GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

20/08/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Girişim

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



EKONOMİ 


Kriz sağduyuyu yedi

Yabancılar artık analize değil konjonktüre bakıyorlar. "5 ay önce Başbakan Ecevit'in akşam yemeğinde ne yediğini bilen yabancı yatırım uzmanları Türkiye'nin en önemli rakamlarını bilemez halde. Çünkü onlarda beş aydır sürü psikolojisiyle Türkiye'ye bakmaz hale gelmişler."

Türkiye'nin bir türlü krizi atlatamaması psikolojik gerginlik yaratıyor. Bir türlü sağlanamayan güven IMF desteğine rağmen dış yatırımcıları oldukça ucuz kalan IMKB hisselerine çekemiyor ve beklenen tetiklemeyi sağlamıyor.

Konu ile ilgili olarak görüşlerini aldığımız Türkiye'nin en büyük aracı kurumlarından Global Menkul Değerler Araştırma Uzmanı Kaan Çevik, "Dış yatırımcılar da artık matematikle değil, sürü psikolojisiyle hareket ediyorlar." dedi.

Kaan Çevik, borsalara ve hemen hemen bütün sermaye pisalarına hakim sürü psikolojisinin dünyada da geçerli olduğunu hatırlatarak şöyle konuştu: "Avrupa'da Londra, New York ve Honk Kong gibi piyasalara yön veren karar mekanizmalarında çalışan finans ve analiz aktörleri hemen hemen aynı yerde yemek yiyorlar, aynı yerden su içiyorlar ve hemen hemen aynı siyaseti konuşuyorlar, muhabbeti yapıyorlar. Gündemi devamlı konuşan insanlar, birbirlerinden çok etkilenen insanlar. Sonuçta 650—700 tane şirketten bahsediyoruz ve bunların içerisinde çalışan belki 5 altı yüz tane insandan bahsediyoruz. Şimdi gerçekten çok yüksek matematik yaparak yatırım kararı almıyorlar. Psikolojileri, birbirlerinin ne düşündüğü çok önemli. Birbirlerine bakarlarken de aralarında rüştünü ispatlamış olanlara daha çok bakıyorlar." dedi.

İkna etmeye çalışıyoruz

Çevik, genelde kendilerinin de ikna etmeye çalıştığı bu kişilerin fikirlerini değiştirmeye çalıştıklarını belirtti. Ciddi miktarda telefon trafiği yapmaya başladıklarını ve al tavsiyesini ağustos ayında verdiklerini hatırlatan Çevik, "Bu onları ciddi miktarda şaşırttı. Çünkü ağustos ayında finans sektörü tatil yapardı bütün dünyada, uzmanlar ofislerine gelmezler. Gelenler şortla gelir, yarı zamanlı gelir. Çok ciddi kararlar vermezler. Bizim bunu yapma sebebimiz biz bunu konjonktürü uygun gördük. İkincisi iknanın zaman alacağı bir durum bu. Çünkü Türkiye batma noktasındayken biz hayır bu iş olacak diyoruz. Bu bir günde olacak bir iş değil. Planımız önce bunu uzaktan görüşerek, analizlerimizi göndererek Türkiye'ye bakmalarını sağlamak." dedi.

Londra'da, New York'ta uzmanların Türkiye'ye dört beş aydır bakmayı bıraktıklarını ve Türkiye hakkında rakamlardan bahsetmediklerini anlatan Çevik şöyle konuştu: "Yani ben aradığım zaman bundan beş ay önce Ecevit'in hafta sonu ne yemek yediğini bilen insanlar Türkiye'nin en önemli rakamlarını bilemez haldeydi. Bu bize şunu gösterdi. Türkiye'yi gerçekten gözden çıkarmışlardı bu insanlar. Bizim yaptığımız şu oldu. Analizlerimizi ortaya koyduk ve önce dedik ki, duygusallığı bırakın analiz yapmaya başlayın. Yani rakamlara bakın. Şimdi rakamları okutuyoruz bu insanlara, belli bir noktada da piyasanın da bize yardımıyla, faizlerin yardımıyla belli bir noktada bunları ikna etme kabiliyetine sahip olacağız."

