GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

26/08/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Girişim

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



HABERLER 


Katil balici

Projeleri, değişimci fikirleri, kitapları, köşe yazarlığı ve konferanslarıyla iş dünyasının seçkin ismi Üzeyir Garih, bir psikopatın bıçak darbelerine kurban gitti.

İş dünyasının seçkin ismi Üzeyir Garih, dün ziyarete gittiği Eyüp Sultan Mezarlığı'nda "Deli Fuat" olarak tanınan bali bağımlısı bir psikopatın bıçaklı saldırısı sonucunda hayata veda etti.

Son yıllarda hemen her alanda Türkiye için ürettiği projeler, değişimci fikirleri, ona yakın kitabı, iki gazetede köşe yazarlığı ve konferanslarıyla ön plana çıkan Garih, bu menfur saldırıda 10 bıçak darbesi aldı. Adli Tıp'ın otopsi raporuna göre bunlardan yedisi, doğrudan göğüs ve karın bölgesine inen darbelerdi.

Dün sabah evinden ayrılan Üzeyir Garih, Bulgaristan Başbakan Yardımcısı ve Ekonomi Bakanı Nikolay Vassilev ile olan randevusu için Ortaköy'deki ofisine geldi. Saat 11.00'de Vassilev ile bir saat görüşen Garih, saat 12.45 civarında ofisinden ayrıldı. Görgü tanıklarına göre Garih saat 13.30 civarında Eyüp Sultan Mezarlığı'na geldi.

Görevliler buldu

Üzeyir Garih, balici psikopatın bıçaklı saldırısına burada maruz kaldı. Garih'in cesedini, mezarlık görevlileri buldu ve polise haber verdi. Neredeyse her cumartesi günü koruması ve şoförü olmadan bu mezarlığa geldiği ifade edilen Garih'in aracı otoparkta bulundu.

İşadamının saldırıdan sonra yaralı halde kısa bir mesafe hareket ettiği anlaşıldı. Garih'in cenazesi Eyüp Nöbetçi Cumhuriyet Savcısı'nın incelemesindan sonra bir ambulansa konularak Adli Tıp Kurumu morguna götürüldü. Cesedin bulunduğu yerde inceleme yapan Emniyet Müdür Vekili Hasan Özdemir, Garih'in buraya sık sık geldiğinin bilindiğini söyledi. Dün polis operasyonu devam ederken İstanbul'a gelen İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen, katil zanlısının eşgalinin belirlendiğini söyledi. Bakanın bu açıklamasından sonra, Eyüp yöresinde "Deli Fuat" olarak tanınan saldırganın yakalandığı açıklandı. Zanlının bir tür uyuşturucu madde olan bali ve tiner bağımlısı olduğu belirlendi. Fuat N.(13)'den sonra aralarında bir kadının da bulunduğu 6 kişi daha gözlem altına alındı. Akşam saatlerine kadar İstanbul Emniyeti'nde kalarak gelişmeleri yakından izleyen Bakan Yücelen, "Zanlı yakalandı. Arkadaşlarımız çok yönlü olarak çalışıyor." dedi. Bu kişinin sorgusunun sürdüğünü belirten Yücelen, bugün kesin bir sonuç alınabileceğini söyledi.

Garih'in öldürülmesinin ardından, Emniyet Genel Müdürü Kemal Önal ile İstanbul Valisi Erol Çakır da İstanbul Emniyeti'ne geldiler.

Adli Tıp Raporu

Adli Tıp Üzeyir Garih'in vücudunda 10 bıçak yarası tespit edildiğini açıkladı. Yaralardan 7'sinin öldürücü bölgelerde olduğu belirtilen açıklamada, Garih'in göğsünde ve karın bölgesinde 4 yara bulunduğu kaydedildi. (Ercan Gün / Nihat Gasgar / Gürhan Savgı / Erkan Acar / Altan Cankut / Murat Akan / Zafer Özcan / Said Edige/ Bülent Ceyhan / Erdal Şen İSTANBUL (Zaman)




Ölüme götüren sır

Üzeyir Garih, her cumartesi yaptığı gibi öğlene kadar Alarko Şirketler Topluluğu'nun genel merkezinde çalıştı. Ardından spor kıyafetleri ile hiç aksatmadığı bir ziyareti yapmak üzere Eyüp Mezarlığı'nın yolunu tuttu.

Yanında koruma şoförü yoktu. Çünkü buna hiç ihtiyaç hissetmemişti. Mercedes marka arabasını Eyüp otoparkına bıraktı. Merdivenleri çıktıktan sonra, etrafı demir parmaklıklarla çevrili kabrin başına geldi. Her hafta büyük bir vefa duygusu ile geldiği bu kabrin başında ölümün kendisine sessizce yaklaştığından habersizdi.

