Başı, aklı ve ayağı bağlılar...
Siz belki okumaktan bıkmadınız; ama biz yazmaktan usandık. Sistem türbana dolandı. Baktık, sağından solundan çekiştirince, yumak gittikçe düğümleniyor, daha da karışmasın diyerek kendi haline bıraktık. Fakat anlaşılan muhataplarımızın düğümü çözmek niyeti yok, hatta dolanmaktan memnun oldukları bile söylenebilir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, ilerde suç işleyebilecekleri zannıyla, AK Parti'nin başörtülü 6 kurucusuna siyaset yasağı talep etti. Hem de üniversitedeki türban yasağına atıfta bulunarak.
Aslında dindar kitlelerin ağzı yeterince yandı. İngilizlerin, geçmişinde sakladıkları günahları üzerine, "dolabında iskelet var" atasözüne benzer bir deyim bizim de günlük hayatımıza girdi. "Arka bahçesinde ceset var."
Eskiler "öğrenmenin kolay yolu yoktur" derler. Ancak aptallar kendi, akıllılar başkalarının tecrübeleriyle öğrenir. Şakanın arasında söylenmiş çok doğru sözler olurmuş. Biz dersimizi çıkardık...
Zaman kaybetmek istemiyorsanız, geçmiş zamanı kullanmalısınız.
Provokasyon için altına gizlenen olsa da siyasi görüşü yüzünden türban giyene rastlamadım. Bu olmadığı anlamına gelmez. İstanbul Üniversitesi yetkilileri başörtülü öğrencilerin yüzde 10'unun siyasi sebeple giydiğini iddia etmişti. Bunu nasıl tespit ettikleri bir yana, ama yüzde 90'ı yüzde 10 için feda etmek hangi bilimsel, hukuksal vesaire ...sel ve ...sal'a uyar?
İstisnalar kaideyi bozmaz. Aksine istisna kuralı (doğrular) teyit eder.
Kılseverlik uğruna devletle milleti karşı karşıya getirmek "ulusal güvenliğe" de zarar verir. Hadi diyelim ki, oturduğunuz lojmanlarda, gezdiğiniz eğlence mekanlarında rastlamadınız. Peki Tv de izlemiyor musunuz? Pop konserlerinde, magazin programlarında hiç mi türbanlı görmüyorsunuz? Bizim gözüme takılanlar, bendenizde, sistemi yıkmaya yahut değiştirmeye hiç niyetleri olmadığı kanaati uyandırdı da..
AB, demokrasi adına kişilerin dini inançlarının izdüşümünü hukuk ve yönetim düzeninde içinde görmelerini tartışırken, biz laiklik adına en temel hak ve özgürlükleri sınırlamayı konuşuyoruz.
Kanun koyucu, kanun kırıcılıktan uzak durmalı fakat kalp kırıcı da olmamalı. Gücü kullananlar vicdanı ikinci plana atar. Yerine göre böyle olması belki gerekebilir. Ancak hukuk adamlarının hukukun kaynağı ve referansı olan kişi ve kamu vicdanına daha saygılı olmalarını beklemek sanırım hakkımızdır.
Hukuk, zayıf ve güçlü arasında taraf tutamaz. "Benim kanunum bana, seninki de sana" anlayışıyla sistem ayakta duramaz.
Devlet herkesin devleti olmalı.
a.unal@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
15/
06/
2001...
'Görme özürlü' sistem ve şaşılar
22/
06/
2001...
Akıl kıla takıldı
29/
06/
2001...
Sistem kendisini darı sanmasa...
06/
07/
2001...
Global gönüller
13/
07/
2001...
Meslek liseliler sınava girer!
20/
07/
2001...
Gölge etme, şemsiye ol!
27/
07/
2001...
Bu öğüdü siz hak ettiniz!
03/
08/
2001...
Yıpranmak, paslanmaktan iyidir!
10/
08/
2001...
Esneklik katsayınız kaç?
17/
08/
2001...
Eksileri çarpsam artı eder mi?
|