GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

27/08/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Girişim

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



 


Garih'in hatıraları

İşadamı Üzeyir Garih'in menfur bir cinayete kurban gitmesi, Türkiye'de büyük bir kesimi üzdü. Tanıdıklarımızdan bir kısmı, arkasından 'Fatiha' okuduğunu söylüyordu. Benzeri bir saldırı, banka hortumlayan birilerine yapılsaydı, insanlar yine bu kadar üzülür müydü bilmiyoruz. Garih'e yapılan saldırı, ister adi bir cinayet, isterse planlanmış profesyonel bir öldürme vakası olsun, çok tartışılacak ve uzun süre konuşulacaktır.

Dr. Üzeyir Garih imzasını taşıyan "İş Hayatımdan Kesitler" adlı kitabında anlattıklarından, daha öğrencilik yıllarından itibaren işten kaçmayan bir yapısı olduğu anlaşılıyor. İTÜ Makina Fakültesi'nden Yüksek Mühendislik diplomasını alırken, henüz asistan olan Prof. Necmettin Erbakan ve Prof. Hakkı Öz imtihan yapmışlar.

Mezuniyetini kutlamak için, bir arkadaşıyla birlikte yanlarına mayolarını da alıp denize gitmeyi kararlaştırmışlar. Moda'ya gitmeden önce de, arkadaşı, Levent Mahallesi'nde yeni inşa edilen uydu villa kenti gezmeyi teklif etmiş.

Gerisini kitaptan takip edelim: "Otobüsten inip merakla yürürken bir villanın kapısının önünde, villa sahibi ile bir amelenin yüksek sesle tartışmalarına şahit olduk. Merakla yaklaştık. Bizi gören villa sahibi, sanki içini dökmek ister gibi, bize dönerek;

– Burada temizlenecek su deposu var. Tam yevmiye veriyorum yapmıyor. Ne ister bilmem ki, diyordu.

Amele ise;

– Bu iş geceye kadar sürer kurtarmaz! Kahveye gidip yarına daha uygun iş ayarlarım, diyordu.

Arkadaşımla aynı şeyi düşünmüş gibi bakıştık. İkimiz de parasız sayılırdık. Amele yevmiyesi 6 TL idi. Bizim o günkü ihtiyacımızın hemen iki misli. Villa sahibine bu işi yapmaya hazır olduğumuzu söyleyince, amele homurdanarak "Canınız çıksın da anlayın halimizi!" diyerek uzaklaştı. Mayolarımızı giydik. Deponun pırıl pırıl temizlenmesi bir saat sürmemişti. O sıcak yaz gününde bahçede hortumla duşlandık. Havlu fabrikası sahibi olduğunu sonradan öğrendiğimiz ev sahibi, kim olduğumuzu öğrendikten sonra, altışar lira ile birer havlu hediye ederek ve birer gazoz ikram ederek uğurladı."




Muhabirlerin kaynağı kurudu

Üzeyir Garih, büyük bir işadamı olduğu kadar mütevazi bir kişiliği olan bir insandı. Hele basın dünyası kendisini bir ayrı severdi. Çünkü ne zaman bir konu ile ilgili görüş alınması gerekse ve ortalıkta görüş alınacak kişi bulunmasa Üzeyir Garih her zaman hazır bulunurdu. O anda makamında yoksa, arayana mutlaka döner ve soruyu cevaplandırmaya çalışırdı.

Şaka yollu, gazetecilere "ben her zaman bedava yaşıyorum!" derdi. Garih, çok sevilen bir kişi olduğu için sık sık toplantılara çağrılırdı. O da, "Akşam yemekleri bedavaya geliyor. Yemek için para vermiyorum." diye espri yapardı.

Ekonomi muhabirleri, çok önemli bir başvuru kaynağını kaybettiler.




En kötüsü

Bir internet sitesinin düzenlediği ankete göre, sinema tarihinin en kötü adamı Anthony Hopkins'in canlandırdığı Hannibal Lecter olmuş. Hani şu "Kuzuların Sessizliği" ve "Hannibal" filmlerindeki yamyam doktor.

Dr. Lecter'da kötü mü? Siz gelin bir de bizimkileri görün. Üstelik onlar, rol falan da yapmıyorlar, canlı canlı kendi hayatlarını oynuyorlar.



s.karakis@zaman.com.tr         h.sutay@zaman.com.tr
 

| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.