Fuarda sponsor dönemi
70. kez kapılarını açmaya hazırlanan İzmir Enternasyonal Fuarı bu yıl ilk kez sponsorluk uygulamasına başladı. Tanıtımını yapmak isteyen firmalar, fuar alanı içindeki pavyon, internet evi, fuar taksileri ve giriş biletlerine reklam verebilecekler.
İzmir Enternasyonal Fuarı (İEF) 26 Ağustos-10 Eylül 2001 tarihleri arasında 70. kez dünyaya kapılarına açmaya hazırlanırken, bu yıl sponsorluk uygulaması başlatıldı.
Fuar süresince tanıtımını yapmak isteyen firmalar, fuar alanı içindeki pavyon, internet evi, çöp kutuları ve temizlikçi kıyafetleri, Paraşüt Kulesi, banklar, danışma büroları ve bilgi iletişim sistemleri, Büyük Göl içine ve kenar bandına, fuar taksilere ve giriş biletlerine reklam verebilecekler.
İzmir Fuarcılık Hizmetleri Kültür ve Sanat Etkinlikleri Ticaret AŞ (İZFAŞ) tarafından belirlenen sponsorluk bedelleri dolar üzerinden tahsil edilecek.
İZFAŞ yönetiminin belirlediği sponsorluk bedelleri şöyle: "Fuar taksileri 15 bin dolar, internet evi 50 bin dolar, giriş bileti 100 bin dolar, çöp kutuları ve temizlikçi kıyafetleri 20 bin dolar, Paraşüt Kulesi 60 bin dolar, fuarın 5 ana kapısı 100 bin dolar, 9 No'lu pavyon 25 bin dolar, üç bin adet promosyon torbası 100 bin dolar, dev ürün maketleri 15 bin dolar, banklar 30 bin dolar, danışma büroları ve bilgi iletişim sistemleri 50 bin dolar, sanat galerisi 50 bin dolar, dünya mutfakları festivalinin yapılacağı alan 50 bin dolar, 10 noktaya konacak ATM'ler yıllık 60 bin, fuar süresince 45 bin dolar, Kültürpark Alanı'nın en merkezi noktalarından birisi olan Büyük Göl içi ve kenar bandı 50 bin dolar."
İEF'nin tanıtımı amacıyla yapılacak tüm reklam ve tanıtım etkinliklerinde, İEF süresince görev yapacak geçici 500 kişilik personele yaptırılacak kıyafetlerde, 5 kapıdaki maskot veya logolarda ve açılış podyumunda logo ve reklamını kullandırmak isteyen ana sponsorun ne kadar sponsorluk bedeli ödeyeceği ise henüz belirlenmedi.
Motivasyonun yolu para
Milli Prodüktivite Merkezi (MPM) Güneydoğu Anadolu Bölge Müdürü Kutlu Çakır, çalışanların yaptıkları işlerle ilgili takdir edilmeye ihtiyaçları bulunduğunun unutulmaması gerektiğini vurgularken, "Ancak başlı başına ekonomik gücün de sosyal prestij, değer ve takdir kaynağı olduğunu unutmamak gerekir." dedi.
Çakır, yaptığı açıklamada, işyerinde ihtiyaçlarını gideren ve istediği olanakları bulan insanların tatmin olacaklarını ve psikolojik yönden huzura kavuşacaklarını, aksi durumlarda ise tatminsizlik veya ruh çöküntüsü gibi sorunların meydana geleceğini söyledi.
Çalışanların, yaptığı işin ya da ortaya çıkardığı eserin kendisine atfedilerek maddi ve manevi yönden takdir edilmesini bekleyeceğini anlatan Çakır, "Amirlerinden bu konuda hiçbir hareket görmeyen ve sözle dahi olsa ödüllendirilmeyen çalışanlar, haklı olarak bu kayıtsızlığa bir serzenişte bulunacak ve yapılan işle ilgili düşüncelerinde farklılıklar ortaya çıkabilecektir." diye konuştu.
İşler arası denge
Bazı durumlarda da, yapılan işle personelin yeterlilikleri arasında denge kurulamaması durumlarında ortaya yine olumsuzluklar çıkacağını kaydeden Çakır, şöyle devam etti:
"Layık olduğu makamı bulamayan yetenekli kimseler, verilen işten şikayet edecek ve tatminsizlikler ortaya çıkacak. Bunun tersi olarak, verilen iş kişinin yeterliliğinin üzerinde olursa, o zaman da çalışanlar işin yoğunluğu ile başedemeyecek, bunalacak ve işinden kaçar hale gelecektir. Terfi olgusu, insanı çalışmaya yöneltmede en önemli etken olan, kişisel hırsları tatmin eden gerçektir. Eğer işe giren bir kimse, işyerine girer girmez, önünde ilerleme imkanının bulunmadığına ve ücretinin artmayacağı duygusuna kapılırsa her türlü çabanın gereksizliğine inanarak, işten soğur ve olumsuz tavır takınabilir. Böyle hallerde tatminsizlik ve şikayetler had safhada olacaktır."
Paranın, maddi ve somut bir gerçek olduğuna işaret eden Kutlu Çakır, "Fakat takdir edilme, değer verilme ve sosyal prestij ve eser ya da iş yaratmanın verdiği mutluluk gibi psikolojik tatminler, tamamen soyut ve manevi kavramlardır." dedi.
Gurbetçiler dertli
Esnaf, ekonomik krizler nedeniyle gurbetçileri "çölde kalmış kişiye su verenler" olarak değerlendirirken, gurbetçiler, esnafın büyük bölümünün kendilerine yabancı muamelesi yaptığından ve ürünlerini fahiş fiyatla sattığından yakınıyor.
Hollanda'da işçi olarak çalışan Veli Yurtseven, özlemle geldikleri memleketlerinde kendilerinin yabancı turist gibi görüldüğünü belirterek, ürünlerin kendilerine normal fiyatının çok üstünde satılmak istenmesinin sıkıntısını yaşadıklarını belirtti.
|