Hasköy'e dayanan hikaye

Peki Üzeyir Garih'in her hafta ziyaret ederek duada bulunduğu Mevlana Küçük Hüseyin kimdi? Garih'in en yakınlarından bile sakladığı bu kişiyle ilgili hatıratı nereye dayanıyordu? Bu ve benzeri pek çok sorunun cevabını almak için başladığımız araştırma, bizi çok eskilere götürdü. Garih'in Küçük Hüseyin kabri ile ilgili sırrına şu anda hayatta olan eski bir çalışanı vakıf. Bu kişi Alarko Şirketler Topluluğu'nda 30 yıl ustabaşı olarak çalışan ve bu sürede patronu Üzeyir Garih'in dostluğunu kazanan Cemal Cumalı (82). Şu anda Kırklareli'nin Babaeski ilçesine bağlı Torbalı'da ikamet eden Cumalı, eski patronu, ‘can dostum.' dediği Garih'in ölüm haberi ile sarsıldı. Acı haberin şokunu atlatamayan Cumalı'ya zor da olsa kamuoyunun cevabını merak ettiği o soruyu yöneltiyoruz: “Mevlana Küçük Hüseyin ile Garih arasında nasıl bir yakınlık var?” Derin bir nefes aldıktan sonra başı mutlu; ancak sonu hazin bir şekilde mezarlıkta biten hikayeyi anlatmaya başlıyor Cumalı:

Bir rüya ve sonrası

Yıl 1992. Telefonun öbür ucundaki kişi Üzeyir Garih'tir. Cemal Cumalı'dan acele gelmesini ister. Buluşma yeri Eyüp Mezarlığı'dır. Cumalı şaşırır; ancak eski patronu, ebedi dostunun bugüne kadar hiçbir isteğini geri çevirmemişti. Garih kendisini mezarlığın kapısında karşılar. Bir kabrin başına giderler. Garih, kendisine, 'Bak Cemal! Burada sana anlatacaklarım sadece ikimizin arasında kalacak.' der. Bu uyarıdan sonra anlatılanlar Garih'in Mevlana Küçük Hüseyin'le olan gönül bağının ip uçlarını verir.

1825'te doğan Mevlana Küçük Hüseyin Efendi, 1930'da vefat eder. Kabri, Garih'in babasının dostu olan Mareşal Fevzi Çakmak'ın mezarıyla yanyanadır. Garih, “Burada yatan zat benim için çok değerlidir. Onu babamın bana anlattığı şekliyle gıyaben tanıyorum. Babam bana doğumumdan itibaren Mevlana Küçük Hüseyin'in sık sık evimize geldiğini anlatırdı. Bu zat benim başımı okşar ve babama (Bu çocuk ülkesine büyük hizmetlerde bulunacak) dermiş. Onu dünya gözüyle hiç görmedim, en azından görecek yaşa eremedim. Ancak ben onu dün gece rüyamda gördüm.” diyerek söze başlar. Rüyasında Garih'ten mezarını yaptırmasını isteyen Mevlana Küçük Hüseyin'in mezarını yapmak da eski ustabaşı Cemal Cumalı'ya düşer. Cumalı, mezarı bir hafta içinde Garih'in de söylediği gibi yepyeni bir çehreye kavuşturur. Masrafları Garih karşılamıştır. Mezarın tadilatı bittikten sonra Garih ve Cumalı kabrin başında yeniden bir araya gelir. Merhumla ilgili hikâyenin kalan kısımını da burada öğrenir Cemal Cumalı.

Mevlevi şeyhi, Garih'in babasının komşusudur. Uzun süre çocukları olmayınca Üzeyir Garih'in babası bu zata bir gün, “Hocam bizim çocuğumuz olmuyor. Dua buyursanız da bizim de çocuğumuz olsa.” der. Birkaç gün sonra bu zat gelir ve Garih'in babasına şunları söyler: “Sizin bir erkek çocuğunuz olacak. Adını da Üzeyir koyun.” Gerçekten de yıllardır evlat hasreti ile yanıp tutuşan Garih ailesinin bir oğlu olur. Mevlevî şeyhin tavsiyesini de unutmazlar ve oğullarına Üzeyir adını verirler. Aradan yıllar geçer ve kendisine Üzeyir ismini veren bu zatı bir gece rüyasında görür. Bu rüya ile birlikte babasının bu nurani zat hakkında anlattığı pek çok hatıra zihninde yeniden canlanır. O rüyadan sonra önce kabrin bakımını yaptırır. Garih, bu sırrını en yakınlarından bile uzun süre gizler. Her cumartesi de Mevlana Küçük Hüseyin'in kabrini ziyaret ederek onun için duada bulunur. Adeta özür beyan ederken aynı zamanda baba dostu Fevzi Çakmak'ı da yadetmiş olur. (Turhan Bozkurt / İSTANBUL)




Ölümü haklılığını ortaya koydu

Üzeyir Garih'in elli yıllık ortağı işadamı İshak Alaton, Alarko Holding'in Ortaköy'deki Holding Merkez binası çıkışında cinayetin işleniş şekli ile bilgi verdi.

