Kaset arşivcilerine çağrı
Siyasi arenada esen kaset fırtınasına karşı, en anlamlı bir çağrı Liberal Demokrat Parti Genel Sekreteri Cem Toker'den geldi. Elimizde kaset olmadığı için herhangi bir televizyon kanalına gitme imkanımız yok. Eğer olsaydı, bu kriz ortamında ve ay sonunda bütçemize ciddi bir katkı yapardık.
Onun yerine (sevabına) LDP'nin açıklamasını yayınlayalım bari:
"Kurulduğundan beri, Türkiye'nin sorunlarına net çözümler öneren fakat tanıtım konusunda sorunlar yaşayan ve yetersiz kalan Liberal Demokrat Parti, son günlerde konuşma kasetleri yayınlanan ve bu sayede hiçbir tanıtım sorunu yaşamayan Recep Tayyip Erdoğan ve partisini gıpta ve kıskançlık ile izlemektedir. Bu sebeple biz Liberal Demokrat Parti olarak, gece gündüz demeden ülkemizin geleceği ve güvenliği konusunda çalışan tüm kaset arşivcilerine çağrıda bulunmakta ve yardım talep etmekteyiz.
Sevgili kaset arşivcileri, lütfen elinizde bulunan başta Genel Başkanımız Besim Tibuk ve yönetim kadromuzda bulunan kişilerle ilgili kasetleri, başta Kanal D olmak üzere size en yakın Tv kuruluşuna gönderiniz. Böylece hem vatana ve millete karşı büyük bir hizmette bulunmuş olacak, hem de ciddi bir ödüle hak kazanmış olacaksınız. Kaset arşivcilerimize bu çalışmaları için peşinen teşekkür eder, çalışmalarında başarılar dileriz."
Mahkeme duvarı
Yargıtay Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, Recep Tayyip Erdoğan ve partisi hakkında açtığı davayla gündemde. Bütün gazetelerde boy boy fotoğrafları yayınlanıyor. Hemen hepsinde asık suratlı, aşırı ciddi bir bürokrat havası veriyor. Neredeyse 'mahkeme duvarı' denilebilecek, ürkütücü bir görüntü sergileniyor. Sayın Kanadoğlu'nun şimdiye kadar tebessüm eden, daha insani fotoğraflarına rastlayamadık. Yoksa bürokratların böyle görüntülenmesi mecburi mi?
Atılan taş
Süleyman Demirel "Herkes kendi attığı taşın nereye düştüğüne baksın. Ben attığım taşın nereye düştüğüne bakıyorum." demiş. Çok doğru. Kartal Cezaevi'nde bile attığı taşlar var...
Daum'un cenaze namazı
Daum, daha önce kokainle birlikte anıldı. Değişik tepkiler oldu. Bu defa çok farklı bir şeyle gündemdeydi. Alman teknik adam Daum ile yardımcısı Koch'un, Şevket Belgin'in cenaze namazında saf tutması yeni bir tartışma başlattı. Aslında kimsenin tartışma başlattığı filan yok. Gazeteler öyle yazdığı için 'tartışma başlattı' dedik. Millet bakıp geçmiştir mutlaka. Diyanet İşleri Fetva Kurulu, 'caiz değil' demiş. Neymiş caiz olmayan? Daum'un namaz kılması mı? Yoksa abdest namaz bilmeyen birinin cenaze namazı kılması mı caiz değil? Belki de öyle bir şey diyen olmamıştır. Haberi kotaran yazıişleri masası uydurmuştur. Cenaze namazını kıldıran imam Numan Bedir de "Saygı duyuyorum, helal olsun." demiş. Herhalde "haram olsun!" demesini beklemiyorduk.
Bizi şaşırtan hadise bu değil. Tütün İşçileri Sendikası'nı kuran Türk solunun önemli ismi Zehra Kosova'nın cenaze merasimiydi. Cenaze namazı demek isterdik. Ancak görünürde 3–5 kişi dışında kimse namaza iştirak etmemiş. Arkadaşları, o 3–5 kişiyi cenaze namazını kılarken seyretmeyi tercih etmişler. Türkiye Komünist Partili (TKP) kadın siyasetçi Zehra Kosova'nın cenaze namazına katıl(may)anlarla, Daum'un cenaze namazı kılması garip bir çelişkiydi.
Kaset piyasası kesat
Ara sıra silah seslerinin geldiği, rekabetin kıyasıya sürdüğü piyasa mutlaka gelişmeler parmak ısırarak takip ediyordur. Bulunduğu semtin ismiyle 'Unkapanı' diye anılan, müzikle manifaturanın iç içe bulunduğu İMÇ'de kaset piyasası tatilde olmalı. O yüzden fazla sesleri çıkmıyor. Onun yerine yeraltından günyüzüne çıkarılan başka kasetler gündemde. Kara gözlüklü, uzun pardösülü bazı adamlar, el altından kasetleri pazarlamaya çalışıyorlar. İyi de para kazandıkları anlaşılıyor. Piyasa ekonomisi bu tür işleri götürüyor. Aynı dilden anlayan adamlar, televizyoncu kimliğiyle vatandaşın karşısına geçiyorlar. Ücretini ödedikten sonra neden olmasın?
|