Cinayeti teknik çözecek
Garih’in öldürüldüğü gün katil zanlısı olarak 13 yaşındaki bir çocuğun gösterilmesi, polisin işini uzattı. Katilleri, kısıtlı toplanan delillerin kriminal incelemeleri ele verecek.
Üzeyir Garih cinayetinde İstanbul polisinin ilk günkü çalışmaları, Eyüp Sultan Mezarlığı çevresindeki görgü tanıklarının 13 yaşındaki Fuat N.'yi işaret etmesi yüzünden Fuat ve çevresi üzerinde yoğunlaştı. İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen de olayın zanlısının yakalandığını açıkladı.
Polis sıfırdan başladı
Bütün görgü tanıkları Fuat N.'yi gösterince, polis tüm enerjisini 13 yaşındaki bir çocuk üzerinde yoğunlaştırdı ve cinayetin önemli delilleri olan bıçak ve cep telefonuna da onun verdiği bilgilerle ulaşmayı hesapladı. Ancak, ilk günün geç saatlerine kadar Fuat, kendisini sorgulayan bütün ekipleri, cinayeti işlemediğine ikna etti. Kokoreççi bıçağı Fuat'a bileylemesi için vermiş, karşılığında da Fuat'a öğlen yemeği olarak kokoreç vermişti. Fuat'ın bıçağı teslim ettiği saat 12.00'ydi ve henüz Üzeyir Garih Ortaköy'deki ofisinden bile ayrılmamıştı. Evinde ve kaldığı yerlerde yapılan aramalarda da herhangi bir bulguya rastlanmayınca Fuat, Eyüp Cumhuriyet Savcısı tarafından serbest bırakıldı.
İstanbul polisi olayın ikinci günü soruşturmaya bir daha sıfırdan başladı. Garih'in kayıp cep telefonu ve cinayet aleti bıçağın bulunması için 200 polis mezarlığa sevk edildi. Aramalar, İstanbul Emniyet Müdürü ve İstanbul Valisi'nin nezaretinde yapıldı. İlginç olan ilk gün, titiz çalışmalarına rağmen olay yeri inceleme ekiplerinin rastlamadığı üzerinde kanla "Allah" yazıldığı öne sürülen bir çuvalın, ikinci gün bazı gazeteciler tarafından bulunmasıydı. Üçüncü gün ise kanlı bir tişört bulundu. Fakat, cep telefonu ve Garih'in öldürülmesinde kullanılan bıçağa bir türlü ulaşılamadı. Dün akşam üzeri telefonun bulunduğu yönündeki haberler polis tarafından yalanlandı.
Bir haftada tamamlanır
"Popüler isimlere yönelik daha önceki suikastların aksine bıçakla yapılmış Üzeyir Garih cinayeti faili meçhul kalabilir mi?" sorusuna bir polis yetkilisi, "Her cinayetin mutlak delili vardır, yeter ki ulaşılabilsin." cevabını veriyor. Aynı yetkili, "Olayı aydınlatacak kriminal raporlar bir haftada sonuçlanır." diyor.
Peki kriminal raporlar ne anlama geliyor? Polisin ilk gün olay yerinden topladığı her şey kriminal laboratuvarında inceleniyor. Yerdeki kan örnekleri, saç kılları, her türlü yabancı madde, kırık dal parçaları, kanlı torba, kanlı tişört parçası, toprak parçası, bulunabilirse tükürük örnekleri, sigara izmaritleri, saç kepeği örneği bu inceleme için alınıyor.
Örneğin saldırganlar Garih ile boğuşurken Garih'in gömleğine bunların teri, saç kepeği dökülmüşse, henüz yakalanmasalar da DNA kimlikleri tespit edilmiş olacak. Olay yeri inceleme ekiplerinin topladığı bütün bu delillerin incelemesi kriminal polis laboratuvarı ve Adli Tıp Kurumu'nda yapılıyor. Polis, "Delilsiz cinayet olmaz" derken işte bu raporları bekliyor. "Mikro seviyede" tüm detaylarıyla yapılan inceleme sonucunda, cinayetin kaç kişi tarafından yapıldığı, Garih'in ölmeden önce saldırganla yüz yüze gelip gelmediği, olay yerine giriş noktası, hangi mesafeden bıçakla saldırı yapıldığı netlik kazanacak.
Özel hayatı inceleniyor
Polis, Garih'in cep telefonunun son görüşme dökümlerinde, günlük rutin telefon görüşmeleri dışında yabancı bir telefona rastlamadı. Garih'in cep telefonu, ilk gün gece yarısına kadar mezarlık bölgesinden sinyal verdi. Cep telefonunun bir ara Eminönü civarından sinyal verdiğine yönelik haberler yalanlanırken, mezarlıktaki sinyalin kesilmesi telefonun şarjının bitmesine bağlanıyor. Bu arada polis kaynakları, delillere ulaşılması için Garih'in özel hayatını dahi mercek altına aldıklarını belirtiyorlar.
