'En büyük yolsuzluk sosyal güvenlikte'
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan, Türkiye'nin sosyal güvenlik kurumlarıyla ilgili çarpıcı açaklamalarda bulundu. Devletin hantal yapısı ve hukuksal boşluklardan kaynaklanan bazı istismarlar sebebiyle hırsızlık, yolsuzluk ve suiistimaller oluştuğunu anlatan Okuyan, "En büyük yolsuzluk benim bakanlığımda var. Yılda 1 katrilyon fazla ödeme var. Bundan büyük yolsuzluk mu olur?" dedi.
SSK Karamürsel Hastanesi'nde incelemelerde bulunan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Okuyan, daha sonra gazetecilerin sorularını cevapladı. Basın mensuplarının Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'ndaki 'Vurgun operasyonu'nu hatırlatmaları üzerine Okuyan, devletin mevcut yapısı sebebiyle her bakanlıkta benzer durumlar yaşandığını vurguladı. Hükümetin bu tür yaşadığı olayların üzerine kararlılıkla gittiğini ifade eden Okuyan, şöyle konuştu:
'Hırsızlığın partisi olmaz'
"Devletin hantal yapısından, hukuksal boşluklardan ve bazı istismarlardan kaynaklanan hırsızlık, yolsuzluk, suiistimaller var. Mevcut yapı buna imkan veriyor. Hırsızlıkla, yolsuzlukla, suiistimalle, rüşvetle, irtikapla ilgili kim olursa olsun, ucu nereye giderse gitsin, kime dokunursa dokunsun 57. hükümet olarak üzerine gideceğiz. Bayındırlık Bakanlığı'ndaki operasyonun siyasi spekülasyon malzemesi yapılmasını doğru bulmuyorum. Hırsızlığın, namussuzluğun partisi olmaz. Hukuk çerçevesinde gereken yapılır.
Bazı çevreler ve muhalefet partileri, koalisyon ortaklarını karşı karşıya getirmek için spekülatif davranışlar ve yorumlar yapıyorlar. 3 partinin genel başkanları ve bizler, siyasi tecrübemizle oyuna gelmeyiz. Asıl yolsuzluk benim bakanlığımda var. Göreve geldiğim günden beri yapılan yolsuzlukları gündeme getiriyorum. SSK'da yolsuzluk olmaz olur mu? Ben aylarca bağırdım. SSK, Bağ–Kur, sosyal güvenlik kuruluşlarında yılda bir katrilyon lira fazla ödeme var. Ben bu lafları söyleyen adamım. Bu rakamın içinde yolsuzluk, hırsızlık var, suiistimal, irtikap var, yasaların boşluklarından yararlanarak emekli aylığı bağlananlar var. Bunların hepsi usulsüzlük değil mi? Bunların hepsi milletin paralarının haksız yerlere akması değil mi? Bunlarla mücadele ediyorum. İzmir'de, içine sağlık il müdürünün ve bakanlık başmüfetişinin de karıştığı 14 özel sağlık kuruluşu ile ilgili olarak şu an 29 kişi tutuklu durumda."
'Bahçeli'nin talebi doğru'
MHP lideri Devlet Bahçeli'nin 'Vurgun operasyonu' ile ilgili demeçlerinin, gazeteler tarafından yanlış yorumlandığını da belirten Okuyan, ortada 'gocunacak bir durum bulunmadığını' vurguladı. Bahçeli'nin gerçeğin ortaya çıkmasını istediğini dile getiren Okuyan, 'operasyonun siyasi amaçlardan uzak tutulması talebinin' doğru olduğunu dile getirdi.
Kalıcı konutlarının inşaatına henüz başlanmayan depremzedelerin sorunlarını da dinleyen Bakan Okuyan, önümüzdeki hafta yapılacak Bakanlar Kurulu'nda konuyu gündeme getirme sözü verdi.
Fikri Kaya / İZMİT (Zaman)
Başsavcıyı anlayamadım
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın AK PARTİ'nin kurucular kurulunda türbanlı kişilerin yer alması konusundaki tavrını anlayamadığını belirtti. Okuyan, "Anayasa Mahkemesi'ne intikal etti. Sanırım bu sorun orada çözümlenecektir." dedi.
