kesilişinden 6 ay sonra yaptığım bu satışta aracın bir borcu da gözükmüyordu. Ben cevabını bulamadım, acaba devletim beni kazıklamak mı istiyor?"




NESNEL

Başbakan Bülent Ecevit, geçen 10 yılı, 'tamamen olumsuz' diye niteleyen ANAP lideri Mesut Yılmaz için, "Son dört yılda hükümette beraberdir. Daha nesnel bir değerlendirme yapmasını beklerdim." dedi.

Sadece son 4 yıl değil ki... ANAP'ın son 10 yılda hükümette olduğu başka zamanlar da oldu. Türkiye'de siyaset maalesef nesnellik üzerine değil, sübjektiflik üzerine kurulu olduğu için, Yılmaz'ı yadırgadığımızı söylemek çok zor! İşine geldiği müddetçe her zaman her zeminde realiteden uzak şeyler söylemek her zaman mümkün.




SIĞINAK

Yaşlı bir dedenin, cami avlusuna bırakılmasını televizyon ve gazetelerden içiniz burkularak izlemiş ya da okumuşsunuzdur. O dede, bu durumda olan tek dede değil. Ekonomik kriz sebebiyle Erzurum Kimsesiz Yaşlı ve Acezeler Yurdu'na son 5 ay içinde 50 vatandaş başvurmuş. Niyetleri, bakmakta güçlük çektikleri yaşlı ve sakat yakınlarını bu yurda yerleştirmek. Tabii ki yer sıkıntısı olduğu için bu isteklere olumlu cevap verilememiş; ama rakam geçen yılın iki katı. Kriz sebebiyle sadece geleceğimizi değil, geçmişimizi de kaybetme tehlikesi ile karşı karşıyayız. Umarım sonumuz hayır olur!




Yüzsüzler

Maliye Bakanlığı'nın Tekel'i internette 'vergi yüzsüzü' olarak ilan etmesinden sonra özelleştirmeden sorumlu Devlet Bakanı Yılmaz Karakoyunlu da bu bakanlığı eleştirdi ve "Ben de Maliye'yi görev zararı yüzsüzü ilan ediyorum." diye sert çıktı.

Kriz zamanlarının bu faydası da oluyor demek ki. Millet, güvendiği kurumların iç yüzünü ancak böyle zamanlarda alenen görebiliyor.




Zor soru

Beykoz'dan okuyucumuz Cem Söz'ün bize bir bilmecesi var. Aslında sadece soru yok, sorunun cevabı için alternatifler de var. Bakalım bulabilecek misiniz?

Ülkenin birinde bir futbol takımı varmış. Bir zamanlar üst üste şampiyonluklar almışmış; ama yaklaşık 10 yıldır kötü yönetildiği ve kötü oynadığı için şampiyonluk yüzü göremiyormuş.

Son yıl küme düşmekten zor kurtulmuş, hatta bütün otoritelerce seneye küme düşmesine kesin gözüyle bakılıyormuş. Kongre zamanı gelmiş çatmış, kulübün başarısız başkanı yine rakiplerini ezmiş geçmiş. Peki ne yapmış da yine görevde kalmayı başarmış:

a) Her zamanki gibi hiçbir şey yapmamış. Üyeler bu 'istikrar'a hayran kalmışlar. Çünkü üyeler istikrardan yanaymışlar.

b) "Suç bende mi? Siz nasılsanız öyle yönetilirsiniz. Demek ki suç sizde, hem suçlu hem güçlü olmayın. Sen suçlu, ben güçlü olayım." diye konuşarak, üyeleri 'yüce' din bilgisiyle ikna etmiş.

c) Pişkin pişkin kabahati başkalarına atmış. Üyeler onun bu kabiliyetine hayran olmuşlar, yeniden seçmişler.

d) Nasıl olduğunu kendisi de anlamamış.

e) Hepsi.




Ek iş

Artık kimseye geçinmek için tek iş yetmiyor. 'İş bulmak zaten zor, millet ikincisini nasıl bulacak?' diye düşünürseniz... Hayal gücünüzü zorlayın. Antalya Kumluca'dan Zaman muhabiri Nihat Kayıkçı, bir dolmuşun arkasında gördüğü ilanı fotoğraflayıp bize göndermiş: "Düğün kasetleriniz artık CD ile bozulmayacak! Müracaat: Dolmuşçu."



s.karakis@zaman.com.tr         h.sutay@zaman.com.tr
 

| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.