Niyazi Palabıyık koordine edecek
Garih'in ölü bulunmasının ardından emniyette değişik birimler tarafından başlatılan soruşturmaların başına İstanbul Emniyet Müdürlüğü istihbarattan sorumlu Müdür Yardımcısı Niyazi Palabıyık görevlendirildi.
Palabıyık, Umut Operasyonu ve Hizbullah Operasyonu'nu yönetmişti. Bu arada olayla ilgili olarak İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun başkanlığında istihbarat zirvesi yapıldı. Zirveye, Niyazi Palabıyık'ın yanı sıra, İstihbarat Şube Müdürü Vedat Yavuz ve bazı emniyet amirleri katıldı. Bu arada İsrail istihbarat örgütü MOSSAD'ın üç görevlisinin de İstanbul'a geldiği belirtiliyor. İstanbul DGM Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmayı Eyüp Cumhuriyet Savcılığı'ndan aldı. Soruşturma bundan böyle DGM tarafından sürdürülecek. (Ercan Gün)
Cebi bilgisayarlı
MİT eski ajanı Mahir Kaynak, Garih'in telefonunun bilgisayarlı olduğuna dikkat çekerek bu telefonun içindeki bilgilerin cinayeti işleyenler için önemli olabileceğini söyledi.
Bazı istihbarat uzmanları ise Garih cinayetinin profesyonel olarak planlandığını, ama amatörce işlenmiş imajı verildiğini vurguladılar. Erkan Acar / İSTANBUL(Zaman)
6 yeni gözaltı
Üzeyir Garih’in öldürülmesiyle ilgili araştırmaları sürdüren polis, 6 kişiyi gözaltına aldı. Fuat N. ile diğer 7 kişinin serbest bırakılmasının ardından Eyüp ve çevresindeki araştırmalarını yoğunlaştıran polis, önceki akşam 2 kişiyi gözaltına alarak Organize Suçlar Şube Müdürlüğü’ne getirdi. Polis, dün de 4 kişiyi daha gözaltına aldı.
Tişört bulundu
Garih’in Eyüp Sultan Mezarlığı’nda öldürülmesiyle ilgili araştırmalarını sürdüren polis, dün mezarlıkta yeniden başlattığı aramada, kanlı bir tişört parçası ele geçirdi. Söz konusu bez parçası, incelenmek üzere polis laboratuvarına gönderildi. Polisler, inceleme kapsamında olay yerinin yakınındaki mezar taşlarından ve demir kapılardan numuneler aldılar.
Kadro yetersiz
500 dönüm alan üzerinde kurulu Eyüp Sultan Mezarlığı’nda, 2 memur, 4 mezar kazıcı ve birkaç tane de bekçinin görev yaptığı belirtildi.
Sayılar dikkate alındığında 500 dönümlük bir alanı kontrol etmelerinin mümkün olmadığını söyleyen bir mezarlık görevlisi, kulübelerinin şimdiye kadar 9 kez soyulduğunu bildirdi.
İsteği yapıldı
Ortaköy’deki Alarko Holding’in giriş-çıkışları Üzeyir Garih’in istediği gibi değiştirildi. Garih, öldürülmesinden kısa bir süre önce giriş çıkış kapılarının değiştirilmesini istemişti. Buna göre üstünde ALARKO yazısının bulunduğu kapıdan, artık çıkışlar yapılıyor. Holdinge girişler ise diğer kapıdan yapılıyor.
Cenaze bugün
Garih’in cenazesi bugün İstanbul’da toprağa verilecek. Garih için saat 13:00’de Neve Şalom Sinenogu’nda bir dini tören düzenlenecek. Garih’in cenazesi daha sonra Ulus Musevi Mezarlığı’na kaldırılacak.
MOSSAD’ın girişimi doğal
MOSSAD ajanlarının Üzeyir Garih cinayetini soruşturmaya başladığı yönünde çıkan haberleri değerlendiren Terör Hareketleri Uzmanı Doç. Dr. Emin Gürses, bu durumun çok doğal olduğunu söyledi.
Gürses, şunları kaydetti: “İsrail’le Türkiye arasında bu tür olaylarda işbirliği yapılabileceğine dair karşılıklı anlaşma var. Fakat MOSSAD elemanları kendi istedikleri gibi Türkiye’ye gelmez. Bunu anlaşmaya uygun olarak, Türkiye’nin daveti üzerine yaparlar. Yani Türk polisi işbirliği için davet eder onlar da gelir. Öte yandan dünyadaki bütün Yahudi işadamları İsrail devletine yıllık vergi öder. Bu, yasal olmayan bir vergidir. İsrail devletinin kuruluş temelinde de bu vardır. MOSSAD bu insanları bu yüzden korur.”
Birol Aydın / İSTANBUL(Zaman)
Yılmaz: Birkaç güne aydınlanır
Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, Üzeyir Garih’in katilleri ile ilgili birkaç gün içinde kesin sonuçlara ulaşılacağını söyledi.