Tetik lazım

Borsayı bir şeyin tetiklemesi gerektiğinin altını çizen Çevik, Euro bono piyasasına geçenlerde 70 milyon dolar kurumsal para geldiğini, bunun Euro bonoları 72 liradan 77 liraya çıkarttığını hatırlatarak o kağıtların normalde böyle 70 milyon dolar gibi dünya ölçeğinde küçük bir rakamla hareket etmeyeceğini söyledi. Aynı beklentiyi TL enstrümanlarında yaşamanın mümkün olduğunu ifade eden Kaan Çevik, borsaya bugün 30—40 milyon dolarlık yeni para, kurumsal para geldiği noktada bile ciddi bir tetikleme olabileceğini düşündüklerini sözlerine ekledi.

Bir yabancı gözüyle borsamız

Türkiye'de borsamızın derinliğinin olmayışı da yabancıların gözünü korkutan bir diğer etken. Dolar bazında alım satım yaptığı için krizlerden fazla etkilenmemesi gereken Turcas Petrol AŞ'nin geçen yıl 40 bin liradan 5 bin liraya kadar düşmesi de bunun bir örneği. Turcas Genel Müdürü Alistair W. Clark'a göre bu durum anlaşılır gibi değil. Clark şöyle diyor: "Geçen sene 40 bindi bu sene 5 bine aldığımı hatırlıyorum. Şirket aynı şirket. Şu anda çok ucuz. Ben de anlamıyorum niye bu kadar çizgi dışı hareket ediyor borsa. Çılgınca hareket ediyor. Sanırım Türkiye'de kumarhaneleri kapatan devlet borsayı unutmuş.




ARJANTİN kaygan durumda

Arjantinli yetkililer, Washington'da sekizinci tur görüşmeleri yaparken, IMF'nin ne zaman ve ne kadar yardım yapacağı belirsizliğini koruyor.

Cuma günü mali yardımın kesinleşmemesi sonucu, Güney Amerika borsaları büyük oranlı düşüş yaşadılar.

IMF ile görüşmeleri sürdüren Arjantin Maliye Bakanı Daniel Marx, görüşmelerde ABD'nin tutumunu "yapıcı ve destekçi" olarak değerlendirdi. Marx, görüşmelerin birkaç gün daha sürmesini beklediğini belirtti.

Analistler ise Arjantin medyasının, 6 ile 9 milyar dolar olarak tahmin edilen yardımın miktarını 15 milyar dolar şeklindeki haberlerle abartmakla suçluyorlar.

Öte yandan, ABD Hazine Bakanı Paul O'Neil, Arjantin'in "çok kaygan bir durumda" olduğu uyarısında bulundu ve ABD'nin, "istikrarlı bir Arjantin" yaratmak için gayret gösterdiğini açıkladı.

O'Neil, CNN Televizyonu'na verdiği mülakatta, Arjantin'in ekonomisini kurtarmak için, şimdiye kadar 41 milyar dolarlık yardım yapmalarına karşın, Arjantin'in halen kaygan durumda olduğunu vurguladı.




Sahibinden ‘Satılık fabrika

Prometheus Danışmanlık Genel Müdürü Yücel Atış, kriz sebebiyle bugüne kadar 16 firmanın, yabancı ortağa satış talebiyle kendilerine başvurduğunu söyledi.

Son 6 aydır kriz yüzünden şirket birleşme ve satışlarında artış yaşandığını belirten Prometheus Danışmanlık Genel Müdürü Yücel Atış, "İnsanlar planlarını sürekli olarak büyümeye göre yapmışlardı. Ancak uçak yükselmişken çakıldık. Özellikle yaza kadar dayanan şirketler sonbaharı görememe riski ile karşı karşıya. Şu anda bizim elimizde satılmayı bekleyen 16 firma var. Satışa çıkan toplam fabrika ve şirket sayısı ise en azından yüzü bulur." dedi.

Eskiden ülkemizde bankaların, mali krize giren firmaları satın alarak bünyelerinde erittiklerini vurgulayan Yücel Atış, "Ancak bu son dönemde bankalar da kredi borcu olan firmaları kendileri almaktan ziyade onları yabancılara satmaya çalışıyorlar." şeklinde konuştu.

