Merkez faiz indirdi
Merkez Bankası (MB) gecelik faiz oranını yüzde 60'a, 1 haftalık faiz oranını yüzde 65'e, 2 haftalık faiz oranını ise yüzde 66'ya düşürdü.
Merkez Bankası (MB), Türkiye'nin iktisadi temellerinin giderek düzelmekte olduğunu, bu çerçevede kısa vadede uyguladığı faiz oranlarını 2-3 puan düşürdüğünü bildirdi. MB'den yapılan açıklamaya göre, gecelik (O/N) faiz oranı yüzde 62'den yüzde 60'a, 1 haftalık faiz oranı yüzde 68'den yüzde 65'e, 2 haftalık faiz oranı ise yüzde 69'dan yüzde 66'ya çekildi.
MB açıklamasında, gerçekleştirilen reformların bozuk iktisadi yapıyı büyük bir değişime uğrattığı, bankacılık sektörünün sorunlu bankalardan arındırıldığı, kalan bankaların sermaye yapılarının güçlendirilmesi yönünde önemli adımlar atıldığı belirtildi. Açıklamada, "Türkiye'nin iktisadi temelleri giderek düzelmektedir. Bir istikrar programının olmazsa olmaz şartı olan mali ve parasal disiplin tümüyle sağlanmıştır." dendi.
Temmuzda şok
Açıklamaya göre, ağustos ayı, bekleyişlerin olumluya çevrilmesi açısından son derece önemli gelişmelere sahne oldu. Türkiye'nin Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı'nın tasarlanması sırasında öngörülmeyen; ancak haziran ve temmuz aylarında ekonomiye bir dizi şok etkisi yaparak olumsuz bekleyişlerin yaygınlaşmasına yol açan gelişmeler ağustos ayında giderek gündemden düştü.
MB'nin 16 Temmuz'da kısa vadeli faiz oranlarını artırmasının temel nedeninin, söz konusu gelişmelerin özellikle döviz kurları üzerindeki etkisiyle enflasyonist bir süreç başlatabileceği endişesi olduğu kaydedilen açıklamada, şöyle denildi: "Olumlu iktisadi bekleyişler, sadece döviz kurlarındaki hareketlerin iktisadi temellerden uzaklaşmasına ve giderek köpük niteliğine bürünmesine yol açmakla kalmıyor, aynı zamanda, algılanan riskler arttığından faiz oranları da yükseliyor, bu süreç içerisinde 'iç borç stokunun ne kadar çevrilebilir' olduğu sorusu da hep gündemde kalmaktadır.
Ağustos ayı içerisinde Hazine Müsteşarlığı'nın yaptığı açıklamalar ve gerçekleştirdiği başarılı ihaleler, iç borcun çevrilebilirliği açısından oluşan soru işaretlerinin azaldığını göstermesi nedeniyle son haftalarda, ikincil piyasalarda faiz oranlarında sürekli bir düşüş eğilimine sebep oldu."
Gelişmelerin, ağustos ayında MB müdahalelerinin yok sayılabilecek bir düzeye inmesine imkan verdiği belirtilen açıklamada, bunun döviz piyasalarının daha sağlıklı bir şekilde işlemesinin ön şartlarından birisini sağladığı bildirildi.
Beklentiler olumlu
Açıklamaya göre, Arjantin ve Türkiye ekonomilerinin uygulanan program açısından oldukça farklı oldukları giderek daha iyi anlaşıldı. Bu gelişmelerin, döviz piyasalarını daha da rahatlatacak gelişmeler olarak görüldüğü belirtilen açıklamada, "Bu gelişmelerin, iktisadi bekleyişleri, uygulanmakta olan programın hak ettiği olumluluk düzeyine doğru yönlendirdiği düşünülmektedir. Bu sürecin kesintiye uğramaması halinde, faiz, döviz kuru ve enflasyon gibi değişkenlerin uygun bir düzeye oturacağını ifade etmek gerekir." denildi.
Hazine 99 günlük bono satacak
Hazine, bugün ve yarın halka arz yoluyla 99 günlük bono satışı yapacak. 5 Aralık vadeli bonoların yıllık bileşik faizi yüzde 83,78 olacak.
Hazine Müsteşarlığı bugün ve yarın (29 Ağustos Çarşamba) halka arz yolu ile 99 gün vadeli bono satışı yapacak.