Konu hakkında İçişleri Bakanı ile görüştüğünü belirten Yılmaz, "İlk alınan katil zanlılarından sonra iş değişti. Ancak cinayet birkaç güne kadar açıklığa çıkacak.” dedi. Garih’in öldürülmeden önce son görüştüğü kişi olan Bulgaristan Başbakan Yardımcısı Nikolay Vasillev de dün Yılmaz ile birlikte idi. İki ülke arasındaki ekonomik potansiyeli değerlendiren Yılmaz ile Vasillev, görüşmede aradaki dış ticaret hacminin artırılması konusunda görüş birliğine vardıklarını ifade ettiler.
Zafer Özcan / İSTANBUL(Zaman)
Türk: Henüz siyasî yönü yok
Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, Üzeyir Garih’in öldürülmesiyle ilgili olarak “Şu ana kadar siyasi ve örgütsel bir yönü ortaya çıkmadı.” dedi.
Türk, şunları söyledi: "Olayın bir terör örgütü tarafından işlenmediği başlangıçta kesin kanaat şeklindeydi. Ama şimdi olayın birden çok kişi tarafından gerçekleştirilmiş olduğu şüphesi çok kuvvetli olarak ortaya çıkmıştır. Ama birden çok kişinin bir fiile iştirak etmesi mutlaka örgütlü suç anlamına gelmez. Bugün zayıf görünen bir olasılık daha sonra ortaya çıkacak delillerle güçlü bir olasılık durumuna gelebilir. " ANKARA (Zaman)
Rüyaya göre arsa aldı
Alarko Holding’in Ortaköy’deki binasına taziye için gelen SP Başdanışmanı Ertan Yülek, “Garih eski bir dostumdu.
Beşiktaş’ta bulunan Yahya Efendi Dergâhı’na tabi olduğunu düşünüyorum. Rüyasında Yahya Efendi’yi gördüğünü ve kendisinden orada satılık bir yer olduğunu ve orayı satın almasını istediğini biliyorum. Orayı, yani şimdi evinin olduğu yeri satın aldığını biliyorum. “ dedi. Ufuk Şanlı / İSTANBUL (Zaman)
Çuvalın sırrı çözüldü
Eyüp Sultan Mezarlığı’nda bulunan üzerine kan bulaşmış olan çuvalla ilgili incelemeler tamamlandı.
Sözkonusu çuvalın, olay yerine ilk ulaşan Eyüp İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı ekiplerce vücudundaki yara izinin tespit edilmesi için kıyafeti çıkartılan Üzeyir Garih’in üzerine örtüldüğü ve bu nedenle kan bulaştığı anlaşıldı. Laboratuvarda yapılan analiz sonucu da çuvala bulaşan kanın, öldürülen Garih’e ait olduğu saptandı.
Öğrencisine göre burs
Türkiye genelinde 50 kuruluş, vakıf ve sanayi odası, aradığı şartlara uyan binlerce üniversite öğrencisine burs veriyor.
Kuruluşlar burs vermek için genelde öğrencilerin üniversiteye giriş aşamasında ya da eğitim sürecinde gösterdikleri başarıyı esas alıyor. Bunun yanı sıra Türk Diyanet Vakfı "imam–hatip lisesini birincilikle bitirerek, ilahiyat fakültesine girmek", ÇYDD, Sema Yazar Gençlik Vakfı "Atatürk ilkelerine, milli ve manevi değerlere bağlı olmak" gibi şartlar getiriyor. Üniversitelerin güçlendirme vakıfları, burs verecekleri öğrencilerin kendi okullarından olmasını gözetirken, illerin sanayi odalarının öncelikli koşulunu da "hemşehrilik bağı" oluşturuyor.
TED Ankara Koleji Vakfı farklı bir açıdan yaklaşarak, başarılı, yetenekli ve öğretmenliğe istekli öğrencilere okul sonrası mecburi hizmet karşılığı burs veriyor. Vakıf, ODTÜ İngilizce, matematik ve fen branşları ile Hacettepe Üniversitesi Türkçe, Türk dili ve edebiyatı branşlarında 3. veya 4. sınıf öğrencisi olanları değerlendirmeye alıyor.
Bolu İzzet Baysal Üniversitesi de öğrencilere yardımı sürekli kılabilmek için burs verdiği tüm öğrencilerden mezuniyet sonrasında maddi durumları uygun olduğu takdirde öğrenci okutacaklarına ilişkin söz istiyor.