Olayı adi bir cinayet olarak niteleyen Alaton şunları söyledi: "Deli Fuat denilen tinerci şahıs, cep telefonunun alıp kaçmak istemiş. Ortağım hiç bir karşılık vermemiş. Telefon yerine para teklif etmiş. Parayı verdikten sonra arkasını dönüp giderken iki saldırgandan biri olan Deli Fuat, arkasından bıçakla saldırmış. Üzeyir Garih ayda bir mutlata mezarlığa giderdi. Babasının yakını olan Mareşal Fevzi Çakmak'ın mezarı başında dua ederdi. Garih'in öz babası cerrahtı. Onların ruhunu şad eder, onlarla konuşurdu. Dünya hayatından sonra hayatın devamına inanan bir mümindi. Bugün onunla hiç görüşmedik. Ben tenis oynadım, o da Bulgaristan Başbakan Yardımcıs ile buluştu.” Haberi aldıktan sonra gün boyunca holding merkezinde şok geçiren ve kendisi için bir ambulans tahsis edilen Alaton, olay hakkında şu yorumu yaptı: “Garih'in Türkiye'de en fazla üzerinde durduğu olay eğitimdi. Bu olay kara cehaletin olayıdır. Bu kadar kıymetli bir insanın, bu kadar ucuz bir şekilde gidişi hepimiz için bir utanç vesilesidir. Bu cinayet, sevgili ortağımın eğitime önem vermekte ne kadar haklı olduğunu göstermiştir.”




Türbeyi sık sık ziyaret ederdi

Üzeyir Garih'in, sık sık Mevlana Küçük Hüseyin Efendi'nin türbesine ziyarete geldiği öğrenildi. Çevre sakinlerinin ifadesine göre Garih 2-3 haftada bir mezarlığa geliyor ve birkaç saat mezarlıkta kalıyordu.

Mahalle sakini Kadri Aras: Buraya sık sık geliyordu, arabasını bizim evin karşısına park ettikten sonra direkt mezarlığa gidiyordu. Biz de Musevi bir adam niye Müslüman mezarlığına gider diye merak ediyorduk. Sonradan öğrendik Mevlana Küçük Hüseyin Efendi'nin yanına geliyormuş. Mezarın hemen yanında Mareşal Fevzi Çakmak'ın mezarı var. Mevlana Küçük Hüseyin Efendi, Fevzi Çakmak'ın şıhıymış. Biz de her cuma türbeye gideriz. Hatta ailece dün (cuma) türbeyi ziyaret edip dibini suladık.

Pierre Lotti'de garson Şener Rıfat: Arada sırada gelirdi. Mezarlık ziyaretinden sonra bazen burada, gelir 5-10 dakika oturur, bir şeyler içer giderdi. Yanında pek kimse olmazdı.

Engin Gıda Bakkal'ın sahibi Engin Şahin: 2-3 haftada bir geldiğini görürdüm. 1 ay kadar önce geldiğinde benden alışveriş yapmıştı. Aperatif bir şeyler almıştı. Mezarlığa giderdi. 1 saat, 2 saat bazen, 3 saat kadar geri gelmediği olurdu.




Sırrını Erol Evgin'e anlattı

İşadamı Üzeyir Garih, her Cumartesi ziyaret ettiği Eyüp Sultan mezarlığı ile ilgili ilk bilgiyi, geçen yıl Kanal D'de konuk olduğu ve Erol Evgin'in sunduğu ‘Bir Sevda Masalı' isimli programda verdi.

Programa eşi Lili Garih ile birlikte katılan Üzeyir Garih, Erol Evgin'in şaka yollu olarak, yaptığı kaçamakları sorması üzerine Cumartesi meselesine açıklık getirdi. Lili Garih'in “Cumartesileri sabah 10.00'da evden çıkar. Ogün cep telefonu kapalıdır. Akşama kadar kendisinden haber alamayız.” sözlerine üzerine Üzeyir Garih, dün son nefesini verdiği Eyüp Sultan'a yaptığı ziyaretleri programda dile getirdi.




Ne dediler?

Başbakan Bülent Ecevit: Büyük hizmetlerde bulunmuş, ülke sorunları ile yakından ilgilenmiş değerli bir işadamıydı.

Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz:

Garih'in sanayici ve işadamı kimliğinin dışında, özellikle eğitim alanındaki hayırseverlikleri ve eğitimi geliştirmeye yönelik girişimlerine bağlı olarak bir cemiyet adamı olma hüviyeti vardı.

Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli:

Çok üzüldüm. Değerli bir işadamıydı.

9. Cumhurbaşkanı S. Demirel:

Ne olduğunu bilmiyoruz. Adi bir cinayet, menfur, kötü, iğrenç bir cinayettir. Fevkalade üzgünüm. Türkiye çok değerli bir işadamını kaybetmiştir.