Hazine Müsteşarlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, valör tarihi bugün olan 99 gün vadeli Hazine bonolarının, itfa tarihi ise 5 Aralık 2001 tarihinde gerçekleştirilecek.
Açıklamaya göre, senetlerin dönem faizi yüzde 18,00, yıllık basit faizi yüzde 66,18 ve yıllık bileşik faizi yüzde 83,78 olacak. Satış fiyatı, her 100 bin lira nominal değerli senet için bugün 84 bin 746 lira ve yarın ise 84 bin 877 lira olacak. Senetler en düşük 50 milyon lira ve katları şeklinde ihraç edilecek. İki gün satışta kalması öngörülen bonolardan yeterli miktarda satış yapılması durumunda ise Hazine tarafından bugün ilan edilmek üzere yarın satış yapılmayabilecek.
‘Döviz kurunda istikrar sağlanabilir’
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ercan Uygur, kurda belli bir istikrar ve dengeye doğru gidişi sağlayacak bazı önlemlerin alınabileceğini söyledi.
Uygur, kurda istikrara ve dengeyi sağlayabilecek önlemleri şöyle sıraladı:
- En güçlü sinyal yabancı yatırımcıların geri gelmeye başlamasıyla olur. Bu önemli sinyal anında yerlilere yansır. Böylece döviz kuru istikrara kavuşur, hatta aşağı doğru gitmeye başlayabilir.
- Bankaların sendikasyon kredilerinin sürdürülebilmesi hatta artırılabilmesi gerekiyor.
- Yerlileri dolardan TL'ye geçirecek inandırıcı sinyaller olabilir. Açıklanan politikaların güvenilirliği, kredibilitesi konusunda öyle anlaşılıyor ki, şüpheler devam ediyor.
- Merkez Bankası'nın iki önemli aracı var; birisi faiz, diğeri döviz rezervi. Faiz konusunda sınırlama var. Çünkü faiz yükseldiğinde iç borçlanmanın çevrilebilirliğini zorlaştırıyor. Rezervin kullanılması konusunda IMF'nin ikna edilmesi lazım. Döviz rezervinde belli bir miktarın özellikle spekülasyonu önlemek amacıyla kullanılacağı ilan edilebilir. Spekülasyonun arttığı düşünüldüğü zaman bu miktar kullanılabilir de. Bu önlem için döviz kuruna belli bir hedef koymak da gerekmez. Bu uygulamanın Türkiye'deki bankacılık sistemi ile birlikte yapılması düşünülebilir. Ve böylece politika daha etkin olacaktır. Spekülatif hareketler MB ve diğer bankaların birlikte davranışı ile önemli ölçüde engellenebilir.
- Önemli bir konu da şu: Türkiye'nin belki de fiyata bakmadan bir-iki özelleştirme yapması lazım. Yabancılara yapılacak bu özelleştirme dövizden TL'ye bir dönüşümün başlangıcı olabilir."
Reuters
Yıl sonu dolar kuru tahmini 1,6 milyon lira
Uluslararası yatırım danışmanlık firması Schroder Salomon Smith Barney (SSSB)'in, ABD Doları yıl sonu tahmini 1 milyon 600 bin lira düzeyinde bulunuyor.
Ekonomik durumdaki değişime paralel, bazı ekonomik tahminlerini yeniden gözden geçiren SSSB, Hazine bonolarının yıllık ortalama faiz getirilerinin bu yıl yüzde 91, gelecek yıl ise yüzde 67 düzeyinde bulunacağı tahmininde bulundu. SSSB'nin, ABD Doları yıl sonu tahmini 1 milyon 600 bin lira, gelecek yıl sonu dolar kuru tahmini ise 2 milyon düzeyinde bulunuyor.
SSSB yaptığı çalışmada, Türk bankacılık sektörünü değerlendirirken de, bankacılık sektörünün gelecek yıldan itibaren toparlanmaya başlayacağı tahmininde bulundu.
Ecevit’ten itibar imzası
Ankara Ticaret Odası'nın başlattığı ve yurt geneline dalga dalga yayılan "TL'ye İtibar Hareketi" kampanyasına Başbakan Ecevit de imza atarak destek verdi.
Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün, "TL'ye İtibar Hareketi"nin ikinci aşamasında "Doları Düşürme", üçüncü aşamasında ise "Yerli Malı Kullanma" kampanyalarının bulunduğunu bildirdi.
Başbakan Bülent Ecevit, ATO Başkanı ve Yönetim Kurulu üyelerini eski Başbakanlık binasında kabul ederek görüştü. Görüşme sonrasında gazetecilere bir açıklama yapan ATO Başkanı Sinan Aygün, bir süre önce ATO'nun başlattığı "TL'ye İtibar Hareketi"nin Türkiye sathına yayıldığını belirterek, Başbakan Bülent Ecevit'in de bu hareketi desteklediğini ve açtıkları kampanya için ilk imzayı verdiğini söyledi. Aygün, Başbakan Ecevit'in imzaladığı belgeyi de basına gösterdi.
Kampanyanın ikinci ve üçüncü aşamaları ile ilgili de Başbakan Ecevit'e bilgi sunduklarını anlatan Aygün, Başbakan Ecevit'in bundan sonraki aşamanın dolardaki artışın durdurulması olduğunu söylediğini belirterek, yaptıkları kampanyanın ikinci aşamasının doların düşürülmesi, üçüncü aşamasının da yerli malı kullanımını özendirmeye ilişkin olduğunu bildirdi.
Aygün, TL'ye değer kazandırma hareketi kapsamında buldukları, "Ulusal Para Ulusal Onurdur", "Türk Lirasına İtibar", "Ulusal Parana Sahip Çık", "Ulusal Paramız Bağımsızlığımızın Simgesidir", "Cepte Taşınan Her Döviz O Aileden Bir Kişiyi İşsiz Bırakır", "Yastık Altında Tutulan Döviz Kapanan Bir Fabrika Demektir", "İtibarlı Bir TL İş Güvenliği, İş Güvencesidir", "Ne Mutlu TL'yi Kullanana" sloganlarını Ecevit'e iletti.
Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı ile bir telefon konuşması yaptığını ve Eczacıbaşı'nın da başlattıkları kampanyaya destek verdiğini belirtti. Eczacıbaşı, "Türk Lirası¹na dönüş kampanyasını, zorlu dönemlerde sorunların çözümüne dayanışmacı yaklaşımın bir unsuru olarak görüyoruz. Bunun gereği olarak Eczacıbaşı Topluluğu, şubat ayından beri gerek dövize dayalı sözleşmeleri gerekse dövize dayalı satın almaları ve kira anlaşmalarını, mümkün olduğunca TL'ye çevirmiştir. Bu yaklaşımı, bu kriz döneminde özel sektöre düşen önemli bir sorumluluk olarak görüyor ve herkesin desteklemesini diliyoruz." şeklinde görüş belirtti.
"MB spekülasyonları önlesin"
Daha sonra gazetecilerin sorularını cevaplayan Aygün, "Merkez Bankası ile ilgili tereddütlerinizi ilettiniz mi?" şeklindeki soruya karşılık olarak şunları söyledi:
"Türkiye'de bu hareketleri kimin yaptığını bildiğinizi söylediniz, artık Meclis açılıyor kanun mu çıkartacaksınız, yönetmelik mi çıkartacaksınız, artık 20-30 milyon dolarla Türkiye'de spekülasyon yapılmasına müdahale edilmesi gerekiyor, dedik. Spekülatörlerin isimlerinin açıklanması gerektiğini, artık Merkez Bankası'nın eli kolu bağlı yumruk yemesinin önüne geçilmesi gerektiğini Merkez Bankası'nın, Türkiye Cumhuriyeti'nin Merkez Bankası olduğunun unutulmaması gerektiğini ve piyasalara aşırı spekülasyon yapılınca müdahale edilmesi gerektiğini ilettik. Başbakan not aldı (Dolar şu anda birbuçuk milyona dayanmışsa bundaki payın 20-30 milyon dolarlık hareketlerde olduğunu, Merkez Bankamızda 18 milyar dolara yakın para olduğunu ve bu parayla rahatlıkla spekülasyon yapanların önüne geçileceğini) söyledi."