Burs veren kurum ve kuruluşlar
Başbakanlık: 0312 - 419 13 93 / 94
Hacı Ömer Sabancı Vakfı (VAKSA): 0322 - 363 09 88
İstanbul Ticaret Borsası Vakfı: 0212 - 511 84 40
İTO Vakfı: 0212 - 511 41 50'den 256 - 235
Türk Eğitim Vakfı: 0212 - 217 58 36 (8 hat)
Sağlık ve Eğitim Vakfı: 0212 - 512 18 78
Koç Vakfı: 0216 - 341 46 51 (30 hat)
Sema Yazar Gençlik Vakfı: 0312 - 440 16 16
Türk Diyanet Vakfı: 0312 - 417 08 74
Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı: 0216 - 492 32 32
İstanbul Büyükşehir Belediyesi: 0212 - 512 55 00
İstanbul Sanayi Odası: 0212 - 251 51 95 (3 hat)
Eskişehir Ticaret Odası: 0222 - 230 72 31/ 32
TÜBİTAK: 0312 - 468 5300 / 3201
Atatürk Vakfı: 0212 - 293 26 33-34
Ali Ekinci Vakfı: 0212 - 270 67 01 (11 hat)
ESS Eğitim Vakfı: 0212 - 272 87 74 - 272 87 83
Şahinler Vakfı: 0212 - 637 29 37 (2 hat)
T. Kanserle Savaş Vakfı: 0212 - 278 83 41 (4 hat)
Roche: 0212 - 270 00 00 (9 hat)
SPK: 0312 - 212 62 80
Finans Vakfı: 0212 - 230 66 18
TÜGİAD: 0212 - 274 99 74
Denizli Sanayi Odası: 0258 - 261 16 39
Cankurtaran Holding: 0212 - 251 62 00
İTÜ Vakfı: 0212 - 285 30 30
Dr. Mümtaz Gürsoy Okutma Vakfı: 0216 - 348 75 40
Rüştü Akın Vakfı: 0212 - 571 11 11
21. yy Eğitim ve Kültür Vakfı: 0212 - 275 52 44
Ord. Prof. Dr. F. Kerim Gökay Vakfı: 0212 - 527 96 11
Türk Lions Vakfı: 0212 - 296 54 44
Kurtsan Vakfı: 0212 - 507 04 00
Türk Petrol Vakfı: 0212 - 259 32 62
Galatasaray Holding: 0212 - 293 43 10 (3 hat)
Türk Kadınlar Birliği Vakfı: 0212 - 263 67 39
Adana Ticaret Odası: 0322 - 359 13 43
Balıkesir Ticaret Odası: 0266 - 241 23 70
Kocaeli Ticaret Odası: 0262 - 322 30 10
Kayseri Ticaret Odası: 0352 - 222 45 28
Edirne Sanayi ve Ticaret Odası: 0284 - 225 10 14
Yumlu Eğitim Kültür Vakfı: 0216 - 385 72 31 (3 hat)
Ondokuz Mayıs Üni. Güç. Vakfı: 0362 - 457 73 26
Sağlık Vakfı: 0212 - 532 53 15
Afyon Ticaret Odası: 0272 - 213 56 57 (4 hat)
Türkiye Milli Kültür Vakfı: 0212 - 417 64 78 (3 hat)
ICEP Burs Vakfı: 0312 - 436 19 64 - 446 42 45
Bakanın 8 yıl itirafı
Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu, 8 yıllık eğitim kampanyasına devletin gereken desteği vermediğini söyledi.
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Frito Lay tarafından Derince'de yaptırılan ek derslik binasının açılışında konuşan Bostancıoğlu, "Devlet, maalesef eğitime gereken parayı ayıramadı. Ancak halk ayağa kalkarak eğitime destek verdi. Deprem felaketinde 16 milyon insanımız zarar gördü, 18 bin can kayboldu. Buna rağmen eğitime ara vermedik. Halkımızla birlikte eğitimdeki zararları aza indirgemeye çalıştık. Gereken destek verilseydi, bugün eğitim bambaşka olurdu. Deprem felaketinde bile, ayrılan bütçenin 5 katı destek verilmesi gerekirken bu destek de yapılmadı." dedi. Fikri Kaya-Mustafa Eranıl / İZMİT
Kayıtta elenmeyin
Üniversitelere kayıtlar 13-19 Eylül tarihleri arasında yapılacak. Eksik belgeli başvurular kabul edilmeyecek. Belirtilen tarihte kayıt yaptıramayan aday, hiçbir hak talep
edemeyecek.
ÖSYM'nin yaptığı yerleştirme sonucunda bir yükseköğretim programını kazanan adayların kayıt yaptırabilmeleri için, ilgili yükseköğretim kurumunun aradığı bütün koşulları taşımaları gerekiyor. ÖSYS sonuç belgesinde bir programı kazandığının yazılmış olması adaya, ilgili programın öngördüğü diğer koşulları taşımadan kayıt yaptırma hakkı vermiyor. Adayların, kayıt için dikkat etmesi gereken kurallar şöyle:
Adaylar kayıt için bizzat başvuracaklar. Postayla kayıt yapılmayacak,
Kayıtta istenen belgelerin onaysız sureti veya fotokopisi kabul edilmeyecek. Belge eksikse kayıt yapılmayacak,
Belirtilen tarihler arasında kaydını yaptırmayan aday, herhangi bir hak iddia edemeyecek,
Yükseköğretim kurumları, kayıt yaptıracak adaylardan sağlık kurulu raporu isteyebilecek.
