GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

26/08/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Girişim

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



Abdullah AYMAZ

Göze Takılanlar

Avrupa'nın en büyük mabedi, Avrupa'nın başşehrine

Japonya'da yaptırılan ve Kütahya çinileriyle her tarafı süslenen Tokyo Camii, pek çok Japon'un Müslüman olmasına vesile oldu. Onu seyrederken başları dönenler var. Saatlerce içinde duranlar.

Turistik yerler rehberine çoktan girdi... Dilsiz gibi zannettiğimiz mabedler, İslamiyet'i temsilden uzak mensupları yerine sessizce ve riyasızca; ama çok tesirli biçimde ve unutulmayacak şekilde İslamiyet'i insanların gönüllerine ve ruhlarına telkin ediyorlar. Pek çok Japon kadın, "Belki yapamayız, önce birkaç ay bir deneyelim." diyerek camiye geliyor, Müslüman olmadıkları halde cemaate bakarak abdest alıyor, namaz kılmaya çalışıyorlar. Sonra da Müslüman oluyorlar.

Şimdi Avrupa'nın başşehri Strasbourg'da, Avrupa'nın en büyük camisinin yapılması için büyük bir gayret var.

Fransa'nın Alsace bölgesinde 120 bin Müslüman yaşıyor. Bölgenin ikinci büyük dini İslamiyet. Çünkü nüfusun % 10'u Müslüman. Şimdiye kadar hep küçük mescidlerde, eski büyük fabrika hangarlarında ibadetler ifa edilmiş. Mimarî ve estetikten yoksun yerlerde kılınan bayram namazlarında cemaatin sokaklara taşması, trafiği kilitlemesi, gayri müslimlerde iyi bir tesir bırakmıyor. Fransız yetkililer de bu hiç hoş olmayan görüntülerden rahatsız olmaya başladılar. 1992 yılında PS (Sosyalist Parti) Strasbourg Belediye Başkanı Catherine Trautman bir grup belediye başkanı ile görüşerek Strasbourg Büyük Camii projesini öne attı. Catherine kültür bakanı olunca yerine geçen Roland Ries de aynı partidendi ve projeye sahip çıktı. Bazılarının tepkilerini de göğüsledi ve "İslamiyet'i bodrumlardan ve depolardan kurtarmalıyız. İbrahim'in çocukları için bir yer yapmamız lazım." dedi.

Son seçimlerde bir grup aşırı sağcı, meclisteki oylamalarda cami ve İslam merkezi fikrine karşı çıktılar ve "Müslümanlar ne zaman Mekke'de katedral yapmak için izin verirlerse o zaman olur." diye direttiler. Fakat onlar seçimlerde elendiler. Bazıları da belediyenin camiye yapacağı masraflardan dolayı karşı çıkıyorlar. Fransız kanunlarına göre devlet böyle müesseselerin toplam masrafının % 10'a kadarını karşılayabiliyor. Bu itirazlara insaflı vicdanlar şöyle cevap veriyorlardı: "Laikliğe saygı gösterin... Cumhuriyetimizin ana prensibi, din hürriyeti ve uygulaması böyle olmalıdır."

Cami inşaatı, her şeyiyle başlanmaya hazır. Geçtiğimiz aylarda düzenlenen uluslararası proje yarışmasında birinciliği Roma Camii'nin de mimarı olan Prof. Dr. Paola Portuguesi'nin projesi kazandı. Belediye tarafından tahsis edilen arazi üzerindeki zemin etütleri bitti ve yer düzlendi. Kısaca her şey hazır. Aslında mabedlerimiz ve yaşanan İslamiyet'imiz bilhassa Avrupa ülkelerinde yaşayan genç nesillerimiz ve bütün insanlarımız için unutulmaz dersler vermektedir.

1920'lerde, Bediüzzaman diyor ki:

"Bir zât gördüm ki, yeis ile mübtela, bedbinlikle hasta idi. Dedi: Ulemâ azaldı, kemiyeti, keyfiyeti. Korkarız, dinimiz sönecek de bir zaman. Dedim: Nasıl kâinat söndürülmezse, iman–ı İslamî de sönemez. Öyle de, zeminin yüzünde çakılmış çiviler hükmünde her an olan İslamî şeâir, dinî minareler, İlahî mabedler şer'i meâlim söndürülmezse, İslamiyet parlayacak an be an!

Her bir mabed, bir muallim olmuş, tabiatıyla fıtratlara ders verir. Her mealin dahi birer üstad olmuştur; onun lisan–ı hali eder dinî telkini, hatasız, hem nisyansız. Her bir şeâir, alim bir hocadır, ruh–u İslam'ı daima nazarlara ders veriyor." (Lemaat)

Evet zamanın geçmesiyle ezan, Ramazan gibi İslam'ın şiarı olan şeylerin içinde İslam'ın nurları elle tutulur hale geliyor. Camiler, minareler hiç unutulmaz telkinleri vicdanın derinliklerine hissettiriyorlar.

Biz de elimizden geldiği kadar ecdadın yaptığı gibi mimarî ve estetiğine dikkat edilmiş müesseselerimizi bina etmeye devam etmeliyiz.


a.aymaz@zaman.com.tr


@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @



Yazarımızın en son yazıları

29/ 07/ 2001... Şimdiki güldüklerimize ileride ağlamamak için
04/ 08/ 2001... Fıtratın tam ortasında
05/ 08/ 2001... Orada bir Anadolu insanı var
11/ 08/ 2001... Sap döner hesap döner
12/ 08/ 2001... Esas haksız ve vatansız kim?
16/ 08/ 2001... Avrupa'nın en büyük mabedi, Avrupa'nın başşehrine
18/ 08/ 2001... Lisan eğitimine erken başlayalım
19/ 08/ 2001... Yüzde bir başarısızlık istifa ettirdi
25/ 08/ 2001... Bazı toplantılar ve arayışlar


| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.