Aygün: Paranın rengi olmaz
Gazetecilerin, "Bazı holding ve firmaların güvenlik için MİT'e sorulmasını tezat olarak görmüyor musunuz?" sorusuna ATO Başkanı Aygün, "Bunun bir sendrom olduğunu, bir yanlış anlama olduğunu düşünmek istiyoruz. Sermayeyi ürkütmemek lazım. Paranın yeşili, kırmızısı, sarısı olmaz, rengi olmaz. Zaten o sendrom atlatılmıştır. Şu anda bir sorun olduğunu sanmıyorum." karşılığını verdi.
"Asıl destek MB'den gelmeli"
Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün, Türk Lirası'na itibar kazandırma kampanyası çerçevesinde Merkez Bankası'nın müdahalede bulunması gerektiğini belirterek, "Gerçek destek, müdahale etmeyen gardı düşmüş boksör gibi yumruk yiyen Merkez Bankası'ndan olmalıdır." dedi. Aygün, Merkez Bankası'nın elinin kolunun bağlandığını belirterek, "Maalesef Merkez Bankası IMF'ye teslim edilmiştir." diye konuştu.
Telekom 2 yıl içinde özelleştirilecek
Ulaştırma Bakanı Oktay Vural, Türk Telekom'un özelleştirme çalışmalarının ekonomik programa uygun ve hızlı bir şekilde sürdürüldüğünü bildirerek, "Türk Telekom'u 2 yıl içinde özelleştireceğiz." dedi.
İzmir Valisi Alaaddin Yüksel ve Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Piriştina'yı ziyaret eden Oktay Vural, bu sırada gazetecilerin sorularını cevapladı. Türk Telekom'un hem özelleştirilmesi hem de yeniden yapılandırılması için hazırlıkların devam ettiğini belirten Vural, şu bilgiyi verdi: "Türk Telekom'un ilk şirketi olan Aycell rekabete girdi. Umarım Türk Telekom da 2003 yılından itibaren yeni şirketlerle rekabete hazır olur. Ben bu rekabetten toplumun faydalanacağını umut ediyorum. Hem hizmet çeşitliliği olacak, hem de açıkçası daha ucuz hizmet getirme imkanı olacak."
Türk Telekom'un, Türkiye'nin en güzide kuruluşu olduğuna işaret eden Vural, "Türk Telekom süratli bir şekilde özelleştirmeye hazırlanacaktır. İki yıl içinde hazırlıklar tamamlanacak. Kamu için en önemli husus, özelleştirmeye kadar olan safhalardır. Bu safhalarda o kurumların yeniden yapılandırılması, etkinliğinin ve kârlılığının artırılması özelleştirmede elde edeceğimiz faydayı artırır. Bu bakımdan özelleştirme neticesine kadar o safhayı çok önemsiyorum. O safhayı başarılı bir şekilde tamamlarsak Telekom'un değerini muhafaza etmiş oluruz." diye konuştu. Oktay Vural, bu kuruluşun özelleştirilmesi çalışmalarının ekonomik programa uygun bir şekilde yürütüldüğünü ve herhangi bir gecikmenin olmadığını söyledi.
KOBİ’lere kredi geliyor
Halk Bankası Genel Müdürü Emel Çabukoğlu, Hazine aracılığıyla Avrupa Yatırım Bankası'ndan gelecek olan 100 milyon Euro civarındaki kaynağı KOBİ'lere kredi olarak kullandıracaklarını söyledi.
Çabukoğlu, İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi'nde (İAOSB) sanayicilerin Halk Bankası ile ilgili sıkıntılarını dinledi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu, TOBB Yönetim Kurulu üyeleri ve Halk Bankası yetkilileri ile birlikte İAOSB'deki bazı fabrikaları da gezen Çabukoğlu, ihracatçı KOBİ'lere düşük faizli kredi vereceklerini belirtti. Kredinin finansmanının Avrupa Yatırım Bankası'ndan sağlanacağını anlatan Çabukoğlu, buradan gelecek olan kaynağın detaylarının oluştuğunu, paranın gelir gelmez KOBİ'lere kredi olarak dağıtılacağını ifade etti. Sanayicilerin "Halk Bankası misyonunu yitirdi." eleştirilerine cevap veren Emel Çabukoğlu, geçmişte olduğu gibi gelecekte de sanayicilerin yanında olacaklarını belirterek, "Türkiye'de krizler bir türlü bitmediği için kaynaklarımız tükendi. Halk Bankası'nın bugün sermaye ve teknoloji sorunu vardır. Bu iki sorunu en kısa sürede giderip bundan sonra da size aynı hizmeti vereceğiz." dedi.