Tablo–6'da yer alan okul türü veya alan/kol/bölümden mezun olduğunu belgelendiremeyen adaylar, yerleştirmeden doğan haklarını kaybedecekler.
Fuat’ın ailesi perişan
Garih cinayeti zanlısı olarak gözlem altına alınan Fuat N.'nin babası işten atıldı. Herkese rezil olduklarını belirten aile bireyleri, kendilerini mağdur edenlerden hesap soracaklarını söylediler.
13 yaşındaki Fuat N.'nin ailesi, Üzeyir Garih cinayetinden sonra mağdur oldu. Baba Hasan N. işten atılırken, aile fertleri günlerce adliye ve polis karakollarında süründü.
Ailesi ile dün yeniden Eyüp Adliyesi'ne gelen Fuat N., önce Adli Tıp Kurumu Eyüp Şubesi'nden “iyiyi, kötüyü, eğriyi, doğruyu ayırt eden raporu” aldıktan sonra soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı Hasan Yılmaz'a yaklaşık 1 saat boyunca ifade verdi. Fuat N., Savcı Yılmaz tarafından serbest bırakıldıktan sonra adliye çıkışında basın mensuplarının sorularını cevapladı. İlk kez olay günü gördüğü Garih'in kendisine ve Yeşim adındaki arkadaşına 200'er bin lira para verdiğini; ancak sonrasını bilmediğini söyleyen Fuat N., Garih'in yanından ayrıldıktan sonra Eyüp'te kokoreççilik yapan Ahmet Yıldırım adlı kişinin bileyletmek üzere kendisine bir bıçak ve para verdiğini, bu bıçağı bileylettikten sonra iade ettiğini anlattı. Fuat N., daha sonra lastikçilik yapan Tuncay adlı kişinin yanına gittiğini ve burada polislerin kendisini gözaltına aldığını dile getirdi.
Gözaltına alındıktan sonra polisin önce üstündeki tişörtünü, sonra da pantolonunu çıkarttırdığını belirten F. N., “Beni klimalı, buz gibi bir yere götürdüler. Orası soğuktu. Yarım saat beklettiler. 'Bu işi sen yaptın, doğruyu söyle, kafanı kopartırız' dediler. Onlara 'Valla ben yapmadım' dedim.” şeklinde konuştu.
Baba N.: İşten atıldım
Fuat N.'nin babası Hasan N. ise, olaydan dolayı çok mağdur olduklarını ve başta basın olmak üzere kendilerini mağdur edenler hakkında dava açacaklarını söyledi. Hasan N., 9 yıldır çalıştığı Topçular'daki tekstil atölyesinden dün sabah arandığını ve işten kovulduğunun söylendiğini açıkladı.
Olay günü öğle saatlerinde polisin gelip kendisini evden aldığını ve oğlunun cep telefonu çaldığını söylediklerini bildiren Hasan N., bunun üzerine polislerle birlikte gidip oğlunu lastikçiden aldıklarını ve diğer oğlu Bayram'la şubeye gittiklerini ifade eti. Hasan N., oğlunun orada diğer çocuklarla yüzleştirildiğini anlattı. Polisin oğluna sadece bir tokat attığını, bunun dışında işkence yapmadığını kaydeden Hasan N., Üzeyir Garih'in oğluna para verdiğini belirterek, “Oğlum onu nasıl öldürür?” diye konuştu. Hasan N., oğluyla birlikte görüntüsünü almaya çalışan kameramanlara da sandalyeyle saldırdı.
Deli değil, tiner kullanmaz
Fuat N. ile anne ve babası Eyüp Adliyesi'ndeki işlemlerini tamamladıktan sonra Şifa Yokuşu Kasım Katip Sokak'taki 2 odalı evlerine geldi. Burada bisikletine binen F.N., yaşadıklarından son derece etkilendiğini dile getirdi. Baba Hasan N. de oğlu hakkındaki “Deli, tiner kullanıyor” iddialarının son derece kırıcı olduğunu vurgulayarak, “Çocuğum daha 13 yaşında. Ne deli, ne de tiner kullanıyor. Savcılıktan da bu konuda gerekli belgeyi aldık.” diye konuştu.
Oğlunun 1 ve 2. sınıfları Ankara Yıldırım Beyazıt İlköğretim Okulu'nda okuduğunu, İstanbul'a gelince 3. sınıfa Topçular İlköğretim Okulu'nda devam ettiğini belirten anne Adile N., Fuat'ın 4. sınıfa devam etmeden okuldan ayrıldığını söyledi.
Aileyi 4 yıldır tanıdıklarını söyleyen bazı komşuları da, Fuat'ın şu ana kadar kötü bir olaya karıştığını duymadıklarını bildirdiler.