Yüzlerce şirket satılık

Şirket birleşmeleri konusunda yerli, yabancı pek çok şirkete danışmanlık hizmetleri veren ve Amerika, Avusturya, Hollanda, Yunanistan, Dubai gibi ülkelerde stratejik ortaklıkları bulunan Prometheus Danışmanlık'ın satış portföyünde halen 16 büyük şirket bulunuyor. Kriz yüzünden her hafta yeni başvuru aldıklarını kaydeden Prometheus Danışmanlık Genel Müdürü Yücel Atış, "Kriz ülkemizdeki pek çok sektörü derinden etkiledi. Elimizde tekstilden otomotiv yan sanayiine, beyaz eşyadan gıdaya kadar pek çok firma var. Hatta turizmdeki hareketliliğe rağmen turistik tatil köyünü satmayı düşünen firmalar bile var. İstanbul'dan, İzmir ve Bursa'ya kadar farklı illerdeki bu firmaların büyüklükleri ise 2 ile 150 milyon dolar arasında değişiyor.

Özellikle Avrupalı firmaların Türkiye'ye büyük ilgi gösterdiğini kaydeden Genel Müdür Yücel Atış, "Bizi ucuza kapatacaklar endişesi, bana göre yanlış. Çünkü yabancı ortak arayanlar, zaten bizim firmalarımız. Ve bu şirketleri bir şekilde yeniden ekonomiye kazandırmamız lazım. Özellikle işsizliği önlemek için bu çok önemli." şeklinde konuştu.

İsrailliler de talip

Yabancıların da Türk firmaları ile önce ortaklık konusunu incelediklerini belirten Atış, "Böylece Türk firmaları da yurtdışına direkt olarak açılmış olacaklar." dedi. Atış, bazı sanayicilerin ise ortaklıktan ziyade şirketi satmayı düşündüğünü hatta iki firma sahibinin bir an önce şirketi satıp Amerika'da yeni bir hayata başlamayı planladığını söyledi.

Amerikalı firmaların Türk şirketlerine halen yeterince ilgi göstermediğini belirten Yücel Atış, İsrail firmalarının ise teknoloji ve tarım alanında işbirliğine açık olduklarını söyledi. Yücel Atış, Prometheus olarak bu ay sonuna kadar iki şirketin satış işlemlerini tamamlamayı umduklarını söyledi. (Aydın Haskebabçı/ Ekonomi Servisi)




Şirketler tek tek kapanıyor

Devlet İstatistik Enstitüsü, geçen yılın temmuz ayına oranla bu sene kurulan şirket sayısı azalırken pek çoğunu, da kapandığını açıkladı.

Devlet İstatistik Enstitüsünün yaptığı araştırmaya göre, geçtigimiz yılın temmuz ayına oranla bu sene az sayıda şirket, kooperatif ve firma açılırken, fazla sayıda ise kapandığı belirtildi.

Devlet İstatistik Enstitüsü'nden alınan bilgiye göre, yeni açılan şirket ve kooparatiflerin sayısı 2000 yılı temmuz ayında 2 bin 755 iken, bu sayı 2001 yılı temmuz ayında 2 bin 104 adet şirket açılarak eksi yüzde 24 oranında düşüş gösterdiği açıklandı. Yine 2000 yılı temmuz ayında 1730 firma açılırken, 2001 senesi temmuz ayında bu rakam 1325 olarak eksi yüzde 23 oranında düşüş gösterdi.

Kapanan şirketler kapsamında şirketler ve kooperatifler firmalara nazaran daha fazla olması dikkat çekti. Kapanan şirketler ve kooperatifler geçtiğimiz senenin temmuz ayında 165 olarak gerçekleşirken, bu yılın temmuz ayında ise 225 olarak yüzde 37 oranında yükseliş göstermesi ekonomik krizin etkisini ortaya çıkardı. Firmalarda ise bu rakamın yüzde 20 olarak gerçekleşerek 813'den 972'ye yükseldiği ifade edildi.