Okuyan, Yalova Belediyesi Meclis Salonu'nda düzenlediği basın toplantısında, yeni kurulan AK PARTİ'nin diğer siyasi partilerden farklı olmadığını savundu. Okuyan, "Bir elmanın yarısı Saadet Partisi, öteki yarısı AK PARTİ'dir. Çok büyük iddialarla ortaya çıktılar. Ancak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın tavrını anlayabilmiş değilim. Başörtülü bayanların parti kurucusu olup olmayacağı konusunun gündeme getirilmesine anlam veremiyorum." şeklinde konuştu.
Güvenlik özgürlükle sağlanır
ANAP lideri ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, Türkiye'nin güvenlikle özgürlükler arasındaki dengeyi hâlâ akılcı bir biçimde kuramadığını belirterek, "Zannediyoruz ki özgürlükleri ne kadar daraltırsak güvenlik o kadar sağlam olur. Bu mantıkta giderseniz bütün özgürlükleri kaldırırsanız en güvenilir ülke olursunuz." dedi.
Yılmaz, önceki gece CNN Türk'te Taha Akyol'un AB ve ulusal güvenlik konularındaki sorularını cevapladı. Türkiye'nin iç dinamiklerinin, AB'ye üyelik konusunda artık bir engel çıkarmaması gerektiğini anlatan Yılmaz, özgürlüklerin alanının genişletilmesinin öncelik taşıdığını vurguladı. Yılmaz, özetle şöyle konuştu:
'Türkiye asla bölünmez'
Ben Türkiye'nin hiçbir zaman bölünmeyeceğine inanıyorum. Türkiye'yi silahlı bölücü örgütler bile bölemedi. Ama korkarım ki, Türkiye eğer çağdaş bir ülke olmaktan çıkarsa istikrarsızlığa o zaman düşer. Bu istikrarsızlığın da Türkiye'yi nereye getireceğini şimdiden kestirmek mümkün olmaz. AB'ye karşı olan direnişin altında, statükonun sürmesini isteyen zihniyeti görüyorum. Batacağız, bölüneceğiz korkusuyla biz hiçbir yere varamayız. Bu gelecek korkusunu Türkiye'nin üstünden atması lazım.
Açıkça 'ben AB'ye karşıyım' diyenlere saygım var. Asıl korktuğum, 'biz AB'yi istiyoruz; ama..' diyenler. Bu 'ama'dan sonra bakarsınız hep Türkiye'nin özel şartları gündeme gelir. İtiraf etmek lazım ki, güvenlikle özgürlükler arasındaki dengeyi hâlâ akılcı bir biçimde kuramadık. Yani zannediyoruz ki özgürlükleri ne kadar daraltırsak güvenlik o kadar sağlam olur. Bu mantıkta giderseniz bütün özgürlükleri kaldırırsanız en güvenilir ülke olursunuz.
'Ulusal güvenlik engel'
Her şeyden önce hak ve özgürlüklerin alanını genişletmemiz gerekiyor. 1982 Anayasası, bizim AB ile ilişkilerimiz açısından çok ciddi bir engel oluşturuyor. Değişiklikler yapılırken dile getirilen kaygıların özüne baktığınız zaman hep karşımıza ulusal güvenlik çıkıyor. Yani özgürlüklerin alanını genişletmek istiyorsunuz karşınıza ulusal güvenlik kavramı çıkıyor. Türkiye'nin kendi iç dinamiklerinden kaynaklanan bir engel söz konusu olmamalıdır.
'Parti kapatmada itiraz'
Parti kapatma konusunda Anayasa Mahkemesi Başkanı'nın da ifade ettiği, Genelkurmay'ın da ve sanıyorum Sayın Cumhurbaşkanı'nın da katıldığı bir itiraz var. O da parti kapatmanın belli bir oy çoğunluğuna bağlanmış olması. Bunun emsal teşkil etmesi açısından da yanlış olacağı şeklinde itirazlar var. Biz de bunu doğru gördük, yeniden gözden geçirilmesini doğru gördük." ANKARA
Demokrasi adına ülke riske atılmaz
MHP lideri ve Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli, "Bu ülke ve millet, her türlü meseleyi demokratik hukuk devleti içinde aşmasını başaracak güçtedir. Ama bunun yolu devlet–millet arasında gerginlik yaratmaktan, demokratik değerler adına Cumhuriyet'in temel niteliklerini yıpratmaktan geçmez." dedi.