AK PARTİ lideri Recep Tayyip Erdoğan:

Sayın Garih, Türkiye'nin yetiştirdiği önemli değerlerden biriydi. Sayın Garih'in korkunç bir cinayete kurban gitmesini büyük bir vahşet olarak niteliyoruz. AK PARTİ olarak bu korkunç cinayetin bir an evvel aydınlatılmasının takipçisi olacağız.

Alarko Holding Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü Mehmet Bulut:

Holding binasından 34 MNL 050 plaklı Mercedes'i ile ayrıldı. Kendisi koruma kullanmazdı. Ayrılırken gittiği yeri bilmiyorduk. Bugün özel randevusu da görünmüyordu. Eşi ve kızı ile beraber Bodrum'dan yeni gelmişti.

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Genel Başkanı Harun Tokak:

Ülkemizin gelişmesine katkıları olan ve Türkiye'yi yurtdışında hakkıyla temsil eden bir insandı. Ayrıca diyaloğa açık, toplumun her kesimi ile görüşen, konuşan bir yapısı vardı. Ülkemiz için çok büyük kayıp oldu. Bu insanlar kolay yetişmiyor.

Üzeyir Garih'le 3 yıldır STV'de program yapan Gazeteci Faruk Bilgin:

Çok iyi bir iş adamıydı. Kendisinden disiplin öğrendim. Program devam ederken yurtdışında bile olsa gelip gelemeyeceğini bildirirdi. Bütün krizlere rağmen bardağın dolu tarafını gören bir insandı.

Katolik Ruhani Reisler Kurulu Genel Sekreteri Georges Marovitch:

Tanıdığım görüştüğüm bir dosttu. Çok üzgünüm. Açık fikirli bir insandı. Ülkemizde dinlerarası diyaloğa en çok katkı yapan isimlerin başında geliyordu.

Bilgi Ü. öğretim üyesi Soli Özel:

Türkiye hunharca cinayetlerle değerlerini yitiriyor. Yazık oldu. Bu gibi insanlar kolay yetişmiyor.

Yusuf Altıntaş Şalom Gazetesi Yazarı:

Çok üzücü bir olay. Değerli bir insanı kaybettik.

Surinam Fahri Konsolosu Prof. Dr. Haşmet Başar:

Garih, sadece saygın bir işadamı, eğitimci değil, aynı zamanda etkin ve sevilen bir fahri konsolostu. Fahri konsolosluğunu yaptığı binlerce binlerce Filipinli'nin sorununu çözmüştü. Türkiye büyük bir kıymeti kaybetti.




Hayata yeniden başlıyor

Fevziye Fidan, kapkaççılar yüzünden bacağını raylarda bıraktı. Kocası onu terk etti. Mendil satarak geçimini sağlamaya çalışan genç kadın, hayata yeniden başlama çabasında.

Büyük apartmanların hemen dibinde derme çatma bir ev. Önünde iki vişne ağacı var. Kapı ardına kadar açık. Evin girişine serilmiş eski püskü yolluğun betonu örtecek kadar uzun olmadığı görülüyor. İstanbul Bağcılar Telekom Müdür Yardımcısı Hamit Külçür, içeriye sesleniyor: "Fevziye Fidan Hanım. Telekom'dan geldik. Telefonunuzu bağlayacağız." Külçür'ün sözleri bitmeden koltuk değneklerinin üzerinde genç bir kadın kapıya çıkıyor. Sol bacağı olmayan bu kadın sevinç ve hüzünle karışık bir ses tonu ile, "Hoşgeldiniz. Buyrun içeri geçin." diyor. Loş ışıklı odada telefon sözleşmesi imzalanırken, Telekom'dan görevliler de dışarıda hattı çekiyor. Gerekli işlemler yapılır yapılmaz Fevziye Fidan'ın telefonu bağlanıyor.

İlk telefon anneye

İlk telefon görüşmesini annesi ile yapan Fidan'a özürlü birinin ayağına getirilen bu hizmet hakkında duygularını almak için birkaç soru soruyoruz. Fidan, doğuştan özürlü olmadığını belirterek söze başlıyor.

