RP'den AK PARTİ'ye
Açıkça söylemek gerekirse AK PARTİ'nin kuruluşu bende bir burukluk duygusu uyandırdı. Gönlümden geçen bu hareketin bölünmeden kendi içinde değişim geçirmesi, bir yandan Türkiye'deki dönüşümün öncüsü olurken öte yandan Ortadoğu ve İslam dünyası için de bir model teşkil etmesiydi. Fakat bazen kul bir şey murat eder, Allah'ın muradı başka olur.
Yakın tarihimizin en önemli fikri ve siyasi akımı olan İslamcılıkla ilgili iki kitap üzerinde çalışıyorum: "İslamcıların Üç Nesli" ve "Milli Görüş'ün Siyasi Tecrübesi". Okudukça, bu akımın tarihsel ve sosyal zeminine indikçe bugünkü olayları anlama yönünde çok daha farklı ve anlamlı perspektiflerle karşılaşıyorum. Hiçbir şey göründüğü gibi değil.
İslamcıların üç nesli 1856'dan 1924'e, 1947'den 1997'ye ve oradan günümüze ve elbette yarına uzanan derin bir çizgi. Milli Görüş ikinci nesillerin siyasi projesiydi. Çok önemli bir tecrübeydi. Bu çizgi RP ile doruğuna ulaştı.
AK PARTİ, bu çizgide devam eden bir farklılaşmayı ifade ediyor. Otuz senedir yakından izlediğim, ilgi duyduğum, ilgilendiğim bir hareket. Fikri ve sosyolojik bir perspektiften günün olaylarına bakabilen ender insanlardan biri olan Taha Akyol, geçenlerde bir yazısında 'yenilikçi hareket'in benim "sosyolojik değişim döneminin siyasetteki kuşağı" olduğunu söylüyordu. Programına, tüzüğüne, geliştirdiği dil ve gramere, sahip çıkmaya çalıştığı üsluba, Türkiye'yi ve dünyayı okuma biçimine baktığımda kendimden, yıllardır savunduğum düşüncelerden çok şeyler buluyorum.
AK PARTİ'yi ortaya çıkaranların önemli bir kısmı FP kökenli olsa bile, bu parti FP'den çok RP'ye yakın duruyor. Türk toplumunun kentleşme sürecini tamamlamaya başladığı bir tarihsel kesitte RP, büyük bir potansiyeli harekete geçirerek çevre güçleri siyasi alana taşımak üzere ortaya çıkmıştı. Onu geriden besleyen MSP ve MNP vardı; ama RP çok daha farklı ve yepyeni bir versiyondu. Adil Düzen, Türk-Kürt kardeşliği, İslami kimlik, ahlaki dürüstlük ve küresel trende uygun bölgesel entegrasyon projesiyle siyasi merkeze bir türlü alınmayan, hatta Türk modernleşme projesi tarafından toplumsal sistemin dışına atılmak istenen geniş toplumsal kesimleri hem sisteme katmaya çalışıyordu, hem de 'bize özgü modern bir durum'un mümkün olabileceğini anlatmaya çalışıyordu.
RP'nin kapatılmış olması ve bunun AİHM tarafından teyit edilmiş olması, taleplerini siyasete taşımaya çalıştığı geniş toplumsal kesimlerin varlığını ve taleplerini ortadan kaldırmış olmuyor. Denebilir ki RP'nin kapatılması ile, söz konusu toplumsal kesimlerin sadece siyasetin merkezine doğru süren yürüyüşleri 'durdurulmuş' oldu; ama bu yürüyüşe son vermedi. RP üç sahici toplumsal tabana oturuyordu. Bunlar da kentlerin orta sınıflarını teşkil eden muhafazakar kesimler -bunlar kentli, tüccar ve girişimcidir-, Kürt kökenli seçmenler ve büyük kentlerin varoşlarını kuşatma altına almış geniş yoksul yığınlar. Bu üçünü bir araya getirdiğiniz zaman büyük bir toplumsal gövde ortaya çıkmış oluyor. Bu toplumsal kesimlerin sorunları Türkiye'nin dini kültürel kaynakları, modernleşme tecrübesi ve mevcut sosyal realitesinin uygun çerçevede buluştuğu bir 'demokratikleşme projesi' ile çözülebilir ancak.
RP, Türkiye ve İslam dünyası için büyük bir değişim modeli olacakken, yönetici kadrosunun demokrasiye ve siyasi iktidara olan hazırlıksızlığı, soğuk savaş döneminden kalma üçüncü dünyacı, millici, kalkınmacı ve sığ din anlayışı ile kendi örgütlenmesi dışında duran tefekkür ehline olan aldırışsızlığı yüzünden bu fırsatın heba olmasına sebep oldu.
AK PARTİ'de RP'den adalet, MSP'den 'kalkınma' tevarüs edilmiş, RP'de bu daha gelişmiş bir kavramdı: 'Refah', 'Kalkınma' çok sevimsiz üçüncü dünya ülkeleri için geliştirilmiş bir ideoloji; sanayi toplumuyla birlikte tarihte kalmış, 'Ampul' de çok başarılı bir seçim değil. Ancak asıl önemlisi RP'nin bıraktığı boşluğun, çatışma ve kutuplaşmalara yol açmadan doldurulmasıdır. Bu Türkiye ve demokrasi açısından hayati önemdedir.
Bakalım "Mevla'm neyler / neylerse güzel eyler." Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a, kurucularına, bu partide siyaset yapacak herkese başarılar diliyorum. Hayırlı olsun.
a.bulac@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
25/
07/
2001...
Küreselleşme İslam'ı tehdit ediyor mu?
28/
07/
2001...
Küreselleşme, kapitalizm ve emperyalizm
31/
07/
2001...
Fasit daire
01/
08/
2001...
Eleştirel siyaset
04/
08/
2001...
AİHM'nin kararı
07/
08/
2001...
SGP'nin programı
08/
08/
2001...
Malul karar
11/
08/
2001...
Uzun ve yorucu yol
14/
08/
2001...
Sağ ve merkez sağ
15/
08/
2001...
Boş yatırım
|