Bu arada Fuat N.'nin ailesinin Kars'ın Kağızman ilçesinden olduğu, Fuat'ın 5 kardeşinden birinin kazada öldüğü, ailenin 92'de İstanbul'a gelip yerleştiği ifade edildi. (Nihat Gasgar / İSTANBUL (Zaman)
Demirel'den taziye ziyareti
9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Alarko Holding’in Ortaköy’deki merkez binasına giderek, Yönetim Kurulu Başkanı İshak Alaton’a taziye ziyaretinde bulundu.
İşadamı Üzeyir Garih’in fevkalade çirkin ve menfur bir cinayete kurban gitmiş olmasından büyük üzüntü duyduğunu belirten Demirel, Garih’in meslektaşı olduğunu, aynı üniversiteden mezun olduklarını hatırlatarak, 50 seneye yakın bir süredir tanıdığı Garih’in, ülkeye pek çok hizmeti olduğunu bildirdi. Demirel, Garih’in, kurduğu şirketler sayesinde 6–7 bin kişiye iş verdiğini, son olarak Isparta’da 400 yataklı bir üniversite hastanesi yaptığını, onu da birlikte açtıklarını kaydetti.
Mezarlıkta bir bıçaklama daha
Kağıthane Sanayi Mahallesi Mezarlığı altında bıçaklanarak öldürülmüş bir erkek cesedi bulundu. İşadamı Üzeyir Garih’in de Eyüp Mezarlığı içerisinde bıçaklanarak öldürülmüş olması nedeniyle emniyet güçleri cinayete büyük hassasiyet gösterdi.
Kağıthane Sanayi Mahallesi Mezarlığı altındaki yoldan saat 02.00 sularında geçen iki genç duvar dibinde kanlar içinde yatan bir erkek cesedi buldu. Cesette hayat belirtisi olmadığını fark eden iki genç, 155 Polis İmdat’ı arayarak durumu bildirdiler. Olay yerine gelen polis ekipleri, şahsın kimliğini belirlemeye yarayacak herhangi bir bulguya rastlayamadı. Ceset üzerinde olay yeri inceleme ekiplerinin yaptığı çalışmalar sonucunda şahsın çok sayıda bıçak darbesi aldığı tespit edildi.
l Said Edige / İSTANBUL
Depremzedeler dairelerini satıyor
Geri ödemelerde güçlük çekeceğini düşünen depremzedeler, kalıcı konutlarını ucuz fiyat karşılığı devrediyor. 'Teslim sözleşmesi'nde 'tapu verilene kadar satılamayacağı' belirtilmesine rağmen, çok sayıda konut rantçılara satıldı.
Marmara depreminde sevdiklerinin yanı sıra evlerini barklarını, eşyalarını kaybeden depremzedeler, iki yılın soğuğunu sıcağını çadırlarda, prefabrike konutlarda, barakalarda geçirdiler. Sıcak, sağlıklı yuvaya kavuşmak için kalıcı konutların bitirilmesini sabırla beklediler. Umutlar ağır aksak da olsa gerçekleşmeye başladı ve 'hak sahipleri' konutlarına kavuşmaya başladılar. Ancak, konut bedellerinin geri ödemesindeki belirsizlik ve ödeme gücü olmayan depremzedelerin ne yapacaklarını bilememeleri sebebiyle, 'hak sahipleri', 'gayriresmi' bir şekilde el değiştiriyor. Arsa–arazi rantına dayalı bir toplumsal yapı içinde kalıcı konutların, birkaç yıl içinde iyi prim yapacağını hesap eden fırsatçılar, zor durumdaki depremzedeye peşin para ödüyor, karşılığında teminat alıyor ve genellikle noterde bir anlaşma yapılıyor. Devletin depremzede ile yaptığı 'Teslim Sözleşmesi'nde, geri ödeme tamamlanıp tapu verilene kadar 'devredilemeyeceği' belirtilmesine rağmen, konutlar 8 ile 15 milyar lira arasında rantçılara satılıyor.
8 milyara pazarlık
12 Kasım depreminin merkez üssü olan Düzce'de yaptığımız araştırma, 'yasadışı satış'ı doğruluyor. Depremzedelere, el değiştirmelerin suç oluşturacağı korkusu yüzünden, gazeteci kimliği ile kimseye 'aldım' veya 'sattım' dedirtmek mümkün olmuyor. Dairesini satmak istedikleri söylenen birkaç kişiyle yaptığımız sohbette de, isimlerini yazmayacağımıza söz vermemize rağmen bir sonuç alamıyoruz. Bunun üzerine, alıcı gibi davranarak, 45 yaşındaki H.Ö. ile görüşüyoruz. Babasından kalma arsa üzerinde kat karşılığı daire sahibi olan H.Ö.'nün feçli annesiyle yaşadığı bina depremde yıkılmış. Halen çadırkentte kalan H.Ö., Düzce kalıcı konutlarından hak sahibi olmuş. Anne, oğul, babadan kalan Bağ–Kur aylığı ile geçiniyorlar. H.Ö., en iyi ihtimalle ödemelerin 80–90 milyon olacağını, ısınma giderleriyle birlikte gelirlerinin bunu karşılamayacağını söylüyor. Daha sonra pazarlığa başlıyoruz. 13 milyardan kapı açan H.Ö., ile 8 milyar lirada anlaşıyoruz. H.Ö., bu para ile arsalarına küçük bir ev yapacağını, parası artması halinde de bir iş kurmayı düşündüğünü söylüyor. Konutların şehre uzak olması ve ulaşım masrafı da, H.Ö.'yü satışa zorlayan bir başka etken.