İki yıl önce memleketi Nevşehir'den İstanbul'a gelen Fevziye Fidan (21) 2000 yılı Kasım ayına kadar otobüslerde hosteslik yaparak geçimini sağlamaya çalışıyordu. Bir sefer dönüşü Samatya'dan Bakırköy'e giderken hayatı boyunca unutamayacağı bir acıyı yaşadı Fidan. Demiryolunun hemen yanındaki kaldırımda yürürken kolundaki çantası çekilmeye başladı. Çantasını bırakmak istemiyordu genç kadın; o gün aylığını almıştı. Ertesi gün memlekete havale yapacak, yoksul annesi bakkal borcunu, elektrik ve su faturalarını onun gönderdiği paralarla ödeyecekti. Direndi, çırpındı; ama olmadı. Üç kişiydiler. Aralarından çekip kurtulmak isterken kendini bir anda rayların üstünde buldu. Ondan sonrasını hiç hatırlamıyor Fidan. Hastanede kendine geldiğinde sol bacağı artık yoktu. Sağ bacağı ve sağ kolu da alçıdaydı. Bir ay hastanede tedavi gördü. Bu sırada aynı odada kalan bir başka hasta ile tanıştı. Taburcu olduğunda onlar tarafından himaye edildi ve 8 ay, ilacından diğer ihtiyaçlarına varıncaya kadar bu yardımsever ailenin sıcaklığını hissetti yüreğinde.

Sadaka istemiyorum

Fidan, ayağının yokluğunu bile unutturacak kadar kendisine şefkat gösteren bu aileye daha fazla yük olmak istemediği için, yaklaşık bir ay önce 60 milyona kiraladığı iki göz gecekonduya taşındı. Bu aile eşya alıncaya kadar kendi kullanmadıkları eşyaları ödünç vererek son bir iyilikte daha bulundu genç kadına. Fidan, şimdi geçimini sağlamak için, bir hayırseverin hediye ettiği tekerlekli sandalyede kağıt mendil satıyor. Kolu kırık olduğu için, el gücü ile çalışan tekerlekli sandalye ile evin çok uzağına gidemiyor. Öncelikle başını sokabileceği küçük bir ev isteyen Fidan, "Ben kimseden sadaka istemiyorum. Sağlamken gece gündüz çalışıyordum. Ama şimdi koltuk değneğine ve tekerlekli sandalyeye mahkumum. Havalar iyi olduğunda çıkıp selpak satıyorum. Daha evin 100 milyonluk depozitosu duruyor. İlk kiramı da Bağcılar Telekom'daki hayırsever çalışanlar kendi aralarında topladıkları paralarla verdiler. Kolumla tekerlekli sandalyeyi çeviremiyorum. Bana motorlu bir sandalye verseler daha rahat dışarı çıkabilirim. O zaman daha çok satış yapıp borcumu öderim." diyor.

Telefon güvence

Fidan'ın faturasını ödeyemeyeceğini bile bile evine telefon bağlatmasının sebebi ise kendini güvende hissetmek: "Tek başımayım, haliyle korkuyorum. Gece başıma bir iş gelse en azından 155'i arar yardım isterim." Fidan, Telekom'un hizmeti özürlü ve yaşlıların ayağına götürmesi karşısında çok duygulandığını söylüyor.

Kendisine yardım sözü verip de hiç oralı olmayanlara da sitem ediyor: "Kazadan sonra hayatım tamamen altüst oldu. Eşim benden ayrıldı. İki çocuğum Nevşehir'de babalarının yanında. Başta Türkan Şoray gibi pek çok kişi yardım sözü verdi; ancak bugün ödünç aldığım kırık dökük eşyaların ortasında kiramı, depozitomu nasıl vereceğimi düşünüyorum. Sağlık–Sen Başkanı Mustafa Başoğlu da olmasa iyice perişan olacaktım. Her şeye rağmen yaşamak ve onurumla ayakta kalmak istiyorum."

21 yıllık ömrüne dağlar kadar derdi sığdıran Fevziye Fidan, şimdi iki gözlü evinde yeni bir fidanı, yepyeni umutları yeşertmeye çalışıyor. (Turhan Bozkurt / İSTANBUL (Zaman)




Varyag'ın geçişine resmen onay

Uzun süredir boğazlardan geçişine izin verilip verilmeyeceği tartışılan Çin'in Ukrayna'dan satın aldığı eski uçak gemisi Varyag'ın geçişine Başbakanlık izin verdi.

Bakanlık daha önce Denizcilik Müsteşarlığı'nın sunduğu olumsuz rapor doğrultusunda Varyag geçişi için onay verilmeyeceğini açıklamıştı. Türkiye'ye, son onaya kadar Varyag ile ilgili olarak ikisi Ukrayna, ikisi de Çin'den olmak üzere 4 ayrı başvuruda bulunulmuştu.

Tuzla Tersaneler Bölgesi'nde RMK Marine tarafından Danimarka'ya ihraç edilmek üzere inşa edilen Maria Theresa adlı motor/tankerin denize indiriliş törenine katılan denizcilikten sorumlu Devlet Bakanı Ramazan Mirzaoğlu, Varyag'ın Boğaz geçişine kesin onayın Başbakanlık tarafından verildiğini açıkladı. Bakan Mirzaoğlu, Başbakan Bülent Ecevit tarafından önceki gün kendisine yazılı bir talimatla Varyag'ın Boğaz geçişi için gerekli hazırlıklara başlanmasının bildirildiğini söyledi. Mirzaoğlu, bugüne kadar geçişe karşı çıkmalarının sebebini ise, "Varyag, dümen gücü ve motordan yoksun. Bundan dolayı römorkörlerle uzunluğu 507 metreyi buluyor. Bu uzunlukta bir gemi boğazlardan daha önce hiç geçmedi. İlgili birimlerden sunulan teknik raporlar doğrultusunda Varyag'ın geçişinin riskli olacağını belirttik. Riski bizim tek başımıza üstlenmemiz mümkün değildi." diye açıkladı.

