GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

25/08/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Girişim

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



HAYAT 


Gölyazı'nın balıkçı kadınları

Gölyazı kasabasında gün henüz doğmadan denize açılanlar sadece erkekler değil. Kadınlar da attıkları ağlara takılacak rızıklarını bekliyor sabırla... Tarihi antik çağlara dayanan, asırlar önce üzerinde taşımacılık yapılan Ulubat Gölü, tarihi ve coğrafi güzelliklerinin yanı sıra, yöre halkına bağrında yetiştirdiği imkanlarla geçim kaynağı olmaya devam ediyor. 7'sinden 70'ine tüm insanların, kasabaya giden herkese güleryüzle "hoşgeldiniz" demeleri dikkat çekerken, Gölyazı'nın her mevsimde bir başka güzelliği oluşuyor.

Yaz aylarında göl suyunun çekilmesi sebebiyle kasaba yarımada görüntüsünü alırken, kış aylarında suların artması sebebiyle ada halini alıyor. Kasabaya giriş kış aylarında yalnızca bir köprü vasıtasıyla sağlanırken, sokaklardaki güzellikler hep aynı kalıyor. Tüm sokaklar, evlerin önleri, bahçeleri çiçeklerle donatılmış durumda. Geçim kaynağı yalnızca balıkçılık olan beldede insanlar zor ve dar geçim şartlarına rağmen, yüzlerinden gülmeyi eksik etmemek için azami gayret içindeler.

Çorbada herkesin tuzu var

En uzun yeri 24 km ve en geniş yeri 12 km olan Ulubat Gölü, suları üzerinde rızık arayan hiçbir Gölyazılıya sırtını dönmemiş. Kasabalılar söz konusu gölde yetişen turna, yayın, sazan balığı, kızılkanat ve kerevit avlamak için gece—gündüz çocuklarıyla birlikte göle ağ atmaya daha sonra

da ağları toplamaya açılıyorlar. Kasabada gölün kenarına demir atmış 150'nin üzerinde rengarenk balıkçı kayığına rastlanırken, sürekli motor gürültüsü ve hareketlilik dikkatlerden kaçmıyor. Belde kadınları ve çocuklar da balık avcılığında en az erkekler kadar ustalar. Zaten işin en zor tarafı olan, ağdan binlerce balığı ayıklama işini de çoğunlukla kasabanın küçükleri yapıyor. Gölyazı'da mesai hiç bitmiyor. Öğleden sonra göle ağ atmak için açılan balıkçılar, sabaha karşı ağlarını toplamaya gidiyorlar. Ağlarını toplayan balıkçılar, dönüşlerinde balıkları kasalara istifleyip o gün öğle saatlerinde yapılacak olan balık müzayedesini bekliyorlar. Müzayede herkese açık olarak gerçekleştiriliyor. O gün parasını alan kasabalılar, tekrar ertesi günkü kazançlarını elde edebilmek amacıyla tekrar ağ atmak için kayıklarıyla birlikte kilometrelerce uzağa açılıyorlar. Bu çalışma pazar günleri de dahil her mevsim böyle devam ediyor.

Sokaklar çiçek serası

Gölyazı'nın nüfusu binin üzerinde. İki caminin bulunduğu beldede, insanlar mutlaka bir boş vakitlerini değerlendiriyorlar. Bazıları çiçeklerle donatılmış sokak aralarında ağ tamiratı yaparken, bazıları yeni ağ örme gayreti içindeler. Miadı dolmuş iş görmez duruma gelmiş ağlar da burada değerlendiriliyor ve bahçe çiti olarak kullanılıyor. Dar sokaklara girdiğinizde dikkat çeken; tüm pencerelerin, ev giriş yollarının çok farklı çiçeklerle, güllerle bezenmiş olması. Burada ayrıca yüzlerce kedi görmek mümkün. Sürekli balık yiyen kedilerin fazlasıyla şanslı oldukları söylenilebilir.

Gitmek isterseniz...

