Merkez Bankası: İstikrar orta vadede
Piyasalardaki spekülasyonlara karşı Merkez Bankası açıklama yaparak, orta vadedeki uygulamaların sonuçlarının kendini belli edeceğini vurguladı. Kur taahhüdünün olmadığının belirtildiği açıklamada, döviz yüksekliğinin köpük olduğu ve köpüğün her an patlamasının beklendiği belirtildi. 17 maddelik açıklamada, "Yanlış anlamanın iç borç stokunda odaklandığını; ancak önemli olan para otoritesince farkında olunmasıdır." denildi.
Merkez Bankası, hakkında yapılan spekülasyonlar ile ilgili olarak bir basın açıklaması yaptı. Açıklamada; bankanın belirli bir kur taahhüdü bulunmadığına dikkat çekilerek, verilen taahhüdün fiyat istikrar sağlanmasına yönelik olduğunun altı çizildi.
Açıklamada; makroekonomik gelişmelerin olumlu olduğu belirtilerek, salt iktisadi temeller açısından bakıldığında mevcut borç stoğunun rahatlıkla çevrilebileceği kaydedilerek, "Önemli olan uygulanan kur rejiminin olumlu ve olumsuz yönlerinin para otoritesince farkında olunmasıdır. Bir diğer önemli nokta, hangi kur rejimi uygulanırsa uygulansın, iktisadi temellerin sağlam olması gereğidir. Merkez Bankası, döviz kurundaki aşırı oynaklığı önlemek için hem döviz satabilir hem de döviz alabilir. Önemli olan, bu ikinci tip müdahalenin sürekli tek bir yönde olmamasıdır." denildi.
Merkez Bankası, istikrar programı için gerekli olmazsa olmaz şartı olan mali ve parasal disiplinin tümüyle sağlandığına dikkat çekti. ANKARA (cha)
Köpük patlayacak
1. Reformların çok olumlu olacağını düşündüğümüz etkileri orta vadede tümüyle hissedilecektir.
2. Uygulanan program açısından vurgulanması gereken bir diğer önemli nokta, bankacılık sektöründeki bozuk yapıya vurulan kuvvetli neşterdir.
3. Bir istikrar programının olmazsa olmaz koşulu olan mali ve parasal disiplin tümüyle sağlanmıştır.
4. Normal şartlar altında, yukarıda özetlenen iktisat politikası uygulamalarının gözlendiği bir ülkede, hem cari ekonomik göstergelerin hem de orta ve uzun vadeli bekleyişlerin son derece pozitif olması gerekirdi.
5. Yüksek faiz ve döviz kurunun arkasında ilk bakışta iki temel neden daha var gibi görünmektedir: Uygulanan programın geçmişten devir aldığı iç borç stoku sorunu ve dalgalı kur rejimi.
6. İç borç stokunun sürdürülebilirliği yeni bir tartışma konusu değildir. Hazine Müsteşarlığı'nın yaptığı son açıklamalardan sonra 2001 yılının ikinci yarısına ilişkin şüpheler ortadan kalkmıştır. Ayrıca, Hazine Müsteşarlığı yeni borçlanma araçları ile borç yönetimi politikasını zenginleştirmektedir.
7. Uluslararası tüm ölçütler açısından son derece başarılı, bunca iktisat politikası uygulamasının hak ettiği olumluluk düzeyinde oluşacak iktisadi bekleyişler altında rahatlıkla sürdürülebilir bir borç stoku, hiç de hak edilmemiş iktisadi bekleyişler altında sorunmuş gibi algılanabilir.
8. Mevcut olumsuzlukların bir diğer temel nedeni olarak gösterilen dalgalı kur rejimine gelince şu noktaların vurgulanması yararlı olacaktır:
9. Son on yıl içerisinde giderek artan sayıda ülke uyguladıkları kur rejimini terk ederek dalgalı kur rejimine geçmiştir.
10. Merkez Bankası'nın para ve kur politikası son derece açıktır.
11. Merkez Bankası'nın fiyat istikrarını bozucu gördüğü gelişmelere karşı kullanacağı temel araç, kısa vadeli faiz haddidir. Faiz haddinin belirlenmesinde fiyat istikrarı kaygısının dışında hiçbir kaygı rol oynamamaktadır ve oynamayacaktır. Bu çerçevede, Merkez Bankası'nın döviz kurunu belli bir düzeyde tutmak için döviz satmak gibi bir politikası da yoktur.