Geçtiğimiz temmuz ayında kapanan 972 firmanın 699'u toptan ve perakende ticaret; motosiklet ve motorlu araçlar ile kişisel eşyalar ve ev eşyalarının onarımı, 68'i imalat, 61'i inşaat, 44'ü gayrimenkul, kiralama ve iş faaliyetleri, 32'si ulaştırma, depolama ve haberleşme, 24'ü mali—aracı kuruluş faaliyetleri, 19'u otel ve lokantalar, 8'i tarım, avcılık ve ormancılık, 7'si diğer sosyal, toplumsal ve kişisel hizmet faaliyetleri, 4'ü madencilik ve taş ocakçılığı, 4'ü sağlık işleri ve sosyal hizmetler, 2'sı eğitim sektöründe olduğu açıklandı.




Her 1 dolar, 1 fabrika kapatıyor

Liraya güven eylemi Türk halkının ekonomi yönetiminden, hükümetten medet ummayı bırakıp, kendi güvenini sağlaması gerektiği görüşünü savunan ATO Başkanı Aygün, "Türk Lirası'nın iade-i itibarına yönelik eylem ve tutum içerisine hep birlikte girersek Türk halkının kendi özgüvenini kazanmasını sağlayabiliriz." dedi.

Açıklamasında, 15 Eylül'de ATO'da 300 sivil toplum örgütünün bir araya geleceği 2. Sivil Toplum Kurultayı'nın yapılacağını hatırlatan Aygün, kurultayda, "Ekonomiye ve TL'ye İtibar" konulu tek gündem maddesiyle toplanmasını önereceklerini belirterek, "Buradan çıkaracağımız eylem planını yurt sathında hayata geçirerek sivil güçlerin inisiyatif almasını sağlayacağız." dedi.

Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün, "Cepte taşınan her 1 dolar, bir fabrikanın kapanmasına, 100 kişinin daha işsiz kalmasına hizmet ediyor." dedi. Aygün, yaptığı yazılı açıklamada, ekonomi yönetiminin doları maşa gibi kullanıp, halkın ateşle oynamasına göz yumduğunu ileri sürerek, Türk Lirası'na itibarını yeniden kazandırmak için halka büyük görev düştüğünü kaydetti.

Türkiye'nin, 8 ay önce 78,5 katrilyon lira olan dış borcunun devalüasyon nedeniyle 173 katrilyon liraya ulaştığını ifade eden Aygün, aynı dönemde 2 yıl süreyle çalışıp ödenebilecek, vergilerle kapatılabilecek borcun, şimdi 5 yıl çalışılıp, vergi ödeyerek ancak kapanabilecek durumda olduğunu vurguladı. Aygün, açıklamasına şöyle devam etti:

"Dolar tutkusu ve spekülatif kazanç eğilimi yüzünden vergilerimizi 5 yıl süreyle yabancı ülkelere ipotek ettik. Çocuklarımızın yarınlarını IMF ve Dünya Bankası'nın dayattığı sihirli formüllere ihale ettik. Bilinmelidir ki, cepte taşınan her 100 dolar, dolar kurulunun 100 bin lira, dış borcumuzun 12 katrilyon lira (8 milyar dolar) artmasına neden oluyor. Bir günde yaşanan dolar depremi, 2,3 milyar dolarlık bir yıkıma ve 40 bin kişinin hayatını kaybetmesine neden olan Marmara depreminden 4 kat daha büyük hasar veriyor."

Liraya güven eylemi

Türk halkının ekonomi yönetiminden, hükümetten medet ummayı bırakıp, kendi güvenini sağlaması gerektiği görüşünü savunan ATO Başkanı Aygün, "Türk Lirası'nın iade-i itibarına yönelik eylem ve tutum içerisine hep birlikte girersek Türk halkının kendi özgüvenini kazanmasını sağlayabiliriz." dedi. Açıklamasında, 15 Eylül'de ATO'da 300 sivil toplum örgütünün bir araya geleceği 2. Sivil Toplum Kurultayı'nın yapılacağını hatırlatan Aygün, kurultayda, "Ekonomiye ve TL'ye İtibar" konulu tek gündem maddesiyle toplanmasını önereceklerini belirterek, "Buradan çıkaracağımız eylem planını yurt sathında hayata geçirerek sivil güçlerin inisiyatif almasını sağlayacağız." dedi.




