GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

20/08/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Girişim

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



Etyen MAHÇUPYAN

MGK niçin milli?

Milli Güvenlik Kurulu oluşturulurken niye öz Türkçe olan 'ulusal' kelimesi değil de 'milli' kullanılmış acaba? Cumhuriyete daha uygun olan 'ulusal' varken, Osmanlıyı çağrıştıran 'milli'nin tercih edilmesinin nedeni ne olabilir?

Doğrusu bu kararın tarihsel macerasını bilmiyorum; ama açık olan şey şu ki 'ulusal' kelimesi 'milli'nin nüanslarına sahip değil. Ulusal ulusa ait olana gönderme yapıyor; ama milli sanki çok daha derin bir anlama sahip. Ulusal kelimesini örneğin bir istatistikte kullanabilirsiniz. Yaşamakta olan insanlara ait gözlemlerinizi bu kelimeyle ifade edebilirsiniz. Ama bir an düşündüğünüzde geçici ve yüzeysel olandan söz ettiğinizi de farkedersiniz. Oysa milli kavramı öyle değildir. 'Milli değerler' gelip geçici olmayan, ezeli ve ebedi nitelikleri akla getirirler.

Ancak kim bu değerlerin hiçbir zaman değişmeyeceğinden emin olabilir ki? Böylesine hızla değişen bir dünyada ve nesiller sayesinde sürekli yenilenen bir toplumda, 'milli' bir değerin var olma olasılığı nedir? Gerçek hayat bizim 'milli' olana yaptığımız tüm atıfları boşa çıkaran bir dinamizm gösterir. Bu herhangi bir toplumun 'ulusal' nitelikler sergilemesini engellemez; ama bu nitelikler ancak ve ancak yaşamakta olan toplumun somut gözleminden türetilebilir. Dolayısıyla eğer ırk ve kan temeline dayanan bir bakışın temsilcisi değilseniz; ulusun veri bir olgu olmayıp, kendi çabanızla üretilecek ve korunacak bir varlık olduğunu keşfedersiniz. Bu durum ulus olmayı toplumsal enerjinin bir sonucu kılar ve belirli bir ulusa ait olmayı gurur verici bir konum haline getirir.

Milli olanın parçası olmanız için ise hiçbir şey yapmanız gerekmez. Sizde zaten hasleten var olan meziyetler sizi bir milletin parçası kılar. Millet size benzeyenlerin birlikteliğidir; size benzemeyenlerle birlikte kurulacak bir birliktelik değil...Söz konusu milletin hasletleri baştan belli olduğu için, sizin o niteliklere uyumunuz ne denli doğru bir 'üye' olduğunuzu da ortaya koyacaktır. Öte yandan milletin hasletleri ezeli ve ebedi olduğuna göre bunları tartışmaya açmanın hiçbir anlamı yoktur. Gereken tek şey bunları size hatırlatacak, yeni nesillere öğretecek bir eğitim sistemi; ve milleti ona ait olmayan özelliklerden koruyacak bir güvenlik sistemidir. Bu nedenle her iki sistem de muhakkak 'milli' olurlar.

Türkiye'de yaşananları ve yaşanamayanları ulusal/milli kelimelerinin içerdiği nüanslara indirgemek fazla basit gözükebilir. Ancak bu iki kelimenin temsil ettiği dünyalar arasında net bir zihniyet farklılığı yatmaktadır. Eğer demokratsanız, ulus olmayı bizatihi bir katılım süreci olarak tasavvur edersiniz. Kimsenin kendi başına doğru üretme meşruiyetine sahip olmadığı bir dünyada, 'ulus' bir toplumun kendi birlikteliğinin temellerini oluşturma macerasıdır. Ne var ki üzerinde uzlaşılan değerler sadece ona katılanları bağlar ve geleceğin değer sistemini ifade etmez. Bu nedenle demokratlık ulusu geleceğin belirsizliğine razı olarak, kendisini sürekli yenileyen bir olgu olarak tanımlar. Böyle bir toplumda güvenlik kavramı da değişkenlik gösterir ve geçici konsensüslere dayanır.

Buna karşılık otoriter zihniyet açısından 'millet' katılarak oluşacak değil, zaten oluşmuş olan bir varlıktır. Bizleri neredeyse anlamsız kılan bir tarihsel özne olarak algılandığı için de, millet için verilecek kararların gereksindiği tek şey 'millet bilgisidir'. Bu bilgiye sahip olanlar millet için millet adına tasarrufta bulunurlar. Böylece hangi talep ve tercihlerin bizim milletimize uygun olduğu da kendiliğinden en tepede belirlenmiş olur. Güvenlik kavramına gelince... Ya açıkça ırkçı nitelikler arzeder; ya da hayali bir milletin sadece öncelik sırası değişen hayali düşmanlardan korunmasıyla beslenir.


e.mahcupyan@zaman.com.tr


@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @



Yazarımızın en son yazıları

30/ 07/ 2001... Modern ahmaklıklar (1)
02/ 08/ 2001... Modern ahmaklıklar (2)
05/ 08/ 2001... Gerçek haymatloslar
06/ 08/ 2001... Modernistler ve demokrasi
09/ 08/ 2001... Laik kesimde kimlik krizi
10/ 08/ 2001... Laik kesimde kimlik krizi
12/ 08/ 2001... 'Kaliteli ötekiler' üzerine
13/ 08/ 2001... Gelelim ulusal güvenliğe
16/ 08/ 2001... Birkaç ayıklama
19/ 08/ 2001... Meselenin özü


| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.