(Ali Rıza Karasu / İZMİR (cha))
TİM: 50 milyar dolarlık ihracat yapabiliriz
Devlet Bakanı Kemal Derviş ile bir araya gelen ihracatçılar, sorunların çözümlenmesi halinde 50 milyar dolarlık ihracat yapabileceklerini bildirdiler.
Devlet Bakanı Kemal Derviş ile İstanbul'da bir araya gelen Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) İcra Kurulu üyeleri, ihracatın önündeki engellerin kalkması halinde 50 milyar dolarlık rakamlara ulaşabileceklerini söylediler. Devlet Bakanı Kemal Derviş, dış satımın, reel ekonominin öncüsü olmak zorunda olduğunu belirterek, "Türkiye ekonomisinin şubatta yediği ağır ekonomik darbenin çıkışı, büyük ölçüde dış satımla ilgilidir." dedi. Derviş, dış satımın 1980'li yıllardan beri Türkiye ekonomisinin öncüsü, motoru olduğunu vurguladı. Derviş, dış satımın iyi gittiği yıllarda ekonominin de sağlıklı olduğunu, dış satımın aksadığı dönemlerde de bütün ekonominin güçlük, zorluk çektiğine işaret etti.
Dünya piyasalarındaki durgunluğa rağmen ve finans sektöründen kaynaklanan, büyük ölçüdeki dengesizliklerden kaynaklanan zorluklara rağmen bu yıl Türk dış satımının, çabaları sayesinde geliştiğini söyleyen Derviş, temmuz ayında yüzde 13'e yakın bir büyüme rakamı bulunduğunu, bunun da sevindirici olduğunu ifade etti. Derviş yıl sonu itibariyle ihracatta yüzde 15'lik bir artış beklediğini söyledi. Devlet Bakanı Derviş, ihracatçının rekabetçi kur yerine gerçek kur istediğini belirterek, doğru olanın da bu olduğunu söyledi.
Potansiyel ve dinamizm var
TİM Başkanı Oğuz Satıcı ise Türkiye'de üretimin daralmasına rağmen ihracattaki artışa dikkat çekerek, "Türkiye'de 50 milyar dolarlık ihracat yapacak potansiyel ve dinamizm var. Yeter ki ihracatçının önündeki engeller kaldırılsın, rekabet edebilir bir üretim ortamı sağlansın." dedi.
Oğuz Satıcı, ülkenin bu denli ağır borç yükü, işsizlik ve bunalım içerisinde olduğu bu dönemde, üretim ve ihracatın bir mesele olarak kabul edilmesi ve bunun için gerçek bir seferberlik yapılmasını önerdi. "Türkiye'nin çıkışı ihracatın artmasından geçmektedir." diyen Satıcı, reel sektörde önceliğin üretim ve buna bağlı olarak ihracatın artırılması olduğunu anlattı.
Satıcı, Türkiye'nin tekrar üretime ve daha büyük ihracata gidebilmesi için vergi reformuna ihtiyaç olduğu, yabancı sermayenin gelebilmesi için enflasyon muhasebesinin gerekliliği ve üretim ve ihracat için gerekli düzenlemelerin yapılması konularının toplantıda konuşulduğunu belirtti.
Asansörde kaldılar
Kemal Derviş, toplantı sonrası binanın zemin katına inmek için bindiği asansörde mahsur kaldı. İhracatçılarla İstanbul Yenibosna'da bir araya gelen Devlet Bakanı Kemal Derviş'le birlikte danışmanı Oya Ünlü, Eximbank Genel Müdürü Ahmet Kılıçoğlu, İhracat Genel Müdürü Soner Maşa asansörde mahsur kaldılar. Toplantının yapılacağı salona birlikte gelen Derviş ve Satıcı, Kılıçoğlu, Maşa ve Ünlü'nün asansörde mahsur kalmaları üzerine toplantının başlaması için bir süre beklediler.
Örnek bir hareket
Türkiye'nin yaşadığı krizler yüzünden kabaran iç ve dış borçlarının ödenmesi için Denizli'den bir hareket başladı. Denizlili bir işadamı, Cumhurbaşkanı'na gönderdiği mektupla güvenin sağlanması halinde 50 bin dolar vermeyi taahhüt etti.
