Bilim adamları fay hattına mı sıkışıyor?
Bir daha hiç kimsenin yaşamak istemediği ve yaşanmamasını temenni ettiğimiz 1999 depremlerinin üzerinden tam iki yıl geçti. Geçen bu süre bazılarımız için göz açıp kapayıncaya kadar çabuk geçti. Ancak depremle, oğlunu-kızını, eşini-dostunu, annesini-babasını, evini barkını kaybeden insanlar için de bu süre o kadar hızlı mı geçti dersiniz? Hiç zannetmiyorum. Onlar için bu iki sene iki asırdan farksızdı adeta.
Deprem sonrası yaralar sarılmaya çalışıldı, binalar yeniden yapıldı, bazıları ise sağlamlaştırıldı... Ancak bu hiçbir zaman dışarıdan bakanların gördüğü gibi olmadı. İçinde bulunmadan o sıkıntıları, her gün tazelenen acıları duymadan onu ve onları anlamak mümkün değildi.
Bu arada depremle beraber başlayan ve bir sonraki depremle ilgili kehanetler şiddet dozunu artırarak devam etti. Sismostarlar her gün yeni sismobalonlar üretti. 'Deprem öldürmez binalar öldürür' doğru sözü depremi yaşayanlar için çok şey ifade ediyordu; ancak her gün deprem tellallığı yapan bu bilim adamlarının borazancılığı insanlara 'deprem değil bu sözler bizi öldürüyor'a dönüştü. Derken ikinci yıldönümünde depremi ve depremzedeleri hatırlamaya başladık.
Gerçi çalışmalarını aralıksız sürdürenler de vardı. Bunların başında İstanbul Büyükşehir Belediyesi bulunuyordu. Geçtiğimiz günlerde bu kurum tarafından akıl almaz bir hızla yapılarak gününde teslim edilen, depremde önemli görevleri üstlenecek bir binanın açılışına şahit oluyorduk.
Kağıthane'de İSKİ tarafından inşa edilen İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Yönetim Merkezi depremin yıldönümünde görkemli ve anlamlı bir törenle açılıyordu.
Bu merkez, personeliyle, ekipmanlarıyla, araç ve teçhizatlarıyla 24 saat açık olacak ve deprem anında birimler arasında koordinasyon, sevk ve idare gibi çok fonksiyonlu bir görev üstlenecek.
Yetkililer, Vali Erol Çakır'ın Türkiye'nin en büyük ve dünyanın en modern Afet Yönetim Merkezi olan binanın yapımını gerçekleştiren İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne olan övgüsünü gerçekten hak ediyorlardı.
Açılıştan sonra bu merkezde bir basın toplantısı yapan İstanbul Valisi Erol Çakır'a jeolojiyi bilen; ancak işin sosyolojik ve psikolojik boyutunu hesaplamadan bilim adamları tarafından yapılan açıklamaların insanımızı hasta ettiğini, Deprem Konseyi başkanı herhangi bir beyanatta bulunmazken, birilerinin sürekli halkı heyecana sevk ettiğini, bu güzel organizede açıklamaları yapacak bir temsilcinin olup olmayacağını sordum. Vali Çakır bilim adamlarının depremle ilgili farklı görüşlerinin her şeye rağmen olumlu olduğunu; ancak bu bilim adamlarımızın fay hattına sıkışıp kaldıklarını belirterek toplum hassasiyetlerini unuttuklarını vurguluyordu.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Gürtuna ise bu Afet Yönetim Merkezi'nin sadece deprem esnasında değil sürekli 24 saat faaliyet göstereceğini belirterek deprem konusunda tetikte ve hazır olduğunu belirtiyordu.
Aslında şöyle bir etrafa bakıldığında belediyeler dışında depremle ilgili hazırlık yapan kamu kuruluşu neredeyse yok gibi. Oysa toplanan trilyonlarca yardım vardı ve hâlâ deprem vergisi alınıyor. Ve biriken bu paraların nereye gittiği ile alakalı sorular cevapsız kalıyor. Diğer taraftan on milyonlarca insanımız riskli bölgede yaşamaya devam ediyor.
Sözün özü; bilim adamları halkın beden sağlıklarının yanında ruh sağlıklarını da dikkate alsalar, bütün kamu kurum ve kuruluşları seferber olarak depreme her türlü hazırlığı tamamlasalar, toplanan yardımlar şeffaf bir şekilde değerlendirilse ve depremzede kardeşlerimiz sadece yıldönümlerinde değil her zaman ve zeminde hatırlansa daha iyi olmaz mı?
Bağ-Kur'dan AÇIKLAMALAR
Üyelerinin problemlerinne ilişkin yazımız üzerine Bağ-Kur Genel Müdürü Av. Ferhan Kaptan konuyla ilgili yazılı bir açıklama yaptı.
Genel Müdür Ferhan Kaptan'ın açıklamaları şöyle:
l Arif Bakkaloğlu'nun emeklilikle ilgili durumu Manisa İl Müdürlüğümüz nezdinde incelenmiş ve ilgilinin 2.7. 2001 tarihli aylık talebinin geçerli olduğu tespit edilerek, tarafına 1.8.2001 tarihinden geçerli olmak üzere aylık bağlanması gerektiği anlaşılmıştır.
l Ünal Kocabaş'a ait dilekçe incelenmiştir. Kurumumuza prim ödeyerek geçirdiği hizmet süreleri (5426 gün) dikkate alınarak sigortalımız Ünal Kocabaş'a 26.07.1996 tarihli talebine istinaden 1.08.1996 tarihinden başlamak üzere 6'ncı gelir basamağının % 61'i oranında yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşılmıştır. Bağlanan bu aylığın % 10 oranında 9.078.610 TL. sağlık sigortası primi kesildikten sonra ayda (5.850.000.TL.) sosyal yardım zammı ile birlikte tarafına 87.557.486 TL. olarak ödenmekte olan yaşlılık aylığında herhangi bir yanlışlık bulunmamaktadır.
|