12. Nitekim, son üç hafta içerisinde, döviz kuru oynaklığını azaltmak için yapılan müdahale çok sınırlı bir düzeyde kalmıştır.
13. Bir ülkenin parasının yabancı para birimleri karşısında uzun dönemde alacağı bir değer vardır. Bu değer, iktisadi temeller tarafından belirlenmektedir. İktisadi temellerin haklı kılmadığı bir kur düzeyi, dahası bu düzeyin yukarıya doğru bir eğilim göstermesi teknik deyimiyle sadece bir 'köpüktür'. Köpüklerin patlaması da kaçınılmazdır.
14. 2001 yılında cari işlemler hesabının çok önemli miktarda fazla vereceği açıktır.
15. Bu noktada, 'fiyat istikrarını sağlama' temel amacı çerçevesinde Merkez Bankası'nın izlediği öncü enflasyon göstergelerinden de söz etmek yararlı olacaktır.
16. Merkez Bankası'nın döviz kurunun düzeyi hakkında bir taahhüdü yoktur; ancak fiyat istikrarı taahhüdü vardır.
17. Para politikasının bir diğer işlevi, seçilen 'nominal çapa' vasıtasıyla enflasyon bekleyişleri hakkında ekonomik birimlere ışık tutmaktır. 'Enflasyon hedeflemesi' bu tür bir nominal çapadır. Tek başına enflasyon hedeflemesi yoluyla enflasyonu düşürmek açıktır ki mümkün değildir. Ancak, yukarıda özetlenen iktisat politikası demeti ile birlikte ele alındığında ve bekleyişlerin bu politika demetinin hak ettiği olumlu düzeyde oluşmasıyla birlikte, enflasyon hedeflemesi çok kuvvetli bir nominal çapa işlevi kazanacaktır.
Prof. Apak: Enflasyon hedeflemesi zor olur
Süreyya Serdengeçti'nin açıklamalarının, enflasyon hedeflemesine geçileceğini bir kez daha ortaya koyduğunu açıklayan Trakya Üniversitesi İİBF Dekanı Prof. Dr. Sudi Apak, dalgalı kurun ardından bunun normal olduğunu belirtti.
Ancak bunun için belli şartların sağlanması gerektiğini belirten Apak, "Hedefler tutturulamayacaksa, geçilmemeli." dedi. Enflasyonu belli bir seviyeye indirdikten sonra enflasyon hedeflemesine geçilmesinin daha doğru olacağını söyleyen Apak, "Şu anda geçilse bile çok zor olur." dedi. "Serdengeçti'nin iç borçlarla ilgili söyledikleri doğru." diyen Apak, "Türkiye'nin toplam iç borçlarının GSMH'ye oranı dünya ortalamasına yakın. Ancak sorun burada değil. Bizdeki borçlar kısa vadeli ve faiz hadleri çok yüksek." şeklinde olayları yorumladı.
Prof. Dr. Özer Ertuna:
İşçiye, işveren kesimine şu çağrı yapıldı: "Gelin faizler, kur ve ücretler arasındaki dengeleri koruyarak enflasyonu aşağıya çekelim." Yani enflasyon hedeflemesi için gerekli ilk adım atıldı. Serdengeçti'nin açıklamaları bundan sonra bu hedefi uygulamaya koyacaklarını gösteriyor. İşverenin fiyatlar konusunda, işçinin ücretler konusunda, mali kesimin de kur ve faizler konusunda mutabakata varması için adımlar atılacak.
Besim Üstünel:
Bu aşağı doğru hareketin devam edeceği konusunda piyasada konsensüs var. Önümüzdeki hafta da düşüşün devam etmesi ama hızlı bir düşüş beklenmiyor. Önümüzdeki hafta halka arzlar var. Hazine bono satacak. Dövize endeksli ve yüksek getirili bir kağıt. Devlet rahat borçlanacak. Piyasanın koşulları hazırlanırsa döviz yılbaşında 1 milyon 400 bin gibi dengeye gelir. Programla ilgili diğer koşullar ciddi şekilde uygulanırsa yapılırsa.