Türkiye'de yaşanan ekonomik kriz nedeniyle bunalan işadamı Mustafa Karakamçı, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e yazdığı mektupta, Türkiye'nin borçtan kurtulması için 50 bin dolar vermeyi taahhüt etti.
Yaşanan ekonomik krizde iş dünyası kan ağlarken bu ortamda Denizli'den Çankaya'ya ilginç bir mektup ulaştı. Özgüven Kablo sahibi Mustafa Karakamçı, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e yazdığı mektupta borçların ödenmesi için 50 bin dolar verebileceğini ifade etti.
Son döviz hareketliliğinde kur farkı olarak 700 milyar lira fazladan para ödeyen Karakamçı, Türk insanının ve Türk Lirası'nın kaderinin bir an önce değişmesi gerektiğini ve güvenli bir yönetim istediğini Cumhurbaşkanı Sezer'e bildirdi.
Millet aç
Mektubunda özellikle insanların açlıktan çöplüklerde ekmek aradığına dikkat çeken işadamı Mustafa Karakamçı, "Türk milletini Avrupa'da ve ABD'de dilenmeye kim sevk etti? Hukuk gözeten bir millet nasıl soyguna bulaştı? Bir an önce bu durumdan kurtulmalıyız. Bunun için güven veren bir yönetime ihtiyaç var. Millete ne düşüyorsa söylesinler. Ben bu işte önderlik etmek istiyorum. Her şeyimi ortaya koyuyorum. Yeter ki soygunculardan, vurgunculardan bu ülke temize çıksın." görüşlerine yer verdi.
Benden 50 bin dolar
Karakamçı mektubunda şu görüşleri dile getirdi: "Bugün milletin güvenini kazanacak bir kişi çıkıp da 'Ey millet eskiyi unutalım. Bundan sonra sizin verdiğiniz vergilerin bir kuruşunu zayi etmeyeceğim. Bütün vergileriniz size hizmet olarak geri dönecek. Sizi Atatürk'ün çok özlediği muasır medeniyetler seviyesine ulaştıracağız. Yalnız; sizden bir isteğim var. Türkiye'nin iç ve dış borçlarını ödeyin." dese bu millet 24 saat içinde neyi varsa ortaya koyar ve borçları öder. Bugün buna önderlik edecek tek kişi de sizlersiniz. Peki derseniz Cumhurbaşkanım bu yazdığım yazı senedimdir; 24 saat içinde 50 bin doları istediğiniz bankaya yatıracağım."
Denizli'de faaliyet gösteren Özgüven Kablo'nun çalışan 70 işçisi de Türkiye'nin ekonomik krizden kurtuluşu için maaşlarını feda edebileceklerini dile getiriyorlar. Hamit Kavak / DENİZLİ (cha)
Telsim’in borcu dünya basınında
Telsim'in Motorola'ya olan 2 milyar dolarlık (yaklaşık 2,9 katrilyon lira) borcu dünya basınında yer almaya devam ediyor.
Geçen ay ekonomi gazetesi Financial Times'ta dile getirilen Motorola'nın alacak davası, önceki gün de dünyaca ünlü New York Times gazetesinde Douglas Frantz imzasıyla yayınlandı.
Haberde Telsim'in Motorola'ya olan 2 milyar dolarlık borcunun Türk hükümeti ile Amerika arasındaki ilişkileri zora soktuğu belirtilerek, Türkiye'nin bu konuda yabancı yatırımcılara güven verecek önlemler alması gerektiği dile getirildi.
Telsim'in Motorola'nın dışında Finlandiya'nın telekom devi Nokia'ya da 719 milyon dolarlık borcu bulunduğu hatırlatılan haberde, Ankara'nın bu konuya dikkati çekildi.
New York Times'teki haberde ayrıca Fortune dergisinin geçen yıl yaptığı araştırmaya göre Uzan ailesinin servetinin 1,6 milyar dolar civarında olduğu ve Türk ekonomisinde yaşanan son krizle bilikte bu servetin de büyük ölçüde eridiği dile getirildi.
