Delilik Üstüne
Pek de yanar dönerdir şu "deli" kelimesi. Gerçek anlamını geçiverip o allı pullu mecazlara daldınız mı, sonu gelmez çiçek tarlasıdır... Severim ben deliyi, üstelik her rengini.
Bir kere delilik dediğin öyle sıradan, hesaplı kitaplı çağrışımlar açmaz. Bütün anlamlarında bir tutku, vazgeçmezlik, ele avuca sığmazlık vardır. Uyuşukluğa, duyarsızlığa, sallabaşçılığa yer yoktur delinin ve deliliğin defterinde. Deli bozuk, deliye dönmek, deli divane olmak, deli dolu, deli fişek, deli gibi, deli ırmak, delicesine... "Deli"liğin olduğu yerde hayat vardır vesselam. Miskin bir akıllılıktansa kıpır kıpır bir deliliğe evet derim ben.
"Deli"nin hani bir de "düşkün"lük anlamı vardı ya, bayılırım ona. Oyun delisi, çocuk delisi, arkadaş delisi, kitap delisi... Şu bizim deli'ye bir bakıverin; ne güzel, ne de şirin duruyor öyle... Aşırılığın, tutkunun bu denli sevimli anlatıldığı başka kavramlar var mıdır bilmem. Çekinilecek, korkulacak, istenmeyecek insanlar mıdır Allah aşkına bu deliler(!) Bırakın ayıplamayı, yadırgamayı; artık mumla aranan insanlardır onlar. Adamakıllı hesaplı kitaplı, adamakıllı çıkarcı bir toplum oluyoruz git gide. "Deli"lere hayat hakkı tanımıyoruz aramızda. Arkadaş delisi, dost delisi, yardım delisi ya da işinin delisi olanlara istihza ile bakıyoruz neredeyse. Onlara dostane öğütler veriyoruz, uyarıyoruz kendilerini: "Aklını kullan, akıllı ol, aklını başına al, aklını mı yitirdin..."
Sizi bilmem; ama ben bu tür "akıl" hocalarından oldum bittim uzak dururum. Çıkarcının, bencilin, dar gönüllünün tekidir onlar. Sözde size akıl öğretirler; ama işleri güçleri kendileridir. Çıkarlarına kıl kadar zarar gelsin istemezler. Bizim "deli"leri de ortalığı bulandırdıkları, eski köye yeni adet getirdikleri için sevmezler. Kendi kurulu düzenleri, bencil dünyaları ebedi sürüp gitsin isterler. Değişimden, yenilikten, risk almaktan köşe bucak kaçarlar.
Şimdi söyleyin bakalım, "deli"ler mi daha yararlıdır toplum ve insanlık için yoksa şu sözünü ettiğimiz "akıl düşkünleri" ve akıl hocaları mı? Hangisi gelişmeye, yeniliğe, ilericiliğe açıktır?.. Biz ne dersek diyelim, bugünkü geçerli değer "akıl" gibi görünüyor. İlişkilerin temelinde hep bencillik ve çıkarcılık yatıyor. "Deli"lerse toplumun kenarında, iğreti bir hayat sürüyorlar; sanki buralı değil de başka bir gezegenden gelmiş aykırı yaratıklar gibi... İşinin delisi olan birini düşünün, çevresindekilerin bıyık altından gülümsemeleri eksik olmaz üzerinden. En hafifinden "dünyayı kurtaracak adam" sıfatı yapıştırılıverir alnına. Memleketi ya da dünyayı kurtarmak kimin haddine! Bu devran böyle dönmeye mahkûmdur. Tutunulacak en geçerli kavram, "vaziyeti idare etmek"tir.
Deliliğin her rengine hayranlığımı saklayacak değilim. Gizli kapaklı değil, açık açık deli dostuyum ben. "Aklı başında" insanların yaptığı bütün "delilik"leri de alkışlarım. "Kılını kıpırdatmama"ya karşı "deli öfke"yi, donuk ve solgun renklere karşı "deli alacası"nı, miskin akıllılığa karşı "deli divane olma"yı, "akıllı uslu"luğa karşı "deli dolu"luğu, durgun ve kokuşmuş sulara karşı deli ırmakları; duyarsızlığa karşı "deliye dönme"yi tercih ederim. Delicesine yaşamak, delicesine sevmek ve delicesine çalışmak... Budur benim yaşama biçtiğim anlam. "Akıl zindanlarında" gezinmektense deliliğin bulutları üzerinde uçmayı yeğlerim.
Son söz, Hakk'ın delisi Yunus Emre'nin: "Ben bir deli divaneyim / Aklım da yar olmaz bana."
a.colak@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
19/
05/
2001...
Sözcüğün içindeki evren
26/
05/
2001...
Hayal ettiğin müddetçe
02/
06/
2001...
Efendimiz
09/
06/
2001...
Zamanın sonsuz bahçesi
16/
06/
2001...
"Deneme" ve denemek
23/
06/
2001...
"Berzah"ta yolculuk
28/
07/
2001...
Dönüşte
04/
08/
2001...
Renksiz konuşmalar üstüne
11/
08/
2001...
Hız'ın cilveleri üstüne
18/
08/
2001...
Bir söyleşiden
|