Bakanlıktan açıklama
Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Basın Müşavirliği, depremzedelerin 'satışına' yol açan değer tespit yapılamamasının, konutların çevre düzenlemelerinin devam etmesi ve bazı arazi sahiplerinin bedel artırma davaları açmalarından kaynaklandığını belirtiyor. Müşavirlikten yapılan açıklamada, söz konusu sıkıntıların 2–3 ay içinde aşılmasının ardından ipotek işlemlerinin ve belirlenen değer üzerinden borçlandırmanın yapılacağı vurgulanıyor. Açıklamada şu bilgiler veriliyor: “Konut fiyatları bölge bölge değişecek. Krizden önce yaptırdığımız konutlarda yaklaşık olarak aynı fiyatlar geçirli olacak. Krizden sonra yapılan binalarda ise daha yüksek maliyet çıkacak. Hak sahipleri ilk iki yıl hiç ödemede bulunmayacak. Daha sonra konutun bedeli 18 yılda faizsiz eşit taksitler altında alınacak. Konutların bedelini ödedikten sonra satmalarında sıkıntı yok. Ancak borçlandırma işlemi yapılırken tapuya şerh düşülüyor. Bu nedenle borç ödenmeden satış işlemi mümkün değildir. Hak sahipleri dairelerini kiraya verseler, masrafları öderler.”
Konutlar haraç mezat
Deprem bölgesinde usulsüz el değiştirmelerin en yoğun olduğu il Düzce. 17 Ağustos'ta hasar gören, 12 Kasım'da ise depremin merkez üssü olan Düzce bu acı olayın üzerine 81. ilimiz oldu. Depremde bin 68 kişi ölmüş, 3 bin 836 kişi yaralanmış ve 15 bin 438 konut yıkılmıştı. Çadırkentlerde barınmaya başlayan 24 bin 936 kişiden, 14 bin 961'i, 8 ay sonunda yapımı tamamlanan 3 bin 816 prefabrike konuta yerleşerek kalıcı konutlarının yapımını beklemeye başladı. Düzce merkezinde Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından 7 bin 206, Dünya Bankası'nca da 622 konut yaptırıldı. Hak sahiplerinin yaklaşık yarısı anahtarlarını almasına rağmen, konutlarda oturanların sayısı parmakla sayılabilecek kadar az. Kalıcı konutlar, şehrin 8 km dışında, Yığılca köyüne yakın, etrafı ormanlık bir arazide inşa edilmiş. Binalar ve çevre düzenlemesi göz dolduruyor. Birkaç yıl içinde konutların 3–4 kat değerleneceğini hesap eden fırsatçılar, daireleri ele geçirmek için adeta birbirleriyle yarışıyor.
'Bir kişi 40 daire aldı'
Adının açıklanmasını istemeyen Düzce Belediyesi'nin üst düzey bir yetkilisi, hak sahibi olmayan bir kişinin, fakir ve ödeme gücü olmayan depremzedelerden 40 daireyi aldığını ve birçok dairenin de ikili anlaşmalarla el değiştirdiğini öğrendiğini belirterek, yaşananları şöyle anlatıyor: “Çok sayıda daire alan kişiler, para bile vermese, konutu alabilecek kadar güçlü. Burada ilk ihale 12 milyara yapıldı. İki tane firma iflas etti. Daha sonraki ihalenin 22 milyara yapıldığını duydum. Çevre giderleri ile dairelerin maliyeti 30 milyarı buluyor. Burada bu maliyet, hak sahiplerine ödetilirse, 2 yıl sonra bu 30 milyarın her yıl için 1,5 milyarının ödenmesi gerekir. Bu da 125 milyon civarı aylık ödeme demektir. Konutların ısıtma sistemleri de müşterek. Bir de yakıt masrafını ve ortak giderleri eklediğiniz zaman bu konutlarda oturmanın maliyeti 250 milyonu bulacak. Düzce'de yaptırılan 7 bin konuttan en az yarısı sabit ücretli çalışanlardan oluşuyor. Varlıklı olanlar zaten bugüne kadar yerlerini yaptılar. Bugün dairelere 10 bin dolar civarında değer biçiliyor. Fakat birkaç yıl sonra bu değer 30 bin dolara çıkacaktır. Böyle giderse birçok dairesi olan kişiler ortaya çıkacak.”