Devlet Bahçeli, XI. Ahlat Kültür Haftası etkinlikleri kapsamında Atatürk Stadı'nda yaptığı konuşmada, demokrasinin, Cumhuriyet gibi Türk milletinin temel siyasi tercihi olduğunu kaydetti. Demokrasinin bölücülüğe geçit veren bir sistem olmadığını ifade eden Bahçeli, Demokratik değer ve kurumları güçlendirmenin, milli hassasiyetleri rencide etmek ve ülkenin stratejik durumunu ihmal etmekle eş anlamlı olmadığını vurguladı. Bahçeli, şöyle devam etti:
"Böyle bir iddiada olanların, demokratik değerleri yeterince kavrayamadıkları açıktır. Bu ülke ve millet, her türlü meseleyi demokratik hukuk devleti içinde aşmasını başaracak güçtedir. Ama bunun yolu devlet–millet arasında gerginlik yaratmaktan, demokratik değerler adına Cumhuriyet'in temel niteliklerini yıpratmaktan geçmez. Cumhuriyetçilik adına demokratik değerlerin gelişimini engellemek ne kadar yanlış bir tutumsa, demokrasi adına ülkenin geleceğini tehlikeye atacak girişimlerde bulunmak da o kadar yanlış ve lüzumsuzdur." AHLAT (Zaman)
Baykal'dan 'Vurgun' eleştirisi
CHP lideri Deniz Baykal, 'Vurgun operasyonu'nun bir ANAP-MHP çekişmesi olmadığını söyledi. Baykal, "Büyük bir ihtimalle ANAP masumdur. Böyle bir şantaja ANAP kalkmaz, niye kalksın? Cam köşkte oturanlar, komşularına taş atmazlar, atmamışlardır." şeklinde konuştu.
CHP lideri Deniz Baykal, Bayındırlık Bakanlığı'nda sürdürelen operasyonda gerçeğin ortaya çıkacağına inanmadığını söyledi. CHP Parti Meclisi toplantısının açılışında konuşan Baykal, ihalelerde ayarlamalar, yönlendirmeler yapılmasının 'yeni bir keşif' olmadığını vurguladı.
Karşılıklı siyasi şantaj ve tehditlerle olayın örtbas edileceğini ileri süren Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü: "Vurgun operasyonunda bir MHP–ANAP çekişmesinin olabileceğini zannetmiyorum. Yolsuzluklar konusunda koalisyon ortakları arasında bir tartışma, bir çekişme olamaz. Yani büyük bir ihtimalle ANAP masumdur. Böyle bir şantaja ANAP kalkmaz, niye kalksın? Cam köşkte oturanlar, komşularına taş atmazlar, atmamışlardır. Ben tanıklık edebilirim. ANAP'ın günahı yoktur kesinlikle, Sayın Bahçeli sakin olsun, emin olsun."
'Bu telaş niye?'
Bayındırlık Bakanı Koray Aydın'ın, 'İhaleleri ayarlayan işadamı Allah'tan Marksist'miş.' şeklindeki sözlerini de eleştiren Baykal, bu ifadelerin bakanın ruh halini gösterdiğini iddia etti. Baykal, "Ortada daha mahkeme kararı yok? Ne bu telaş, bu korku ? Bakanlığı Marksistler mi yönetiyor ki, yolsuzlukları onlar yönlendirsinler. Sayın bakan bu tür ilişkiler arıyorsa, akrabalarına bir baksın." şeklinde konuştu. ANKARA (Zaman)
AK PARTİ'de basın düzenlemesi
Adalet ve Kalkınma Partisi, bundan sonra düzenlenecek basın toplantılarında daha dikkatli davranma kararı aldı.
AK PARTİ Genel Başkan Yardımcısı Abdullah Gül, artık basın toplantılarına gazetecilerin dışında kimsenin alınmayacağını söyledi. Basın toplantılarına katılanların alkış tutmaları ve gazetecilerin çalışma koşullarının zorlaştırılmasının yanlış olduğunu belirten Gül, "Basın mensuplarının rahat bir şekilde çalışması için dışarıdan insan olmamalı. Gazeteciler, taleplerinde ve tepkilerinde haklıdır. İstedikleri soruyu sorabilmeli, istedikleri cevabı da alabilmelidirler. O yüzden biz bundan sonra yapılacak olan tüm basın toplantılarında, bir daha bu tür bir hadisenin cereyan etmemesi için gereken hassasiyeti gösteririz." şeklinde konuştu.