Bursa-İzmir karayolu üzerinde, Bursa'ya yaklaşık 35 km. uzaklıktaki Gölyazı sapağından girdikten 5 kilometre sonra söz konusu kasabaya ulaşılabilir. Yolu oldukça iyi. Özel araç ile gitme şansı olmayanlar, Bursa Apolyont arasında sefer yapan minibüslerle gidebilirler. Antik ismiyle Apolyont, şu anki ismiyle Gölyazı. Ulubat Gölü'nün kuzeydoğusunda bir kasaba. Karanlığın motor sesleriyle canlandığı, yaşlı insanların, yüzü kırışmış kadınların yüz ifadesi geçim derdiyle yoğrulmuş çocukların, gençlerin ağlarına doğru rızık umutlarıyla ilerledikleri bereketli göl. Ulubat Gölü, bakalım bu insanlara ne kadar geçim kaynağı olacak. ( Ali Ünal / ANKARA (Zaman)




Kitaplar hayat kurtaracak

Kitapların hayat kurtarması şaşırtıcı bir şey değil aslında. Renksiz, tekdüze hayatlarımızı hep onlar kurtarıyor zaten. Lakin bu sefer durum farklı; yazar Mine İzgi'nin dünyada pek az rastlanan bir hastalığa yakalanan annesi, kitap kermesinin geliriyle hayata dönecek.

Kadın yazarlarımızdan biri Mine İzgi; fakat bugünlerde ne kitaplarla ilgilenebiliyor ne de satır başlarıyla; çünkü annesi Nezaket İzgi dünyada pek az görülen 'stiffperson' adlı bir hastalıkla mücadele ediyor. Hastalığın asıl ismi 'stiffman' yani 'katı adam' demek, erkeklerde görülen bu hastalık yeni gelişmelerle birlikte 'stiffperson' olarak da kabul görüyor ve bu deyiş de 'katı kişi' manasını içeriyor. Türkiye'de bu hastalığa yakalanan ilk kişi olan Nezaket İzgi'yi sağlığına kavuşturacak gerekli maddi imkanı sağlayacak olan araç ise ilginç olduğu kadar da sevindiricidir ki 'kitaplar'!.. YEK—DER (Yenigün) adlı dernekte —yine bir ilk belki de— gerçekleştirilen kitap kermesinin geliri Nezaket İzgi'nin sağlığına kavuşması için kullanılacak.

Bugün bir kitap kermesi ile sağlığına kavuşma ümidi taşıyan ve kızı bir yazar olan Nezaket İzgi'nin sizce kitaplarla arası nasıl? Kızının yazar olma aşamasında bir anne olarak nasıl bir tavır sergilemişti acaba? "Yazarlığı demek doğru olmaz, edebiyatla ilgilenmemi annem her zaman isterdi, edebiyata düşkün bir kadın; ama itiraf etmeliyim ki beni çok geç keşfetti." Bu sözler Mine İzgi'ye ait; öyle ki öğrendiğimize göre onu gazetelere ilk annesi götürmüş ve bugün bile hâlâ hasta yatağında okuyucu mektuplarını cevaplamakta dahi yardımcı olan bir anne konumunda imiş. Kürşad Okutmuş




Kermeste kimler var?

Kermesler genelde çeyiz, el sanatları, tablo, giyecek ve hatta beyaz eşya gibi daha çok kullanım amaçlı kalemlerden oluşturulurdu; ama bu çalışmayla birlikte bu gelenek de bir nevi bozulmuş (düzelmiş!) oldu.

Ve bozulan (düzelen) bu gelenek bir hafta boyunca (23-30 Ağustos) YEK-DER'de Nezaket İzgi için devam edecek. Biray, Birun, Ravza, Hayat, Mektup, Uysal, Timaş ve Nesil Yayınları kitaplarıyla; Engin Noyan, Ayşe Böhürler, Yavuz Bülent Bakiler, Abdurrahman Dilipak, Vehbi Vakkasoğlu, Hekimoğlu İsmail, Ali Erkan Kavaklı, Ahmet Yüter, Hüseyin Üzmez, Şule Yüksel Şenler, Sibel Eraslan, Canan Ceylan, Mürşide Uysal, Nuriye Çeleğen, Emine Taşgetiren ve Emine Şenlikoğlu da okurlarıyla beraber kermese destek veriyor. YEK-DER Yenigün Ajans, Bağcılar Caddesi, No: 73, Bağcılar, İstanbul. İrtibat telefonları: (0 212) 461 03 72 - 73



| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 454 1 454 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.