(Turhan Bozkurt / İSTANBUL (cha))
ABD’den reformlara övgü
ABD Hazinesi'nden üst düzey bir yetkili Türkiye'nin ekonomik reformlar konusunda gösterdiği ilerlemeyi övdü; ancak faiz oranlarının düşmesi ve hükümetin birliğini reformlarda kararlılığına sürdürmesinin çok önemli olduğunu belirtti.
ABD Hazinesi Afrika, Orta Doğu ve Güney Asya'dan sorumlu Bakan Yardımcısı Steven Radelet, bu hafta içinde Ankara'ya yaptığı ziyarette, ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş, Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti ve diğer üst düzey yetkililerle görüştü.
Radelet, ziyaretinin sonunda yaptığı basın toplantısında, "Çok az ülke bu kadar kısa zaman içinde bu kadar çok reform yapabilmiştir. Son birkaç ayda bu reformları uygulamakta gösterdikleri ilerleme dikkate değer." dedi.
Radalet, "İnanıyoruz ki, hükümet önümüzdeki aylarda programı sürdürürse ve yaptığı bütün taahhütleri yerine getirirse, bunun sonucu gelecek hafta ve aylarda Türk ekonomisinde açık gelişmeler olacaktır." şeklinde konuştu.
Enerjide dönüm noktası
Danimarka'da yaşayan Türk bilimadamı Azer Deniz Germen, Türkiye'nin ve dünyanın enerji sorununu çözmeye yarayacak önemli bir buluşa imza attı.
Danimarka'da yaşayan Türk bilimadamı Dr. Müh. Azer Deniz Germen, yaptığı yeni buluşun Türkiye'nin ve dünyanın enerji sorununun çözümünde önemli katkısı olacağını söyledi. Germen, uzun yıllardır üzerinde çalıştığı projeyi sonuçlandırdığını açıklayarak, "Ben bir çalışma yaptım. Geliştirdiğim aparat bir elektrottur. Buna göre hücre ürettik. Fizikte yüklediğiniz enerji kadar enerji alırsınız. Burada yüklediğiniz enerjinin üzerinden bir enerji alıyorsunuz. Sistemin özelliğinden kaynaklanıyor. Bu işin başka bir bilimsel tanımlaması yok: Füzyon olayı. Füzyon olayı tartışmalı bir konudur; ama benim buluşum sıcak ve soğuk her iki tür füzyonun da özelliklerini taşıyor." dedi.
İki günde kurarım
"Water fire cell" (sonsuz enerji) olarak adlandıralan sistemin kuruluş maliyetinin ucuz olduğunu belirten Dr. Azer Germen, "Enerjide çözüm olabilecek buluşumun kuruluş maliyetini elektrotların maliyeti olarak düşünürseniz 50-60 dolara mal edersiniz. Uygulanabilir bir proje. Ben iki gün içerisinde sistemi sizin evinizde kurarım, çamaşır makinenizi de çalıştırırım, konut ısıtmanızı da sağlarım. Ona benzer sıcakla ilgili sıcak havanın kullanılabileceği alanlarda hemen uygulamak mümkün. Bu sistem, dev bir santral değil. Çok küçük birimde de -yarım litrelik su kabının içine de monte edebilirsiniz, dev bir elektrik santralında da kullanabilirsiniz."
Türkiye ve dünya için
Yaptığı buluşun Türkiye ve dünyanın enerji sorununun çözümünde önemli bir rol oynayacağını vurgulayan Dr. Germen; ancak projeye Türkiye'nin ilgisiz kaldığını söyledi. NASA, Massachusetts Institute of Technology, General Atomics vb. uluslararası önde gelen değişik kuruluşların yaptığı buluş ile ilgilendiğini ve kendisi ile görüştüğünü söyleyen Germen, "Bu projeyi Türkiye'ye kazandırmak isterim elbette. Rakam konuşmak istemiyorum; ama şu anda birtakım firmalarla görüşüyorum, değişik teklifler oluyor. Rakam çok önemli değil. Satın almak istiyorlar." diyerek, 1997- 2000 yılları arası Danimarka Teknoloji Enstitüsü- Enerji Lab., Danimarka Teknik Üniversitesi-International Centre for Environment and Energy, Aalborg Üniversitesi - Institut for Energiteknik Lab., Howden Variax-Aerodynamic Lab., The ABB Group-Energy Lab. gibi kurumların da çalışmasını onaylayıp belgelediğini söyledi.