Erdal Şen/İSTANBUL (Zaman)
Makam odası aranıyor!
FP'nin kapatılmasının ardından iki ayrı partinin kurulması Meclis'i zora soktu. 35 makam odasına sahip olan Parlamento'da 23 kişiye daha yer aranıyor.
Fazilet Partisi'nin Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmasının ardından kurulan iki yeni parti yöneticileri için makam odası aranıyor. Meclis Başkanlığı, hem Saadet Partisi ile Adalet ve Kalkınma Partisi'nden gelen talepleri karşılamaya çalışıyor hem de bunu sağlarken kimseyi yerinden etmemeye çalışıyor.
Meclis'te makam odalarının sayılarının her geçen yıl artması bir yandan odaları küçültürken bir yandan da AK PARTİ ve SP'de olduğu gibi zaman zaman tartışmalara sebep oluyor. Meclis Başkanlık Divanı üyeleri için 20, ihtisas komisyonları başkanları için ise 15 makam odası ayrılmış durumda. Son kurulanlarla birlikte Meclis'te 6 partinin grup başkanları ve grup başkan vekilleri için ise toplam 23 ayrı makam odası gerekiyor.
İzgi formül arıyor
Kendilerinden gelen talep üzerine AK PARTİ ve SP'ye ayrı katlarda oda bulma arayışına giren Meclis Başkanlığı ilk olarak, ANAP'ın grup yönetimi salonunu talep etti. Ancak olumsuz cevap alındı. Bunun ardından Recai Kutan'ın FP genel başkanı iken kullandığı odanın bölünerek iki ayrı grup başkan vekiline verilmesi düşünüldü. Bu formülden de, 'bir genel başkana saygısızlık olur' düşüncesiyle vazgeçildi. Son formül ise, SP'lilerin bulunacağı katın altındaki koridorda üç ayrı odayı boşaltıp AK PARTİ'lilere verme şeklinde. Ancak bu sefer de, odaların şu anki sahiplerinin nerelere yerleştirileceği sıkıntı oldu. Meclis Başkanlığı, sorunu aşmak için sürekli formül üretiyor. (Süleyman Kurt / ANKARA (Zaman)
Başbakan Ecevit'ten MGK yalanlaması
Başbakan Bülent Ecevit, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu'na atfen dün basında yer alan, 'MGK'nın asker üyeleri her yıl değişiyor.
Sivil üyeler neden hep aynı?' şeklindeki sözleri yalanladı. Ecevit, "MGK toplantısında doğal olarak ben de vardım. Sayın Genelkurmay Başkanı'nın ağzından bunu ima edecek bir söz bile duymadım." dedi.
Başbakan Ecevit, dün düzenlediği basın toplantısında gazetecilerin sorularını cevapladı. Bir gazetecinin, ''Bir gazetede, MGK toplantısında Genelkurmay Başkanı'nın, 'Bizim taraf değişiyor; ama siyasiler hiç değişmiyor.' sözleri yer aldı.'' demesi üzerine, Ecevit şunları kaydetti: "Ben böyle bir söz işitmedim. MGK toplantısında doğal olarak ben de vardım. Sayın Genelkurmay Başkanı'nın ağzından bunu ima edecek bir söz bile duymadım. Nasıl dışarıda böyle bir haber söyleniyor, sızdırılıyor bile diyemiyorum; çünkü böyle bir haber yok. Böyle bir konuşma olmadı. Onun için ben de şaşırdım."
Başbakan Ecevit, Bayındırlık Bakanlığı'na düzenlenen operasyonun koalisyon ortakları içinde eleştirilere neden olduğunun hatırlatılarak bunun bir koalisyon sorununa yol açıp açmayacağının sorulması üzerine de, "Hayır. Kesinlikle öyle bir şey söz konusu değil. Başlangıçta birtakım arkadaşlarımızın kuşku ve tereddütleri oldu; ancak bu kuşkuların yersiz olduğu ortaya çıktı." karşılığını verdi.
Meclis'in soru bankası
DSP Grup Başkan Vekili Emrehan Halıcı, yoğun Meclis çalışmalarından arta kalan zamanında zeka gelişimine yardımcı olacak sorular üretiyor.
