GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

20/08/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Girişim

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



Bülent KORUCU

Manzara

Merkez'de kavak yelleri

Kamuoyu, 'Kırmızı Kitap'ı Mesut Yılmaz sayesinde öğrenmişti. Çiçeği burnunda DYP Genel Başkanı ve Başbakan Tansu Çiller, bir yandan liderler turu atarken, diğer yandan da bazı demokratik açılımlardan dem vuruyordu.

12 Temmuz 1993'te Yılmaz'la görüşen Çiller, "Bunları önce MGK'da konuş, devletin temel siyaset belgelerine bak. Sonra bize gel." diye özetlenebilecek bir cevapla karşılaşmıştı.

Çiller'in sırdaşı köşe yazarları görüşme tutanaklarını deşifre edince, ufak çaplı siyasi sarsıntılar yaşanmıştı. "Ülke, aleni olmayan 'gölge anayasa' ile idare ediliyor" feveranları kısa sürede durulmuş, her zamanki gibi 'reel politik' son sözü söylemişti.

O günlerde Çiller'e 'Bu kavak yelleri başına iş açar' diye nasihat eden Yılmaz'ı zor bir imtihan bekliyor. Yarın Milli Güvenlik Kurulu toplanıyor. ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz'ın başlattığı 'ulusal güvenlik' tartışmasına son nokta konacak. Genelkurmay Başkanlığı ile Başbakan Yardımcısı'nın arasındaki polemik sonrasında taraflar ilk kez bir araya geliyorlar.

Başlangıçta "Bu konunun yeri MGK'dır, neden orada değil de farklı zeminlerde konuşuluyor." havası esmişti. Şimdilerde ise taraflar gündeme getirmesin, yeni bir tartışma ve gerginlik oluşmasın temennileri çoğunlukta. Bu aşamadan sonra hiçbir şey yaşanmamış gibi davranmak olamaz. Ayrıca bu doğru da değil. Onur ve demokrasi kavramlarını da içine alan tartışmanın küllenmesi değil, ayrıntılarıyla ele alınması gerekiyor.

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve Başbakan Bülent Ecevit'in 'konu kapansın' açıklamalarına rağmen, tartışmanın bir şekilde gündeme gelmesi kaçınılmaz görünüyor. Meclis'in eylülde olağanüstü toplanıp, anayasa değişikliklerini görüşeceğine dikkat çeken Yılmaz, bu bağlamda konuyu gündeme getirebileceğini belirtti.

MGK'daki gerginliğin ülkeye zarar vereceğini düşünenler haklılar. Ancak karşılıklı açıklamalarda söylenmeyen ne kaldı ki? Duygusal tepkiler bittiğine göre, teknik tartışmalarla, demokrasinin yerleşmesi adına mesafe kat edilme şansı yakalanabilir. Medeni insanlar ve çağdaş kurumlar basın aracılığı ile atış yapmaz, aynı masa etrafında uzlaşma ararlar.

Yılmaz'ın açıklamaları da, askerin cevabı da görmezden gelinemeyecek, ciddi iddialar. Başı kuma gömmenin ne faydası olacak?

MERKEZDE NELER OLUYOR?

Tartışmalar 'ulusal güvenlik' üst başlığı ile sürdürülse de, asıl kavga siyaset alanının daraltılması ve mevcut alanın paylaşılmasından kaynaklanıyor. 1982 Anayasası ile çok dar tutulan ve 28 Şubat müdahalesiyle iyice sınırlanan siyaset alanı, iç etkenlerle değil, dış zorlamalarla genişletilmeye çalışılıyor. Avrupa Birliği ve Ulusal Program'a yapılan referansların sıklığı da bunu ispatlıyor. Siyaset alanının genişlemesine katkı yapan sivil aktörler, var olan alanı kullanma şanslarını artıracaklar. Yılmaz'ı çıkış yapmaya zorlayan etkenlerden biri de bu olmalı. Baraj korkusuna, şu anda tabelasını asanlar ve zamanlamasını ayarlamaya çalışanlarla birlikte merkeze göz dikenler de eklendi.

Seçimin yakınlaşması ile yarış kızışacak. Tayyip Erdoğan liderliğinde kurulan AK PARTİ'nin gözü bu boşlukta. Yeni parti, tabandaki rüzgarı nispetinde beklenen büyük kucaklaşmayı henüz gerçekleştiremedi. O yöne meyledenlerin setle karşılaştıklarını; hatta acele edip gidenlerin (Meral Akşener) apar topar döndürüldüğünü söyleyebiliriz.

İçişleri eski Bakanı Sadettin Tantan ile ANAP ve DYP'den bazı isimlerin de hazırlık yaptığı gözleniyor. İlhan Kesici'nin gönlünde aynı aslan yatıyor. Bazıları ısrarla 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile isimlerini yan yana yazsalar da, Kesici'nin bu yakınlıktan, yarardan çok zarar göreceğini bilmesi gerekiyor. Başbakanı, TÜSİAD seçse alternatifsiz görülen Kemal Derviş son noktada bir partiye eklemlenebilir. Her partinin kazanmak isteyeceği; ama dizginleyemeyeceği endişesiyle uzak durduğu Melih Gökçek, nabzı yanlış okumasının faturasını ödüyor. Demirel'in de gözü kapıda. MHP son kongresinde yaptığı tüzük değişiklikleri ve yeni söylemi ile merkezi hedeflediğini açıklamıştı.

Daha demokrat ve siyaseti katılıma açanın kazanacağı bir yarış bekliyor bizi. İnşaallah yanılmayız.


b.korucu@zaman.com.tr


@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @



Yazarımızın en son yazıları

14/ 05/ 2001... Süt anne ve biberon
21/ 05/ 2001... İtalya seçimlerinden bize dersler
28/ 05/ 2001... Toplum sivil de kanunlar değil
04/ 06/ 2001... Çek bir RTÜK, despot olsun!
11/ 06/ 2001... Aktörler ve ekoller
25/ 06/ 2001... Anayasal yargıya eleştiriler
09/ 07/ 2001... Belediyeleri sancı tuttu
16/ 07/ 2001... Anadolu'nun gözü yeni siyasette
30/ 07/ 2001... Tayyip sorgucularının stratejik hatası
05/ 08/ 2001... Özal'ı aradı gözlerimiz


| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.