Hak ediyor muyuz yoksa?
Hatırlarsınız '7,4 yetmedi mi?' yazılı pankartı ve kartelin bu pankart etrafında kopardığı fırtınayı. Dün tarihimizin en büyük felaketlerinden birinin ikinci yıldönümüydü. Konuşmalar yapıldı, içimizi kanatan o inanılmaz görüntüler tekrar tekrar yayınlandı.
Bir gerçek son derece net ortaya çıktı. O dövizde yazılı olan şey doğruydu. 7,4 yetmemiş miydi bize.
İnanılmaz vurdumduymazlık...
Devletiyle, vatandaşıyla, depremzedesiyle. Sivil, resmî her kesimiyle. Hani dilim varmıyor; ama bu kadar vurdumduymazlığı görünce 'hakediyor muyuz cümlesi geçiyor içimden.
Bakın şu tabloya:
İstanbul'da büyük bir depremin olacağı ihtimali bilimsel açıdan yüzde 100. Bilimadamları canla, başla çalışıp birtakım sonuçlar elde ediyorlar. İstanbul milletvekillerini toplantıya çağırıp bu sonuçları ve bu şehirde yaşayanları nelerin beklediğini anlatmak istiyorlar. Elbette bu şehrin başına gelecek felaket sonrası maddî-manevî kayıpları en aza indirgemek için yapılacak çalışmalarda en önemli ve büyük görev İstanbul'un milletvekillerine düşüyor. 60 küsür milletvekili olan İstanbul'un kaç milletvekili katılıyor toplantıya biliyor musunuz?
Sadece 11...
Sadece milletvekilleri mi umarsız ve duyarsız? Sakarya'da iki yıl önce evi orta derece hasara uğrayan bir vatandaş, kaçak kat atmak için belediyeye rüşvet vermeye kalkmış.
Kendi mezarı için rüşvet veren bir vatandaşa sahip olan tek ülke olmanın haklı gururunu yaşıyoruz!
Ülke tarihinin en büyük acısının yıldönümünde devlet nerede sanıyorsunuz?
Hacıbektaş'ta!
Cumhurbaşkanı, Başbakan, parti lidereleri. Devlet tam takım taklavat şenlik yapıyor...
AK Parti'den hiç kimsenin de aklına gelmiyor deprem bölgesi. Ankara'da yapıyorlar grup toplantısını. Devlet ve siyasete, gitmek için şöyle şiddetli bir yıkım, bol sıfırlı cenaze mi lazım!
Bunun için yetmiyor tabii 7,4..
Allah bu milleti muhafaza etsin!
Form-el yalanlar!
Fenerbahçe'nin Samsunspor ile yaptığı bu sezonki ilk lig maçında 3 gol atan Haim Revivo'nun, o maçta giydiği forma bir taraftara 100 milyon liraya satıldı. Maça giden dikkatli herkes Revivo'nun maçtan sonra formasını çıkarıp bir foto muhabirine verdiğini biliyor. Yani satılan forma Revivo'nun maçta giydiği forma değil. Ekonomik krizin bu tür Alicengiz oyunlarıyla milleti kazıklamayı gelenek haline getirmesinden korkuyordum.
Onlar ki!
Yıldönümünde ekranlardan, sayfalardan yine hüzün, gözyaşı, keder aktı. Bir çocuk gördüm. Minicik yaşına rağmen inanılmaz olgundu. 'Bir tek şey isterdim.' dedi. 'Zamanı geri çevirmek. Depremden bir gün öncesine dönmek. Ölen annemi, babamı, o yaramaz kardeşimi hayata döndürüp, doya doya sarılmak, koklamak. Keşke yapabilseydim...'
Bütün cümlelerinde 'keşke' vardı çocukların, yaşlıların...
Ben vurdumduymazlığın, boşvermişliğin had safahada gezdiği bu ülkede acının ve yıkımın bir nebze düşük olmasının sebebini bu çocukları ve yaşlıları görünce anladım.
Merhameti sonsuz Rabb'im bunların yüzü suyu hürmetine yerin altını üstüne getirmiyor herhalde.
Çocuklar gördüm, anası-babasının mezarı başında ağlayan. Bulgar bir anne gördüm, çocuğunun cesedini bile bulamadığı enkaz yerinde yonca toplayan. Ve bir dede! Torununun ruhuna Fatiha yollayan.
Dillerde aynı dua: 'Rabb'im aynı acıyı bize tekrar tattırma!'
n.hazar@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
24/
07/
2001...
Piyasaları rahatlatamayan yazı!
02/
08/
2001...
Karadeniz'in öte yanı
04/
08/
2001...
Ört ki ölem!
06/
08/
2001...
Medya ya da günlük dayak dozumuz
07/
08/
2001...
Duvardaki Türkiye!
09/
08/
2001...
Hırsızlar ve hamallar
10/
08/
2001...
Hırsızlar ve hamallar
11/
08/
2001...
Geyik–CELL
14/
08/
2001...
Sanat ve incelik
16/
08/
2001...
Yak bir parti AK olsun!
|