Su kullanıyor
Azer Deniz Germen, yaptığı buluşu şu şekilde anlatıyor: "Benim elimde bir sistemim var. Bu sistemi masanın üzerine koyuyorum, çalıştırıyorum. İstediğiniz ölçü aleti, istediğiniz teknik laboratuvar aletlerini takın şunu görüyorsunuz; eğer sisteme 500 wat elektrik enerjisi yüklüyorsanız sistemden 600-700-800 watt gibi çok daha fazla bir enerji alıyorsunuz. Bu kanıtlanmış, çeşitli laboratuvarlarda denenmiş bir sonuç. Sistemin hammaddesi hidrojen. Sisteme bir su veriyoruz. Bu suyun hidrojenle oksijenini ayrıştırıyorum. Bu ayrıştırma sırasında oksijenle bir miktar hidrojeni dışarıya alıyorsunuz. Suyun yapısını bozuyorsunuz. Yapısını bozduktan sonra içeride kalan hidrojen atom moleküllerini (füzyon) birleştiriyorsunuz. Bundan sonraki aşama atomların birleştirilmesi.
Onun arkasından esas proses başlıyor ve bu prosesin içerisinde enerji üretimi başlıyor. Bunu benzin ya da doğalgaz gibi düşünmemek lazım. 1 litre suyu koyduğunuz zaman sisteme yüklediğiniz enerji miktarı doğrultusunda o bir litre suyun enerji üretimi günlerce, aylarca sürebilir; elbette bunun durduğu bir yer vardır. Bugün kullanılan sistemle ne kadar malzeme kullanırsanız o kadar enerji elde edersiniz. Elde ettiğiniz enerji miktarı yüklediğiniz enerjiden daha fazla. Yani kendi kendine üreten ve kendi kendine üretirken, bir miktar da dışarıya enerji verebilen bir sistem."
Füzyon nedir?
Füzyon, kısaca atom çekirdeklerinin yıldızlarda olduğu gibi yoğun sıcaklıkta birleştirilerek (füzyon) enerji elde etme veya atom çekirdeklerini parçalayarak (fisyon) enerji elde etme. TÜBİTAK, yayımladığı Bilim ve Teknik dergisinin Mart 2000 tarihli sayısında "Füzyon'u" kapak konusu yaptı. Dergi, füzyon yöntemi ile enerji elde etmenin çok pahalı olduğunu, hatta bu konuda yapılacak çalışmaların gelişmiş ülkelerin bile tek başına ayırabilecekleri fonların çok ötesinde olduğuna dikkat çekiyor. Dergi, "..Türkiye de füzyon araştırmaları konusunda zengin sayılabilecek bir deneyime sahip. Anlaşılamayansa, bu çalışmaların 35 yıldır kamuoyunun dikkatinden kaçmış olduğu.." ..Bugünkü koşullarda füzyon enerjisi için Türk modelinin belirgin bir hedefi, hatta geleceği görünmüyor. Oysa uzun bir deney birikimi ve kuramsal altyapı hazır bekliyor..." diye yazarak, örnek olarak Türkiye'de geliştirilen küresel tokamak yöntemini gösteriyor.