Devlet Bakanı Mirzaoğlu: PETLAS kapanmayacak

Devlet Bakanı Ramazan Mirzaoğlu, Petlas'ın, Kırşehir'in tüten tek bacası olduğunu belirterek, "Biz, Petlas kapansın diye bir şey düşünmüyoruz. Kredinin sağlanmasını ve tam kapasiteyle çalışmasını istiyoruz." dedi.

Mirzaoğlu, Kaman Meteoroloji Müdürlüğü hizmet binasının temel atma töreninde yaptığı konuşmada, Kırşehir'in bir tahıl ambarı olduğunu, ancak bu yıl yaşanan kuraklık nedeniyle çiftçilerin zor günler geçirdiğini kaydetti. Mirzaoğlu, Kırşehir'in tek tüten bacasının Petlas olduğunu ve yaşanan kriz nedeniyle bu kuruluşun zor günler geçirdiğini, Petlas ile ilgili sorunları da Bakanlar Kurulu'nda dile getirdiğini söyledi.

Bir gazetecinin Kombassan Holding'e ilişkin bir sorusunu da Mirzaoğlu, "Ben hakim veya örgüt değilim. Özel bir şirketin iç yapısını bilemem. Petlas özelleştikten sonra 2 yıl içinde 30 milyon dolarlık yatırım yapılması gerekiyordu. Ama buraya yapılan yatırım 3 milyon dolarda kaldı. Fabrikanın yenilenmesi ve tam kapasite ile çalışması durmuştur. İşten çıkarılan birçok işçi ise devlet tarafından çeşitli kuruluşlara yerleştirilmiştir. Biz Petlas kapansın diye bir şey düşünmüyoruz. Devlet Bakanlığı'na Petlas ile ilgili raporları ilettik, kredinin sağlanması ve tam kapasiteyle çalışmasını istiyoruz." şeklinde cevapladı.

Devlet Bakanı Mirzaoğlu, Kemal Derviş'le kendisi arasında herhangi bir polemik bulunmadığını belirterek "Bunlar uydurma haberlerdir. Pazartesi günü kendisi ile görüşeceğim." diye yanıtladı.




TOBB Başkanı: Sermayenin rengi olmaz

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, son günlerde yeniden tartışılmaya başlanan yeşil sermaye konusundaki soruları cevaplarken, "Sermayenin yeşili, kırmızısı, şusu, busu diye bir şey olmaz. Bu tür işler ülkeye yarar getirmez." dedi.

Doğum yeri olan Kayseri'ye yaptığı ziyaret esnasında gazetemize yaptığı açıklamada Türkiye'nin yabancı sermaye gelmesi için büyük çabalar sarf ettiğini, ancak gelen yabancı sermayeden daha fazla Türk sermayesinin yurtdışına yatırım için çıktığını kaydetti. Hisarcıklıoğlu, "Yabancı sermayeye ihtiyaç var deniyor. Yabancı sermaye gelsin diye çaba sarf ediliyor ama yerli sermaye dışarıya gidiyor." dedi.

Almanya'daki Türk işçilerinin 100 milyar mark civarında kaynağının bulunduğunu söyleyen Hisarcıklıoğlu, devletin bir kanun ve düzenlemeyle bu kaynakları Türkiye'ye çekmesi gerektiğini söyledi. Hisarcıklıoğlu, "Bu konuda devletimiz çok geç kaldı." dedi. Abdülmecit Avşar/Ersan Temizel/KAYSERİ (cha)




Hızlı tren projesi yeniden

Sürat trenleri alımına başlandı. Ulaştırma Bakanlığı'nın öncelikli projeleri arasında yer alan ve Ankara-İstanbul mevcut demiryolunun modernizasyonu ve bu hat üzerinde hizmet verecek olan sürat trenleri teminine yönelik proje çalışmalarına yeniden hız verildi.

Toplam 576 kilometre uzunluğunda olacak Ankara-İstanbul mevcut demiryolu rehabilitasyonu iki aşamalı olarak gerçekleştirilecek. Trenle ulaşımı iki büyük kent arasında 4 saate indirecek olan demiryolu üzerinde hizmet verecek olan sürat trenlerinin teminine ilişkin Demiryolları Genel Müdürlüğü'nün gündemine aldığı 5 adet yatar gövdeli hızlı trenlerle, demiryolu ulaşımı önemli ölçüde rahatlayacak.




