Pembe, pembe, tozpembe!
Yazarkasacı Ahmet...Tankerci gem almaz Kazım... Ve, son olarak Zincirci Coşkun! Başbakanlığın önünü eylem alanı haline getiren üçlüden söz ediyorum...
Başbakanlığın bahçesindeki demirlere kendisini bağlayan Bursalı işsiz Coşkun "Ben, bu ülkenin vatandaşı değil miyim?Ben namuslu bir adamım. Battım ben, battım!" diye feryat ediyor...
Nöbetçi korumalar, bir yandan 'hükümet duymasın' diye, Coşkun'un lafını ağzına tıkıyorlar; diğer taraftan da demir makasla işsiz gencin zincirlerini keserek zincirbozan unvanını alıyorlar!
***
Coşkun'un zincirleme dalışından sonra, Ankara'da hemen herkes "sıradaki eylem"i soruyor!
İşin cılkı çıktı, çünkü...
Ankara'nın "etkisiz yetkililer"i, sosyal patlama için şöyle tumturaklı tarafından "paaat" diye bir ses bekliyor olmalılar ki, bu tür yazarkasalı, tankerli, zincirli eylemlere kafalarını çevirip bakmıyorlar bile...
Dama çıkanlara, Boğaz Köprüsü'nden atlayanlara, kafayı yiyenlere hiç aldırmıyorlar...
Medyaya yansımayan trajedilere ise zaten "olmadı, yaşanmadı" muamelesi yapılıyor...
Türkiye'de "yönetenler" ellinci kattan aşağı düşmekte olan adamın öyküsündeki gibi konuşuyorlar, adeta:
"Endişe edilecek bir şey yok: Şu ana kadar her şey yolunda!"
***
Türk siyasi tarihine "Yazarkasacı Ahmet" diye geçen Ahmet Çakmak bile başbakanlığın eylem yeri haline gelmesinden şikayetçi...
"Çünkü, duyulmuyor eylemler; muhatap ortaya çıkmıyor..." diyor!
Yazarkasacı da, işsiz...Ahmet'in eylemini "zaten hayatta dikiş tutturamayan bir genç!" savıyla bir kalemde çöpe atan medya misyonerlerinin asıl derdini tahmin etmek hiç de zor değil...
Bunların tüm derdi "Pembe Türkiye" antetli müthiş illüzyona en ufak bir halel gelmemesi!
Dikkat ediniz, bu kapsamdakiler Türkiye'nin gelmiş geçmiş "en iyi dikiş tutturanlar"ı arasında...
(Cavit Çağlar'ın gözde olduğu dönemde "Ben bu medyanın Cavit Çağlar'ıyım abicim" diye böbürlenenleri kastediyorum!)
***
Yazarkasacı'nın ardından başbakanlık binasının önüne tankeriyle gelerek "Başbakana hediye getirdim" diyen gem almaz Kazım ise cezasını ödeyip tankerine kavuşmuş...
Başbakan'dan "Oğlum nedir sorunun?" diye, en azından bir ilgi bekliyormuş, tankerci Kazım! Son günlerde "Kendimi trenin altına atacağım" falan diyormuş...
Bazıları, Kazım'ın eylemini, demokrasimizin geliştiğine kanıt olarak göstermişlerdi, "Eskiden tank gelirdi, artık sadece tanker geliyor" diyerek...
Yazarkasacı ve Tankerci ile birlikte "Başbakanlık Binası Eylemcileri Derneği"ni kurmasından! kuşkulanılan Zincirci Coşkun ise, karakolda baklayı ağzından çıkarmış:
"Televizyonda yazarkasa ve tanker eylemlerini gördüm, ben de eylem yapmaya karar verdim!"
Gelen son haberlere bakılırsa, zincir eylemi, güvenlik sistemini kuvvetlendirecek gibi görünüyor. Başbakanlık binasının önünden geçen yolun iki yanına turnikeler ve dedektörler yerleştirilecek.
Eylemci "araçlar" turnikeyi aşsalar bile kendilerini birkaç metre ileride yer altına gizlenmiş ve otomatik olarak harekete geçecek olan bariyerler bekleyecek...
Herhalde daha da olmazsa, kabinedeki cüsseli iki bakan, çift önlibero oynatılarak eylemcilerin akınları tesirsiz hale getirilecek!
t.korkmaz@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
22/
06/
2001...
En Uzun Gün: Dün değil, bugün!
26/
06/
2001...
Zorlaştırmadan, odaktan ve emaneten!
27/
06/
2001...
Mahşerin en son dörtlüsü
28/
06/
2001...
Kartel'in Üç Harikası
29/
06/
2001...
Hani, olur da kurultayı kazanırsam...
03/
07/
2001...
Bir kurultay da benim için, lütfen!
04/
07/
2001...
IMF şaşırma, sabrımızı taşırma!
05/
07/
2001...
Seçim yenilgilerinin baş mimarı!
06/
07/
2001...
İşaretimi bekleyin!
21/
08/
2001...
Erdal Bey ile, siyahlar daha siyah!
|