Dünya üzerinde çalışıyor
Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK)'ndan bir uzman ise füzyonun dünyada üzerinde çalışılan bir konu olduğunu; ancak henüz kesin sonuca ulaşılamadığını söyledi. Aynı yetkili şu görüşlere yer verdi: "Füzyon ve fisyon konusunda dünyada çok sayıda yapılan çalışmalar var; ancak pratik olarak kullanılamıyor henüz; füzyonu sürekli hale getirebilecek malzeme bulunamamıştır, sürekliliği sağlanamamıştır. Füzyonda esas konu malzeme konusudur. Yani 10 bin derece ısı kaynağı var, buradan enerji üreteceksin. Ama 10 bin dereceye dayanacak malzeme yok füzyonda esas konu malzeme konusudur. Ama üzerinde çalışılan bir konu. Sürekli halde bu enerijiyi tutabilecek malzeme bulunamadığından bu şu anda kullanılamıyor. Dünyada gelecekte böyle bir malzeme üretilebileceği görüşleri var. Bir de fisyon olayı var; atomlar parçalanıp enerji elde ediliyor. Diğerinin tam tersi. Nükleer santrallar konusu bu. Akkuyu'da bu yapılacaktı; temmuz ayında bu iş de kapandı. Türkiye'de çalışmalar yapılmış; ama çok fazla değil."
(İsmail Altunsoy / Ekonomi Servisi)
Sinan Aygün: Dövizde oyun oynanıyor
Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Aygün, dövizdeki yükselişin spekülatif olduğunu, buna sebep olanları Devlet Bakanı Kemal Derviş'in bildiğini söyledi.
İzmir Ticaret Odası'nın (İTO) davetlisi olarak İzmir'de bulunan Aygün, "Kaderine Terk Edilenler" sergisi sonrasında basın mensuplarının çeşitli konulardaki sorularını cevapladı. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin (TOBB) Eximbank'a aktarmak üzere aldığı toplam 35 milyon dolar tutarındaki kaynağın, doların Türk Lirası karşısında değerini artırdığı görüşüne katılmadığını belirten Aygün, doların fiyatının yükselmesinde TOBB'un hiç payının olmadığını kaydetti. Doların Türk Lirası karşısındaki değerinin artmasında spekülatörlerin etkili olduğunu öne süren Aygün, "TOBB bu parayı bir ay önce aldı. Bu spekülatörlerin işi. Ülkede döviz üzerinde spekülatif hareketler yapılıyor. Bunların kim olduğunu sayın Derviş de, hükümet de biliyor; ama hiçbir şey yapılmıyor. Maalesef müdahale edilmiyor. Neden edilmiyor onu da bilmiyoruz. Türkiye üzerinden bazı oyunlar oynanıyor." dedi.
Uygulanan ekonomik programın halktan kopuk olduğunu iddia eden Aygün, IMF'nin Türkiye'ye bugüne kadar gönderdiği toplam 10,3 milyar dolar kaynağın nerede kullanıldığının bilinmediğini ifade ederek, "Gelen bu para nerede, neye kullanıldı? Para geldiği gibi kayboluyor. Belki de hiç gelmeden ABD'de borçlarımıza mahsup ediliyor. Gelen para dış sermayeye olan borçlarımıza gitmiştir. IMF ile yapılan bu program da dış borçların garanti altına alınması içindir." diye konuştu.
Batan geminin mallarını almaya geliyorlar
IMF'nin Türkiye'de yanlış programlar uyguladığını, Ulusal Program'da halk olmadığını savunan Aygün, programa destek veren TÜSİAD'ı da eleştirdi. Aygün, birçok işletmenin ucuz fiyattan satıldığını öne sürerek, şöyle konuştu: "TÜSİAD 70 Fransız işadamını Türkiye'ye getirdi. Türkiye'yi pazarlanmaya çalıştılar. İşletmeleri pazarlıyorlar. Yabancı sermayeye karşı değiliz. Bunlarla, uygun koşullarda gelip ortaklık yapılması gerekiyor. Bugün Türkiye'de batan geminin malları var. Batan geminin mallarını ucuza kapmaya geliyorlar. TÜSİAD, bu programa olduğu gibi bundan önceki programa da destek verdi. Demekki mutlu azınlık içinde onlar da var."
IMF ve Dünya Bankası'nın Türkiye'yi deney tahtasına çevirdiğini ifade eden Aygün, şunları söyledi: "Hükümet, bir önceki programdan ölmek var dönmek yok demişti. Dönmedik ama öldük. Ulusal program yapılması lazım. İçinde 8-10 bankanın bulunduğu halktan kopuk bir programın başarısı mümkün değildir." Türk Lirası'nın bugün dünyada en itibarsız para olduğunu belirten Aygün, Türk Lirası'na güvenin sağlanması için de ATO Meclisi'nden "uyulması zorunlu mesleki teamül kararı" alarak, Ankara'da dolarla alışverişi yasaklama hazırlığına girdiklerini ve "Türk Lirası'na iade-i itibar" istediklerini kaydetti. Ağustos ayı meclis toplantısında alacakları kararın bağlayıcı olacağını ifade eden Aygün, "Odamıza bağlı 70 meslek komitesinden 65'i biz 'bu mücadelede varız' diyorlar." dedi.