1 puan kayıp 500 trilyon lira

Enerjideki yeni hedef; kaçak ve kayıpları önlemek. Enerji alanında sonbaharı beklemeden yeni kararlar alacaklarını belirten Enerji Bakanı Zeki Çakan, kayıp kaçak oranı bir puan düşürüldüğünde 500 trilyon kazanç elde edildiğini vurguladı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Zeki Çakan, enerjiyi boşlukta bırakmalarının söz konusu olmadığını söyledi.

Çakan, bakanlığı ile ilgili incelemelerde bulunmak üzere geldiği Zonguldak'ta soruları cevapladı. Türkiye'nin, enerji konusunda, geleceğe dönük hazırlıksız yakalanma ve elektriksiz kalma tehlikelerinin ortaya çıktığını ifade eden Çakan, şunları kaydetti:

"Varsayımlar üzerine hareket edemeyiz. Türkiye'nin elektrik politikalarını netleştirmek... Olursa olur, olmazsa olmaz diyemeyiz ki... Her halükarda enerjimizi garanti altına alma mecburiyetindeyiz. Şu anda, termik santrallar için 1,2 milyar dolar rehabilitasyon kaynağı lazım. O zaman rehabilitasyonu başlatmalıyız. Hazine, işletme hakkı devrinde 1 milyar 75 milyon dolar para alacak, 8 milyon dolar da dağıtım işletme haklarından para alacak. Bunlar olmadığı takdirde, o zaman devlet olarak biz karşılayacağız."

Dağıtım işletme haklarını Hazine garantisi olmadan yapacak işletmelerin bulunduğunu ifade eden Çakan, şöyle devam etti: "Hazine garantisi almadan bu işlere girmek isteyenler de var. Bu firmaları teker teker çağıracağım. Sen dağıtım işletme hakkını istiyorsan sana hemen garanti veremeyiz. Ama sen, kayıp kaçak oranlarını yıllara göre düşürürsen, dolayısıyla bu konuyla ilgili şartlar gereği KDV oranının yüzde 1'ini ödeyeceksin."

Türkiye'deki kayıp ve kaçak oranlarının 1 puan düşürülmesi halinde 500 trilyon liralık kazanç sağlanacağını bildiren Çakan, kayıp ve kaçak oranları açısından bölgelere göre ayrı ayrı hedefler belirlediklerini vurguladı. Bakan Çakan, yıl sonunda kayıp ve kaçak oranının kaç puan düşeceğini göreceklerini de söyledi.




HAZİNE'den halka arz

Hazine Müsteşarlığı'nın 20, 21 ve 22 Ağustos tarihlerinde yapacağı halka arza aracılık edecek bankalar ve aracı kurumlar belirlendi. Hazine, söz konusu tarihlerde dolara endeksli 1 yıl vadeli devlet tahvili ile 58 gün vadeli Hazine bonosu satacak.

Hazine Müsteşarlığı tarafından, 20, 21 ve 22 Ağustos tarihlerinde yapılacak halka arzla, dolara endeksli 1 yıl vadeli devlet tahvili ile 58 gün vadeli Hazine bonosu satılacak.

Satışı yapılacak devlet tahvilleri ve hazine bonoları, açıklanan bankalar ve aracı kurumlardan temin edilebilecek.

Hazine Müsteşarlığı, aynı tarihlerde yine halka arz yolu ile 58 gün vadeli bono da satacak.

Hazine'nin 58 gün vadeli senetlerinin valör tarihi 20 Ağustos pazartesi günü, itfa tarihi 17 Ekim 2001 olarak belirlendi. Senetlerin dönem faizi yüzde 11, yıllık basit faizi yüzde 69 ve yıllık bileşik faizi de yüzde 92.5 olarak belirlendi.

TL cinsinden bonolar en düşük 50 milyon ve katları tutarındaki küpürler halinde satılacak.

50 milyon TL nominal değerli senedin satış fiyatı, 20.8.2001 Pazartesi günü için 45 milyon 45 bin, 21.8.2001 Salı günü için 45 milyon 122 bin, 22.8.2001 Çarşamba günü için 45 milyon 199 bin 500 TL olacak.



| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.