Varyag'ın geçişi ile ilgili hazırlıklara önümüzdeki hafta Çin teknik heyeti ile yapılacak görüşmelerle başlanacağını ifade eden Mirzaoğlu, geçişin onaylanmasında Çin'le son yıllarda başlayan ekonomik ve siyasi alanlardaki diyalog ve işbirliği sürecinin etkili olduğunu savundu. Mirzaoğlu, bütün tedbirlere rağmen zorlu bir geçiş olacağının altını çizdi.

Turhan Bozkurt / İSTANBUL (Zaman)




Güpegündüz kırmızı ışıkta infaz

Terazidere köprü altı kırmızı ışıkta duran bir otomobilin içindeki iki kişi, silahlı saldırı sonucu öldürüldü.

Saldırıda hayatını kaybeden baba-oğuldan baba Şaban Elaltınterin'in Hizbullah itirafçısı olduğu öğrenildi. Görgü tanıklarından alınan bilgiye göre, otogar çıkışı kırmızı ışıkta duran 34 GS 4062 plakalı Renault Megane marka otomobil, ışıklarda bekleyen doğu şiveli, birinin elinde ceket, diğerinin elinde kırmızı çanta olan, üzerlerinde yeşil ve sarı gömlek olan iki kişinin silahlı saldırısına uğradı. Saldırıda, otomobilde bulunan iki kişi başlarından aldıkları kurşun darbeleri sonucu hayatını kaybetti. Saldırganlar, yaya olarak Güngören Davutpaşa istikametine kaçtı. İstanbul Emniyet Müdür Vekili Hasan Özdemir, olay yerine gelerek incelemelerde bulundu. Silahlı saldırıya uğrayan aracı yakından inceleyen Özdemir, bizzat aracın içine eğilerek şahıslar üzerinde inceleme yaptı. Olay yerine kar maskeli otomatik silahlı özel timlerin gelmesi dikkat çekti.

Saldırıda hayatını kaybedenlerden baba Şaban Elaltınterin'in Hizbullah itirafçısı olduğu belirlendi. Elaltınterin'in Hizbullah terör örgütünün lideri Hüseyin Velioğlu'nu teşhis eden kişi olduğu ifade edildi. Elaltınterin'in 1998'de itirafçı olarak örgütten ayrıldığı ve Bingöl'de geniş bir aileye sahip olduğu belirtildi. Elaltınterin'in İstanbul'da tatlıcılık yaptığı kaydedildi.

Ercan Gün / Said Edige İSTANBUL(Zaman)




Deprem öncesi dişi ağrıyormuş

İzmitli Jeoloji Mühendisi Behzat Gönül, depremi 2 veya 3 ay önceden tespit ettiğini iddia etti.

Gönül, muhtemel deprem tespiti için manyetik alan değişimi, jeoelektrik çıkışı, jeomanyetik ve jeoelektrik alanın insan vücudundaki etkilerini, yeraltı ve yüzey suları, canlılar, bulutlar ve gök cisimlerinde meydana gelen değişiklikleri incelediğini söyledi. Verileri çok kez denediğini ifade eden Gönül, şöyle konuştu: "Deprem öncesi canlıların etkilendiği biliniyor. Marmara depremi sonrasında yaptığım araştırmalarda, benim vücudum gibi başka insanların da çeşitli şekillerde etkilendiğini belirledim. Deprem öncesi beyin damarlarım şişmiş, baş, diş, mide ve bacaklarımda çok büyük ağrılar meydana gelmiş, saatim de durmuştu. Ağrı, diş etime vurunca 5'in üzerinde deprem oluyor. Marmara, Düzce, Hendek, Çankırı ve Yunanistan depremlerini tespit ettiğim proje, İsviçre Kalkınma ve İşbirliği Dairesi'nce incelemeye alındı. Projeye, o zamanlar herkes karşı çıktı; ama şimdi Türkiye'deki ilk desteği de İzmir Jeoloji Mühendisleri Odası verdi."




Süleyman Demirel Kazakistan'a gidiyor

Kazakistan, kimyasal silahlara karşı mücadeleye, uluslararası bir konferansla destek vermeye hazırlanıyor.

Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev'in talimatıyla düzenlenen '21. Asır Kimyasal Silahlardan Arınmış Dünya İstiyor' konulu konferansa, Türkiye'den 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel katılacak. Davetliler arasında, Sovyetler Birliği'nin eski lideri Mihail Gorbaçov, UNESCO Genel Sekreteri Birinci Yardımcısı K. Matsura, Hindistan eski Başbakanı İ. Gucral, BM Genel Sekreteri Birinci Yardımcısı V. Petrovskiy, Almanya Dışişleri eski Bakanı G. Guşer gibi tanınmış simalar da yer alıyor. Birçok bilim adamının konuşma yapacağı konferans, Kazakistan'ın eski başkenti Almatı'daki Ankara Oteli'nde gerçekleştirilecek. Eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev'in özel davetlisi olarak 28 Ağustos'ta bu ülkeye gelecek. Burada, konferansa katılacak olan Demirel, Kazakistan Cumhurbaşkanı Nazarbayev ile ikili bir görüşme yapacak. Ahmet Alyaz / ALMATI (cha)




Yok yere 15 ay yattı

Cinayetten hapse atılan Orhan Tolu, ancak 15,5 ay sonra dava dosyasında başından beri var olan bir polis raporu nedeniyle beraat etti.

İstanbul'un Büyükçekmece ilçesinin Kumburgaz beldesinde seyyar tezgahlarda kitap satarak para kazanan 38 yaşındaki Orhan Tolu, içkili olduğu bir akşam yaralama olayına karıştı. Tolu, 26 Temmuz 1999'da bir arkadaşına yapılan saldırıyı önlemek için olay yerine gitmişti. Olay yerindeki arbedede Romen uyruklu Gris Sambo isimli şahıs tabanca ile vuruldu. Olay sırasında Tolu'nun üzerinde bir tabanca vardı. Olay jandarmaya intikal etti ve Tolu gözaltına alındı. Jandarma, suç aleti tabancanın tetkiki için ekspertiz raporu istedi. Gelen rapor Tolu'nun silahının ateş edemeyeceği yönündeydi. Rapor Tolu'yu aklıyordu. Ancak gözaltına alındıktan sonra tutuklanan Tolu, Metris Cezaevi'ne gönderildi. Daha sonra hakkında Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde adam öldürmeye teşebbüsten dava açıldı.

'Ciddi bir hata'

Tolu, dava boyunca tam 472 gün yani 15 ay 15 gün cezaevinde tutuklu kaldı. 10 Kasım 2000'de Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi beraat kararı verdi. Beraat kararı ise olayın meydana geldiği 26 Temmuz 1999'daki polisin silah tetkiki raporuna dayandırıldı. Başta görülmesi gereken rapor ancak 15,5 ay sonra görülebilmiş ve Tolu'nun beraatine karar verilebilmişti.

Tolu'nun avukatı Rıza Pehlevi Şat, bu davanın yargı sisteminin yapısını ortaya koyan en güzel örneklerden biri olduğuna dikkat çekerek, şöyle konuşuyor: “Ekspertiz raporlarında söz konusu silahla suç işlenemeyeceği ortada. Polisin bu raporuna rağmen hâlâ bir insanı aylarca bir cezaevinde tutmak çok ciddi bir hata. ”

'Karaya vurmuş balık gibiyim'

Tolu'nun tahliye olmasının üzerinden yaklaşık 10 ay geçti. Tolu, bugün hâlâ işsiz. Seyyar tezgahta sattığı kitapların çoğu kaybolmuş. Haksız yere yattığı sürenin kendisine ait bütün hayalleri alıp götürdüğünü anlatan Tolu, düşüncelerini şöyle ortaya koyuyor: “Kendimi karaya vurmuş bir yunus balığı gibi hissediyorum. Karada yaşayamayacağıma inanıyorum.”

Cezaevi günlerini pek hatırlamak istemeyen Tolu, cezaevi psikolojisinden kurtulmaya çalışıyor. İnsanın hürriyetinin gaspının kötü bir şey olduğunu anlatan Tolu, cezaevinde geçirdiği süre hakkında ilginç bir kıyaslamada bulunuyor: “Birini vurmuş olup cezamı çekseydim bu kadar yıpranmazdım. Ancak yapmadığım bir suçtan dolayı bir buçuk sene gibi dört buçuk yıllık bir suçun cezasını çektim. Üçte bir infaz yasasına göre dört buçuk sene ağır cezanın süresine denk yattığım süre. Hatta daha fazla 472 gün. Yani ayağından tarayarak altı kişiyi sakat etseniz alacağınız ceza bu kadar.” 1980’li yıllarda İsviçre’de yaşadığını, cezaevine girmeden önce Küba’ya gitmeyi ve oradan da arkadaşları vasıtasıyla İsviçre’ye geçmeyi planladığını ifade eden Tolu, bu hayallerinin de suya düştüğünü anlattı. (Erkan Acar / İSTANBUL (Zaman)




Bozuk ambulans cana kıydı

İstanbul Sarıyer’de dalgalara kapıldıktan sonra deniz polisi tarafından sağ olarak kurtarılan genç, olay yerine 500 metre uzaklıkta bulunan ambulansın arızalı olması nedeniyle hayatını kaybetti.