(Ali Rıza Karasu / İZMİR (cha)
UPI: Başarı ve başarısızlık aynı yakınlıkta
ABD'nin önde gelen haber ajanslarından United Press International'da (UPI) Türkiye'nin ekonomik durumuyla ilgili yayınlanan yorumda, Türkiye'nin "hem başarıya hem de başarısızlığa çok yakın olduğu" ifadesi kullanıldı.
UPI'ın ekonomi baş muhabiri Ian Campbell imzasıyla yayınlanan yorumda, Uluslararası Para Fonu IMF yetkililerinin de işaret ettiği gibi, Türkiye'nin IMF destekli yeni ekonomik programını gerektiği şekilde uygulamakta olduğu ve önemli ara başarılar kaydettiği belirtildi.
Yorumda, buna karşın piyasaların bu duruma istendiği gibi tepki göstermediği ve döviz kurları ve faiz oranlarının tehlikeli şekilde yüksek olduğu hatırlatılarak, şöyle denildi:
"Türkiye'nin durumu umutsuz mu? Eğer piyasaların güveni makul bir sürede yeniden sağlanamazsa, evet. Faiz oranlarının şu andaki gibi yüksek seyretmesi ve döviz rezervlerinin kaybının devamı halinde, ekonominin buna uzun süre dayanması pek mümkün değil. Buna karşılık, eğer hükümet veya IMF, döviz kurlarının istikrar kazanmasına ve faiz oranlarının düşmesine katkı sağlayacak bazı önlemler, hatta jestler bulabilirse, durum düzelir. Reel sektörün sıkıntıları hafifletilebilir ve zaman içinde ortadan kaldırılabilir ve meşakkatle uygulanan reform programı meyvelerini verir. Bunun için sadece güvenin yeniden sağlanabilmesi yeterli olacak."
UPI'ın yorumunun sonunda, "Türkiye, halen krizde. Ancak, aslında başarıya da yakın. Arjantin'in tersine Türkiye, değeri sun'î olarak şişirilen bir para birimine sahip değil. Faiz oranları düşebilirse, Türkiye yeniden büyüyecek. Türkiye'nin bu ana kadar elde ettiği başarılar kaybedilirse çok yazık olur." denildi.
Stopajda düzenleme
Türk Lirası ve döviz cinsinden mevduat faizleri ile repo gelirleri üzerinden yapılan gelir vergisi stopaj oranları yeniden belirlendi.
Buna göre stopaj oranı, nama yazılı Türk Lirası mevduat hesaplarına yürütülen faizlerden; vadesiz ve ihbarlı hesaplarda yüzde 16, 3 aya kadar vadeli hesaplarda yüzde 16, 6 aya kadar vadeli hesaplarda yüzde 14, 1 yıla kadar vadeli hesaplarda yüzde 10 ve 1 yıl ve daha uzun vadeli hesaplarda yüzde 6 olarak belirlendi.
Kriz küçük esnafı bitirdi
Ekonomide 8 aydır yaşanan kriz küçük esnafı fena vurdu. Krizden nasibini alan İstanbul Oto Sanayi Sitesi'nde 500 atölyede işler tamamen durdu.
Türkiye'nin ilk oto sanayi sitesi unvanına sahip İstanbul Oto Sanatkârları Sanayi Sitesi 30 yıla yaklaşan tarihinde ilk kez kapanan kepenklere şahit oluyor. 3 bin atölye, 240 yedek parçacı dükkânının bulunduğu, 46 bin metrekarelik kapalı alan üzerine kurulu olan İstanbul Oto Sanatkârları Sitesi'nde gelinen nokta, ekonomik krizin küçük ölçekli işletmeler üzerindeki etkisini gözler önüne sermesi bakımından dikkate değer.