Halen Amerikan dedektiflik şirketi Kroll Assc. şirketi, Uzan ailesine ait Telsim ile medya, banka ve enerji sektörlerindeki yüze yakın şirketini yakından incelemeye almış durumda. Uzanlar, borsadaki diğer şirketleriyle ilgili olarak Sermaye Piyasası Kurulu ile de 1994 yılından bu yana anlaşmazlık içinde ve karşılıklı davalar yıllardır sürüyor. Ekonomi Servisi
Bankalar da vergi numarası verecek
Maliye Bakanlığı, finans sektöründe 1 Eylül'de yürürlüğe girecek olan vergi numarası uygulamasında bankaların numara almamış vatandaşların işlemlerini de gerçekleştireceğini bildirdi.
Maliye Bakanlığı ve bankalar, önümüzdeki hafta pazartesi günü başlayacak olan uygulamaya dönük hazırlıkları tamamladı.
Gelirler Genel Müdürlüğü'nün Bilgi İşlem Merkezi'nde bugüne kadar vergi numarası almış olan 17,2 milyon kişiye ilişkin bilgilerin bulunduğu sicil kütüğü, bilgisayar ortamında bankalara aktarıldı.
Bu şekilde, daha önce vergi numarası almış, ancak belgesini yitirmiş ve numarayı hatırlamayan vatandaşlar, bankaya gittiklerinde işlemleri yerine getirilecek, bu esnada banka görevlisi sicil kütüğüne girerek, bu vatandaşın vergi kimlik numarasını bularak kayda alacak. Maliye Bakanı Sümer Oral adına Gelirler Genel Müdürlüğü tarafından Bankalar Birliği'ne gönderilen bir yazıda da, bankalar ve özel finans kurumlarında hesap açmak isteyen ve vergi kimlik numarası ibraz edemeyen müşterilerin işlemlerinin "Vergi Kimlik Numarası Talep Formu" doldurması ve gerekli belgeleri sağlaması şartıyla yerine getirilmesi istendi.
Öte yandan Türkiye Bankalar Birliği (TBB), 1 Eylül tarihinden itibaren vergi kimlik numarası bulunmayan müşterilerin yasa gereği bankacılık işlemlerinden yararlanamayacağını duyurdu.
Kırtasiye'de full alışveriş devri
Kırtasiyeciliği seyyar tezgahlardan kurtarmak isteyen 25 girişimci Full Office Store isimli ofis ve kırtasiye mağazası kurdu.
Pendik E—5 karayolu üzerinde 2 bin 500 metrekarelik alana kurulan mağaza ve fuar merkezi Devlet Bakanı Ramazan Mirzaoğlu ve çok sayıda davetli eşliğinde açıldı.
Yaklaşık 2 milyon dolara mal olan ve 'full alışveriş 'sloganıyla kırtasiye sektörüne çağdaş bir girişim kazandıran merkez, parekende ve toptan alışverişe imkan tanıyor. Kalemden büro malzemelerine, bir ofiste ihtiyaç duyulan her türlü ürün çeşidine yer veren mağazanın üst katında ise sürekli faaliyet gösteren kırtasiye fuarı bulunuyor. Full Office Store Yönetim Kurulu Başkanı İlhan Bayrak, "krizle boğuşan sektöre yeni bir heyecan getirmek istediklerini belirterek ofis ihtiyaçlaranı karşılamak için Tahtakale'ye geçerek Avrupa yakasının karmaşasına katlanmak zorunda kalan Anadolu yakasındaki bireysel ve kurumsal tüketicilere en uygun şartlarda hizmet sunacağız." şeklinde konuştu. Bayrak, bu yatırımla yaklaşık 50 kişiye iş imkanı sağladıklarını söyledi. Full Office Store içinde yer alan kırtasiye fuarına 50 civarında firma katılıyor. Ekonomi Servisi
Cep telefonunda patlama
Dünya genelinde yaklaşık 470 milyon mobil telekomünikasyon abonesi bulunduğu, bu rakamın önümüzdeki yıl 700 milyona, gelecek 5 yılın sonunda 1,3 milyara ulaşacağı tahmin ediliyor.
Telekomünikasyon Kurumu'nun internetteki sitesinde yer alan bilgilere göre, geçen yıl itibariyle Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde 113, Kuzey Amerika'da 127, Asya Pasifik'te 149, diğer bölgelerde de 37 milyon olmak üzere toplam 426 milyon mobil telekomünikasyon kullanıcısı bulunuyor.
|