Erkan Yılmaz (22) isimli genç, kız arkadaşı Havva Arslan (20) ile Sarıyer Kazıklı sahilinde gezintiye çıktı. Erkan Yılmaz’ın, kız arkadaşına doğum günü sebebiyle aldığı hediye denize düştü. Bunun üzerine denize atlayan Yılmaz, dalgalara kapıldı. Deniz polisi tarafından sağ olarak kurtarılan Yılmaz için olay yerinin 500 metre ilerisinde bulunan Sarıyer Devlet Hastanesi’nden hemen ambulans istendi. Ancak, 34 VZ 0703 plakalı ambulans hastenenin önünde beklemesine rağmen arızalıydı. Teknenin içinde yaklaşık yarım saat bekleyen talihsiz genç için ikinci bir ambulans istendi. Etiler’den çıkan İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı 34 YA 7503 plakalı ambulans da geç kaldı. Genci hastaneye götürmek de çoğu zaman olduğu gibi yine vatandaşa kaldı. Karga–tulumba özel oto ile hastaneye kaldırılan Yılmaz, yolda hayatını kaybetti. Hayatını kaybeden gencin arkadaşları ise, Erkan Yılmaz’ın çok iyi yüzme bildiğini, kız arkadaşı ile aralarında bazı sorunları bulunduğunu iddia ettiler.

Sarıyer Devlet Hastanesi’nde görev yapan Nöbetçi Dr. Kadir Kilimcioğlu, hastanelerine ait bir ambulans bulunmadığını, hastane bahçesinde bulunan ambulansın 112’ye ait olduğunu söyledi. İl Sağlık Müdürlüğü yetkilileri de, Sarıyer Devlet Hastanesi önünde bekleyen 112’ye ait 34 VZ 0703 plakalı ambulansın arızasının 10.30’da kontrol merkezine ulaştırıldığını, arızanın giderilmesi için tamir ekibinin hemen sonra yola çıktığını bildirdiler. 112’de görev yapan yetkililer ise, Etiler’den gelen aracın yoğun trafik nedeniyle bir süre geciktiğini kaydetiler.

Murat Akan / Burhan Eren - İSTANBUL (Zaman)




Burs sonuçları belli oldu

Milli Eğitim Bakanlığı'nca 23 Haziran 2001 tarihinde yapılan Devlet Parasız Yatılılık ve Bursluluk Sınavı'nın sonuçları belli oldu.

Sınav sonucunda 14 bin 410 öğrenci parasız yatılı, 18 bin 538 öğrenci ise burslu okumaya hak kazandı. Sınava toplam 541 bin 59 öğrenci katılmıştı. Sonuçlar, www.meb.gov.tr ve www.trt.net.tr internet adreslerinden, Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü'nün 212 80 52 (4 hat) numaralı telefonlarından öğrenilebilecek. Parasız yatılılığı kazanan öğrencilerin kayıtları 27 Ağustos–7 Eylül 2001, bursluluğu kazanan öğrencilerin kayıtları ise 17 Eylül–8 Ekim 2001 tarihleri arasında yapılacak.




Öğretmenlik için son gün

Öğretmenlik için başvurular, bugün sona erecek. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) açıktan, ilk defa, kurum içi ve kurumlar arası atama yoluyla 29 branşta 30 bin öğretmen alacak.

Başvurular, bugün mesai saati bitimine kadar, Adana, Afyon, Ankara, Bursa, Diyarbakır, Edirne, Erzurum, Gaziantep, İstanbul, İzmir, Konya, Malatya, Samsun, Sivas, Trabzon, Van ve Zonguldak il milli eğitim müdürlüklerine yapılacak. Öğretmenliğe ilk defa atanacakların, Devlet Memurluğu Seçme Sınavı (DMS), DMS–Öğretmenlik 2000 veya Kurumlar İçin Merkezi Eleme Sınavı'na (KMS) girmiş ve istenilen düzeyde puan almış olması gerekiyor.




ÖSS heyecanı bugün bitiyor

Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS) ve Yabancı Dil Sınavı (YDS) yerleştirme sonuçları bugün açıklanıyor.

Adaylar saat 10.00'dan itibaren, hangi yükseköğretim programlarına yerleştirildiklerini internetten, 900'lü telefon hatlarından ve WAP uyumlu cep telefonlarından öğrenebilecekler. Söz konusu iletişim araçlarının adresleri ve numaraları şöyle:

İnternet adresleri:

http://osys.osym.gov.tr/

http://osys2001.osym.gov.tr

900'lü telefon hatları: 0 900 309 1900 / 0 900 309 1920 / 0 900 310 1401 / 0 900 310 1402

Wap uyumlu cep telefonları: http://wap.osym.gov.tr



| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.