Son iki krize kadar işlerin yolunda gittiği sitede artık önü alınamayan bir çöküş sürecine girildi. Sitede ilk krizin başlangıç tarihi Kasım 2000'den bu yana geçen 8 aylık sürede 500 atölyenin kapısına kilit vuruldu. Bir zamanlar çekiç sesinden geçilmeyen oto sanayi sitesinin sokaklarında şimdilerde vakit öldüren esnafın tavlalarından yükselen zar ve pul sesleri duyuluyor. Bağ—Kur primlerini, elektrik faturalarını ve kredi borçalarını ödeyemeyen esnaf, çareyi elindeki tek birikimi olan dükkânını satmakta ya da kiraya vermekte buluyor.
Mevcut dükkân sahipleri ise piyasadaki daralmanın daha da uzun sürmesi halinde aynı akıbetle karşı karşıya gelmekten endişe ediyor. Yüzde 20 kapasite ile çalışan mevcut atölyeler ayakta kalabilmek için ya işçi çıkarma ya da borçlarını erteleme yoluna gidiyor. Sanayi sitesindeki kapanan dükkanlar ve işten atılmalar nedeniyle 3 bin 500 kişi daha işsizler ordusuna katıldı.
Krizden önce sanayi sitesinde 20 bine yakın işçinin çalıştığını belirten Oto Sanatkârları Esnaf Odası Başkanı Nazmi Akbacı, son 8 ay içinde işlerin azalması nedeniyle 500 dükkanın kapanması sonucunda 3 bin 500 kişinin işsiz kaldığını söylüyor. Akbacı, esnafın telefon parasını ödeyemeyecek kadar zor durumda olduğunu ifade ederek, "Esnafımız bankadan para almış. Ödeme vakti geldiğinde bunu ödeyemiyor. Çünkü iş yok. Para olmadan adam ne ile ödesin?" diye soruyor. Büyük servislerin ödeme güçlüğü çeken sanayi esnafına yedek parça vermemeye başladığını kaydeden Akbacı, "Bize arabayı buraya getireceksiniz, biz yapacağız diyorlar. Yedek parça konusunda çok zorluk çekiyoruz." diyor.
Banka kredileri konusuna da değinen Akbacı, kredilerin çok ağır şartlar taşıdığını dile getiriyor. "5 milyar liralık bir kredi alan esnafın eline 4 milyar geçiyor. Bunu 10 milyar lira olarak geri ödüyor." şeklinde konuşan Akbacı, yüzde 110'luk faizle küçük esnafın finansman sorununu çözemeyeceğini bildiriyor.
Küçük esnaf unutuldu
Ekonomik programın reel sektör ayağının eksik kaldığını dile getiren Akbacı, finans sektörüne sağlanan kaynağın yarısı kadar bir miktarın KOBİ'lere aktarılması halinde üretim ve istihdamın önünün açılabileceğine işaret ediyor. Akbacı, "Programda küçük esnafın derdine derman olacak hiçbir husus yer almadı. Ekonomik bunalımın bedelini sıradan vatandaş ve küçük esnaf ödüyor." şeklinde konuşuyor.
Hisarcıklıoğlu: Sıkıntılar spekülasyondan
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, ülkede yaşanan sıkıntıların çoğunun, spekülasyonlardan kaynaklandığını belirtti.
Hisarcıklıoğlu, beraberinde TOBB Yönetim Kurulu üyeleri Mehmet Balduk, Hüseyin Üzülmez ve Faik Yavuz ile oda ve borsa ziyaretleri çerçevesinde başlattığı Anadolu gezisinin ikinci durağında, Kırşehir Ticaret ve Sanayi Odası'nı ziyaret etti. Hisarcıklıoğlu, tabanla tavanı bir araya getirmek ve kaynaştırmak, sorunları yerinde görüp Ankara'ya aksettirmek için burada olduklarını kaydetti.
