PSiKOLOGLARIN değerini anladık
Deprem bölgelerinde gönüllü çalışan psikologlar, yaşadıklarını 'Bir Deprem, Sonsuz Farkındalık' adıyla kitaplaştırdı. Deprem, 'deli doktoru' diye bilinen psikologların daha iyi anlaşılmasını sağladı. Depremde yaşadıklarının etkisiyle şoka giren felaketzedeler, bölgeye giden gönüllü psikologların desteğiyle hayata döndü. Psikologlar, deprem felaketinin kendileri için de öğretici olduğunu söylüyorlar.
Üzerinden iki yıl gibi bir zaman geçmesine rağmen, deprem felaketinin izleri halen yüreklerimizde. Depremler, felaketi yaşayanların yanı sıra, onların yakınlarını, dostlarını, bölgeyi uzun süre mesken tutan kurturma ekiplerini, haber için felaketi adım adım izleyen gazetecileri ve elbette 'ben de burdayım' diyen gönüllüleri de etkiledi. Ateş düştüğü yeri yaktı; ama çevresini de ısıttı, bazen de kavurdu.
Deprem; sonsuz farkındalık
Depremler bize dünyada icra edilmekte olan çok önemli meslekler bulunduğunu da öğretti. Felakete kadar Türkiye'de 'deprem uzmanı ya da yerbilimci' olarak kimin ismini sayabiliyorduk ki! Ya psikiyatrlar ya da psikologlar. Felaketin getirdiği travmanın izlerini silebilmek için yardımlarına ihtiyaç duyana kadar Türkiye'de psikoloji ilmi, tıbbın sadece bir birimi hatta halk arasındaki tabiriyle, 'deli doktorluğu' mesleğinin icrasından ibaretti. Art arda gelen büyük felaketlerin sonucunda toplumsal bir travma yaşanan ülkemizde, kendileri de şokta olmasına rağmen en çok ihtiyaç duyulan insanlar oldu, psikologlar. Türk Psikologlar Derneği felaket bölgelerine gönüllü ekipler gönderdi. Halen çalışmalarını sürdüren bu gönüllüler şimdi yaşadıklarını, 'Bir Deprem, Sonsuz Farkındalık' başlığı ile kitaplaştırdı. Kitap, felaket sonrası kendiliğinden oluşan bir gönüllü yardım grubu olan AĞ 17'nin yaşadıklarını anlatıyor. Kitabın hazırlanmasına öncülük edenler ise İrem ve Stephan Bray çifti. Psikolog İrem Bray, aile terapisti, İngiliz eşi Stephan Bray ise sosyal hizmet uzmanı.
Psikolog İrem Bray, depremden sonra kendi mesleklerine olan bakış açısının büyük ölçüde değiştiğinin altını çiziyor. "Her şeylerini bir gecede kaybeden insanların bize ihtiyaç duymaması mümkün değildi." diyen Bray, büyük şokun kendilerini de hazırlıksız yakaladığını itiraf ediyor. Felaketler gelince bu alandaki boşluğu gören Psikologlar Derneği, üyelerini hızlı bir eğitim sürecinden geçirmiş. İrem Bray, "Deprem bizim için de eğitim süreci oldu. Hem öğrendik hem yardım ettik. Şimdi ülkemizde yüzlerce travma psikoloğu var." diyor.
Profesyoneller de ağlar mı?
Peki herkeste derin yaralar açan felaketler, işi insanları şoktan çıkarmak olan psikologları hiç şoka uğratmadı mı? İrem Bray burada psikologların, bütün profesyonelliklerine karşın insan olduğu gerçeğine dikkat çekerek, bir anısını naklediyor: "Dernekte deprem bölgesine gönderilecek arkadaşlarımıza, dernek başkanı tarafından şoklara ve gözyaşlarına hazırlıklı olmaları söylenerek, yanlarına bol miktarda kağıt mendil almaları istendi. Bazı arkadaşlarımız ise 'Bizim işimiz bu, biz ağlamayız.' diyerek buna tepki gösterdi. Ancak oraya gidilince gördük ki yaşanan dramlar bizim profesyonelleri bile gözyaşlarına boğdu, sonuçta bizim de insani zaaflarımız var."
Felaketlerde yardıma koşan İngiliz Stephan Bray ise, insanların 'bir gecede her şeylerini kaybedebileceklerini' fark ettiklerini belirtiyor. Stephan Bray, travma yaşayan insanların kendilerini toparladıktan sonra, felaketin verdiği adaptasyonla kendilerine daha başarılı bir yaşam kurabilecekleri tespitini de yapıyor. (Zafer Özcan / İSTANBUL (Zaman)
Koyunlarla birlikte yaşıyorlar
Şanlıurfa'nın Eyyübiye Mahallesi başta olmak üzere birçok kenar mahallesinde insanlarla koyunlar koyun koyuna yaşıyor. Söz konusu mahallelerde hayvancılıkla uğraşan vatandaşlar evlerinin alt katını ahır, üst katını ise ev olarak kullanıyor.
2 binin üzerinde ahırlı evin bulunduğu Şanlıurfa'nın kenar mahallelerinde halkın birçoğu hastalığın pençesinden kurtulamıyor. Şanlıurfa Sağlık Müdürlüğü'nün yaptığı çalışmalarda sıtma, brusella, dizanteri, şark çıbanı gibi hastalıklar da bu semtlerde yüksek oranda görülüyor. Hayvanlarla insanların bir arada yaşadığı evlerde Şanlıurfa Belediyesi'nin vermiş olduğu hane numarası bile bulunuyor. Sağlık uzmanları, belediyenin şehir içinde hayvancılık yapılmasına izin vermemesi gerektiğini dile getirerek, hastalıkların önüne geçilmesi için bunun şart olduğunu söylediler.
Mehmet Dener / ŞANLIURFA (cha)
Proteze alışamadık
Eklem kireçlenmesi nedeniyle hareket kabiliyeti zayıflayan yaşlılar için büyük şans olan protezden yeterince yararlanılmıyor.
Türkiye'de, ortopedi cerrahisinde başarılı operasyonlarla gerçekleştirilen protez uygulamasından yeterince yararlanılmadığı ve özellikle eklem kireçlenmesi nedeniyle hareket kabiliyeti zayıflayan birçok yaşlının yatağa mahkum kaldığı bildirildi. Çukurova Üniversitesi Ortopedi ve Travmatoloji Üyesi Doç. Dr. Yaman Sarpel, Türkiye'de ortalama hayat süresinin uzamaya başladığına dikkat çekerek, buna paralel olarak artan eklem sorunları ve kireçlenmelerin, hayat kalitesini düşürdüğünü söyledi. "Türkiye'de, ortopedide en sık rastlanan sorun, yaşın ilerlemesine paralel olarak artan ve halk arasında kireçlenme olarak bilinen kemik kıkırdağının harabiyetidir.” diyen Sarpel, Bu nedenle protezler, eklem kireçlenmesi nedeniyle hareketini kaybeden yaşlılar için büyük şanstır.
|