Savulunuz; medeniyetin müdafii "Asrî Battal Gaazi" geleyor!
Tam da musiki hakkında kelli–felli bir mekaale–i müfide tahririne kıyam etmiş idim ki, aniden bütün mahalleyi velveleye veren çirkin bir ses ile yumruk yemiş gibi oluvermeyeyim mi; biraz kulak vermeye hâcet yok, "battezci geldiii, batteez!" diye tiz Hüseynîden feryad eden bir garip hırıltı!.
Sade "batteeez" dise râzıyız lâkin herif, ağzının münasib bir tarafına yapıştırmış olduğunu vehmettiğim mikirofon denilen o menhus âletle ağzından çıkan her bir lâfı koca bir semte tâ'mim edeyor. Bittabii bu vaziyette musiki hakkında yüksek fikirler serdedilmesine imkân ve ihtimâl kalmamıştır ey azizler; bugünkü mev'ızemiz medeniyyet ve nezaket üzerine olacakdır.
Efendim esasen köylünün kabahati yok; demek ki o sene "battez" mahsulü tahminin fevkinde bir bereket gösterdi; o da tiraktöre doldurup "ver elini şeher" diyerekten emtiasını iştirâya yelteneyor fekat ey azizler şehir denilen mahal, bir arada huzur içinde yaşamak san'atinin temrin ve ta'mim edildiği bir yerdir. "Belediye çavuşu" olacak zevâtın başlıca vaziyfesi, işbu medeni kaidelerinin tatbikine medâr olmak değil midir? Fekat haayır!
Melmekette neredeyse metiro–murabaa' başına bir zabıta düşmesine rağmen şehrin her bir mıntakası köy meydanından bir nümune göstereyor. Bu vaziyette birtakım entel–burcuvaların tevessül buyurduğu üzre, "kırrolar şehere doluştu azizim" şeklinde hayıflanmalar serdetmek kaafi gelmeyor. Evet içtimaiyyat diye bir şey vardır ve fekat nizam ve inzibat diye bir mefhum daha mevcuttur. Farz–ı muhal ben kendim bizzat Recai Güllapdan olaraktan bu vaziyette, kapı arkasındaki kırılmaz cinsinden kol demürünü çeküben battezci vatandaşın üzerine savlet ederek terazisini başına geçirecek olsa idim ertesi gün bütün kazatalar, "A–a Recai Bey'in densizliğine bakınız ki gariban bir tiraktörcü esnafını, kapının kol demiri ile eşek sudan avdet edinceye değin döğüp, üstüne de sebb ü şetm eylemiş; ne kadar da ayıptır; koca bir muharrire yakışayor mu?" şeklinde güft u gû edecekler idi.
Halbusam ki ey azizler içimden gelmedi değil lakin bu dayak faslının bir diyger versiyonu daha vardır ki o dahi bayırın battezcisinden evrile çevrile bir meydan köteği yeyip, kös kös hastahanenin yolunu tutaraktan birkaç hafta müddetince "iş göremez" raporu ile cennetlik göğdeyi istirahete tevdi eylemektir. Haayır azizler mes'ele değildir; hamdolsun elyevm Bodurum nam kazâda cennetlik göğdeyi "cozz" diye serin sulara yatıraraktan sürüm sürüm sürünme antiremanları yapan bir kısım refiykim gibi elden–ayaktan, çaptan–tetikten düşmüş değilizdir binaenaleyh. İş başa düştüğünde kırılmaz kol demirine de ihtiyacımız yoktur ve dahi vaktiyle saatlerce mermer sütun şaplaklamak suretiyle her birine birer arslan pençesi sureti verdiğim ellerim ile dahi birkaç kendini bilmezin hakkından gelmek işden değildir; binaenkezalik ey kaari herifi döğsem bir rezalet, kötek yisem bir başka rezalet fehvasıyla mecburen bu güzel tasavvurdan caydım idi. Halbusam ki medeniyyet denilen şey, herkesin âmme nizamını bizzat tahakkuk ettirmesi demek olmayub bu işi âmme nâmına deruhte eden zabıta kuvvetlerini elâkadar eder fekat nerede bilader? Lâzım oldukta hazerâtı koydun ise bulabilene aşkolsundur.
Meselâ herif dükkânının önüne afbuyrunuz eşek kadar kanepeyi koyup, nasıl olsa iş güç yok mantuku ile Cül Sezar'ın gözdesi Kileopetira nam hâtun gibi yan gelerekten yatayor. Geçenlerde gördüm, musluk tamircisi bir başka herif ise dükkânının önüne rast gelen yolun üstüne tam sekiz tane tam tekmil banyo kazanı dizmekte beis görmemiş. Tüpçüsü tüp koyar, mahrukatçısı kereste yığar, berberi pasaklı ev karıları gibi kirli havlularını dükkanının önünde kurutmaya bırakır. Ayol insaf bire! İnsaf buyrunuz ey azizler, ben bu heriflerin hepsini nasıl dövebileyimdir? Mesele değil iycabında döverim fekat İrfan Bey duyucak beni tefe koyup da yedi düvele "asrî Battal Gaazi" diyerekten reklâm etmez mi?
Kıssadan hisse ey ihvan–ı güzîn; melmeketi kurtarmak basit lakin evvelemirde kurtulmayı hak edecek medenî seviyye ve basiret ibrâzında bulunmak şarttır; senin gücün henüz evin çöpünü çöp tenekesine koymaya kifayet etmeyor iken, daha kesintisiz yüz metiro uzunluğunda adam gibi kaldırım yapmayı akl edemeyor isen kurtulmak fülan neyinedir bâhusus? Eskiler "vur fekat dinle!" derler idi; biz de öyle yapsak gerektir; Evvelâ şehirlerimizi şehir kılalım; ben şahsan bu memleketi iki haftada kurtarmaz isem bizzat yazıklar olsundur kendime netekim!
r.gullapdan@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
27/
05/
2001...
İrfan Bey'in nasıl pırovokasyona geldiği beyanındadır
03/
06/
2001...
Küçüksuda gördüm sizi; Köfte-piyazdan bildim sizi!
10/
06/
2001...
Bir Cim Bom maçı seyretmekliğimin muhtasar hikayesidir
17/
06/
2001...
Evvelâ usûl bilader, evvelâ usûl!
24/
06/
2001...
Bir kısım okuyucuyu i'tabımdır
01/
07/
2001...
Mektebin bacaları; ders verir Recaileri!
08/
07/
2001...
Başvekil tek başına, Kızılay'da karşıdan karşıya geçebilir mi hakkındadır
22/
07/
2001...
Sarmısak dedim de aklıma geldi...
29/
07/
2001...
Yenilikçiler hakkındaki mütaleamdır!
05/
08/
2001...
Ey kaari-i güzin, yâre-i vatanın melhemi belki de sabırdır!
|