Amaçlarının hükmetmek değil, hizmet olduğunu belirten Hisarcıklıoğlu, şunları söyledi:
"Oda ve borsalarımız Türk ekonomisinin can damarıdır. Sizler bütün mal varlıklarınızı riske ederek ticaret ve sanayi hayatı içerisindesiniz. Zor bir yolu seçmişiz. Sizler olmazsanız bu ülkenin zengin olması mümkün değildir. Sizlerden bir ricada bulunacağım. Spekülasyonlara alet olmamanız, bunlara çok dikkat etmeniz lazım. Basında Başbakan için bir haber çıkıyor, döviz fiyatları fırlıyor, bundan da 3—4 spekülatif kişi kârlı çıkıyor. Bizim bu tür spekülasyonlara kesinlikle mani olmamız lazım. İki gün önce televizyonlarda (Odalar Birliği, odalar, işçi sendikaları dolara yöneldiler, dolar 1 milyon 525 bin lira oldu) diye spekülasyon yarattılar. Hiçbirisinin aslı yok. Odalar Birliği olarak bizim böyle bir işle alakamız yok. Ama bu tür spekülasyonlarda biz ne kadar sorumlu isek, medya da o kadar sorumludur. Bizim spekülasyonlara yol açacak haberlerden kaçınmamız lazım. Bu tip operasyonlardan belirli bir zümre faydalanmakta; ama zararını hep beraber çekmekteyiz. Sıkıntıların çoğu, spekülasyonlardan kaynaklanmaktadır."
(Cengiz Özen / KIRŞEHİR (cha)
İTO'dan acil önlemler önerisi
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yıldırım, reel sektörün ve ekonominin yaşadığı çöküntüden kurtulması için bir "acil önlemler paketi" sundu.
Yaptığı yazılı açıklamada çözüm önerileri hakkında bilgi veren Yıldırım, reel sektörün ayakta tutulması için aylardır bas bas bağırdıklarını, ancak hükümetin önceliği finans sektörüne verdiğini kaydetti.
Reel sektörün canlanma değil ayakta kalma mücadelesi verdiğini belirten Yıldırım, iflas eden şirketlerin kapanmasıyla binlerce işsizin daha ortaya çıkacağına işaret ederek, "İflas eden sınai işletme belki kapısına kilit vurmaz. Bunu, başkası devralır. Ama, yabancıların kelepir işletme devralmalarının ne derece ülke yararına olduğunu düşünmemiz lazım" dedi. Mehmet Yıldırım, devletten para yardımı istemediklerini, özel sektörün ve KOBİ'lerin önünü açmasını beklediklerini ifade etti.
İnşaat ve otomotiv gibi lokomotif sektörlerdeki kıpırdanmanın diğer üretim dallarına da olumlu yansıyacağını vurgulayan Yıldırım, başta KDV olmak üzere diğer vergi oranlarının indirilmesini istedi.
İTO'NUN TAVSİYELERİ
* Devlet vergiyi arrtıracağın vergi kaçağını önlesin, verimli çalışsın.
* Devlet özel sektöre iş yaptırsın
* Yap-işlet-yaygınlaştırılsın.
* Gelen krediler Eximbank ve Halkbank'a aktarılsın.
* KDV iadeleri hızlandırılsın.
* İhracat taahhütleri ertelensin.
* Bankalardan alınan kredilerdeki sorunlar çözülmeli. Erteleme ve faiz indirimi olmalı.
* Yatırım indiriminde stopajın sıfırlanmalı
* Hammadde ithalinde KKDF kesintisi yapılmamalı
* Hükümet dövizi teşvik ediyor bundan vazgeçmeli.
* Sorunlar çözülmezse toplumsal terör kapıda.
Akaryakıt ve kağıda zam
Akaryakıt ürünleri pompa fiyatlarına kurşunsuz ve süper benzinde yüzde 3,52, normal benzinde yüzde 3,39, motorinde ise yüzde 4,74 oranında zam yapıldı.
Dünden geçerli ayarlama sonrası litre fiyatı İstanbul'un Avrupa yakasında kurşunsuz benzinde 1 milyon 146 bin lira, süper benzinde 1 milyon 148 bin lira ve normal benzinde 1 milyon 98 bin liraya yükseldi. Öte yandan SEKA'da kağıda yüzde 5,9 ile yüzde 9,1 oranları arasında zam yaptı. SEKA peşin alımlarda yüzde 1 oranında indirime gidiyor.
|