Şeyhine gitti
Ünlü işadamı Üzeyir Garih'in ölümüyle ortaya çıkan sırrı medyada genişçe yer aldı. Belki de bu anlamdaki en güzel başlığı da Hürriyet attı: "YİNE ŞEYHİNE GİDİYORDU". Dünkü Zaman'ın manşetinde de yer alan Üzeyir Garih'in Şeyh Küçük Hüseyin Efendi'nin mezarını her hafta ziyaret ettiği bilgisi, Garih'in 40 yıllık dostu Can Kıraç'ın ağzından Hürriyet'te de manşete taşındı. Milliyet, Sabah ve Akşam gazeteleri de bu sırra genişçe yer verdiler. (Cumhuriyet, Yeni Şafak, Star, Akit ve Radikal ise Mareşal Fevzi Çakmak'ın kabrine gittiğini yazdılar.)
Can Kıraç, Garih'in Şeyh Küçük Hüseyin Efendi'yi ziyaretini şu ifadelerle anlattı: "Kendisini biri 3 yıl, diğeri 2 yıl önce olmak üzere iki kez orada gördüm. Görünce de şaşırdım. 'Üzeyir Bey ne arıyorsunuz burada?' diye sordum. Bana, Hüseyin Efendi'yi ziyaret için geldiğini anlattı. Şaşırdım.
'Benim dini inançlarım çok kuvvetlidir ve Hüseyin Efendi'ye olan bağlılığımı bu ziyaretlerimle kanıtlarım.' dedi. Her ikisinde de yalnızdı, yanında koruma—şoför yoktu. Yine böyle birer tatil ya da bayram günüydü."
SABAH'ın işadamı oyunu!
Etibank ile BDDK arasında varılan anlaşmayla bayram yapan Sabah'ta dün şenlik havasında bir haber yer aldı. Habere göre anlaşma 'İş dünyasında yeni bir dönemin başlangıcı' olarak yorumlanmıştı. Peki Sabah'ın iş dünyası dediği isimler kimlerden oluşuyor?
Etibank'a el konulduğu ilk günlerde Egeli işadamlarının Bilgin'e destek veren açıklamaları Sabah'ın manşetindeydi. Dünkü haberde de iş dünyasının temsilcileri olarak görüşü alınan şahısların tümünün Ege bağlantılı olmalarıydı. İşte örnekler: EBSO Meclis Başkanı, Ege İhracatçı Birlikleri Başkanlar Kurulu Başkanı, EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı, İzmir Tic. Borsası Mec. Başkanı, İZTO Yönetim Kurulu Başkanı. Uzayıp giden listede Egeli olmayan bir tek isim bile yok.
Medya soru sormadı
Üzeyir Garih'in katil zanlısının yakalanması medyayı büyük ölçüde tatmin etmiş görünüyor. Sabah hariç diğer bütün gazeteler katil zanlısı tinercinin sorgulamasında cinayeti itiraf ettiğini yazdılar. Sabah ise katil zanlısı Fuat'ın iddiaları reddettiğini ve "Üzeyir Bey sık sık mezarlığa gelir, istediğimde para verirdi. Bugün de verdi. Elimdeki bıçağı bileyletmek için kokoreççi verdi." dediğini yazdı. Akit ise "Bir yanda MOSSAD kuşkusu, bir yanda tinerci olma ihtimali... İşadamı Üzeyir Garih'in nasıl ve kimler tarafından öldürüldüğü tam bir muamma!" yorumunu yaptı.
Alıntı:
Bir Musevi olarak Üzeyir Garih, bir Müslüman mezarlığında son nefesini verirken acaba ne düşünmüştür? Son duasını edebilmiş midir?
Kan boşaldıkça direncini yitirdiği, çevresindeki bütün nesnelerin buğulandığı bir anda hemen yanında yükselen o mezar taşına bakabilmiş midir? Baktıysa ne görmüştür? Gördüyse, giderek uzaklaştığı bu dünyanın böyle bir ölüm bahçesinde son bulduğuna tanık olabilmiş midir?
Onu öldürenin gözlerinin içine bakabilmiş midir? Ucuz, zavallı serseri bir bıçağın, vücudunu delik deşik ettikten sonra panik içinde oradan uzaklaşmasını izleyebilmiş midir? Üzeyir Garih, kendi kaderiyle yüz yüze gelip, bir Musevi olarak yaşadığı dünyayı neden bir Müslüman mezarlığından terk ettiğini sorabilmiş midir? Ve kim bilir hangi duaların, tövbelerin, huzur dolu saatlerin ya da acı yakarmaların eşiğinden Eyyüp Sultan bahçesine geçmiştir.. Basit bir rastlantı mıdır bu ölüm?..
Yoksa bütün yolların bittiği bir son eşik mi?
Fatih Çekirge / Star
|