Depremzedeler Derneği: Vatandaş bilgi sahibi değil
'Gima Arkası Pembe Prefabrike' adresinde yer alan Düzce Depremzedeler Derneği 'yasadışı konut satışı'nı doğruluyor. Derneğin Yönetim Kurulu üyesi Ebru Gümüş, konutların 8 ile 15 milyar lira arasında el değiştirdiğini belirtiyor. Gümüş, bazı hak sahiplerinin, satışın yasal olup olmadığını sorduklarını ve bu konu hakkında tam bir bilgisizlik yaşandığına dikkat çekerek, yetkilileri net bir açıklama yapmaya çağırıyor.
Düzce Valisi Fikret Güven: Devlet yüzde 30-40 tenzilat yapabilir
Düzce Valisi Fikret Güven, vatandaşların söylentilere itabar etmemelerini istiyor. Devletin isterse yüzde 30–40 indirim yapabileceğini vurgulayan Güven, şu açıklamayı yapıyor: "Ödeme 2 yıldan sonra başlıyor. Dar gelirli ailelere bile çok ağır yük getirmeyecektir. Devlet isterse yüzde 30–40 tenzilat yapabilir. Müteahhitler çok fiyat indirdi. Her bir daire 13 milyara çıkmasına rağmen, ihaleler 9–12 milyardan verildi. Fiyat farkı kararnamesiyle bu mağduriyet bir miktar giderildi." (Gürhan Savgı-Bilal Dolunay İSTANBUL (Zaman)
Göçmen konutları talan edildi
Soydaşlar için Pendik Kurtköy'de inşa edilen 3 bin 150 konuttan 2 bin 50'si, hak sahipleri tarafından kullanılmadığı için talan edildi. 25 konut da hak sahibi olmayanlarca kullanılıyor.
Bulgaristan'dan 1989 yılında zorunlu göçe tabi tutulan soydaşlar için İstanbul Pendik'e bağlı Kurtköy'de inşa edilen 3 bin 150 konuttan 2 bin 50'si hak sahiplerince kullanılmadığı için talan edildi. Hak sahipleri dışında başkaları tarafından kullanılan 25 konut da bazı kişilerce 'rant sermayesi' haline getirildi.
Devlet Bakanlığı Göçmen Konutları Koordinatörlüğü tarafından bir gazeteye verilen ilanda, 1989'da Bulgaristan'dan zorunlu göçe tabi tutulan soydaşlar için Pendik–Kurtköy'de 3 bin 150 konut inşa ettirildiği belirtildi. İlanda verilen bilgilere göre, göçmen konutları mahallinde yapılan incelemede, konutların verildiği günden bu yana kullanılmadığı, çürümeye terk edildiği, bu sebeple harabe haline geldiği, bazı konutların da hak sahipleri dışında başkaları tarafından amacı dışında kullanıldığı tespit edildi. İnşa edilen 3 bin 150 adet göçmen konutundan 2 bin 50'si hak sahipleri tarafından kullanılmadığı için talan edildi; 25 konut da başka kişilerce amacı dışında kullanıldı ve bazı kişiler tarafından 'rant sermayesi' haline getirildi. Çeşitli sebeplerle hak sahipleri tarafından kullanılmayan 2 bin 75 adet göçmen konutuyla ilgili olarak, hak sahiplerinin gerekli tadilatı yaptırarak konutlarına yerleşmeleri istenen ilanda, geçerli bir mazeretle konutunu kullanamayacak hak sahiplerinin de mazeretlerini 15 gün içinde Göçmen Konutları Koordinatörlüğü'ne yazılı olarak bildirmeleri gerektiği vurgulandı. İlanda, hak sahiplerinin bildirimde bulunmaması ya da konutlarını onararak oturmamaları durumunda, söz konusu 2 bin 75 konutun eski hak sahiplerinden alınarak yeni sahiplerine tahsisinin yapılacağı bildirildi.
Bakan doğruladı
Devlet Bakanı Abdulhaluk Mehmet Çay, Tataristan Özerk Cumhuriyeti'ne hareket etmeden önce hava limanında gazetecilerin soruları üzerine, 6–7 aydan beri yaptıkları incelemeler sonucunda göçmen konutlarında usulsüzlükler tespit edildiğini söyledi. Bakan Çay, “Usulsüzlüklerden de öte, özellikle haksız olarak talepler olduğu gibi, haksız olarak konutların verildiği, hak sahibi olarak gözüken kişilerin konutları kanun çerçevesi dışında sattıkları, kiraya verdikleri ya da boş bıraktıkları, boş bırakılan yerlerin ise birtakım devlet kuruluşlarının ki, şu anda mahkemede olduğu için fazla konuşamıyorum. Yol Su Elektrik (YSE) ve Emlakbank yetkililerinden bazı tutuklamalar var. Sahipsiz gibi gözüken konutların üçüncü şahıslara usulsüz olarak satıldıklarını tespit ettik.” dedi. Çay, usulsüzlüklerle ilgili çalışmaların 2 klasör civarında olduğunu, konuyla ilgili soruşturmaların başlaması için gerekli resmi makamların uyarıldığını bildirdi.
|