Aynı zamanda Türkiye Zeka Vakfı başkanı olan Halıcı, hazırladığı soruların bir kısmını TÜBİTAK tarafından aylık olarak çıkarılan Bilim ve Teknik dergisinde yayınlıyor.
Her yıl yapılan Zeka Oyunları'nı ve bilgisayarla beste yarışmasını da organize eden Halıcı'nın hazırladığı ve milletvekili arkadaşlarına çözdürdüğü sorulardan birkaçı şöyle:
Siz olsaydınız?
Bir suçluya iki kutu ve 10'u siyah, 10'u beyaz olmak üzere 20 top verilir. Kral suçluya şöyle der: "Bu topları kutulara istediğin gibi yerleştirebilirsin, ben daha sonra senin yanına gelip kapakları kapatılmış bu iki kutudan birini seçeceğim. Daha sonra bu seçtiğim kutudan gözlerim kapalı olarak rastgele bir top seçeceğim. Seçtiğim top siyahsa öleceksin, beyazsa yaşayacaksın." Siz olsaydınız yaşama şansınızı mümkün olduğu kadar artırmak üzere topları kutulara nasıl koyardınız?
Paralar
Bir sihirbazın cebinde iki demir para vardır. Bu paralardan biri normal, diğeri ise her iki tarafı da yazı olan hileli paradır. Sihirbaz elini cebine atarak, paralardan birini rastgele alır ve bu parayı havaya fırlatır. Para yere düştüğünde yazı gelirse;
a) Bu paranın normal para olma olasılığı nedir?
b) Aynı parayı tekrar fırlatır ve ikinci kez yazı gelirse, bu paranın normal para olma olasılığı nedir?
Üç ağaç
Üç ağacın boyları hem toplayınca hem de çarpınca 5,70 çıkıyor. Ağaçların boylarını bulunuz.
Bir milyon
Hiçbir rakamı sıfır olmayan öyle iki sayı bulun ki, çarpımları bir milyon olsun. ANKARA (Zaman)
Harcamalara sıkı denetim
TBMM Başkanı Ömer İzgi, Meclis'te yapılan harcamaları daha yakından ve iyi takip edebilmek için üç kişilik özel bir tim kuruyor.
Doğrudan İzgi'ye bağlı olarak çalışacak birimin kimlerden oluşacağı henüz belirlenmedi. İsimlendirmenın önümüzdeki günlerde tamamlanması bekleniyor.
Meclis Hesaplarını İnceleme Komisyonu, yapılan harcamaları denetliyor; ancak bu denetlemenin, yapılan harcamanın bitiminde olması ve son dönemde yolsuzluklar konusunun kamuoyunda duyarlı bir biçimde takip edilmesi Meclis Başkanlığı'nı böyle bir arayışa itti.
Meclis Başkanı İzgi, daha önce de, basın–yayın organlarında Meclis aleyhine çıkan yayınları yakından izleyebilmek için özel bir birim oluşturmuştu. ANKARA (Zaman)
Yolsuzluklar bütün ülkelerde yaşanır
Milli Savunma Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'ndaki "Vurgun operasyonu"nu değerlendirirken, "Her ülkede kişisel ve sistem bakımından yolsuzluk olabilir." dedi.
Çakmakoğlu, Kayseri'de MHP Sarız İlçe Başkanlığı'nı ziyaret ederek partililerle bir süre görüştü. Bu arada basın mensuplarının sorularını cevaplayan Çakmakoğlu, bir soru üzerine Hazar Denizi'nde kıyısı olan 5 ülkenin, kendi aralarındaki bir diyalogla petrol paylaşımı yapmaları gerektiğini belirtti. Çakmakoğlu, "Dostumuz ve kardeşimiz Azerbaycan'ın haklı olduğu davalarda yanında olmamız kadar tabii bir olay düşünülemez." diye konuştu.
