Kimler öğretmen olmalı?
Türk milli eğitim sistemi, öğretmen yetiştirme konusunda epey tecrübe kazandı. 'Bu tecrübelerden yararlanılabildi mi?' derseniz, bu konuda pek çok kişi gibi ben de gönül rahatlığı ile 'evet' diyemiyorum.
Ülkemizde Batılılaşma hareketlerinin başladığı 19. yüzyılın ilk yarısında öğretmen yetiştirmek amacıyla 16 Mart 1848'de açılan Darülmuallimin'den bu yana epey yöntemle öğretmen yetiştirdik. 1961 yılında çıkarılan 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu'yla tam 32 yıl boyunca ilkokul mezunlarının öğretmen yapıldığı bir ülkeyiz. Buna mektupla eğitim verilerek öğretmen yapılanları da ekleyebiliriz. Kısacası öğretmen yetiştirmeyi 150 yılı aşkın bir süreye rağmen öğrenemedik.
Unutulmamalıdır ki; öğretmenlik, profesyonelce yapılması gereken bir meslektir. 'Hiçbir şey olamazsam bari öğretmen olayım' mantığı ile girilen bir meslek olmamalıdır. ***
Bugün, öğretmenlerimizin nasıl yetiştirildiği, yetersizliği, alan bilgisi ve beceri noksanlığından ziyade, nasıl alındığına dair bir şeyler söylemek istiyorum. Milli Eğitim Bakanlığı önümüzdeki hafta içinde 30 bin öğretmen alacak. Bazı siyasilerimiz, bugüne kadar popülist yaklaşımlarla öğretmen kadrosuna alan dışından pek çok kişi aldı. Her önüne gelen öğretmen yapıldı. Hiçbir mesleğin vekili olmazken öğretmenin vekili oldu. Düşünün doktorluğun vekili var mı? Kim çocuğunu eğitmesi için veterinere verir ki? Ama bizde veterinerler de öğretmen oldu.
Şimdi, MEB bazı kriterler belirlemiş. Alımlarda önceliği eğitim fakültelerine, sonra da formasyonu olmak şartıyla diğer fakülte mezunlarına tanıyor. Bundan daha tabii bir şey olamaz; ancak adaletsizlikler ve yeterli açıklamanın yapılmaması kafaları karıştırıyor. Öğretmen olabilmek için iki yıldır devlet memurluğu sınavına girme şartı aranıyor. Bu sınavın görünürde -devlete gelir getirmesi dışında- hiçbir faydası yok. MEB, branşlarda KMS'de alınan baraj puanlarını açıkladı. Çoğu branşta, sadece KMS'ye girmek yeterli görülüyor. Yani 0 (sıfır) puan alan da, 90 puan alan da aynı kefeye konuluyor. Böyle mantık olabilir mi? O zaman bu sınavı niye yaptınız?
Bir de fen edebiyat fakültesi mezunlarının 'özel' durumu ve formasyonluların konumu ne olacak belli değil. Bunları öğretmen olarak atayacak mısınız? Atamayacaksanız bu insanları neden ümitlendiriyorsunuz? Formasyonlarını geçersiz sayıyorsanız, neden 100 milyonlarca lira para harcattınız? Bakanlıktan bir yetkilinin çıkıp, kamuoyunu aydınlatması çok mu zor?
On binlerce genç gibi ben de bir açıklama bekliyorum.
|