'Esas olan önlemek'
Çakmakoğlu, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'ndaki "Vurgun operasyonu" ile ilgili bir soruyu ise Türkiye'deki çeşitli kuruluşlarda yolsuzluk olabileceği şeklinde değerlendirdi. MHP'ye bağlı bakanlıklardaki birimlerde yolsuzluk olup olmamasının önemli olmadığını bildiren Çakmakoğlu, şöyle devam etti: "Her ülkede kişisel ve sistem bakımından yolsuzluk olabilir. Esas olan, bakanlarımızın bu yolsuzluk olaylarını titizlikle takip etmeleri, önleyici olmalarıdır. Binlerce kişinin çalıştığı çeşitli yönetmelik ve yasaların uygulandığı bir kuruluşta, hiç yolsuzluk olmaz demek doğru olmaz. Esas olan, suçlu olduğu iddia edilen kişilerin yakasına yapışılmasıdır ve adli makamlara verilmesidir." SARIZ
Kanunu değiştirip seçime gidelim
DYP lideri Tansu Çiller, Seçim ve Siyasi Partiler yasalarının değiştirilerek erken seçime gidilmesi gerektiğini söyledi. Çiller, Sarıyer'de, "Kırat" adlı otobüsüyle, partililer tarafından oluşturulan uzun bir araç konvoyu eşliğinde mahalleleri gezdi.
Ferahevler'de, otobüsten inerek girdiği bir mağazada basın mensuplarının sorularını cevaplayan DYP lideri Çiller, "Biraz önce bir eczanede bana işsizlik nedeniyle gençlerin artık hırsızlığa yöneldiklerini söylediler. Bu iktidar devam ettikçe milletimiz bilsin ki, gençler arasında adeta hırsızlık çeteleri kurulmaya başlanacak. Bu model ülkeyi çökertiyor." dedi. Bu gidişata 'dur' deme zamanının geldiğini ifade eden Çiller, şöyle konuştu:
'Meclis'e teklif vereceğiz'
"Bu dur denilen nokta, bu iktidarın değişmesi noktasıdır. Seçim Yasası ve Siyasi Partiler Yasası'nı değiştirip mutlaka sandığa gitmek lazım. Bu gidişle bir yere varmak mümkün mü? Türkiye bu halde giderse Latin Amerika örneğine girer. Üretim durmuş, işsizlik had safhada. Vatandaşın dayanacak hali kalmadı. Milletin demokratik refleksi artık 'seçim' demeye başlamıştır. En kısa zamanda erken seçime gidilmelidir. Seçim Yasası'nı tekrar Meclis'e getireceğiz." İSTANBUL (Zaman)
Milli Güvenlik Belgesi Türkiye'yi tıkıyor
Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Bekaroğlu, siyasetin özgürleşmesi gerektiğini söyledi.
Diyarbakır Demokrasi Platformu'nca, düzenlenen 'Toplumsal Barış, Sivilleşme ve Demokrasi Paneli'ne katılan Bekaroğlu, barışın olmadığı bir yerde huzur ve kişisel güvenliğin olmayacağını ifade etti. İnsan hakları ve özgürlüklerin güvence altına alınması gerektiğini belirten Bekaroğlu, şöyle konuştu:
"Özgürlükler güvence altına alınarak sivilleşme sağlanmalı; ancak Türkiye'nin önü Milli Güvenlik Belgesi ile tıkanmaktadır. Milli Güvenlik Belgesi gizli bir anayasadır. Türkiye'nin sorunlarının çözümü için siyasetçiden çok şey bekleniyor; fakat siyaset özgür değil, Türkiye'de konulan sınırlar içinde siyaset yapılıyor. Biz de konulan sınırlar içinde siyaset yapıyoruz. Siyasetin özgürleşmesi lazım." DİYARBAKIR
'Yeni oluşum dediğin tantanalı olur'
9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, DYP eski milletvekillerinden İsmail Amasyalı'yı Darıca'daki villasında ziyaret etti.
Demirel, ziyaret sebebini soran gazetecilere, Amasyalı'nın eski bir dostu olduğunu, bu amaçla kendisini ziyaret ettiğini söyledi. Demirel, 'Daha önce DYP içinde muhalif hareket olarak adlandırılan Köksal Toptan ile İlhan Kesici'nin de yeni oluşum çalışmaları için bu eve sık sık geldiğini' hatırlatan bir gazeteciye, şu cevabı verdi: "İnsanların ayağı bu eve alışık öyle mi? Bu demektir ki, bundan sonra da alışıklık devam edecektir. Ama bugün değil. Ev görevini bırakmış değil. Yeni oluşum filan arıyorsanız oluşum tantanalı olur."
|